Kusursuz Elmas (Mücevherler Serisi)

·
Okunma
·
Beğeni
·
979
Gösterim
Adı:
Kusursuz Elmas
Alt başlık:
Mücevherler Serisi
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
372
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050947335
Kitabın türü:
Çeviri:
Elif Dinçer
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
DEX
Romantik bir polisiye.. Hem de çok komik!



Gündüzleri bilgisayar kurdu, geceleri romans bağımlısı Island Chaptal , New York ‘taki darmadağınık dairesine girdiğinde Bay Doğru ile karşılaşacağından bihaberdir.

Şey.. Aslında Bay Titiz desek daha doğru.

Hem son derece kibar ve yakışıklı hem de Obsesif Kompülsif Bozukluk hastası profesyonel bir tetikçi olan March’ın , Island’ın hayatına girdiğinde onu öldürmeye niyeti yoktur,en azından bir süre. Yalanlar kadar , dağınık çamaşır çekmecelerine de tahammül edemeyen March , Island’ın annesinin gizli bir örgütten yıllar önce çaldığı elmasın peşindedir. Başlarda Island annesinin sırlarına ışık tutmak için March’e yardım ediyor gibi yapar. Ancak ‘önce parçala sonra sorgula’ mantığını benimsemiş başka bir tetikçinin önüne düşünce bir tek March’a güvenebileceğini anlar. March iyi ki vardır… ve yanında taşıdığı ipleri, silahları, bıçakları..



Kendi halinde bir hayat süren Island birdenbire Paris’ten Tokyo’ya uzanan nefes nefese bir kovalamacanın içine düşer. Annesinin vasiyetinde bıraktığı ipuçlarını takip ederek elmasın yerini bulmalıdır. Bu sırada bir erkeğe hayatında hiç olmadığı kadar yakınlaşacaktır. Ama bir tetikçiye aşık olmak kelimenin tam anlamıyla tehlikenin kendisiyle flört etmek demektir.
372 syf.
·6/10
Bu kitaba başlarken arka kapak yazısını okumadım, şans eseri bir yorum gördüm ve o yorum üzerine okuma kararı aldım.

Bu kararı aldığım için şükürler olsun ki pişman değilim. Çünkü daha yıl başlayalı on bir gün oldu ama ben şimdiden üç tane gereksiz şey okudum. Kusursuz Elmas onlar arasına girmedi. Tam tersine okurken güldüm. En son ne zaman kitap okurken gülmemek için kendimi sıktım bilmiyorum.

Island, her şeyden habersiz dairesine girdikten sonra olaylar başlıyor. March şu aralar neredeyse her hayali erkekte bulunan OKB hastası. Bazılarında sinir bozucu bulurum bu durumu ama bu kitapta, March’ın bu davranışları beni benden aldı. Güldüm. Hala inanamıyorum.

Yazarın dilini beğenmem diye korkuyordum başlarda. Bu zamanda her yazılan okunmuyor, okunamıyor malum. Konu güzeldir belki ama anlatım bozuk olunca konunun güzelliği para etmiyor.

Yine büyük şans eseri anlatımı da çok güzeldi. Bana samimi geldi, Island ben her şeyi bilirim kafalarına girmedi. Ergen tavırlarına da girmedi. March’la arası öyle hemen ısınmadı. Her şey yavaş yavaş oldu. Daha ne kadar yavaş olabilir ki?
Kitabı okurken yan karakterleri bile sevdim. Ki bunu en son ne zaman yaptım hatırlamıyorum. Diyalogları, karakterlerin tepkileri… Ben sevdim. Devam kitapları çıksa okur muyum? Kesinlikle.
Çünkü çoğu kasvet dolu kitaba nazaran bu kitap duygularıma hitap edebildi. Gözlerim yaşarmadı ama güldüm. Bir farkı yok.

March ve Island’ın diyaloglarının hayranıyım artık. İkisinin ilişkisini ve March’ın her şeyi ağırdan almasını geçiyorum. Island’ın Dries’e verdiği tepkiler çok güzel olmuştu. Bir ergen gibi onu reddetmeyi geçiyor, olgun bir insan gibi olayları analiz edebiliyor. Böyle düzgün bir kadın karakter görmek bana çok iyi geldi.

Aynı zamanda kötü adamların bile olayı dalgaya vuruyormuş gibi görünmesi çok iyiydi. Bilmiyorum bir tek ben mi fark ettim ama hava hiçbir zaman tam olarak boğulmadı. Her kötü olayda güldüğüm bir yer vardı.

Şu an yazara söylemek istediğim tek şey, umarım devam kitapları da bunun gibidir. Hatta daha iyisidir. Çünkü bir serinin daha bozulduğunu görmeye dayanamam.
Beğendiğim bir kitaptı ve bu yüzden ne yazacağımı bilmiyorum. Benim için farklı bir hava oldu. Değişik bir şeyler isteyenler, gülelim ama biraz da ciddiyet olsun diyorsanız bu kitap okunur. Ben günlere dağıtarak okudum öyle söyleyeyim. Çabuk bitmesin diye.

Hikayeyi, karakterleri, her şeyini beğendim. Tam puan veremememin nedeni Island ve March'ın arasındaki ilişkiydi.Giriş kısmı nasıl oldu tam anlayamadım, hala anlayamıyorum. Gelişme kısmı hangi ara oldu? Sonuç kısmı çok iyi olmuştu. Sevdiğim gibiydi, çekip gidenler topluluğuna hoş geldiniz. Arayı çok açmadan devam kitaplarını da bekliyorum.
372 syf.
·Puan vermedi
Island, evine döndüğünde evin içinde bir adam görür. Bu adam Island'ın rahmetli annesinin yıllar önce gizli bir örgütten çaldığı elması arıyordur. Fakat Island'ın ne annesinin gizli bir ajan olduğundan ne de böyle bir elmastan haberi vardır ve nasıl olduğunu bilmeden evinde gördüğü March ile birlikte elması bulmak üzere macera dolu bir yolculuğa sürüklenir.

Kitaba başlamadan önce nedense bana keyif vereceğini sanmıştım ama hiç de öyle olmadı ve bu benim için bir hayal kırıklığı oldu. Başta ana karakter Island olmak üzere karakterlere bir türlü sempati besleyemedim ve yazarın yarattığı tipleri biraz klişe buldum. Genel anlamda kitabı sevmedim ama isterseniz bir şans verebilirsiniz:):)
371 syf.
·6 günde·2/10
Kitaba başlarken bir beklentim de önyargım da yoktu. İlk yüz sayfayı okurken basit bir macera kitabı -maceramsı da diyebiliriz- olacağını düşünmeye başlamıştım. Çünkü bir hayli temelsiz ve mantıksız, basit bir kurguydu ve araya serpiştirilen birkaç bilgi kırıntısı ve espri dışında dişe dokunur bir şey yoktu. Ama kitap ilerledikçe 5 puan vermenin, bir hayli yüksek kaçacağını düşünmeye başladım. Peki neden?

Önce size özgünlükle hiç alakası olmayan konumuzdan bahsedeyim. Island işten eve döndüğü bir gün, bir seri katil tarafından kaçırılır ve ikisi annesine ait bir mirası bulmak adına yollara düşer. Satır aralarını siz doldurun ki spoiler verdim diye tepki çekmeyeyeyim.

İlk bölümlerde başlayan mantık hatalarını görmezden gelmeye, düşünmeden ve irdelememeye çalışarak okumaya, sadece çerezlik bir kitap okuyorum diye düşünerek kendimi avutmaya çalıştım ama bir yerde bendeki ipler yine koptu. Size karman çorman detaylar vereceğim, kitapta olup da canımı sıkan şeyler yani. Bunlardan ilki, benim yeter ya dediğim yer, kadınla ilgili. Zaten Island karakterini komple insan ve kadın zekasına hakaret ürünü olarak gördüğümü net bir şekilde belirtmem gerek. Şaka değil, abartmıyorum da. Bu karakter, bir hakaretti. Eğer yazarın amacı bir parodi yazmak değilse -ki hiç öyle gelmedi bana- kesin hakaret etmekmiş. İşin komiği de anlatılan karakterin çok zeki olduğunun iddia edilmesi. Zekasını vurgularken yaptığı saçma sapan davranışları değil de yazarın dayatmalarını görmemiz bir hayli acınası olmuş ya neyse. O çok zeki. Matematiği çok iyi.Bilgisayardan anlıyor ve bir sürü dili akıcı bir şekilde konuşuyor, tamam mı?

Peki davranışları nasıl?

Şimdi arkadaşlar, bu kadın KAÇIRILIYOR ve -bu kitap zaten beş günlük bir süreç olduğu için- hızlandırılmış stockholm sendromu kursu almadıysa şayet faille bağ kuracak zamanı ne zaman, nerede, nasıl elde ettiği benim için ciddi bir muamma. Şaka gibi karakterlerde bugün, diyeceğimiz bir mantıksızlıkla kadın en başından beri adamın onu bağlaması, bayıltması, bagaja atması, seri katil olması, ona hakaret etmesi ya da bunun gibi detaylar yerine mavi gözü, takıntılı oluşu, kaslı bedeni ve gamzeleriyle ilgileniyor. Ortada birini sevmeyi bırakın sempati kurmak için bile herhangi bir fiil göremediğimiz halde, sebepsiz yere adamdan hoşlanmaya ve kendince onun yaptıklarına kulp takmaya başlıyor. Mesela? Adam seri katil ama bu onun mesleği tamam mı? Birilerinin de bu işi yapması gerekiyor ve dünyanın düzeni gereği March öyle, tamam mı? Bu meslek. Hem o prensipleri olan bir katil. Öyle herkesi öldürmüyor. Tamam mı? Ayrıca çocukken yaşadığı travmaları göz önünde bulundurursak, bu meslek tam da ona uygun bir meslek. Temizlik yapmayı sevmek suç mu? Hıh.

Şaka bir yana bunlara takılmadım. Neden? Çünkü günümüz macera ve aşk kitapları zaten bu şekilde işliyor. Başına türlü bela açan yakışıklı, kötü görünen ama kalbi temiz, travmatik geçmişe sahip adama aşık ol ve kendini rezil rüsva et. (Alkış!) Beni delirten şeyler kadının aniden kendini adamın ortağı gibi hissetmeye başlaması, bunu yaparken hiçbir duygu geçişi de yaşanmaması, hayatı boyunca değil sevgili, erkek arkadaşı bile olmayan birinin cinsel istismara uğrayıp işkence tehlikesi geçirdikten sonra en ufak bir üzüntü belirtisi bile hissetmemesi hatta katille bu olayın ertesinde yakınlaşacak gücü kendinde bulabilmesi, artık bana o kadar da kötü davranmıyor sanki diye düşünmeye başladığı ve yalnızca üç gündür tanıdığı katille flört ederken adamın onu bagaja tıkması... Bir soluklanıp bunun hakkında konuşayım müsaadenizle. Bakın, adam katil ve kötü demeden onunla flört ediyorsunuz. Eyvallah. Psikopatlığınıza saygımız sonsuz. Ama adam sizin "dırdırınıza" katlanamadığı için sizi BAGAJA tıkıyor. Ve bu olaydan sonra tek yaptığınız ne biliyor musunuz? TRİP ATMAK! Çünkü siz çok zeki, özgür ve karakter sahibi bir insansınız. NEYSE.

Bu kısımlar, saçma sapan aksiyon sahneleri, argo espriler ve beyninizi ağlatabilecek satırların arasında bu iki karakter arasında yakınlaşmalar oluyor. Kadın kendini yamamaya çalışıyor, katil bir evetçi bir hayırcı. Kadın adeta adamın peşinde koşuyor, adam bir karşılık veriyor bir kaçıyor. Sürekli bu hal devam ededursun, kadının azıcık olsun aklı başına gelir sanıyoruz ama kitabın son otuz sayfasında kendisinin de ilan ettiği gibi akıl, fikir ve gurur namına hiçbir şeyi olmadığı için bir kez daha reddedilip bayıltılıyor ve kitabımız bu berbat sonla birlikte, kendi berbatlığı ile kapışıp zirveye yerleşiyor.

Tüm bunların yanında değinmeden geçemeyeceğim bir de yazarın kafasından uydurduğu kitaplar ve onlardan yaptığı alıntılar. Hakkında yorum yapmak istiyorum ama diyecek söz bulamıyorum. Tek merakım, insanların neden böyle olduğu?

Anlayacağınız kitabı hiç sevmedim, bu kadar yüksek bir puan verdiğim için vicdan azabı çekiyorum ve katiyen tavsiye etmiyorum.
372 syf.
·1 günde·7/10
Kusursuz Elmas
Mücevherler Serisi
Camilla Monk
Çok çok Güleceğim bir kitap sanmıştım ama tam tersi çıktı
Hiç gülmedim gerçekten tek bir yerde gülümsedim oda kızın silahı alıp ateş ettiği bir yer söylemeyim sopi olmasın
Diğer yönlerden ki bu kitap ne anlatmaya çalışıyor ile geçti. Sayfalarda pek zevk almadım özelikle Marc
O nasıl bir şeydi öyle ben çok çok düzenli temiz bir kişilik özelikle daha baskın anlatım bekliyordum ama yine tahminim tutmadı. Island ise yani Eh tahmin edilecek düzeyde bir kişilik diyelim
Kitap seriymis öyle bir yerde bitiyor yani sonuçsuz bana göre tabi
Kızımızın hiç beklenmeyen kaçırılma hikayesi
Diğer Kitaplar gelince okurum sanırım sırf sonuç için
Ama beni memnun etmedi kitap bilmiyorum öylece bakıp kaldım kitap bitince şimdi ne oldu böyle diyerek
Her neyse yinede hoş anlatımı vardı aralarında ki muhabbet iyiydi tek elle tutulur tarafı
372 syf.
·Beğendi·10/10
Şimdi sizlere aşşırı komik, eğlenceli ve polisiye tadında, benim okurken neredeyse yüzümde ki sırıtışın, hayal kırıklığının hiç eksik olmadığı bir kitabın yorumunu yazacağım. Öncelikle konusuna geçmeden önce şunu belirteyim; kitap hem eğlenceli hem de okurken insanı eylendiriyor, dili oldukça akıcı. Elinizden bırakmanıza asla izin vermiyor. Bazı yerlerin de karakterlere içimden saydım ya da hak verdim ama bazı yerler de Özellikle sizde okursanız, baş karakterin tutarsız hareketleri, bulunduğu durum karşısında yaşadığı duygu karmaşasına tanıklık etmiş olacaksanız. Çok çok önceden bi kitap okumuştum, Asude'nin Katilimi Beklerken kitabını. Orada kiralık tutulan katil, ondan kaçan kızı öldürmek için peşinden gidiyor ve aralarında çok şey yaşanıyor, o yaşananlara karşın sonu mutlu bitiyor tabi ki de. Yalnız bu kitap daha komik ve eğlenceli ona nazaran. Şimdi ikisini de kıyas etmek istemiyorum ikisi de güzeldi Bu kitabı okurken cidden çok güldüm March'ın titizlik hastalığı beni benden aldı Island'ın kendi iç karmaşası tam bir fiyasko! Bir de bölüm başlarında olan kitap alıntıları var tabi, oraya değinmiyorum Serinin devamını çok merak ettiğimi anlamışsınızdır, çünkü sonunda kalbim kırıldı Umarım çabuk çıkar ve sonu umduğum gibi bit
%22 (80/372)
·Puan vermedi
Kitap şu ana kadar muhteşem ilerliyor. Gülmediğim tek bir sayfası bile yok. Konusu da epey hoşuma gitti, hevesle okuyorum resmen. Island'ın mütüş tesbitlerine bayılıyorum, March'ı tanımadan konuşması falan gerçekten sürükleyici. Hadi bakalım sonu nasıl olacak acaba?
372 syf.
·3 günde·6/10
Yazarın ilk kitabı olduğunu düşünerek daha sakin bir yorum yapacağım. Ama sakin kalamıyorum.

Kitap en başta güzel başladı. Polisiye romantik bir kitap olduğu için seveceğimi düşünmüştüm. Ama erkek karakter beni gerçekten sinirlendirdi.

Sen kimsin de bir kızı bagaja tıkarsın? Bu ayılık falan değil. Bu resmen beyinsiz bir erkek modeli. Erkek de diyemiyorum böyle karakter olmaz olsun. Karaktersiz herif.

Kızın salaklıklarına alıştım. Çünkü bu tür kitaplarda nedense kızlar bir türlü dişli olmuyorlar. Adam ilahmış gibi ona hayran hayran bakarak kitap boyu tüm saçmalıkları yapıyorlar. Hele bu kitaptaki kız benim sinirlerimi daha da bozdu.

Çünkü hanımefendi tıkıldığı bagajdan çıktıktan sonra oğlana sağlam bir tokat atıp, şikayet etmesi ve terk etmesi gerekirken trip attı. Evet TRİP attı. Şu yorumu yazarken bile sinirden başıma ağrı giriyor.

Ve bu kitabı yazan bir kadın. Ve bir kadının bu hale düşmesini doğru bulmuş ki yazmış. Daha ne diyeyim bilmiyorum.

Karakterlere o kadar sinirlendim ki bir ara "Üfff sadece bitireyim." diyerek okudum. Sadece kurguya odaklandım. Evet kurgu güzeldi. Gerçekten başlarda çok eğlenerek okudum. Arkadaşıma bile okuttum. Ama sonra düşüncelerim çok değişti. Ve şimdi serinin devam kitaplarını okur muyum bilmiyorum. Yazar kendisini geliştirdi mi diye şöyle bir bakarım belki emin değilim o konuda.

Altı puanı da en başta güldüğüm, yan karakterler ve kurgu için verdim. Yoksa ana karakterler tam birer gerizekalı.
372 syf.
·1 günde·8/10
Kitaba arka kapak yazısından sonra başladım ve iyi ki başlamışım. Çok büyük bir beklentim yoktu o yüzden ben beğendim kitabı. Bir günde de bitirdim.
Aksiyon-romantik sevdiğim bir tarzdır. Ayrıca bu kitapta çok fazla uygunsuz sahneler de yoktu.
Spoiler= Island'ın iki de bir kaçırılıp durması ve gururu pek takmamasına sinir oldum.

Güzel, sürükleyici ve komik bir roman arıyorsanız okuyun derim :D
O gün, doksan dokuz sentlik aşk romanlarının hepsinin bana yalan söylediğini keşfettim. Ayaklarınızın yerden kesilmesinin hiç de hoş ve sevimli bir tarafı yoktu.
Camilla Monk
Sayfa 24 - Dex Kitap
Bunu bir sürü filmde görmüştüm, hep işe yaramıştı. "Önce beni öldürmen gerekecek!"
March'ın blöf yeteneği benden fazlasıyla ilerideydi: Onun yalnızca omuz silkip tabancasını bana doğrultacağını hiç tahmin etmemiştim. "Nasıl istersen."
Camilla Monk
Sayfa 71 - Dex Kitap
Onun gözlerine ne zaman baksa, tutkunun kaçınılmaz dokunaçlarının yavaşça bedenine sarıldığını, vantuzlarının cildine yapıştığını hissetti.
İlk gençlik yıllarımdan beri babamın hoyrat şoförlüğüne ve hız sınırlarını sürekli zorlamasına alışkındım. March'ın onunla uzaktan yakından alakası yoktu; sakin sakin, yavaş yavaş, diğer sürücülere saygı duyarak ve karşıdan karşıya geçen minik, sevimli orman hayvanlarına dikkat ederek araba kullanıyordu, yani sözün kısası, iğrençti. Yani, mesaj yazmak için arabayı yol kenarına çekip durmak da neyin nesiydi? Bunu yapan kaldı mı hala? Kimsenin karşıdan karşıya geçmediği bomboş yollardaki kırmızı ışıklarda her durduğumuzda oflamamak için kendimi zor tuttum ve ayaklarımı sabırsızlıkla yer döşemesine sürtüp durdum.
March'ın çamurlu ayakkabılarıma baktığını gördüm ve gözlerimi devirdim. Yerdeki halıya azıcık çamur bulaşsa ne olurdu ki? Bu da büyütülecek bir sorun muydu yani?
Tamam, belki de öyleydi.
"Azıcık gergin olduğum için üzgünüm Island. galiba ön koltukta misafirim olmasına alışkın değilim. Müşterilerim genellikle bagajda yolculuk eder."
Vay be. Daha önce nazik özrü böyle korkunç bir tehdide dönüştürmeyi başaran biriyle hiç karşılaşmamıştım.
Camilla Monk
Sayfa 57 - Dex Kitap, neredeyse bir sayfa ama alıntı alıntıdır
Onlara oranla ben iyiydim, arabaya yaslanmış, March'ın ekstra kuvvetli şekerlerinden birini emiyordum, o da yanımda dikilmiş, bir keş gibi avuç avuç şeker yutuyordu.
Camilla Monk
Sayfa 201 - Dex Kitap

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kusursuz Elmas
Alt başlık:
Mücevherler Serisi
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
372
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050947335
Kitabın türü:
Çeviri:
Elif Dinçer
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
DEX
Romantik bir polisiye.. Hem de çok komik!



Gündüzleri bilgisayar kurdu, geceleri romans bağımlısı Island Chaptal , New York ‘taki darmadağınık dairesine girdiğinde Bay Doğru ile karşılaşacağından bihaberdir.

Şey.. Aslında Bay Titiz desek daha doğru.

Hem son derece kibar ve yakışıklı hem de Obsesif Kompülsif Bozukluk hastası profesyonel bir tetikçi olan March’ın , Island’ın hayatına girdiğinde onu öldürmeye niyeti yoktur,en azından bir süre. Yalanlar kadar , dağınık çamaşır çekmecelerine de tahammül edemeyen March , Island’ın annesinin gizli bir örgütten yıllar önce çaldığı elmasın peşindedir. Başlarda Island annesinin sırlarına ışık tutmak için March’e yardım ediyor gibi yapar. Ancak ‘önce parçala sonra sorgula’ mantığını benimsemiş başka bir tetikçinin önüne düşünce bir tek March’a güvenebileceğini anlar. March iyi ki vardır… ve yanında taşıdığı ipleri, silahları, bıçakları..



Kendi halinde bir hayat süren Island birdenbire Paris’ten Tokyo’ya uzanan nefes nefese bir kovalamacanın içine düşer. Annesinin vasiyetinde bıraktığı ipuçlarını takip ederek elmasın yerini bulmalıdır. Bu sırada bir erkeğe hayatında hiç olmadığı kadar yakınlaşacaktır. Ama bir tetikçiye aşık olmak kelimenin tam anlamıyla tehlikenin kendisiyle flört etmek demektir.

Kitabı okuyanlar 53 okur

  • Esmer İbrahimli
  • Ayşenur
  • Aynur Pashayeva
  • KÜBRA
  • Sueda
  • Pelin Yalçın
  • Mirka Azim
  • Ş. Şirin YILDIZ
  • kitapevreni
  • MAKASAPATU

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.3 (5)
9
%14.3 (5)
8
%22.9 (8)
7
%14.3 (5)
6
%20 (7)
5
%2.9 (1)
4
%5.7 (2)
3
%2.9 (1)
2
%2.9 (1)
1
%0