Kuyu ve Sarkaç Seçme Öyküler

8,6/10  (27 Oy) · 
84 okunma  · 
24 beğeni  · 
1.007 gösterim
Edgar Allan Poe, edebiyat tarihine yazdıklarıyla olduğu kadar yaşam öyküsüyle de damgasını vurmuştur. Yoklukla, kayıplarla, hastalıklarla, alkolle ve sanrılarla cebelleşmesine rağmen, belki de tam bu yüzden hem dünya edebiyatı hem de Batı kültürü üzerinde derin bir etki bırakan olağanüstü öyküler ve şiirler ortaya koymuştur. Psikolojik gerilim unsurunu kusursuzlaştırmış, dedektiflik öyküsünü keşfetmiş ve okuru kendi doğaüstü âlemine götürmeyi her seferinde başarmıştır.

Kuyu ve Sarkaç, bu sıra dışı külliyatın en önemli örneklerini içeriyor. "Şehrazat'ın Bin İkinci Masalı", "Morgue Sokağı Cinayetleri", "Gammaz Yürek", "Usher Evi'nin Çöküşü", "Kara Kedi" ve diğerlerinden oluşan derlemede dehşet, delilik, şiddet ve doğaüstü güçler hüküm sürüyor.

Poe'nun kâh fantastik kâh gotik kâh gizemli ama her daim ustalıkla yazılmış öykülerinden oluşan Kuyu ve Sarkaç, yazarın eşsiz dilini ve insanın içinde pusuda bekleyen karanlığı ortaya koyma becerisini sergiliyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2014
  • Sayfa Sayısı:
    256
  • ISBN:
    9789750722202
  • Çeviri:
    Nazire Ersöz
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Kağan Özkaya 
29 Haz 18:56 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

Öncelikle incelememe yazarın hayatından başlamak istiyorum.Çünkü sanatın her alanında,yazar olsun,ressam olsun,müzisyen olsun,ortaya çıkardıkları eserlerde,kendi hayatlarından izler taşırlar...
Edgar Allan Poe,edebiyat tarihine yazdıklarıyla olduğu kadar yaşamöyküsüyle de damgasını vurmuştur.Yoklukla,kayıplarla,hastalıklarla,alkolle ve sanrılarla cebelleşmesine rağmen,belki de tam bu yüzden hem dünya edebiyatına hem de Batı kültürü üzerinde derin bir etki bırakan olağanüstü öyküler ve şiirler ortaya koymuştur...
Psikolojik gerilim unsurunu kusursuzlaştırmış,dedektif öyküsünü keşfetmiş ve okuru kendi olağanüstü alemine götürmeyi her seferinde başarmıştır...

Kuyu ve Sarkaç,bu sıra dışı külliyatın en önemli örneklerini içeriyor.
''Şehrazat'ın Bin İkinci Masalı'', ''Morgue Sokağı Cinayetleri'',''Gammaz Yürek'',''Usher Evi'nin Çöküşü'',''Kara Kedi'' ve diğer öykülerinden oluşan derlemede dehşet,delilik,şiddet ve doğaüstü güçler hüküm sürüyor...
Poe'nun kah fantastik kah gotik kah gizemli ama her daim ustalıkla yazılmış öykülerinden oluşan Kuyu ve Sarkaç,yazarın eşsiz dilini ve insanın içinde pusuda bekleyen karanlığı ortaya koyma becerisini sergiliyor...

Edgar Allan Poe'nun 13 öyküsünün bir araya getirildiği bu kitap, okuyucunun içerisinde kasvet, korku ve gizem gibi türlü duyguları uyandırmayı başarıyor. Kendisi de gizemini koruyan bir şekilde ölen yazarın öykülerine de ölümün çokça yansıdığını görüyoruz. Ölümün yanı sıra "Morgue Sokağı Cinayetleri" ve "Çalınan Mektup" öykülerinde okuyucu, Sherlock Holmes öykülerinin tadını alacaktır diye düşünüyorum.

Damla Köse 
19 saat önce · Kitabı okumadı · Puan vermedi

En vurdumduymaz görünen insanlar bile yüreklerinde sıcak hisler taşırlar. Yaşamak ile ölmek arasında fark göremeyecek kadar kaybetmiş olanların bile ciddiye aldığı konular vardır.

Melike 
22 Ağu 03:16 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Ürpertici, etkileyici, bilgiledirici, sürükleyici. Eğer bir yazar olsaydım, bu iltifatları alabilmek icin yazardım. Edger Allan bunu kesinlikle basarmıs. İlham verici.

Nurdan Atay 
01 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Fantastik öykü severlerin vazgeçemeyeceği bir kitap. Kuyu ve Sarkaç öyküsünde içine düştüğü bir kuyuyu anlatışı muhteşem. Kara Kedi çok etkilendiğim vahşeti sakinlikle anlattığı bir öyküsü. Poe'nun sakin, acele etmeden anlatısı beni çok etkiliyor. Şehrazat'ın bin ikinci masalının da Yiğit Değer'in hazırladığı kitaba ilham olduğunu düşündüm. Edgar Allan Poe okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

Ayşem 
20 Ağu 11:46 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Hala unutamadığım bir hikaye. Karanlık, soğuk ve tedirgin edici. Edgar Allan Poe asla sonu tahmin etmeme izin vermiyor. Hikayenin içine çekiyor her zaman bir şekilde. Okumanızı öneririm.

Kitaptan 8 Alıntı

Özlem 
27 Nis 23:28 · Kitabı okudu

Oysa akıl gerçeği ararken, alışılmış biçimlerin dışına çıkarsa yolunu bulur.

Kuyu ve Sarkaç, Edgar Allan PoeKuyu ve Sarkaç, Edgar Allan Poe
Özlem 
04 May 17:23 · Kitabı okudu

En vurdumduymaz görünen insanlar bile yüreklerinde sıcak hisler taşırlar. Yaşamak ile ölmek arasında fark göremeyecek kadar kaybetmiş olanların bile ciddiye aldığı konular vardır.

Kuyu ve Sarkaç, Edgar Allan PoeKuyu ve Sarkaç, Edgar Allan Poe
Özlem 
29 Nis 17:20 · Kitabı okudu

'Birinin ne kadar akıllı ya da aptal, ne kadar iyi ya da kötü olduğunu ya da ne düşündüğünü anlamak istediğimde yüz ifademi olabildiğince onunkine benzetirim, sonra da zihnimde ya da kalbimde, bu ifadeye uygun düşen hangi duygu ve düşünceler ortaya çıkacak diye beklerim.'

Kuyu ve Sarkaç, Edgar Allan PoeKuyu ve Sarkaç, Edgar Allan Poe
Özlem Ekici 
10 Mar 15:25 · Kitabı okudu · 7/10 puan

“Görüyorum ki,” dedim, “yakında bazı Parisli cebircilerle kapışacak gibisin; ama devam et.”
“Soyut mantıktan başka, herhangi bir özel biçimde geliştirilmiş akıl yürütmenin geçerliliğini, dolayısıyla değerini reddediyorum. Özellikle de matematiksel çalışma sonucu ortaya çıkmış olan akıl yürütmeyi reddediyorum. Matematik bir biçim ve sayı bilimidir; matematiksel akıl yürütme ise sadece biçim ve sayı üzerine kurulu gözleme dayanan mantıktır. Saf cebir denen şeyin doğrularının soyut ve genel doğrular olduğunu varsaymak büyük yanılgıdır. Bu öyle korkunç bir yanılgı ki, yaygınlık kazanmış olmasına şaşıyorum. Matematiksel aksiyomlar genel doğrunun aksiyomları değildir. Mesela biçim ve sayı bağlantılarına ait bir doğru, ahlakbilime göre çoğu kez yanlıştır. Bu bilimde, birleşen parçaların bütüne eşit olduğu genellikle doğru değildir. Bu aksiyom kimyada da hata verir. İtici öğe düşünüldüğünde hata verir; çünkü her birine birer değer verilen iki itici öğe birleşince, çıkan değerin bunların ayrı ayrı toplamına eşit olması gerekmez. Sadece bağlantı sınırları içinde geçerli olan çok sayıda matematiksel doğru vardır. Ama matematikçi, alışkanlıktan, kendi sınırlı doğrularının mutlak surette genel uygulanabilirliği olduğunu ileri sürer - herkes de öyle olduğunu zanneder. Bryant büyük “Mythology”sinde benzer bir yanılgı kaynağından söz eder ve, ‘Pagan masallarına inanılmasa da, durmadan kendimizi unutur, onlardan, var olan gerçeklermiş gibi sonuç çıkarırız,’ der. Kendileri de pagan olan cebirciler pagan masallarına inanır, onlardan sonuç çıkarırlar; bunun nedeni zihnin yanılması değil, anlaşılmaz bir kafa karışıklığıdır. Kısacası, eşit köklerden başka konularda güvenebilecek bir matematikçiye de x²+px’in kayıtsız şartsız q’ya eşit olduğuna inanmayan bir matematikçiye de hiç rastlamadım. İstersen, sınamak için, bu beyefendilerden birine x²+px’in q’ya tam olarak eşit olamayabileceğine inandığını söyle, ne demek istediğini anlattıktan sonra da yanından hızla uzaklaş; çünkü şüphe yok ki seni yere sermeye çalışacaktır.”
Ben son söylediğine gülerken, “Demek istediğim,” diye devam etti Dupin, “eğer bakan sadece bir matematikçi olsaydı, polis şefi bana bu çeki vermek zorunda kalmazdı. Onun hem matematikçi hem de şair olduğunu biliyordum, durumu ve içinde bulunduğu koşulları göz önüne alarak hareket ettim. Onun bir saraylı, cesur bir dalavereci olduğunu da biliyordum. Böyle bir adamın, polisin sıradan hareket tarzından haberdar olacağını hesaba kattım. Yolunun kesileceğini tahmin etmemesi mümkün değildi - ki meydana gelenler bunu tahmin etmiş olduğunu ortaya koydu. Kaldığı yerin gizlice aranacağını sezmiş olmalı, diye düşündüm. Geceleri sık sık evden gitmesi, işini kolaylaştırdığı için polis şefinin hoşuna gitmişti; ben bu durumu sadece, polise esaslı bir arama yapma fırsatı vermek, böylece G.yi, nihayetinde ulaştığı kanaate, mektubun binada olmadığı düşüncesine bir an önce ikna etmek için düşünülmüş kurnazlıklar olarak gördüm. Ayrıca sana az önce açıklamakta güçlük çektiğim bir dizi düşüncenin, yani polisin gizlenmiş şeyleri ararken izlediği değişmez ilkeyle ilgili düşüncelerin bakanın aklından da mutlaka geçeceğini hissettim. Bu da kaçınılmaz olarak, sıradan gizleme köşelerini dikkate almamasına yol açacaktı. Otelindeki en akla gelmez ve kuytu köşelerin, polis şefinin gözlerine, incelemelerine, delmelerine, mikroskoplarına, ortada duran dolaplar kadar açık olacağını göremeyecek kadar âciz değildir, diye düşündüm. Kısaca, tercih ederek olama da, zorunluluktan basitliğe yöneleceğini anladım. Belki hatırlarsın, polis şefiyle ilk görüşmemizde ona gizemin fazlasıyla ortada olduğu için canını sıkabileceğini iddia ettiğimde nasıl da çılgınca gülmüştü.”
“Evet,” dedim. “Eğlendiğini iyi hatırlıyorum. Gülmekten bayılacağını sanmıştım.”
“Maddi ile manevi dünya arasında,” diye devam etti Dupin, “çok sayıda benzerlik vardır; böylece doğru, retorik dogmaya renk katar; öyle ki, metafor ya da benzetme bir tasviri güzelleştirebildiği kadar bir savı da güçlendirebilir. Mesela vis intertiae ilkesi fizikte ve metafizikte aynı gibidir. Fizikte büyük bir kütlenin küçük olana göre daha zor harekete geçtiği, bunu takip eden deviniminin de aynı oranda zorluk gösterdiği ne kadar doğruysa, metafizikte de çok zeki kişilerin daha az zeki kişilere göre, hareketlerinde daha güçlü, daha kararlı, daha ciddi oldukları halde hemen hareket etmedikleri, ilerleyişlerinin ilk birkaç adımında daha sıkılgan ve tereddütlü oldukları da o kadar doğrudur. Bir de dükkân kapıları üzerindeki sokak tabelalarından en çok ilgi çekenlerin hangileri olduğuna hiç dikkat ettin mi?”
“Bunu hiç düşünmedim,” dedim.
“Bir bulmaca oyunu vardır,” diye devam etti. “Harita üzerinde oynanır. Oynayanlardan biri diğerinden bir sözcüğü, şehir, nehir, devlet ya da imparatorluk ismini, kısaca haritanın rengârenk ve karışık yüzeyindeki herhangi bir sözcüğü bulmasını ister. Oyunun acemisi olan biri genellikle en küçük harflerle yazılmış isimleri vererek rakibini sıkıştırmaya uğraşır; ama usta olan, haritanın bir ucundan diğer ucuna büyük harflerle yayılmış sözcükleri seçer. Bunlar da tıpkı büyük harflerle yazılmış sokak tabelaları gibi çok açık olduklarından gözden kaçarlar; işte bu fiziksel gözden kaçırma, zihnin çok açıkta olan şeyleri atlayarak idrak edememesiyle kesinlikle benzerdir. Ama bu, polis şefinin anlayışının biraz üstünde ya da altında kalan bir nokta gibi görünüyor. Bakanın, mektubun fark edilmesini engellemenin en iyi yolu olarak, onu ortalıkta bir yere koymuş olabileceğini hiç düşünmemiştir.
Ama D.nin cesur, atak, ayrıntıcı zekâsı üzerine; belgeden faydalanmak niyetindeyse onu her zaman el altından tutması gerektiği gerçeği üzerine ve polis şefinin, belgenin, aradığı yerlerde saklanmadığına dair kesin kanıt elde etmiş olması üzerine düşündükçe, bakanın bu mektubu saklamaya çalışmamak gibi isabetli ve akıllıca bir çareye başvurduğuna iyice inanmaya başlamıştım.
Yeşil camlı bir gözlük takıp kafam bu düşüncelerle dolu bir halde, güzel bir sabah vakti, tesadüfenmiş gibi bakanlık oteline uğradım. D. oradaydı, her zamanki gibi esneyerek tembellik ediyor, canı çok sıkılıyormuş gibi davranıyordu. O belki de yaşayan insanların en hareketlisidir - ama sadece kendisini kimsenin görmediği zamanlarda.
Ben de ona karşılık olarak gözlerimin zayıfladığından, gözlüğe ihtiyaç duymaktan yakındım; bu sırada, ev sahibinin konuşmasına dalmış gibi görünürken tüm daireyi dikkatli bir şekilde baştan aşağı inceledim.

Kuyu ve Sarkaç, Edgar Allan Poe (Sayfa 139)Kuyu ve Sarkaç, Edgar Allan Poe (Sayfa 139)
Sümerya 
23 Tem 14:20 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sevgilim!Bu gece gösteri gecesi
Yapayalnız kalacağını yılların gala gecesi!
Bir melek kanatlanmamı,ölmemi bekler
...

Kuyu ve Sarkaç, Edgar Allan Poe (Sayfa 24)Kuyu ve Sarkaç, Edgar Allan Poe (Sayfa 24)
Sena Küçükönder 
10 Haz 16:30 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"yanan duvarlar birden geri çekildi. Baygın bir halde kuyunun içine düşceğim sırada uzanan bir kol kolumu yakaladı. General Lasella'nın koluydu bu. Fransız ordusu Toledo'ya girmişti . Engizisyon,düşmanların elindeydi."

Kuyu ve Sarkaç, Edgar Allan PoeKuyu ve Sarkaç, Edgar Allan Poe