Lâ: Sonsuzluk Hecesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
34177
Gösterim
Adı:
Lâ: Sonsuzluk Hecesi
Baskı tarihi:
Nisan 2008
Sayfa sayısı:
382
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752638518
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
"Bir gün Sabâ Melikesi Belkıs'tan, Âdem'le Havva'nın hikâyesini anlamanın bütün bir insanlığın da hikâyesini anlamak manasına geldiğini öğrendim. İnsanın bütün halleri Âdem'de gizliydi ve bütün macera onun hikâyesinde özetlenmişti. 

Bu cümleyi yıllarca içimde gezdirdim de bir türlü kalemi elime alamadım, anlatmaya kalkışamadım. 

Ne zaman ki, kalmak için değil uğrayıp geçmek için kadem bastığımız, kök attığımız değil kısa bir gölge saldığımız şu dünyada bir cennet sürgünüyle yazgılandığımı anladım ve Kelimeler Kitabı-çift isimler sahifesinde, Âdem'le Havva'nın yanına bir de Habil'le Kabil'i ekledim. O zaman anladım anlatma zamanının geldiğini. 

Hikâyenin ismi düştü dilime bir gece: La. 

İlla, dedim. 

Bir ömür boyu aradığım hece harfinin La olduğunu bildim."
(Tanıtım Bülteninden)
382 syf.
“L” dan “İLL” ya giden yolda çekilen sürgünün, acıların, ayrılıkların,tövbenin, aşkın, nefretin,ilk cinayetin, ilk ölümün ve daha sayamadığımız bir sürü ilklerin ve adların kitabı.Neden ve niçinlere çünkü lerin cevabı, Adem ile Havva, Kabil ile Habil yansımalarından bizim hikayemizdi, bizim öykümüz dü aslında yazılan. Nazan Hoca' nın muhteşem anlatımı ile tavsiyemdir değerli kitap dostları...
382 syf.
·8 günde·9/10
LÂ:Sonsuzluk Hecesi

Şiir tadında güzel bir kitap.O hep bildiğimiz hikayeyi Âdem ile Havva'nın, Habil ile Kabil'in hikayesini bir de Nazan Hocanın ağzından dinleyin derim size.Dinleyin diyorum çünkü insanda bu hissi uyandırıyor.
Okumalarımın çoğunluğunu yüksek sesle yaptım ve bundan müthiş zevk aldım.Bana göre en büyük hatayı ben bunu biliyorum dediğimiz şeyleri okumaktan vazgeçerek yapıyoruz.
O hep bildiğimiz hikayede bize anlatılan öğretilen öyle büyük öğütler ve dersler var ki biz bunları unutmuşuz en azından onları hatırlıyorsunuz.
Her şeyin ilklerini anlatmış Nazan Hoca.İlk adamı, ilk kadını, ilk aşkı, ilk günahı, ilk sürgünü, ilk kıskançlığı, ilk cinayeti, ilk pişmanlığı, ilk kaçışı, ilk kendinden kaçışı, kaçamayaşı bir de bu şekilde okuyun.
Âdem yasak meyveyi yedi ama sonunda ne hissetti, Kabil bu ilk çıkmaza nasıl sürüklendi ve kıskançlığı onu mutluluğa mı, huzuramı, yoksa müthiş bir pişmanlığa mı sürükledi...
Size bildiğiniz bir şeyi daha iyi anlayacağınız şekilde anlatıyor...
Şeytanı, kibrini ve kibrinin onu nasıl bir gazaba sürüklediğini şeytanın şeytanlığa neden giriştiğini anlıyorsunuz.
Tüm kötü karanlık duygulardan tüm insanların içinde bulunur.Onu beslemek yahut köreltmek sizin elinizde...Neden iyi yanlarınızı sürekli beslemeniz gerektiğini anlıyorsunuz.
Şeytanın size sürekli kötü öğüt verirken zafere ulaştığında sizi nasıl da yalnız bırakacağını hatırlıyorsunuz.
Bazı kimselere göre bu bir din öğretisidir ve din öğretileri din adamlarının ağzından başka bir yere yakışmaz fikri var.Bunu kafanızdan atın.Bu kimsenin haddi değil.Âdem ile Havva ilk insandır ve onları konuşmak anlatmak herkesin hakkıdır.Kaldı ki Nazan Hoca da bunu en güzel bir dille anlatmıştır...
Uzun zamandır kitaplıkta bekleyen bu kitabı okumak bu zamana nasipmiş....Belki de şimdi tam zamanıydı...
Okudum iyiki de okudum...Mutlaka okuyun derim gönül rahatlığıyla....
382 syf.
·Beğendi·10/10
Üç şey getirebildi cennetten Havva ve Adem.
Kelimeler
Aşk
Annelik duygusu
Kelimeleri Adem taşıdı. Annelik duygusunu Havva. Aşkı birlikte tasidilar. Oyle sert dustuler ki cennetten dunyaya Adem kelimlerin cogunu unuttu sonra birazini hatirladi birazini kiyamete degin unuttu. Ask daha yolda sigamamisti kabina. Azalarak gelebildi cennetten dunayaya.
O zmandan beri kelimler yetersiz aşk bu dunyada kusurlu...
Annelik duygusu...
Iste o cennetten dunyaya hiç eksilmeden geldi...
382 syf.
·10/10
İlk insan
İlk aşk
İlk günah

Kitap aslında bildiğimiz konu olan Adem ile Havva'yı, Kabil ile Habil'i anlatıyor fakat Nazan Bekiroğlu kendine has şiirsel ve akıcı anlatımıyla kitabı yaşattı ve hissettirdi diyebilirim ilk kez öğreniyor gibi okudum.
Yani kısacası okumaya değer bir kitaptı yine şiddetle tavsiye edeceğim sizlere :)
382 syf.
·9 günde·7/10
Nazan Bekiroğlu'nun okuduğum ilk kitabıydı: LÂ. Kitap hakkında yaptığım arastırmalar ve okuduğum yorumlar sebebiyle büyük bir beklenti içinde sayfaları karıştırmaya başladım. Şiirsel bir anlatımın beni karşılayacağının farkındaydım fakat bu kadar abartılı olabileceğini tahmin etmemiştim. Olayların bu denli masalsı ve ninni sesleriyle anlatılmış olması kitabı gerçeklikten uzaklaştırmış. Yani diyorum ki; okudum ama ne Havva olabildim ne de Adem'in çilesini anlayabildim. Okudum ama yaşayamadım kitabı. Itirafta edeyim çok sıkıldım okurken. Ama yine de şiir dilini seven okurların bir şans verebileceğini düşünüyorum. Şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
382 syf.
Nazan Bekiroğlu’nun kaleminden çıkan Lâ Sonsuzluk Hecesi, Adem ile Havva’nın yaratılışı ile dünyanın varoluşunu masalsı bir şekilde anlatıyor.
Cennetin kokusu, ırmakları, çiçekleri, tüm canlılar mükemmel tasvirleriyle gözümüzde canlanıyor.

ilk insan, ilk Peygamber Hz. Âdem'in yaratılışı, cennetteki varoluşu sonrasında Havva'nın yaradılışını, yasak meyvenin yenilişi sonrasında duyulan pişmanlık, affediliş ,dünyaya gönderiliş, Habil ve Kabil arasında yaşananların dile getirilişi.İlk pişmanlık, af dileme...
İlk aşk olarak nitelendirilen Adem ile Havva‘nın birbirini bulması ve sonsuza kadar adlarının birlikte anılması.

Ve ilk insanların cennetten çıkışı. Dünya hayatına başlamaları. İlk zorluklar, ilk hayatta kalma mücadelesi. İlk iki seven insanın birbirine kavuşması. İlk gözyaşları... Nazan Bekiroğlu‘nun tasvirleri cennetten koparıp dünya hayatına sürüklüyor.

Cennetin ardından dünya hayatının ilk görüntüleri anlatılıyor. Havva’nın cennetten bir armağan olarak annelik duygusunu getirmesi ve ilk çocukları doğurması insanlığın türemesini sağlıyor...
384 syf.
·9 günde·10/10
Bu kitapta neyi neye ekleyeceğimi, neyle buluşturacağımı bilmiyorum. O kadar muazzam ki hangi sözcük/sözcükler ifade eder bilmiyorum... Yine de dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım.

Âdem ilk insan, çamurdan yaratılmış; vicdanla, iradeyle yoğrulmuş bedeni... Cennette doğduğu günden beri bulunan ilk insan. Oranın ırmaklarında su içen, kuşlarıyla hoşça vakitler geçiren Âdem... Bir yanın hatayla sınanırken diğer yanın 40 yıl gözyaşı döküp de af dileyen Âdem! Nasıl bir sürgün eyledi ki sana Rabbin, bu dünyaya düşüverdin birden!

Ve Havva, güzelliği Adem'in gözünde kelimelerle ifade edilemeyecek kadar narin, güzel olan Havva. Yeryüzünü büyüleyen Havva. Kaderin Âdem ile bir, ki senin de kaderin dünyaya gelmekmiş. Beraber sınanmakmış, yanıp kül olmakmış...

Kabil ve Habil'i anlatmamayı tercih ediyorum, zira onları anlatırsam kitabın büyüsünü kaybedebileceğimi düşünüyorum. Olayı zaten genel olarak bilenler vardır. Bir de bu kitaptan okumanızı, okutturmanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
382 syf.
Muhtemelen basıldığı yıl okumuştum 8 yıl önce. Ancak damağımda tadı kalan nadir kitaplardandır. Nazan BEKİROĞLU aşığı bir okur olarak şiirsel dili beni hiç yormamış , bilakis içine iyice çekmişti.
Cennet, Yaratılış, fıtrat, yalnızlık, eş , kadın, yasak, günah, pişmanlık, yakarış , dua ve af.. Bu kelimeler sonsuzluk hecesini okuduktan sonra daha anlamlı ..
Nazan Bekiroğlu'nun La Sonsuzluk Hecesi kitabını okuyorum kitap bittikten sonra bu değerlendirmeyi ''YORUMUMU, DÜŞÜNCELERİMİ, HİSSETTİKLERİMİ'' yazmak isterdim ancak dayanamadım şimdiden sizlerle paylaşayım istedim.

Kitaba başladım ilk sayfalarda bu ne muhteşem bir ifade tarzı, bu ne güzel bir anlatım diye ilerlerken birden kendimi anlamsız bir yoğunluğun içerisinde buldum.

Kitap da sanki her kelime bir cümleyle, her cümle bir paragrafla ifade edilmiş gibi...

Bu kadar abartılı bir anlatım kitabın lezzetini zahmete dönüştürüyor ve ilerlemek gerçekten zorlaşıyor sayfalarda...

Bu nedenle daha fazla dayanamadım ve okumayı bıraktım kitabı...


Ne dersiniz?

Kitabı okuyanların yorumlarını merakla bekliyorum...
382 syf.
·3 günde·10/10
"Andolsun biz insanı çamurdan (süzülmüş) bir hülasadan yarattık. Sonra onu (Hz. Âdem`in nesli olan) insanı sarp ve metin bir karargahta (rahimde) bir nutfe (zigot) yaptık. Sonra o nutfeyi alaka (yapışan şey) hâline getirdik, derken o alakayı mudga (bir çiğnem et) yaptık, o bir çiğnem eti kemik(lere) çevirdik (ve) o kemiklere de et (kaslar) giydirdik. Sonra onu başka yaratılışla inşa ettik (can verdik, konuşma verdik)..." (Mü`minun, 23/12-14).


İşte Cennette başlayan o yaratılış, irade ve akılla bütünleştirilerek Allah'ın yeryüzündeki halifesi olmak üzere başladı. İlk insan. Adem! Balçık olan suretine Rabb'in kendinden bir nefes sunduğu, yaratılmışların en güzeli, iyiliği de kötülüğü de içinde barındıran, hangisini yüceltmek isterse aslı ona bürünen bu sebepten diğer yaratılmışlardan farklı olarak akıl ve irade verilen...

“Rabbin meleklere demişti ki: Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım. Onu tamamlayıp, içine de ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhal ona secdeye kapanın! Bütün melekler toptan secde ettiler. Yalnız İblis secde etmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu. Allah, 'Ey İblis! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni men eden nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden misin?' dedi. İblis: 'Ben ondan hayırlıyım! Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın.' dedi.”(1)Sâd, 38/71-78; A’raf, 7/12.

Ve şeytanın ilk başkaldırısı. İlk itaatsizliği. İlk günahı. Yaratılışının üstünlüğüne duyduğu kibir onu cennetten sürdü ve cehenneme bekçi kıldı. Bilinen en eski düşmanlık hikayesi Adem'le şeytan arasında başlamış oldu. Yemin verdi.

Dedi ki: "Senin izzetin adına andolsun, ben, onların tümünü mutlaka azdırıp-kışkırtacağım." (Sad Suresi, 82)

Ademoğlunun iradesiyle itaatine engel olacağına, yolundan döndüreceğine, imanını zedeleyeceğine... Ama bir gerçek var ki şeytanın Allah'ın kendisine tanıdığı imkan dışında bir gücü yoktur!

Ve Rabb'i dedi ki 'Şüphesiz onlar effedilmeyi diledikçe ben de onları affedeceğim.'

Cennet Âdem'e yuva olmuştu fakat tekliği onda eksiklik hissi uyandırıyordu. Rabb'i bunu bilendi ve ona Havva'yı gönderdi. O zamandan sonra Adem anladı ki yalnızlık bir tek Allah'a mahsustu.

Ve cennetten dünyaya yol açılmıştı bir kere. Bir ağaç da bahanesi oldu. Ama en önemlisi de şeytan isyanından sonraki ilk saptırmasını gerçekleştirdi. Vesvese oluştu ya bir kere yasaklar cazip geldi göze, gönüle...

Pişmanlık tövbe etmektir bir yerde. Yasak olan, boğazına durdu ikisinin de ve tam o an idrak denen şey gün yüzüne çıktı ve Adem'in ilk sözü 'utanıyorum' oldu.

Kader belliydi de kazası tecelli etmiş oldu. Ama ilk günah onlara lanet getirmedi asla! Yol çizdi sadece. Zaten Allah'ın halifesiydi Adem, yeryüzüne göderildi. Sonucu belli olana sebep işlenmiş oldu.

Yeryüzünde ayrılık. Adem Havva'sı olmadan tanıdı dünyayı. Zaman lazımdı, tanımaya, öğrenmeye, yaşamaya ve kavuşmaya. Vuslatın olması ayrılığı gerekli kılar. Nitekim vakit erince de kavuşma şahidi olur Arafat. Oğul olma hissiyatını bilemedi Âdem fakat baba oldu, vasfını bildi, Havva zaten cennetten aldığı annelik duygusuyla yabancılık çekmedi hiç duruma.


İlk günah cennette işlenmişti ama insanoğlunun ilki olmak bununla sınırlı kalmayacak; ilk cinayette yeryüzünde işlenecekti.

Maide Suresi, 27. ayet: Onlara Adem'in iki oğlunun gerçek olan haberini oku: Onlar (Allah'a) yaklaştıracak birer kurban sunmuşlardı. Onlardan birininki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen) Demişti ki: "Seni mutlaka öldüreceğim." (Öbürü de:) "Allah, ancak korkup-sakınanlardan kabul eder."

Sonuçlar ezelde belliydi zaten sebepler işlenecekti sadece ve şeytanın yeryüzündeki görevi de başlamış oldu. Fitne, fesatlık, kin, nefret, kıskançlık daha nicesi insan hamurunda tabiki vardı. Ama özü iyilik olan bunları beslemez kalbine kara çalmazdı. Şeytansa bunu kendine vazife bilendi...

İlk insan, ilk günah, ilk tövbe,ilk affedilen, ilk peygamber, ilk baba, ilk evlat acısı...
Bu liste uzar daha. Ne çok bilinmezlik var ve ne çok tecrübe içerir bir ömür.

Bir insanın ölümü tüm insanlığın ölümüydü. Adem'in yüreği bir insanın ölümüne dayanamadı da şu an dünyadaki insanlığın ölümünü görse nasıl hissederdi acaba?

Hesabı tüm mazlumlar gibi, Hesap Gününün Sahibine havale etti!
382 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Bismillahirrahmanirrahim

"Bir gün Sabâ Melikesi Belkıs’tan, Âdem’le Havva’nın hikâyesini anlamanın bütün bir insanlığın da hikâyesini anlamak manasına geldiğini öğrendim." Diye başlamıştı önsöz. Öyleydi, öyle olduğunu anlıyordunuz.

Âdem'in hikayesi sadece Âdem'in hikayesi değildi. O fıtratın, yaradılışın, insanın hikayesiydi. O bizim hikayemizdi. O bizdi, biz oyduk. Ondan geliyorduk ve onunla buluşacaktık İnşallah. Onun hikayesini okumak, kendini okumak, âlemi okumak gibiydi. Hilkatimizde var olanı, bize yükleneni, bizi bilmekti onun hikayesini bilmek. Düşünce kalkmak, kaçınca dönmekti Âdem. Havva'yı bulmak, sonra onu kaybetmek, sonra onunla tekrar ve son kez buluşmaktı Onun hikayesi.

İblis önce Âdem'le Havva'yı sonra Kabil'i zehirlemişti. Âdemoğulları ölçüp biçmişti, ne kötü ölçüp biçmişti. Ama kötü ölçüp biçenlerin piri Şeytandı. Şeytan kindi, nefretti ama en çok kibirdi, en çok bendi, ben diyendi. Kendi ateşiyle kendini yakandı, sadece kendini değil her ben dedirdiğini yakandı. Her kötülüğün başı ben'di belki de. Ben demekle başlıyordu isyana ve günaha giden yolun kapısı. Yanmak bir kere, bin kere ben demek değil; bir kere tövbe etmemekti belki de. Şeytan isyanı için değil inadı için Şeytan olmuştu. Âdem tövbe edebilince hatasını bilince, Âdem olmanın sırrına erişti.

Kitaba başlarken bir edebiyatçıdan bir Peygamber'in hikayesini okumak tedirgin etmişti beni. Ama şimdi sanki en iyi bir edebiyatçı tevil ve tasvir edebilir gibi geliyor bir hikayeyi. Kitaba ve Nazan Bekiroğlu'na hayran kalmamak elde değil. En son hangi hikaye nakış gibi işlenmişti içime, beni muhayyileme sürgün etmişti böyle bilmiyorum. Çok hoş bir eser, Âdem ile Havva'nın hikayesini sadece merak edenler değil, Âdem ile Havva'dan geldiğine inanan herkes okumalı. Dua ile...
384 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Yine bir Nazan Bekiroğlu eserinden sonra yoğun duygular içindeyim. Çok güzel, apayrı bir kitaptı.

Arkadaşımla konuşurken "Bildiğim şeyleri okumak beni sıktı." dedi, açıkçası üzüldüm. Evet, Adem ile Havva hikayesini hepimiz biliyoruz ve okurken kurguya dair özel bir heyecan duymuyoruz. Fakat Nazan Bekiroğlu o kadar enfes bir dil kullanmış ki kelimelerinin büyüsü adeta başımı döndürdü. Bazen anlamak için defalarca okudum. Çok emin şekilde söylüyorum ki koskoca kitapta bir tek kelime dahi öylesine yazılmamış, virgüllere varıncaya kadar hepsi bir bütün olarak muazzam.
Bir puanı kırma nedenim, bazı olayları fazla uzatılmış buldum, okurken biraz yoruldum ama yine de dediğim gibi Nazan hocanın harika dili her şeyi okutuyor.

Tavsiye ediyorum, iyi okumalar.. :)
Dünyaydı adı. Sertti, hayattı. Ağırdı ölüm. Katıydı günah. Kaderdi, kazaydı, belaydı.
Nazan Bekiroğlu
Sayfa 12 - Timaş Yayınları, 12.Baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Lâ: Sonsuzluk Hecesi
Baskı tarihi:
Nisan 2008
Sayfa sayısı:
382
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752638518
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
"Bir gün Sabâ Melikesi Belkıs'tan, Âdem'le Havva'nın hikâyesini anlamanın bütün bir insanlığın da hikâyesini anlamak manasına geldiğini öğrendim. İnsanın bütün halleri Âdem'de gizliydi ve bütün macera onun hikâyesinde özetlenmişti. 

Bu cümleyi yıllarca içimde gezdirdim de bir türlü kalemi elime alamadım, anlatmaya kalkışamadım. 

Ne zaman ki, kalmak için değil uğrayıp geçmek için kadem bastığımız, kök attığımız değil kısa bir gölge saldığımız şu dünyada bir cennet sürgünüyle yazgılandığımı anladım ve Kelimeler Kitabı-çift isimler sahifesinde, Âdem'le Havva'nın yanına bir de Habil'le Kabil'i ekledim. O zaman anladım anlatma zamanının geldiğini. 

Hikâyenin ismi düştü dilime bir gece: La. 

İlla, dedim. 

Bir ömür boyu aradığım hece harfinin La olduğunu bildim."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 6.203 okur

  • Salim Katrancı
  • Esma Yasan
  • Anakronizm
  • Activist
  • AFFAN'lı Dağlar
  • Uğur İsmetoğlu
  • pınar güvenç
  • Merve Ka
  • Fatma Tümer
  • Zeynep soysal

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.1
14-17 Yaş
%2.8
18-24 Yaş
%23.8
25-34 Yaş
%37.5
35-44 Yaş
%20.4
45-54 Yaş
%5.3
55-64 Yaş
%0.4
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%80
Erkek
%20

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%36.3 (544)
9
%21.4 (321)
8
%20.7 (310)
7
%10.2 (153)
6
%5.4 (81)
5
%2.2 (33)
4
%1.3 (20)
3
%1.1 (17)
2
%0.7 (10)
1
%0.7 (10)

Kitabın sıralamaları