Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç (Türk Edebiyatı Klasikleri - 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
23,9bin
Gösterim
Adı:
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç
Alt başlık:
Türk Edebiyatı Klasikleri - 1
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052954171
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç Hüseyin Rahmi’nin pek çok romanında olduğu gibi ikili bir yapılanma sergiler: Bir yanda eski İstanbul mahalle hayatını yansıtan ve temelde mahallenin kadınları arasında geçen konuşmalardan oluşan renkli tablolar, diğer yanda yazarın öykülediği olay. Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç güncelden nasıl ustaca yararlanılabileceğine dair renkli bir örnektir.

Hüseyin Rahmi Gürpınar (1864-1944) Dönemini ve çevresini romanlarında yaşatıp, genç yaşlarından itibaren geniş halk kitlelerince sevilerek okunmuş Hüseyin Rahmi, edebiyatımızın benzeri az bulunur şahsiyetlerindendir. Kitaplarında İstanbul yaşamının özel inanışları, toplumsal ve ekonomik eşitsizlikler, kadın erkek ilişkileri gibi konular halkın özgün konuşma biçimleri korunarak, çok defa gülünç, bazen hüzünlü olarak işlenir. Romanımıza “mahalli renk” ilk kez onunla girer.

Yazarlık yaşamına 1883’te Tercüman-ı Hakikat gazetesinde başlar. 1896’da İkdam gazetesinde roman ve öyküleri tefrika edilirken üne kavuşur. Döneminin en çok okunan yazarı olur. Tüm kazancı yazarlıktan gelir. Bu sayede Heybeliada’da şimdi müze olan köşkünü alır. 1908 Meşrutiyet’inden sonra Ahmet Rasim’le Boşboğaz adında bir mizah gazetesi çıkarır. İlk soruşturmaya böylelikle uğrar. Gazetesi kapanır. İkinci kez Ben Deli miyim? romanıyla mahkemelik olacak ve yine beraat edecektir. Çoğu roman olmak üzere öykü, tiyatro, makale ve eleştiri türünde altmışın üzerinde kitabı bulunmaktadır.
Yazarın seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.
160 syf.
·Puan vermedi
Kitap biraz sıkıcıydı biraz değil fazla sıkıcı. Mahalle kadınlarının car car dedikodularıyla kafam kazan oldu. Bu kadınlar nasıl bu kadar çok konuşabiliyor anlayamıyorum. Ve Hüseyin Rahmi Gürpınar ın kadın diyaloglarını böyle gerçekçi bir şekilde sentezleyebilmesine hayran kaldım. Ustalık bunu gerektirir zaten.

Kitabımızın konusu (spoiler) aşk, evlilik gibi gözükse de konu farklıdır. Kadınlardan intikam almak isteyen İrfan adında bilgili kültürlü bir adam, Halley kuyrukluyıldızının dünyaya çarpacağını ve her şeyin yok olacağını iddia ederek bir sürü kadını korkutarak kandırır. Mahalle birbirine girer. Ama her durumda olduğu gibi kadının fendi daima erkeği yener.
151 syf.
·3 günde
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç, Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Türk Edebiyatı Klasikleri (Serisi)
Yazardan başlamak istiyorum. Hüseyin Rahmi edebiyatımızın ilk romancılarından, ki bu romanı mesela 1910 senesinde yazmış, 108 yıl önce, Osmanlı Devleti zamanında, yani şu anki devletimizden daha eski bir kitap. Dönem olarak Tanzimattan hemen sonrasına denk geliyor. Fakat çok itibar görmeyen, unutulmuş bir yazar(idi), ta ki 2014 senesinde ölümünün üzerinden 70 yıl geçtiği için eserlerindeki telif kalkana kadar. Telif olmadığı için son yıllarda bir çok yayınevi kitaplarını basmaya başladı buda çok rastlanması ve rekabetten dolayı kitaplarının fiyatının düşmesine neden oldu. Bununla birlikte popülerlik, satış artışı nihayetinde okuyucuyla buluşma geliyor. Bu yayınevlerinde Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları önemli ona yeni bir paragraf açmak gerek.
Malum İş Bankası Yayınları Türkiye'nin en fazla satan, bilinen yayınevi, Hasan Ali Dünya Klasiklerinin ardından çıkardığı Modern Klasikler serisi (ki şuan 130 kitaba ulaştı) çok ilgi gördü, özellikle Zweig ismini parlatan, şuan Türkiye'de en fazla satan ve okunan yazar konumuna getiren bu seridir. Malum bankamız şimdide Türk Edebiyatı Klasikleri serisi çıkarmaya başladı. Şimdiden 6 kitaba ulaşan serinin ilk 3 kitabı Hüseyin Rahmi Gürpınar'a ait. Serinin önemi günümüz Türkçesine çevirip yayınlaması. Aslında daha önce de Türk Klasiklerini günümüz Türkçesiyle yayınlayan yayınevleri vardı ama ekseriyeti orjinal haliyle yayınlıyor ve malesef Osmanlı Türkçesinden çok uzaklaştığımız için eserdeki kelimelerin yüzde 20-30'unu anlayamıyorduk. Ben aslen orjinalini okumayı tercih etsem de İş Bankasının kitaplarını incelediğimde çok fazla değişiklik ve deformasyona maruz kalmadığı (şimdilik) ve böyle güzel bir serinin koleksiyonumu kitaplığımda görmek istediğim için kitapları 1. baskılarından (Bu çok önemli 1. Baskı takıntısı var bende, inşallah kaçırmadan serinin bütün kitaplarını 1. Baskısını alıcam) itibaren almaya ve okumaya niyet ettim. Serinin ilk kitanı da işte bu kitap. Bu seriyle beraber parlayan yazar da bence Hüseyin Rahmi Gürpınar olacak. Seri çıktığında en fazla okunan yazarlarda 250. iken şimdiden 215. sıraya yükseldi ileride daha yukarılarda görücez kendisini.
Ve kitaba gelirsek, önce Halley Kuyruklu yıldızından bahsedicem. eskiden teleskoplar olmadığı için gökyüzünde gördüğümüz herşeye yıldız demişiz göktaşlarının hareket etmeside yıldız kayması olarak adlandırılmış. Halley'de aslında bir göktaşı, yıldız değil. İsmini 1700'lü yıllarda bu göktaşını keşfeden ve her 76 yılda bir dünyanın yanından geçtiğini, bir sonraki geçişinde 1758 yılında olacağını ileri süren Edmund Halley'den almış ve harbiden de 1758'de bu göktaşı dünyamızın yanından geçmiş. Romanımızda da Halley'in bu sefer dünyamızın yanından geçerken dünyamıza çarpacağı dedikodusu var ve konu burdan başlıyor. Dedikodu daha çok mahalledeki kadınlar arasında abartılarak yayılıyor. Kitabın başı olan bu kadın diyaloglarına incelemelerde gördüğüm üzere çok sıkıcı bulunmuş ve kitap bunun üzerinden eleştirilmiş. Evet kitabın başı biraz sıkıcı ama kitap hep böyle gitmiyor. Kötü de değil bence. Esas oğlanımız İrfan ise bilgili, okumuş bir eleman. Ama kadınlardan nefret ediyor ve gazetelerde kadınlar aleyhine yazılar yazıyor. Ve bu Halley olayı en çok onu mutlu ediyor zira kadınları toplayıp konferanslar vererek Halleyden abartarak bahsediyor ve dünyamıza çarpacağını söylüyor. Böylece kadınları korkutup onlardan intikamını alıyor, kendince, mal. Neyse sonra esas kızımız çıkıyor ortaya, şey aslında çıkmıyor, mektup yazıyor İrfan'a onu kendine aşık edip oyunlar oynuyor, o da kendince. İrfan'ın platonik aşkı, kızımızın oyunları, kuyrukluyıldızın çarpma senaryosu falan derken kitap gidiyor işte. Daha fazla ayrıntıya girmeyelim, spoiler olmasın.
Kitabın ana temasına gelirsek, sonda bir sayfada yazarın yazdığı yazıda anlatmaya çalıştığı gibi, hurafelerin, dedikoduların saçmalık olduğu, insanları korkutup, yalan bilgi yaymaktan başka bir işe yaramadıkları anlatılıyor. Roman bizi 1910'lı yıllara götürüyor, mekansal olarak değil malesef, mekansal pek tasvir yok ama o dönemin toplumunu özellikle bu hurafe ve dedikodu, konuşmalar vs. iyi anlatıyor. Hurafe meselesine gelirsek bunun tek sebebi CE-HA-LET. Bakın size bir olay anlatayım bırakın 1910'u, yıl 2002 bilemedin 2003, ortaokulu okuduğum kasabada imamın işi çıkmış din hocamıza rica etmiş cumayı sen kıldırır mısın diye. Bizim hoca cumayı kıldırıp hutbeyi verdikten sonra cemaate, "Ey cemaati müslümin duydum ki ağacın birine çaput falan bağlayıp, dile diliyormuşsunuz bunlar hurafe inanmayın, yapmayın günahtır." dedi, demez olaydı adamı ilçe müftülüğüne şikayet etmişler. Ama bugün bakıyorum o kasabadaki ağaçta artık bir tane çaput yok, evet hala olan yerler olabilir ama o cahil insanlar ölüyor, ya da iletişim ve araçları arttıkça bilinçleniyor. Artık eskisi kadar yok bunlar şükür.
Neyse çok uzattık, şimdi bu halley 2060 yılında tekrar dünyamıza yakın geçecek o zaman yaşıyor olursak (ki pek zannetmiiyorum ben 69 yaşında olucam) o zaman bu incelememi tekrar paylaşıcam, 42 yıl sonra görüşmek üzere.
160 syf.
·3 günde·7/10
Kuyruklu yıldızın çarpacağı haberi mahalle kadınlarının dedikodularına dolanır ve heyecanlar, batıl inançlar, gıybetler, yalanlar gırla patlar.Yazar bunlara göndermeler yaparak okuyucuya ders verir.

Gürpınar'ın okuduğum ilk romanı dili çok sade akıp gidiyor ama konusunu biraz sıkıcı buldum hikayenin içine hemen giremiyorsunuz, tiyatro sahnesini izlemek daha zevkli.kitaba başlar başlamaz teyzeler hepsi bir ağızdan bıdı bıdı konuşuyor kim kim di, o nerede oturuyordu , o hangisine laf attı bunlar hep birbirine karıştı yer yer güldürdü.Yazar batıl inançlara,dedikoduya, pireyi deve yapmalara inceden göndermeler yapmış ama asıl teması;
" insanların yalan söylemekteki korkusuzlukları!"
184 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Çünkü insanlar her felakete bilgisizlikleri yüzünden uğramışlar ve hâlâ da uğramaktadır...
Hüseyin Rahmi Gürpınar, genel olarak yaşadığı çağdaki toplumun yobazlığına ve gericiliğine değinmiş.
Beni etkilen şey ise 1900'lü yılların başında bir erkek olarak kadın haklarını bu kadar savunması oldu. O zamanda yaşayan kadınlarımızın yaşadığı zorlukları çok güzel bir dille açıklamış, yetmemiş bunu eleştirmiş. Ayrıca çok da romantik bir yazar. O kadar güzel o kadar sade bir dille aşkı anlatmış ki insan hayran kalıyor.
İyi okurlar...
192 syf.
·2 günde·8/10
Klasikleri seven biri olarak, bu kitabı da severek, elimden bırakamadan okudum.
Hüseyin Rahmi, kitabında o dönemdeki ve dolayısıyla günümüzde de devam eden evlilik kurumundaki aksaklıkları ve özellikle kadınlara toplumun bakış açısını öyle güzel ve gerçek gözlemlerle aktarmış ki Türk edebiyatının en önemli natüralist yazar olma unvanını sonuna kadar hak ediyor. Mizahi dili, anlatımının akıcılığı romanın sürükleyici olmasını sağlamış.
160 syf.
·19 günde·6/10
İş Bankası Türk Klasikleri'ni günümüz Türkçesi ile yeniden basmaya başladı. Ben de hazır fazla kitap yokken seriyi kütüphaneme eklemek istediğim için ilk 6 kitabı almıştım. (Şuan 7 de geldi sanırım.)

Halley kuyruklu yıldızının Dünya'ya çarpacağı söylentisi üzerine bu işlere gönül vermiş amma kıymeti anlaşılamamış İrfan Bey'in kadınlarla arası pek iyi değildir ve intikam fırsatı kolladığından, kuyruklu yıldız için ben sizi iyice bir korkutayım da görün düşüncesi ile her akşam mahalleli kadınları evine toplayıp felaket tellallığı yapması ile başlıyor hikaye.

Çoğu kişi kitabın başındaki mahalleli kadınların diyaloglarını sıkıcı bulmuş fakat ben bu kısımda çok eğlendim. Aksine kitap ilerledikçe fizik ve uzay üzerine verdiği uzuuun uzuuunn anlatımlar beni çok sıktı. ( Sayısalcılar eqlesin.)

Kitabı çok beğenemedim sonu kuyruklu yıldızdan Yeşilçam'a döndü ama sorun bu da değildi. Ne aşk doğru düzgün iletilmiş okura, ne kuyruklu yıldız korkusu, ne de kurgu. Basit geldi biraz açıkcası havada kalan, oldu bittiye gelen anlatımları sevmiyorum.

Kadının Türk toplumundaki yeri ve kadına yaklaşım üzerine fikirleri ve söylemleri güzeldi. Sorgulamaya sebep olan yazarlara selam olsun.

Gürpınar dede biraz "Kuyruklu Yıldız çarpiyeeah, dünya yok oliyeahh, birileri sürekli felaket tellallığı yapıyeahh... Çarpacak çarpacak dediniz dediniz hani dünya dönüyor." hicvi yapmak için bu kitabı yazmış, kitabın ön sözünde ve son notta da bunu belirtmiş zaten. İnanmayın bunlara, bunlar yalancı, bunlar kaostan besleniyor, bunlar her fırsatta moral bozuyorlar demiş. :)

Klasikleri okumaya devam edeceğim tabii. Bu kitap da edebiyatımızın önemli eserlerinden birisi olarak ele alınarak okunabilir, fakat beklentinizi yüksek tutmazsanız daha iyi olur.
224 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10
Hüseyin Rahmi'nin mizahla harmanlanmış hoş bir eseri. Daha önce okumayanlar için güzel bir macera. Yazık ki Hüseyin Rahmi'nin değeri edebiyatımızda çok bilinmemiş. Kendisinin açık fikirleri de okunmaya değer...
160 syf.
·Puan vermedi
Servet-i Fünun çağdaşı olduğu halde o topluluğa girmemiş olan Hüseyin Rahmi'nin eserlerinde natüralizm, realizm ve romantizmi bolca hissederiz.. Bu eserinde; dünyaya çarpacağı konuşulan Halley kuyruklu yıldız çevresinde gelişen olaylar anlatılıyor. Cehalet içerisindeki halk kulaktan dolma bilgilerle ve bir de bu bilgileri değiştirerek yaymakta.. Eski İstanbul'un günlük hayatından çok çok canlı sahneler canlandırıyor zihnimizde. Biraz ön yargıyla okumaya başladığım bir eser olmasına karşın keyifli geçti. Tasvirlerde ve olayları anlatırken zaman zaman dili ağır olsa da konuşma dili akıcı ve sade... Halk arasındaki diyaloglar en içten şekilde aktarılmış.... Her ne kadar bu incelemede her şeyden bahsetmek adına biraz dağınık yazmış olsam da siz anlamışsınızdır :) keyifli zaman geçirebileceğiniz bir kitap diye düşünüyorum.. :)
150 syf.
İlk Hüseyin Rahmi Gürpınar kitabımı bitirmiş bulunmaktayım ve yazarla tanışmak için iyi bir seçim olduğu kanısındayım. Esere büyük bir beklenti ile başladım ve beklentimi kesinlikle karşıladı.

Efendim gelelim eserin içeriğine;
1910 yılı, mayıs ayında Halley Kuyruklu Yıldızı'nın Dünya'ya çarpacağına dair bir söylenti yayılır. Eserin ilk sayfalarında, İstanbul'da bir mahalledeyiz. Böyle bir söylenti olur da mahallenin kadınları pencereden pencereye dedikodusunu yapmaz mı? Öyle bir dedikodu ki, "Nereden geldik buraya?" dedim bir ara... İtiraf etmeliyim, çok eğlendim bu sayfaları okurken!

Ve gelelim İrfan Galip'e. Büyük bir şöhrete kavuşmak ister İrfan fakat gazetelere, dergilere yazdığı yazılar gereken değeri görmemektedir. Reddedilmiş bir erkek olarak, kadınlar hakkında eleştirel yazılar da yazmaktadır. Ee tabii mahalledeki kadınların kuyruklu yıldız korkusunu duyan İrfan, kadınlardan bir şekilde intikam almak için bir konferans vermek ister. Kuyruklu yıldız hakkında bilgilendirmek adına konferans vereceğini duyurur ama asıl amaç ölümden korkan kadınları daha çok korkutmaktır. Kadınlar büyük oranda katılım sağlar, konferans başlar, burada da dedikodulara devam eder tabii kadınlarımız...

Ve bir gün gizemli bir kadından mektup alır İrfan Galip. Devam eden konferanslar boyunca bir mektuplaşma yaşanır gizemli kadın ve İrfan arasında. Birinin sesini duymadan, yüzünü görmeden aşık olunabileceğine inanır mısınız? Peki sadece bir mektubuyla birine aşık olmaya? Ben inanmasam da etkilendim doğrusu. Benim için bir mektup belki ama İrfan için öyle olmadı... Belli bir süre sonra bu mektuplar öyle bir hâl aldı ki, mektuplaşmanın değerli olduğu dönemlerde yaşamak istedim... Bu isteğimde yazarın etkisi büyük tabii. Çünkü bu mektupların sonu nereye varacak diye kitap sonuna kadar merak içerisinde bırakıyor yazar.

Eser, İş Bankası Kültür Yayınları tarafından sadeleştirilmiş, gayet rahat okunabilir. Hiç sıkılmadan okudum. Fakat araştırmalarım neticesinde, kitabı çok beğenen de var, beğenmeyen de... Bu sebeple bu eseri tavsiye etmeye korkuyorum ve tercihi size bırakıyorum. Öğrendiğim birkaç kelime ile kitap ile ilgili düşüncelerime son vermek istiyorum.

Utarid: Merkür
Zühre: Venüs
Maatteessüf: Ne yazık ki.

Keyifli Okumalar...
160 syf.
·3 günde
*spoiler*

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın okuduğum ikinci kitabı. Yazarımızın anlatım tarzı mizahi, dili akıcı olduğu için ben çok severek okuyorum :)
Romanda kadına ve evlilik kurumuna bakış, romandaki karakterler üzerinden incelenmekte.
Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç’a değinecek olursak; Halley Kuyruklu Yıldızı’nın dünyaya çarpacağı söylentisi mahalle halkı tarafından dedikodu konusu olan bir olaydır. Genç bir gazeteci olan İrfan Galip Bey, genç bir kadının kendisine olumlu cevap vermemesi dolayısıyla bütün kadınlara düşman olmuştur. Bilgisiz kadınları kandırarak onlardan öcünü almak ister. Her hafta kendi evinde konferanslar düzenleyerek mahalledeki tüm kadınları bu konferanslarına davet eder. Konferanslarında kuyruklu yıldızın dünyamıza çarptığını rüyasında görmüş gibi anlatır. Ve daha ileri giderek yardımcılarına yaptırdığı çeşitli ses oyunlarıyla kadınları korkutur.
Konferanslar devam ederken bir isimsiz mektup alır. Mektup, genç bir hanımdan gelmektedir. Kuyruklu yıldız hakkında bilgi isteyen bu genç hanıma İrfan Galip aşık olur. Tabiri caizse sevdiğini görmeden sevdaya düşer. Bilgi istenilen mektuba karşılık cevaben aşk mektubu yazar. Uzun süren mektuplaşmalardan sonra İrfan Galip genç hanıma evlilik teklifi eder. Genç hanımın yüzünü bir kere bile görmemiş olan İrfan Galip sevda ateşinden mektup getiren kadını takibe başlar ve gördükleri karşısında adeta vehim içinde kalır. Karşısına çıkan bir başka kadının sevdiği hakkında ithamları da onu bu evlilikten vazgeçirmez.
“Geçinebilirsem ne âlâ, geçinemediğim takdirde “iraden elinde olsun” deyiveririm vesselam” diyerek evlilik konusunda ısrarcı davranır. Feriha Hanım’ın evlenmek için tek şartı vardır; düğünün kuyrukluyıldızın dünyaya çarpacağı gece olmasını ister. İrfan Galip bunu kabul eder ve düğün gününe kadar Feriha Hanım’ı hiç görmez.

Roman, Türk toplumundaki evlilik kurumunu eleştirir. Romanın ana karakteri İrfan Galip’e göre evlilik, yaşadığı toplumda sadece uyulması şart bir âdeti yerine getirmek için yapılan bir eylemdir. Romanın yazıldığı döneme bakacak olursak kadın ve erkek sosyal hayatta bir eşitsizliğe sahip, bir arada bulunmuyorlar. Feriha, eğitimli olması ve spora olan merakıyla romandaki diğer Osmanlı kadınlarından ayrılıyor. Bir diğer özelliği ise seçilen değil seçen olması. Çünkü İrfan Bey’e mektup yazmasında onu önceden görüp tanıdığı belli. Ona yaptığı oyunlarla onun kadın düşmanlığından bi nebze öç almak istemiştir. Feriha aynı zamanda romandaki diğer yenilikçi karakterimiz ilki İrfan Galip.
Keyifle okuduğum bir kitap oldu. Hüseyin Rahmi kadının duygularını ne kadar güzel bir dille anlatmış. Kitapta şöyle bir cümle vardı:

“ Zavallı Türk kadını için ev içinde bedenini hareket ettirmeye iki büyük vesile vardır. Ya ortalık süpürmek adına hasır süpürgeyi alıp iki kat olarak evin bütün mikroplu tozlarını yutmak… Yahut çamaşır adına leğen başında akşama kadar bütün ailenin kirlilerinin sıcak su için saldığı zehirli buharları teneffüs etmek… İşte bizim en büyük egzersizimiz, sporumuz bundan ibarettir. Biçare her dediğinizi kabul ediyor. Her sözünüze eyvallah diyor. Şu şekilde yetiştirdiğiniz kadını şimdi ne hakla beğenmiyorsunuz?”

okuyacak herkese iyi okumalar (:
160 syf.
·2 günde·8/10
Eserde isteyerek, severek, aşık olarak evlenen iki insanın evliliğinden bahsetmekte. ve birbirine aşık olan bu iki insanın evlendikleri gece halleykuyruklu yıldızı dünyanın yakınından geçmektetir. bu nedenle de eserinin adı kuyruklu yıldız altında bir izdivaçtır. yoksa bu kitapta o çok korktuğunuz evliliği öven, herkes evlenmeli diyen hiçbir şey yok.


eserin baş kahramanı irfan, batılı eğitim görmüş, insanların batıl inançları ile dalga geçmeyi çok seven bir şahsiyettir. Yaşadığı kötü bir olaydan sonra, kadınlardan nefret eder. Kadınların cahil ve bilgili, kültürlü olamayacağına inanır. kadınlar hakkında atıp tutmakta tereddüt etmez. Ta ki gizemli bir kadından kendisine gelen mektuplara kadar.


günümüzdeki birçok romana göre çok daha kaliteli bulduğum güzel bir romandı.
Şimdiye kadar sevilmedim. Çok özendim. Fakat sanırım ki sevmedim. Yahut biraz öyle zannettiklerimin sevgi olmadığını şimdi anlıyorum. Gençlerin kalplerini saadetle dolduran sevgi perisi benim gönlümde hiçbir vakit bir hakikat şekline girmek lütfunu göstermedi. Daima daima hayal şeklinde kaldı. İşte ben öyle oyalandım. Hep hayaller hülyalar arkasından koştum. Hep mevcut olmayan afetler için ağladım. Bu hiçler için o kadar yoruldum ki aşkı da inkar edecek bir hale geldim.
Beynin de, kullanılmayan başka bir vücut organı gibi zayıflayacağını bilmeyerek bilgilerini genişletecek, zihinlerini kuvvetlendirecek bir ciddi şekilde okumaya üşeniyorlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç
Alt başlık:
Türk Edebiyatı Klasikleri - 1
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052954171
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç Hüseyin Rahmi’nin pek çok romanında olduğu gibi ikili bir yapılanma sergiler: Bir yanda eski İstanbul mahalle hayatını yansıtan ve temelde mahallenin kadınları arasında geçen konuşmalardan oluşan renkli tablolar, diğer yanda yazarın öykülediği olay. Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç güncelden nasıl ustaca yararlanılabileceğine dair renkli bir örnektir.

Hüseyin Rahmi Gürpınar (1864-1944) Dönemini ve çevresini romanlarında yaşatıp, genç yaşlarından itibaren geniş halk kitlelerince sevilerek okunmuş Hüseyin Rahmi, edebiyatımızın benzeri az bulunur şahsiyetlerindendir. Kitaplarında İstanbul yaşamının özel inanışları, toplumsal ve ekonomik eşitsizlikler, kadın erkek ilişkileri gibi konular halkın özgün konuşma biçimleri korunarak, çok defa gülünç, bazen hüzünlü olarak işlenir. Romanımıza “mahalli renk” ilk kez onunla girer.

Yazarlık yaşamına 1883’te Tercüman-ı Hakikat gazetesinde başlar. 1896’da İkdam gazetesinde roman ve öyküleri tefrika edilirken üne kavuşur. Döneminin en çok okunan yazarı olur. Tüm kazancı yazarlıktan gelir. Bu sayede Heybeliada’da şimdi müze olan köşkünü alır. 1908 Meşrutiyet’inden sonra Ahmet Rasim’le Boşboğaz adında bir mizah gazetesi çıkarır. İlk soruşturmaya böylelikle uğrar. Gazetesi kapanır. İkinci kez Ben Deli miyim? romanıyla mahkemelik olacak ve yine beraat edecektir. Çoğu roman olmak üzere öykü, tiyatro, makale ve eleştiri türünde altmışın üzerinde kitabı bulunmaktadır.
Yazarın seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.

Kitabı okuyanlar 5,2bin okur

  • H. Çelik
  • Ceyda Turan
  • Sinem
  • Sevinc Qurbanova
  • Elvin Yakar
  • Yıldızlar ve ay
  • Kitap.vesaire
  • Meryem şişman
  • Cemrenur Önemli
  • Cezmi Serhat Sakallı

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.6
14-17 Yaş
%7.2
18-24 Yaş
%23.9
25-34 Yaş
%31.2
35-44 Yaş
%16.7
45-54 Yaş
%13
55-64 Yaş
%2.5
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%75.6
Erkek
%24.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.2 (180)
9
%12.1 (193)
8
%17.3 (277)
7
%16.2 (260)
6
%6.4 (103)
5
%2.8 (45)
4
%0.9 (14)
3
%0.5 (8)
2
%0.2 (3)
1
%0.2 (4)

Kitabın sıralamaları