1000Kitap Logosu
Kuyucaklı Yusuf
Kuyucaklı Yusuf
Kuyucaklı Yusuf

Kuyucaklı Yusuf

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.5
26,3bin Kişi
109bin
Okunma
27,5bin
Beğeni
551bin
Gösterim
240 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 6 sa. 48 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Kızıl Panda · 2021 · Karton kapak · 9786050621549
Diğer baskılar
Henüz dokuz yaşındayken köyü basan eşkıyalar tarafından anne ve babası öldürülen Yusuf, kaymakam Salahattin Bey’in himayesi altında, Balıkesir’in Edremit ilçesine götürülecek ve bundan sonraki yaşamını Salahattin Bey’in evlatlığı olarak sürdürecektir. Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali’nin taşradaki iktidar ilişkilerinin bozukluğunu, yozlaşmışlığını, bu çevrede düzgün yaşayan/yaşamaya direnen insanların, hayatlarını nasıl olup da idame ettirebileceklerini; çarpıcı bir biçimde gözler önüne seren, ‘baba’ ve ‘anne’ figürünün önemini gösteren sarsıcı bir hayat hikâyesidir. ‘’İçindeki bütün yıkıntılara, bütün kederlere rağmen başını yere eğmek istemiyordu. Matemini ortaya vurmadan tek başına yüklenecek ve yeni bir hayata doğru yürüyecekti.’’ Sabahattin Ali
5 mağazanın 243 ürününün ortalama fiyatı: ₺9,64
Kitabı Dinlebi İle Hemen Dinle
7 sa. 59 dk.
8.5
10 üzerinden
26,3bin Puan · 3268 İnceleme
yakamoz
Kuyucaklı Yusuf'u inceledi.
222 syf.
Kuyucaklı yusuf'u uzun zaman önce okudum büyük bir hevesle,bir çok beklentiyle... Ne yazık ki umduğumu bulamadım daha sonra bulunduğum ruh halini, ortamı ,zamanı bahane ederek biraz zaman tanımam ve birdaha okumam gerektiği kanısına vardım... Evet uzun bir zaman diliminden sonra yeniden okudum...ancak fikirlerimde olsun duygularımda olsun pek değişiklik olmadı ilk okuduğumda hissettiklerimden,düşündüklerimden ne esksik ne fazla...eksik demişken eksin bir şeyler var bu kitapta parçaları eksik puzzle merakı ve tedirginliği var yazar diğer serilerini yazamadığı için mi böyle hissettim ? bilemedim... Bu arada Sabahattin Ali kitabı seri olarak devam ettirmek niyetindeymiş ancak ömrü yetmemiş ki genç yaşta ölmemiş 'öldürülmemiş' olsa kim bilir ne lezzetler bırakacaktı tarihe. fakat tanışma imkanım olsa sorardım: Tatar Ramazan gibi mert, akıllı ve cesur tasarlayıp; sonra aptallığa varan bir saflığa, cesarete değil de cinnete eğilimi olan, anadolu’nun bilgeliğinden çok ‘odunluğundan’ nasiplendirdiğin kuyucaklı yusuf’tan ne istedin? Diye Ciddi anlamda oturmayan şeyler var, mesela Yusuf karakteri addedilen özelliklerine göre fazla nahif. kaymakam oğlunun bir baltaya sap olamaması da inandırıcı değil. okuması yazması bile yok, tek inandırıcı olmayan noktalar bunlar da değil. şakir’in muazzez’den hemen vazgeçmesi de olmamış. -aslinda yazar bir çok şeyler anlatmak,haykırmak istiyor gibi : yanlış giden düzene,adaletsizliğe,adalet adı altında kurulan kumpaslara; saf,pasif bunun yani sıra kurnaz ,çıkarcı anadolu insanına isyan eder gibi . anacak her şeyi bir anda anlatmak çabasından olsa gerek bağzı konulara girememiş- Ancak şunuda göz önünde bulundurmak gerek Sabahattin Ali'nin ilk romanı olmasina rağmen dil,uslup,kurgu bakımından hiçte acemice değil-özellikle betimlemeler,mekân tasvirleri- Ama bu romandaki dramanın hayatın olağan akışına uymayacak şekilde akıl tutulması yaşayan karakterlerin üzerinden verilmesi okuyucu olarak beni tatmin etmiyor. Bu roman daha çok bir kabullenişin öyküsü gibi, herkes var olanın içinde sürükleniyor, kimse gidişatı değiştirmek adına üzülmek dışında bir şey yapmıyor. Çaresizliği ve eylemsizliği iliklerimize kadar hissettiren bu kitapta bana sorarsanız gerçek bir aşk yerine, sürdürülmek istenen bir alışkanlığın izleri görülüyor... Özetle başarılı bir eser ancak beklentimi karşılamadı, kürk mantolu madonnna kadar sarmadı ama okumaya değer ki bence herkesin farklı şekilde yoracağı bir anlam gizliliği var bu kitapta belkide biraz daha zaman tanımam gerek :) Peki bütün hepsinin üstüne kitapta beni beynimden vurulmuşa döndüren cümleye gelelim : yusuf'un muazzez'i alıp ayvalık'da kendine yeni bir hayat kurmasını babası kaymakam bey'e söylediğinde duyduğu cümledir: "yusuf, ayvalık'da müslüman mı barındırırlar!" ne acı, ne acı ki hemen aklıma Necip Fazıl'ın sakarya şiirindeki şu dize geldi: "vicdan azabına eş, kayna kayna sakarya, öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!"
Kuyucaklı Yusuf
8.5/10
· 109,6bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
157
Onur
Kuyucaklı Yusuf'u inceledi.
240 syf.
·
24 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Bu bir incelemeden çok dertleşmedir. Allah bütün hastalara acil şifalar versin... Bu kitabı ilk (23 Kasım) okumaya başladığımda , hayatımda her şey mükemmel gidiyordu. Fakat finalini soğuk bir hastane koridorunda doktoru beklerken yapacağım hiç aklıma gelmezdi. Babamın geçirdiği kalp krizi nedeniyle yaklaşık 5 gündür hastanede yatıp kalkıyorum, yatıp kalkıyorum dediğime bakmayın, sıkıldıkça değiştirdiğim bir kaç sandalyenin üzerinde uyukluyorum. İlk günler kendimi dünyanın en şansız insanı gibi görüyordum. Taa ki benden çok daha kötü durumda olanlarla tanışana kadar. Aylarca annesinin komadan çıkmasını bekleyenler, morgun önünde kızının cenazesini bekleyenler, doğum sırasında eşini veyahut evladını kaybedenleri gördüm. Benden çok daha kötüleri de vardı. Hep vardı, hep olacak. Her zaman ne kadar kötü şeyler yaşarsanız yaşayın, hep sizden daha kötü durumda olanlar olacaktır. İşte Yusuf'ta bunlardan biriydi annesini ve babasını öldürüyorlar. Onların naaşı başında oturup bekliyor. Daha o yaşında, "eşkıyaları haklayamadım" diye üzülüyor. Gerçi Yusuf'un kaderi daha o zamandan belliymiş. Babam yoğun bakımdan çıktıktan sonra servise aldılar. Yanına uzandım, Kuyucaklı Yusuf geldi aklıma tekrar okuyayım dedim, kaldığım yerden, şu cümleler ile karşılaştım: "Allah peygamberleri çağırıp sormuş, saadet nedir? demiş. Her biri kendilerine göre cevap vermişler. Musa: Arzı Mev'uda gitmektir; İsa: Bir yanağına vurana ötekini uzatmaktır; Buda: Hayatta hiçbir arzusu olmamaktır, yollu şeyler söylemiş. Sıra bizim Muhammed'e gelince: "Saadet hayatı olduğu gibi kabul etmektir..." demiş." Bu pasajdan sonra epey düşündüm. Çok manidar geldi bu cümleler. Hakikaten hayatı olduğu gibi kabul etmek gerekiyor. Hastalığı ile, sağlığı ile... Acısı ile, tatlısı ile... Eksiği ile, fazlası ile... Yine kitapta Muazzez'in yaşadığı psikolojik travmalar, yaptığı onca hataya rağmen kendini haklı bulmaya çalışması, her şeyi sırf Yusuf mutlu olsun diye yaptığını düşünmesi... Oysa altta ki asıl neden, kendini o hayata ait hissedip Yusuf'u bahane etmesiydi. Çok garip değil mi? Bazen insan yapmaması gereken bir şeyi yaptığı zaman başka bahaneler üretip arkasına saklanır. Benim için de sigara öyleydi. Sürekli bahane üretiyordum. Fakat babamı o halde görünce sigaramı ve çakmağımı bıraktım bir kenara. Ondan da söz aldım bundan sonra icmeyecek, o başına böyle bir sağlık problemi gelmeden bırakmadı, ben başıma bir şey gelmeden bıraktım siz de bırakın. Sevdikleriniz sizler için hastane hastane dolaşmasın. Gece üçlerde bir saat uyumak için uzandığı yerden kabuslar görüp uyanmasın. Kısacası sizlerde Muazzez gibi, babam gibi, benim gibi bahanelerin arkasına sığınmayın. Bırakın. Bıraktırın. Edit: Babam eski sağlığına kavuştu. Soran herkese çok teşekkür ederim. :)
Kuyucaklı Yusuf
8.5/10
· 109,6bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
313
Hanım.mt
Kuyucaklı Yusuf'u inceledi.
224 syf.
Yusuf'un Öyküsü
Merhaba 1k okuyucuları :) Sabahattin Ali’yi çoğu insan her ne kadar Madonna ile tanımış olsa da Yusuf ile tanımak ayrı bir hazdır. Yusuf, Madonna kadar sosyal mecrada popülariteye ulaşamamışsa da; bence ikisi de bir birinden ayrı karakterler olup, ikisi de karakteristik kişiliğin zirveleridir. Anne ve babası gözleri önünde katledilen ve küçücük yaşına rağmen katillere karşı koymaya çalışırken parmağından olan, ama kalbindeki yarayı ruhundaki boşluğu ömrü boyunca içinde taşıyıp, olayın üzerinde bıraktığı travma ile insanlarla olan ilişkilerinde gelgitler yaşayan ve çoğu kez yalnızlığın en derin suskunluğunu yaşayan bir çocuktur. Olay yerinde durumuna acıyıp kendisini evlatlık edinen yufka yürekli bir Kaymakam baba ve babalığına hiç yakıştıramadığı, rahatına düşkün babasına karşı hoyrat ve kendisini hiç bir zaman kabul etmeyen bir anne profili ve bu aile içinde nadide bir çiçek Muazzez. İnsanların doyumsuzluğunu, paraya mala mülke verdikleri aşırı önemi, adalet mekanizmasının güçlü ve paralıdan yana işleyişini konu edinen Sabahattin Ali, öngörülerini bastırmak zorunda kalan ve bunun bedelini de çok ağır ödeyen ünlü karakteri Kuyucaklı Yusuf ile Muazzez’in aşkını da çok güzel işlemiş. Tazimattan 1950’lere kadarki Türk romanımızın ana sorununu batılılaşma oluşturuyordu. Yazarlarımız içinde bulunduğu toplumun aynası olmaya çalışmıyor, toplumu sorgulamıyorlardı. Buradan da anlaşılacağı üzere halk, ezilen köylü, işçi sınıfını konu alan eserlere 1950’li yıllardan sonra görebiliyoruz. İşte Kuyucaklı Yusuf bu konuları içine alan, onları inceleyen ilk kitap olması dolayısıyla gerçekten çok önemlidir. Kuyucaklı Yusuf’ta bir yanda eşraf bürokrasi, zengin kesim bir yanda da ezilen halk bulunmaktadır.(Kaynak Kuyucaklı Yusuf) Eserde betimlemeler ön planda. Yazarın bu betimlemelerini gerçek duygular eşliğinde okurken, kendinizi tamamen olayın akışı ve döngüsü içinde hissedebiliyor; yaşanan, yaşatılan her bir şeyi gözünüzde canlandırabiliyorsunuz. Akıcı güzel bir dilde ve kurgu eşliğinde keyifle okunası bir romandır. Kuyucaklı Yusuf, eserin kendi adından da anlaşılacağı üzere; koca bir toplumun bağrında yalnız kalan bir çocuğun ‘Yusuf’un öyküsüdür. Bu alıntıyla incelemeyi sonlandırıyorum #81173836 Spoiler içerebilir, Keyifli okumalar dilerim.
Kuyucaklı Yusuf
8.5/10
· 109,6bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
12
707