Adı:
Kuyu ve Sarkaç
Baskı tarihi:
30 Eylül 2018
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057949059
Kitabın türü:
Çeviri:
Selma Aksoy Türköz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ketebe Yayınları
Baskılar:
Kuyu ve Sarkaç
Kuyu ve Sarkaç
Kuyu ve Sarkaç
Kuyu ve Sarkaç
Kurgu öykülerin usta ismi olan Edgar Allan Poe, ürettiği eserlerle edebiyat tarihine şüphesiz damga vurmuş bir isim. Gotik edebiyatın usta kalemi olarak anılıyor olsa da onu tek bir türle bağdaştırmak olanaksız. Poe’nun korku öykülerini daha önce benzerine rastlanmamış şekilde kaleme almış oluşu ne denli önemliyse yazdıklarıy­la polisiye, bilimkurgu ve fantastik gibi türlere ilham kaynağı oluşu da en az onun kadar önemlidir.

Yazdığı kurgu öyküleri, yazanın adına bakmaksızın Poe’nun yazdığını anlayabilece­ğiniz bir dizi öyküyü okuyabileceğiniz Kuyu ve Sarkaç, yazarın gizemli dünyasının içinde bir yolculuğa çıkıyorsunuz.
Öncelikle incelememe yazarın hayatından başlamak istiyorum.Çünkü sanatın her alanında,yazar olsun,ressam olsun,müzisyen olsun,ortaya çıkardıkları eserlerde,kendi hayatlarından izler taşırlar...
Edgar Allan Poe,edebiyat tarihine yazdıklarıyla olduğu kadar yaşamöyküsüyle de damgasını vurmuştur.Yoklukla,kayıplarla,hastalıklarla,alkolle ve sanrılarla cebelleşmesine rağmen,belki de tam bu yüzden hem dünya edebiyatına hem de Batı kültürü üzerinde derin bir etki bırakan olağanüstü öyküler ve şiirler ortaya koymuştur...
Psikolojik gerilim unsurunu kusursuzlaştırmış,dedektif öyküsünü keşfetmiş ve okuru kendi olağanüstü alemine götürmeyi her seferinde başarmıştır...

Kuyu ve Sarkaç,bu sıra dışı külliyatın en önemli örneklerini içeriyor.
''Şehrazat'ın Bin İkinci Masalı'', ''Morgue Sokağı Cinayetleri'',''Gammaz Yürek'',''Usher Evi'nin Çöküşü'',''Kara Kedi'' ve diğer öykülerinden oluşan derlemede dehşet,delilik,şiddet ve doğaüstü güçler hüküm sürüyor...
Poe'nun kah fantastik kah gotik kah gizemli ama her daim ustalıkla yazılmış öykülerinden oluşan Kuyu ve Sarkaç,yazarın eşsiz dilini ve insanın içinde pusuda bekleyen karanlığı ortaya koyma becerisini sergiliyor...
"Her yer korku, koyu bir kasvet ve karanlığın kara, boğucu çölüyle sınırlıydı."

Poe kitaptaki ilk öykü olan ve kurgusuyla İhsan Oktay Anar'ın Amat isimli romanını andıran Şişedeki Mektup anlatısında böyle özetliyor dünyaya ve yaşama dair tasavvurunu. Aslında bütün büyük yazarların hissettiği ve onları yazmaya sevk eden bir boğuculuk, varoluşsal bir dünyaya atılmışlık hali olsa gerek bu.

Eleonara öyküsünde gündüz düşçülerinden bahsederken şunları söylüyor Poe: “İnsanlar bana deli dediler, ama deliliğin ileri düzeyde zekâ olup olmadığı, fevkalade olan şeylerin çoğunun, derin olan her şeyin düşünce sayrılığından, genel aklın zararına yüceltilen ruh hallerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı sorunu henüz çözümlenmiş değil. Gündüz düş görenler, sadece geceleri düş görenlerin ıskaladığı birçok şeyi bilirler. Bulanık düşlerinde sonsuzluğu bir an için görür gibi olurlar ve uyandıklarında büyük sırrı neredeyse çözmenin kıyısına gelmiş olduklarını görmekten heyecanla titrerler. Parçalar halinde, İyilik hikmetinde ve bundan daha da fazla olmak üzere kötülük hikmetinden bir şeyler öğrenirler”

Kitaptaki tüm öyküler özellikle benim en çok beğendiğim Altın Böcek, Gammaz Yürek, Kara Kedi, Kuyu ve Sarkaç bu delilik anlatılarının bir yansıması olarak okunabilir.

Benim en sevdiğim ve kendime en yakın bulduğum yazarların en basında gelir Edgar Allan Poe. Her yazar metnini oluştururken ve olay örüntüsünü kurgularken bir anlamda bize kendisini içinde bulduğu dünyayı anlatır.



Edebiyatın gotik ve mutsuz çocuğu Poe'nun dünyası oldukça kasvetli, karanlık, nemli ve sürekli pusta bekleyen gerçek ile hayalin sınırında puslarla doludur. Alkoliktir, kumarbazdır ve deliliğin/cinnetin sınırında yaşamaktadır. Bu sınırı aşmanın bir ödülü olarak gördüğü/sanrıladığı alt dünyanın bir tasvirini sunmuştur bizlere Poe. Bu anlamda o dedektif öykülerinin, gotik edebiyatın bir nevi kurucu aktörüdür.

Morgue Sokağı Cinayetleri öyküsünde şöyle yazar Poe:

"Delilerin de bir ulusu, bir dili vardır, sözleri anlamsız olabilir; ama ne söyledikleri anlaşılır."

İşte Poe'nun farkı bu dilin oluşturduğu dünyanın simgelerini ve mesajlarını yargılamadan önce çözümleyebilmesinde yatmaktadır. Kuşkusuz o bu yönüyle psikanalizin bir öncüsü ve  habercisidir.

Poe'yu okumak, onu anlamak için uğraşmak, olabildiğince karanlık, yoğun ve kasvetli anlatıları içinde kaybolmak oldukça keyif verici.

Gotik edebiyat severler kesinlikle okuyun ve edebiyatın tuhaf ve müzmin çocuğu Poe'yu sevin.
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.628 Oy)8.905 beğeni28.986 okunma861 alıntı140.962 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.434 Oy)19.200 beğeni43.814 okunma3.047 alıntı184.776 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.371 Oy)9.335 beğeni25.941 okunma1.865 alıntı120.050 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.515 Oy)8.114 beğeni23.017 okunma855 alıntı90.844 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.792 Oy)13.521 beğeni34.853 okunma3.469 alıntı147.489 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.075 Oy)6.424 beğeni16.983 okunma2.788 alıntı86.878 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.462 Oy)3.956 beğeni13.095 okunma1.248 alıntı53.615 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.965 Oy)8.937 beğeni26.565 okunma2.710 alıntı116.035 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.530 Oy)7.944 beğeni21.544 okunma4.059 alıntı130.737 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.709 Oy)5.811 beğeni19.852 okunma845 alıntı102.284 gösterim
Amerikan edebiyatına Gotik türünü tanıtan ve 19.yydan bugüne kadar hem doğrudan hem dolaylı olarak etkisi devam eden Poe'nun öyküleri de hayatı gibi karanlıkla bezelidir. Korku, gerilim, fantastik kurmaca ve polisiye gibi türlerin temellerinde bıraktığı iz, günümüz kitaplarının pek çoğunun merkezinde ansızın belirir. Ürperti, korku, gerilim gibi insan hayatındaki tüm ilkel içgüdüler, okuru iç dünyasında görmezden geldiği, kaçındığı yönleriyle yüzleştiriyor
Santim santim kuyuya iniyorsunuz sarkac misali sallana sallana teninize yaklasan karanlığın binbir tonu şahit oluyor.

Poe' nin tüm öykülerini gözden gecirmek bir ayrıcalık olsaydi, ilk 3 öyküden biri bu olurdu.
Kuyu ve Sarkaç insanların, mekanların, zamanların sıkışmış hallerinini oldukça iyi betimliyor. Hareket edememe hali, çıkış yolları, bizi yok edebilecek her yerden gelen baskılar. Hikayedeki kişinin yaşadığı bir andan öte anlamlar içerlemekte.
Edgar Allan Poe'nun 13 öyküsünün bir araya getirildiği bu kitap, okuyucunun içerisinde kasvet, korku ve gizem gibi türlü duyguları uyandırmayı başarıyor. Kendisi de gizemini koruyan bir şekilde ölen yazarın öykülerine de ölümün çokça yansıdığını görüyoruz. Ölümün yanı sıra "Morgue Sokağı Cinayetleri" ve "Çalınan Mektup" öykülerinde okuyucu, Sherlock Holmes öykülerinin tadını alacaktır diye düşünüyorum.
Birbirinden güzel , şaşırtıcı ve meraklandırıcı öyküleriyle bu kitap, insanın uç noktalarının başka bir deyişle hiç önemsenmeyen davranış ve düşüncelerine değer katıyor. Zekice yazılmış bu kitabın yazarı , yalın anlatımlı kısa öyküyleriyle insana saygı değer olduğunu sezdiriyor.
Fantastik öykü severlerin vazgeçemeyeceği bir kitap. Kuyu ve Sarkaç öyküsünde içine düştüğü bir kuyuyu anlatışı muhteşem. Kara Kedi çok etkilendiğim vahşeti sakinlikle anlattığı bir öyküsü. Poe'nun sakin, acele etmeden anlatısı beni çok etkiliyor. Şehrazat'ın bin ikinci masalının da Yiğit Değer'in hazırladığı kitaba ilham olduğunu düşündüm. Edgar Allan Poe okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
Hala unutamadığım bir hikaye. Karanlık, soğuk ve tedirgin edici. Edgar Allan Poe asla sonu tahmin etmeme izin vermiyor. Hikayenin içine çekiyor her zaman bir şekilde. Okumanızı öneririm.
Ürpertici, etkileyici, bilgiledirici, sürükleyici. Eğer bir yazar olsaydım, bu iltifatları alabilmek icin yazardım. Edger Allan bunu kesinlikle basarmıs. İlham verici.
Kuyu ve Sarkaç, Edgar Allan Poe’nun dehşet öykülerinden biridir. Hem olay hem de durum öyküsü ögelerini barındırır. Fakat olay öyküsü yönü ağır bastığı için olay öyküsüdür. Anlatıcının neden yargılandığına dair bilgi vermeyen öykünün türü modern öyküdür. Betimlemelerle süslenmiş öykünün kişisi Ligeia ve Boşboğaz Yürek’teki gibi birinci kişinin ağzından anlatılmıştır.
Olaylar anlatıcının ölüm cezasına çarptırılması ve hücreye düşmesi ile başlar. Bu bölüm serim bölümüdür. Bu kısımda kullanılan en önemli sembol masadaki yedi adet uzun mumdur. Anlatıcının içindeki yaşama umudunun giderek azalması mumların erimesiyle doğru orantılıdır. Yazarın hücreyi keşfetmeye çıkması ve kuyuyu fark etmesi olayların karışmasına neden olmuştur. Bu kısım düğüm bölümüdür. Yazar farklı zamanlarda kendini farklı koşullarda öldürülürken bulmuştur. Örneğin sandalyeye bağlı olarak uyanmış ve kendine doğru gelen sarkaçtan fareleri kullanarak kurtulmuştur. Duvarların anlatıcıya kaçacak yer bırakmaması ve anlatıcının kuyuya düşmesi de çözüm bölümüdür. Bu sırada anlatıcının duyduğu insan sesleri ve onu bu duruma düşüren yargıçların kapitalist düzeni sembolize ettiği söylenebilir. İnsanların yargıçlara karşı koyamaması kapitalist düzende ezilen alt kesimin durumunu en açık şekilde ortaya koymaktadır. Olayların geçtiği yer anlatıcının olduğu hücredir. Kesin bir zaman belirtilmemesine rağmen Engizisyon Mahkemeleri’nin kurulduğu yıllarda geçen bir öykü olduğu söylenebilir.
Edgar Allan Poe’nun hayatı bütün öykülerinde olduğu gibi bu öyküye de karamsar ve gizemli bir hava katmıştır. Kuyu, sarkaç, mumlar, adalet anlayışından yoksun yargıçlar ve bağıran insanlar kapitalist düzenin kötü yönlerini simgelerken öyküyü akıcı ve heyecanlı kılmıştır.
Edgar Allan Poe ile ilk tanışmamız üniversite yıllarında olmuş daha sonra muvakkaten ayrılmıştık.Kendisiyle tekrarda yolumuzun kesişmesi bir gerilim filminde olmuş,filmin,yazarın bir kitabından ilham alınarak senarize edildiğini öğrenince kendisine karşı 'Bu elemanı okusam sanırım iyi olacak' şeklinde bir duygu beslemiştim...Kuyu ve Sarkaç adlı bu kitabı da kısa hikayelerden oluşan bir kitap.Kitabı okurken kitaba, 'beyaz perdede bir gerilim filmi izliyorum' şeklinde bakmaktan kendimi alamadım.Ki zaten hikayelerinin çoğu da bu minvaldedir.Eğer bu tarzı,'hafiften bulmaca da çözmüş olurum' gibi bir şeyi arzu ediyorsanız okumanızı tavsiye ederim.Bir de bu kitabı okuduktan sonra 'Kuzgun' filmini seyretmeyi...
Ruhumun dayanılmaz çalkantısına etki edecek en ufak bir olayı düşünmek bile beni ürpertiyor. Aslında tehlikeden değil, etkisinden çekiniyorum dehşetinden. Bu zavallı, bu acınası durumda, korku denen o zalim hayaletle mücadele ederken hayattan ve akıldan vazgeçmem o zamanın eninde sonunda geleceğini hissediyorum.
En vurdumduymaz görünen insanlar bile yüreklerinde sıcak hisler taşırlar. Yaşamak ile ölmek arasında fark göremeyecek kadar kaybetmiş olanların bile ciddiye aldığı konular vardır.
İnsan ölünce bile bilincini tamamen yitirmez; aksi taktirde insanın ebedi olduğunu söylemek mümkün olmazdı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kuyu ve Sarkaç
Baskı tarihi:
30 Eylül 2018
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057949059
Kitabın türü:
Çeviri:
Selma Aksoy Türköz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ketebe Yayınları
Baskılar:
Kuyu ve Sarkaç
Kuyu ve Sarkaç
Kuyu ve Sarkaç
Kuyu ve Sarkaç
Kurgu öykülerin usta ismi olan Edgar Allan Poe, ürettiği eserlerle edebiyat tarihine şüphesiz damga vurmuş bir isim. Gotik edebiyatın usta kalemi olarak anılıyor olsa da onu tek bir türle bağdaştırmak olanaksız. Poe’nun korku öykülerini daha önce benzerine rastlanmamış şekilde kaleme almış oluşu ne denli önemliyse yazdıklarıy­la polisiye, bilimkurgu ve fantastik gibi türlere ilham kaynağı oluşu da en az onun kadar önemlidir.

Yazdığı kurgu öyküleri, yazanın adına bakmaksızın Poe’nun yazdığını anlayabilece­ğiniz bir dizi öyküyü okuyabileceğiniz Kuyu ve Sarkaç, yazarın gizemli dünyasının içinde bir yolculuğa çıkıyorsunuz.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0