Labirent Savaşı (Percy Jackson ve Olimposlular 4)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.895
Gösterim
Adı:
Labirent Savaşı
Alt başlık:
Percy Jackson ve Olimposlular 4
Baskı tarihi:
Kasım 2009
Sayfa sayısı:
376
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051113814
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Egmont Yayıncılık
Bir gün birisi çıkıp size Antik Yunan tanrılarının hâlâ hayatta
olduklarını söylese ne yapardınız?

Ya ailenizden birinin bu tanrılardan biri olduğunu öğrenseniz?
Olağanüstü güçlere sahip olduğunuzun farkına varsanız?
(Tanıtım Bülteninden)
Percy Jackson serisinin dördüncü kitabı olan Labirent Savaşı da bitti. Serinin bitimine sadece bir kitap kalmışken Labirent Savaşı bir anlamda serinin finaline bir ön hazırlık yapmış oldu. Yunan mitolojisinin günümüz dünyasıyla iç içe geçirilip okuyucuya sunulduğu bu serinin yavaş yavaş sonuna geliyorum, evet Percy Jackson ve Olimposlular serisi öyle bir seri ki bu seride Denizlerin Tanrısı Poseidon'u bermuda şortuyla kapınızın önünde bulabilir veya Savaş Tanrısı Ares'i deri pantolonuyla, günes gözlüğüyle vb bir motosikletin üstünde görebilirsiniz. Bu seriye dair en çok sevdiğim şeylerden biri de bu durum sanırım çünkü mitoloji ve günümüzün harmanlanmış olması olayları komik ve ilgi çekici bir hale getirebiliyor.


Titanların Kralı Kronos'un tek bir amacı var: Vücut bulup yeniden dünyaya dönerek, kendisini parçalara ayırıp Tartarus'un derinliklerine atan Olimpos'lu Tanrıların saltanatına son vermek. Efendileri Kronos'un beden bulmasına yardımcı olan yandaşları ise Daedalus'un Labirenti'ni kullanarak Melez Kampı'na ulaşmak ve orada bulunan tüm melezleri yok etmek amacında. Kahramanlarımız Percy ve arkadaşları ise labirente girerek, labirent yapıcısını yani Daedalus'u düşmandan önce bulmalılar, ancak bir sorun var: Labirente giren neredeyse hiç kimse bir daha o labirentten çıkamamış çünkü labirent drakonlardan cehennem tazılarına, sfenkslere kadar birçok korkutucu ve garip yaratıkla dolu...


Serinin diğer kitaplarında olduğu gibi Labirent Savaşı'nda da yine Yunan Mitolojisi'ne dair birçok şey öğrendim ve bu durum benim için Percy Jackson serisinin en güzel yanlarından biri. Ancak bu kitap için serinin en güzel kitabı diyemeyeceğimi de belirtmeliyim. Dördüncü kitabını da bitirdiğim seride halen en sevdiğim kitaplar serinin birinci ve kitapları olan Şimşek Hırsızı ve Canavarlar Denizi. Bir de seriye dair başka bir olumsuz düşüncem şu ana kadar okuduğum dört kitabın da aynı şekilde başlamış olması. İlk iki kitap için bunu anlayabiliyorum ancak devamında da öyle olunca artık çok klişeleşmiş hale gelebiliyor. Aslında son yüz elli sayfaya kadar Labirent Savaşı ile ilgili daha olumsuz düşüncelerim vardı fakat o son yüz elli sayfada öyle şeyler oldu ki kitaba dair olumsuz noktalar da gitti zihnimden. Labirent Savaşı seride en beğendiğim kitap olmasa da, bazı noktalarda tekrara düşüldüğünü düşünsem de, mükemmeldi diyemesem de benim için güzel bir kitap oldu diyebilirim.
Serinin 4. kitabı. Bizim Percy oğlan yine kahramanlık peşinde. Hikayedeki kayıp parçalar yerine oturmaya başlıyor ve savaş adım adım geliyor. Hikayedeki labirent bir yarı tanrı tarafından 2000 yıl önce yapılan bir şey. Labirentin içerisinde türlü yaratıklar ve tuzaklar var. Titan ordusunun hedefi labirenti kullanarak melez kampını yok etmek ve ardından Olimpos'a ilerlemek. Bu savaşta bizim Percy oğlan başarılı olabilecek mi?
labirent ortamı filan çok merak edici idi hayal kurerekn çok keyif almıştım bitmesini hiç istemediim bir kitapdı
Çok güzel bir kurgu, bitmesini istemeyeceğim bir serüven kitabıydı. *SPOİLER* Kıvırcık'ın Pan'ı arayışının nihayete ermesi de hepimize rahat bir nefes aldırdı.
Çok iyi ve sürükleyi insan kitabı okurken kendini kitabın içindeymiş gibi hissediyor herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum ve herkese öneririm
Annabeth aynı anda hem Luke'tan hem de Percy'den hoşlanıyor gibi. Bu kitapta bunu baya hissettirdi. Tabi yaşlarının da artık 15-16 olduğunu düşünürsek şaşırmamak lazım. :)
Bu kitapta Percy'nin yeni bir okula başlamaya çalışmasıyla başlıyoruz. Daha önceden tanıdığımız Rachel ile aynı okulda olmaları sizi şaşırttı mı? Şahsen ben hiç şaşırmadım. :D
Serinin en savaş dolu kitabı buydu herhalde. Labirent mi desem Pan mi desem... Efsaneydi gerçekten. Aksiyon dolu kitaplar kesinlikle okunmaya değiyor. :)
Kesinlikle etkileyici yunan mitolojisine ilgi duymamı sağladı, tüm serisini okudum. Fantastik kitap sevenler için okunması gereken bir kitap. Unutmayacağım kitaplardan biri
Son kitapta Titanların efendisi Kronos’un geriye dönmek üzere olduğunu gördük. Luke komutasındaki canavar ordusunun gücünü doruğa ulaştırdıktan sonra, gözünü Kronos’un uyanışına dikmişti. Sonrasındaysa tüm tanrılardan ve Melez Kampı’ndan intikam alınacaktı. Kısacası dünyanın sonuna bir uyanış kalmıştı.

Ve bunun önünde durabilecek tek güçse, melezlerdi.

Melez Kampı sihirli sınırlarına rağmen artık yeterince güvenli değildir. Luke’un ordusunun karşısında durmak sihirli sınırlarla bile yeterince zordur. Bir de kampın ortasında keşfedilen labirent girişi işleri iyice bozacaktır.

Dedikten sonra bir virgül koyarak size bu labirentten biraz bahsetmek istiyorum. Bahsedilen labirent elbette ki Daedalus’un efsanevi labirenti. Hani şu içerisinde Kral Minos, Adiarana’nın ipi ve minotor gibi öğelerin bulunduğu efsane… Rick Riordan, efsaneleri inanılmaz bir ustalıkta kullanmaya devam ediyor! Bunu sanırım serinin önceki kitaplarından öğrenmiştiniz. Labirente dönersek, Olimpos’un bile Empire State Binası’nın altı yüzüncü katında olduğunu düşünerek labirentin yerinin uçukluğu hakkında bir fikir yürütebilirsiniz belki? Denemeyin bile… Çünkü labirent bütün kıtanın altına yayılmış durumda! Daedalus’un muhteşem mimarisinin ürünü olan bu yapı, en az mimarı kadar canlı çünkü! Aynı zamanda sürekli büyümeye de devam etmekte. Bu durumda labirentin birçok girişi bulunmakta.



Ve bu girişlerden her biri, tesadüf eseri(!) Melez Kampı’nın ortasına açılıveriyor olabilir! Luke’un yeni planı: kampın sihirli sınırlarıyla uğraşmak yerine, canavarlarını labirent aracılığıyla kampın ortasına sokmaktır.

Sonunda kahramanlarımız Percy, Annabeth, Kıvırcık ve Tyson labirente girerek Daedalus’u; Luke’dan önce bulup onu kendi taraflarına çekmeye karar verirler. Çünkü Luke ona ulaşırsa, labirentte kaybolmadan yolunu bulabilecek ve ordularıyla Melez Kampı’nı talan edebilecektir.

Ancak elbette ki Percy’nin tek derdi, sadece insanı delirten bu labirent değildir. Hades’in oğlu, ablasının ölümünün intikamını almak üzere Percy’nin peşine düşmüştür. Kıvırcık ise bambaşka bir sorunla yüzleşmektedir: Pan!

Heyet Kıvırcık’a son bir şans daha vermiştir. Ancak bu kısa süre içerisinde Pan’ı bulamazsa, arama ehliyeti elinden alınacaktır. Genç satirimiz yıllar boyu Pan’ı aramadığı tek yer olan labirente girerken; aslında kendisiyle de yüzleşmek zorundadır.

Labirentin ölüm dolu tuzakları, son derece yanlış yerlere açılan kapıları, kayıp tanrı, alınmamış bir intikam, yükselen Kronos ve umutsuzluk içerisindeki Olimpos…

Tanrıların ve dünyanın kaderi bir avuç gencin elindeyken; sınanan o kadar çok şey vardır ki… Bu bakımdan “Labirent Savaşı” serinin en olgun kitabı. İlk kitaplardaki mizahi anlatım kendisini korurken, işlerin ciddiye binmesiyle de ciddileşmeyi başarabilmiş, şaşırtıcı, komik, hüzünlü; kısacası göründüğünden çok daha fazlasını barındıran bir kitap.
Merhabaaaa, serinin dördüncü kitabını bitirirken hissettiklerim kesinlikle bir yarım seri bitecek dur okuma ,diğer yarım ise merak etmiyor musun cevabını hıh?? Diyor. Ve bu çok eğlenceli . Sırf klişe okuyayım diye başladığım seri kesinlikle beni her seferinde şaşırtıyor.(şans?) . Neyse konuya gelirsek adından da anlaşılacağı gibi hikaye (tabiki de ) deadalus’un labirentinde geçiyor. Ve labirenti , bilgilerini olanları o kadar güzel tasarlamış ki labirentin amerikanın altında olduğuna şu an eminim ayrıca bu kitabın bana kronosu vereceğini düşünürken baya şaşırarak söylüyorum . Kronos bu kitapta geri plandaydı . Ön planda tamamen minos ,nico ve deadalus vardı . Ve bu sanki geçmişi yad eden ve bir hesap defterini kapatan bağlantı kitabı gibiydi. Çok bir gelişme göremedik . Ama bu konuya bayıldımmmm!!! Her neyse annaneth benim sevdiğim karakterlerden biri olduğu halde hayırlı uğurlu olsun. Annabeth resmen ergenliğe girdi bütün kitap boyunca hiç kendisi gibi değildi. Annabethin ne yapacağını bilememesinden , kararsızlıklarından ve kendi iç hesaplaşmalarını percye ödetmesinden gına geldi bir yerden sonra . yeni karakterlermizi nico ve rachel ‘a bayıldım. İkiside mükemmellerdi . Sanırım seride en sevdiğim kadınlar clarissa(evet clarissa kız savaş tanrısının ruhunu taşıdığı halde kendi çapında iyi ) ve rachel oldu. Neyse herkese iyi okumalar , iyi eğlenceler.
İnsanlarla uğraşmak makinelerle uğraşmaktan çok daha zor.Bir insanı kırdığın zaman,onu tamir edemezsin.
"Belki bundandır canavarların solup kayboluşu," dedim."Mesele ölümlülerin neye inandığı değil belki de.Belki siz, kendinizden vazgeçiyorsunuz."
"Baba, sen bir dahisin!"
İhtiyar gülümsedi. "Bilmediğim bir şey söyle İkarus."
Rick Riordan
Sayfa 129 - Doğan Egmont yayınları
"Ben Athena kızıyım," dedi, geri adım atmayacaktı besbelli. "Bu zekama hakaret. Bu soruları yanıtlamayacağım."
“Ama tanrılar ölmez!” Dedi Kıvırcık.
“Ama silikleşebilir.” Dedi Pan. “Korudukları her şey yok olduğunda , artık güçleri kalmadığında ve kutsal mekanları yok olduğunda...Sevgili Kıvırcık, vahşi doğa artık o denli küçük o denli yıkılmış vaziyetteki onu hiçbir tanrı kurtaramaz. Krallığım yok oldu. Bu yüzden mesajımı ulaştırmanı istiyorum. İhtiyar heyetine geri dünmelisin. Satirlere, orman perilerine ve diğer doğa perilerine tanrı Pan’ın öldüğünü söylemelisin.Onlara artık hayatta olmadığımı söyle. Onları kurtarmamı beklemesinler. Bunu yapamam. Tek kurtuluş kendinizsiniz. Her birinizin...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Labirent Savaşı
Alt başlık:
Percy Jackson ve Olimposlular 4
Baskı tarihi:
Kasım 2009
Sayfa sayısı:
376
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051113814
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Egmont Yayıncılık
Bir gün birisi çıkıp size Antik Yunan tanrılarının hâlâ hayatta
olduklarını söylese ne yapardınız?

Ya ailenizden birinin bu tanrılardan biri olduğunu öğrenseniz?
Olağanüstü güçlere sahip olduğunuzun farkına varsanız?
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 666 okur

  • Burak M. Çapraz
  • Pınar Buse
  • pelin aşkın
  • Sıla Günler
  • Fatih Yıldırım
  • Yavuz Selim Dikenlik
  • Aysu ÇAKIR
  • wc
  • Gülcan Bülbül
  • Abdurrahim Elri

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.5
14-17 Yaş
%32.1
18-24 Yaş
%45.9
25-34 Yaş
%7.8
35-44 Yaş
%3.7
45-54 Yaş
%1.8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71.5
Erkek
%28.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%52.5 (84)
9
%18.8 (30)
8
%16.9 (27)
7
%5.6 (9)
6
%3.1 (5)
5
%1.9 (3)
4
%0.6 (1)
3
%0.6 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları