Labirent Savaşı (Percy Jackson ve Olimposlular 4)

·
Okunma
·
Beğeni
·
6,8bin
Gösterim
Adı:
Labirent Savaşı
Alt başlık:
Percy Jackson ve Olimposlular 4
Baskı tarihi:
Kasım 2009
Sayfa sayısı:
376
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051113814
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Egmont Yayıncılık
Baskılar:
Labirent Savaşı
Labirent Savaşı 4
Percy Jackson and the Battle of the Labyrinth
The Battle of the Labyrinth
Bir gün birisi çıkıp size Antik Yunan tanrılarının hâlâ hayatta
olduklarını söylese ne yapardınız?

Ya ailenizden birinin bu tanrılardan biri olduğunu öğrenseniz?
Olağanüstü güçlere sahip olduğunuzun farkına varsanız?
376 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10 puan
Percy Jackson serisinin dördüncü kitabı olan Labirent Savaşı da bitti. Serinin bitimine sadece bir kitap kalmışken Labirent Savaşı bir anlamda serinin finaline bir ön hazırlık yapmış oldu. Yunan mitolojisinin günümüz dünyasıyla iç içe geçirilip okuyucuya sunulduğu bu serinin yavaş yavaş sonuna geliyorum, evet Percy Jackson ve Olimposlular serisi öyle bir seri ki bu seride Denizlerin Tanrısı Poseidon'u bermuda şortuyla kapınızın önünde bulabilir veya Savaş Tanrısı Ares'i deri pantolonuyla, günes gözlüğüyle vb bir motosikletin üstünde görebilirsiniz. Bu seriye dair en çok sevdiğim şeylerden biri de bu durum sanırım çünkü mitoloji ve günümüzün harmanlanmış olması olayları komik ve ilgi çekici bir hale getirebiliyor.


Titanların Kralı Kronos'un tek bir amacı var: Vücut bulup yeniden dünyaya dönerek, kendisini parçalara ayırıp Tartarus'un derinliklerine atan Olimpos'lu Tanrıların saltanatına son vermek. Efendileri Kronos'un beden bulmasına yardımcı olan yandaşları ise Daedalus'un Labirenti'ni kullanarak Melez Kampı'na ulaşmak ve orada bulunan tüm melezleri yok etmek amacında. Kahramanlarımız Percy ve arkadaşları ise labirente girerek, labirent yapıcısını yani Daedalus'u düşmandan önce bulmalılar, ancak bir sorun var: Labirente giren neredeyse hiç kimse bir daha o labirentten çıkamamış çünkü labirent drakonlardan cehennem tazılarına, sfenkslere kadar birçok korkutucu ve garip yaratıkla dolu...


Serinin diğer kitaplarında olduğu gibi Labirent Savaşı'nda da yine Yunan Mitolojisi'ne dair birçok şey öğrendim ve bu durum benim için Percy Jackson serisinin en güzel yanlarından biri. Ancak bu kitap için serinin en güzel kitabı diyemeyeceğimi de belirtmeliyim. Dördüncü kitabını da bitirdiğim seride halen en sevdiğim kitaplar serinin birinci ve kitapları olan Şimşek Hırsızı ve Canavarlar Denizi. Bir de seriye dair başka bir olumsuz düşüncem şu ana kadar okuduğum dört kitabın da aynı şekilde başlamış olması. İlk iki kitap için bunu anlayabiliyorum ancak devamında da öyle olunca artık çok klişeleşmiş hale gelebiliyor. Aslında son yüz elli sayfaya kadar Labirent Savaşı ile ilgili daha olumsuz düşüncelerim vardı fakat o son yüz elli sayfada öyle şeyler oldu ki kitaba dair olumsuz noktalar da gitti zihnimden. Labirent Savaşı seride en beğendiğim kitap olmasa da, bazı noktalarda tekrara düşüldüğünü düşünsem de, mükemmeldi diyemesem de benim için güzel bir kitap oldu diyebilirim.
376 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Selam! Bugün çok sevdiğim Percy Jackson ve Olimposlular serisinin dördüncü kitabı olan Labirent Savaşı' nı yorumlayacağım.

Percy, yeni okulunun düzenlediği alıştırma gezisinin eğlenceli olacağını zaten düşünmüyordu. Eski bir ölümlü tanıdıkla beraber iblis ponpon kızlarla mücadele etmesi gerekince bu gezi iyice içinden çıkılmaz hale geliyor.

Olimposlular ile kötü Titan Lordu Kronos arasındaki savaş gittikçe körükleniyor. Her an istilaya açık durumdaki Melez Kampı bile artık sihirli sınırlarıyla bir zamanlarki güvenli yer değil. Titan ordusunun baskınını engellemek için Percy ve diğer melez dostlarının karanlık bir labirentten geçmesi gerekiyor, her bir köşesinde başka kötü sürprizler bekleyen, sürekli yenilenen, üstelik canlı bir labirentten.

#kitapyorumu
Seride en beğendiğim ikinci kitap oldu Labirent Savaşı. Yazarımızın ne kadar geniş bir hayal gücü var. Ben bu tarz bir kitap yazmaya kalkışsam aklıma hiç böyle şeyler gelmez. Birde şöyle düşünün; Yazarımız 40 ila 50 arası yaşlarda, kitabı anlatan karakterimiz Percy 16 yaşında. 50 yaşındaki bir adamın 16 yaşındaki bir çocuğun dilinden yazması, üstelik bunu en iyi şekilde yapması ne kadar zordur. Ama yazarımız bunu başarmış. Gelelim konumuza. Şu " ölümlü tanıdık " yani Rachel adlı şahısı hiç sevemedim. Sanırım Annabeth' in yerini alacağından korktum. Ama öyle bir şey olmayacak ve olamaz da. Ama Rachel şu konuda Percy gibi benimde saygımı kazandı; Kronos' un yüzüne tarak fırlattı Annabeth ilk görevini aldı! Ama ne görev... Kıza daha kolay bir görev gelseydi keşke. Görevini bile nasıl tamamladı... Birde kehanet var. O son satır Annabeth için ne kadar üzücü oldu. Labirent Savaşı' nı okumadan önce fanartlara baktığımda Annabeth elinde bir bilgisayar tutuyordu. Üçgen işareti vardı. Ne olduğunu anlayamamıştım ama şimdi çok iyi anlıyorum. Kronos artık insan bedenine kavuştu. Bu da final kitabına geldik demek oluyor Bu seriyi çok ama çok özleyeceğim. Bu arada Nico ne kadar değişti. O küçük tatlı çocuk bir takım kötü olaylardan sonra ( söyleyemem çünkü spoiler oluyor ) ölüm saçan bir çocuğa dönüştü. Ama ona da hak veriyorum yani. Yine çok uzun yazmışım ya. O zaman hoşçakalın
376 syf.
·27 günde·Beğendi·10/10 puan·Ne Okusam'dan
Seride nihayet uzun zamandır beklediğim o dolu dolu heyecanı yaşatan, her bir satırında bunu hissettiğim olayların yaşanmaya başladığı kitap. Percy, Annabeth, Kıvırcık ve Tyson'ın maceralarını çoğunlukla hep beraberlerken okuma fırsatını elde edebildiğim, bir açıdan en çok da bu yüzden serideki favori kitabım olmayı başardı Labirent Savaşı. Aslında bundan önceki üç kitabı da severek okumadığımı söyleyemem ancak dördüncü kitabın yeri bir başka oldu bu noktada.

Kitaba yine muhteşem, adrenalin dolu ve okuduğum dört kitabın dördünde de var olan klasik bir Percy başlangıcı ile giriş yapıyoruz. Goode Lisesi'nde peşine düşen canavarlar yüzünden "yine" hem okulu hem de ortalığı birbirine katmıştır daha ilk okul gününden. Titan'ın Laneti'nden bize kendisini hatırlatan ve bir ölümlü olmasına rağmen Sis'in ardında neler olduğunu rahatlıkla görebilen Rachel Elizabeth Dare'in yardımıyla Percy canavarlardan kurtulmayı başarıyor. Ardından da benim okumayı dört gözle beklediğim Melez Kampı'na dönüş yapıyor. Ancak Melez Kampı da pek huzurlu bir ortama sahip değil o esnada. Percy'nin en yakın arkadaşı olan Kıvırcık, yıllardır Pan'i aramakla sorumlu olduğu görevi nedeniyle satirlerin lideri tarafından bir soruşturulmaya alınmış oluyor ve bu kez, Kıvırcık'a Pan'i bulmak için oldukça kısa bir süre ve son bir şans tanınıyor. Kıvırcık sürgün edilme tehditi ile karşı karşıya kalmışken, Melez Kampı da en az bunun kadar büyük ve çok yakında gerçekleşmek üzere olan bir sorunla yüz yüze geliyor. Titan kralı Kronos'un ruhunun bölünmüş parçalarını tamamlamaya oldukça yakın olması ve somut bir bedende yeniden hayat bularak Melez Kampı'nı, ardından da Olimpos'u yok etmek için harekete geçeceği rivayeti duyuluyor. Önceki kitaplarda da kampın güvenliğini tehdit eden birtakım unsurları göz önünde bulundurduğumuz zaman, yaklaşmakta olan çok ciddi bir tehlike söz konusu melezler için. Kronos'un kampa nereden, nasıl ulaşabileceği çok ciddi bir soru işareti oluşturmuşken, kampta bir labirent girişinin keşfi ile işler çok daha karmaşık bir hal alıyor. Üstelik söz konusu labirent de pek tekin değil. Hakkında iyi söylemler olmayan bu labirente giren bir daha çıkamamış, çıkmayı bir şekilde başardıysa bile aklî dengesi eskisi gibi olamamıştır. Eğer Kronos ve ordusu bu labirentte nasıl yol alıp, Melez Kampı'na ulaşabileceklerini kampın mimarı ve aynı zamanda da büyük bir mucit olan Deadalus'la iletişime geçerek öğrenirlerse, bu kamp için iyi sonuçlanacak bir şey olmaz. Tabii, Percy, mimarlığa karşı çok büyük bir hayranlığı olan Annabeth ve onlara destek olmak için her daim sadık ve hazır olan Tyson ve Kıvırcık, Deadalus'a onlardan önce ulaşmazlarsa.

Labirent Savaşı'nı gerçekten çok sevdim. Binbir türlü şaşırtmacanın olduğu, maceranın eksikliğini hiç hissetmediğiniz ve düğüm olmuş karmakarışık olayların yeri ve zamanı geldikçe bir bir çözüme kavuştuğunu hayalimde canlandırabildiğim bu kitap bana okurken çok büyük bir keyif verdi. Karakterlerin aralarındaki kurulan arkadaşlık ve aile bağı çok güzeldi... Bu kitapta karşımıza çıkan yeni karakterler, bir önceki kitapta okumayı çok sevdiğim Nico'nun tekrar dönmesi... Üstelik sonu öyle bir yerde bitti ki kitabı kapattığımda "Böyle de bitmezsin ama..." diye söylendim bir miktar. Dördüncü kitapta olanlar daha çok beşinci ve son kitapta olanların bir nevi fragmanı gibi geldi bana. Bu yüzden hem bir an önce okumak istiyorum hem de neler olacağını kestiremediğim için korkumdan istemiyorum. Rick Riordan'ın kurduğu bu dünyanın hak ettiği değeri daha fazlası görmesi gerektiğini düşünüyorum.
376 syf.
·4 günde
Percy Jackson'la tanışmam ilk olarak 'Lightning Thief' filmiyle oldu. (Bu arada onun da üzerinden on yıl geçmiş bile, vay be!) Daha sonra kitaplarının olduğunu öğrendim ama o kadar fazla ki (tam sayı vermek gerekirse; Percy Jackson evreninde geçen 15 cilt ana kitap, 5 cilt yan kitap ve 5 cilt de çizgi roman) nereden başlayacağımı bir türlü bilemiyordum.
Doğan Egmont Yayınlarından çıkan 10.yıl özel edisyonu sandıklı limited edition (500 adet basıldı) baskısı doğumgünümde hediye olarak gelince artık nereden başlamam gerektiğini biliyordum :)
376 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Asıl olaylar bu kitapta patlak veriyor. İyi ve kötüler bu kitapta açığa çıkıp herkes kendi safını seçiyor.
Percy Jackson serisinin en sevdiğim kitabı buydu. Fazlaca macera vardı. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
376 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Yunan mitolojisi ve fantastik bir kurgu birleşince heyecanlı ve hızlı bir okuma kaçınılmazdı ki öyle de oldu. :D

Sona yaklaştıkça olayların ve gidişatın daha da karmaşık ve korkutucu bir hal aldığını söyleyebilirim.

Bu kitapta ise konu olarak en merak ettiklerimden birileri var; Eşsiz bir mimar olan Daedalus ve onun etkilediği Girit Kralı Minos’un kızı Ariadne, onun da aşık olduğu kahraman Theseus... Bu üç kişinin ortak noktası ise Percy ve arkadaşlarının Daedalus’un inşa ettiği korkutucu labirente girmelerine neden olmaları...

Ayrıca Büyücü Kirke gibi bir hayat yaşayan biri daha var... Percy’nin onunla büyük bir imtihanı da olacak. Tıpkı Odisseus gibi...

Percy ve arkadaşları Titan Tanrı Kronos’un dirilmesine engel olabilecekler mi dersiniz?

Seriye henüz başlamadıysanız belki bu mitler ilginizi çeker diye düşünüyorum, eğer başladıysanız bu kitabı çok bekletmeden( benim gibi hemen yeni aldıklarınızı okumadan yani :Dd ) okuyun derim .
Hoşçakalın, sevgiyle ve kitaplarla kalın.
376 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Ahhh ne diycem bilemiyorum. Kitabı okurken yerimde duramadım. Bağrıma bastım diyebilirim. Hatta şuan bu satırları yazarken bile kitabı göğsüme bastırmış durumdayım. Belki hikayesi çok iyi olduğundan belki de sondan bir önceki kitap olduğundan bilmiyorum ama gerçekten bitmesin istedim.
Hele o sonu yok mu o sonu
Neyse hislerimden bahsettiğime göre konusuna geçelim. 14 yaşına gelen Percy yani Poseidon'un oğlu bu kez yeni bir maceraya atılıyor...
Melez kampı zor durumda çünkü Luke her an saldırabilir. Annabeth ve Jackson tesadüf eseri labirent girişini bulduklarında bu saldırının çok da uzak bir tarihte olmayacağına emin oluyorlar ve keşif için Labirente giriyorlar. Tabi Kıvırcık bu sırada Pan'ın peşine düşüyor, Jackson Yanardağ patlatıyor falan falan yine bir sürü canavar var yine güzel savaşlar var...
Ayyy çok güzeldi ( burada gözleri dolu dolu olmuş emoji gördüğünüzü hayal edin ama böle mutluluktan gözleri dolmuş olsun tamam mı ?)
Evet kitap çok iyiydi güzel bir maceraya sürükledi tavsiye ederim
376 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10 puan
Percy Jackson serisini sevmemin ( Rick Riordan'ın inanılmaz hayal gücü dışında:) nedeni 21. Yüzyılla Antik Yunanın harmanlanmış olması. Garip bir şekilde ortaya çıkan sonuç inanılmaz olmuş.
Titan Kronos ve ordusunun ilk hedefi Melez Kampıdır. Ve tabi sonra Olimpos. Kronos'un ordusunun başındaki Luke Melez Kampına girmek için daha önceden bulduğu bir girişi kullanacaktır: Dedalius'un Labirenti...
Ancak Labirent insanların en büyük korkularını hissedebilir, en korkulu rüyalarını. Kısacası Labirent CANLIDIR!
Labirent'te hayatta kalmanın, kaybolma anın tek bir yolu vardır, Theseus' un zamanında kullandığı yol : Adrianne'nin ipi.
Çok geçmeden Percy ve Anabeth de Melez Kampındaki Labirentin girişini bulurlar. Adrianne'nin ipini Luke'tan önce bulmalılardır. Böylece onlara herzaman ki gibi bir görev verilir. Ancak bu görev Anabeth' in liderlik edeceği ilk görevdir..

Maalesef bu kitapta Anabeth'in üzerindeki stresten dolayı Percy ve Anabeth ile ilgili pek iyi bir şey yoktu. Hatta Rachel yüzünden işler daha kötüye gitti:(
Şunu üzülerek söylüyorum ki diğer üç kitaba göre sanki bu kitap sanki son kitaba hazırlık için yazılmış.
Ancak bu kitabı da serinin diğer kitapları gibi okumanızı tavsiye ederim.
376 syf.
·1097 günde·10/10 puan
#masaldankitaplik
Percy Jackson ve Olimposlular serisinin tüm kitaplarının yorumun elimden geldiğince yazmaya çalışıyorum. Ve işte karşınızda serinin 4. kitabı. Her zamanki gibi büyük bir keyifle okuduğum bir kitap oldu elbette. Rick Riordan okurken kafamı dağıtabiliyor ve rahatlayabiliyorum. Okuması da bir hayli eğlenceli olduğundan benim için bulunmaz nimet oluyor açıkçası. Bu kitapta Percy karakterimiz 15 yaşına giriyor ve büyük lanetin gerçekleşmesine sadece 1 yıl kalıyor. Kitabımızda bu kez bizi bekleyen maceraları size kısaca anlatayım. Melez kampının Kronos ve yandaşları yüzünden eskisi kadar güvenli olmaması üzerine ve kampın içinde Deadalus’un Labirentinin girişinin şans eseri(!) bulunması üzerine işler iyice sarpa sarıyor. Labirentten size biraz bahsetmek istiyorum. Bu labirent bizim kadar canlı olan, her geçen gün büyüyen bir mimari harikalık. Bu labirenti inşa eden kişi ise Daedalus isimli bir mucit. Kendisinin ne kadar zeki olduğunu inşa ettiği labirentin muhteşemliğine bakarak anlayabiliriz. Labirent sayamayacağımız kadar tehlikelerle dolu ve bütün Amerika kıtasının altına yayılmış durumda. Labirenti kısaca böyle özetleyebilirim sanırım. Kitabımızın konusuna devam edelim o halde. Luke ve yandaşları kampa direk girmenin bir yolunu bulamayınca labirenti kullanarak kampa giriş yapmayı hedeflerler. Yalnız labirentte hayatta kalabilmek ve sağ salim dışarıya çıkabilmek için mucite ihtiyaçları vardır. Kahramanlarımız ise burada devreye giriyor. Mucite Luke’tan önce ulaşıp kampı korumak için ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar. Annabeth, Percy, Kıvırcık ve Tyson ölümcül labirente girerek Luke’u durdurmak için canla başla çalışıyorlar. Bir diğer sorunumuz ise Kıvırcık oluyor. Kendisi Pan’i bulmak için çıktığı her arayışta eli boş döndüğü için Heyet Kıvırcık’ın Arama ehliyetine el koymak ister fakat bazı nedenlerden dolayı son bir şans daha vererek aramaya çıkmasına izin verilir. Bir başka sorunumuz ise Nico’nun Percy’e olan öfkesi. Ablasının ölümü yüzünden hala kızgın olan Nico ablasını geri getirmek ve Percy’den intikam almak için türlü türlü planlara başvuruyor. Bu kitapta da her zamanki gibi macera hiç bitmiyor. Birden fazla tehlikeyle baş etmeye çalışan kahramanlarımızı zorlu bir yolculuk bekliyor. Bize düşen kısmı ise bu macerayı keyifle okumak oluyor. Ben gerçekten de çok sevdim. Umarım sizler de çok severek okursunuz. Her zamanki gibi size bu seriyi şiddetle önererek aranızdan ayrılıyorum.
Puanım:5/5
376 syf.
·Beğendi
Serinin sondan önceki kitabı Labirent Savaşı, bizi finale götürür gibiydi. Kahramanlarımız kampı korumak için Labirent'e kendi istekleriyle girdi. Athena kızı Annabeth bu görevi üstlendi. Gerçek anlamda yöneteceği ilk görevdi. Bunun ona verilmesinin bir nedeni de Labirent'in her yerini ezbere biliyor olmasıydı. Yalnız Labirent her gün değişiyordu ve bunu ancak girince anlayacaklardı. Basit görünen bir görev, artık bambaşka bir hal almıştı. Labirent'in yaratıcısını da bulması gereken kahramanlar bu görevde başarılı olabilecekler mi? Diğer yandan Titanların Kralı Kronos artık daha somut birine dönüşmek amacıyla güçlenmenin peşinde...Kampı da ele geçirmesi gerektiğini düşünüyor. Ona bu amacını gerçekleştirirken kim ve kimler yardım edecek? Bakalım bu sefer de kahramanlarımız kötülere karşı koyabilecek mi? Tüm soruların cevabı serinin dördüncü kitabında sizi bekliyor olacak. Ben bu kitabından da büyük zevk aldığımı söyleyebilirim. İçimde sonuncuya geçmenin heyecanı da var...Bekle beni geliyorum Son Olimposlu.
Yazarın emeğine sağlık.
376 syf.
·10/10 puan
Öncelikle yine bir Riordan kitabı ama diğerlerine göre biraz daha altta kalmış gibi ama yinede çok güzel bir kitap. Üzüleceğiniz,heyecanlanacağınız,
şaşıracağınız kısımlar olacak. Bu öyküde Kuvırcık Çalıdibi Tanrı Pan’ı arıyor ve buluyor da arkadaşları ile ama ...
Spoiler olmasın ama çok güzel bir kitaptı diğer Kitaplar kadar heyecan dolu olmasa da. Mutlaka okuyun.
376 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Özellikle şunu söylemek istiyorum: Bu serinin en sevmediğim yanı, kitaba başlarken hep aynı şeylerin olması. Bu kitap Percy Jackson serisinin en az sevdiğim kitabı oldu. Çalıdibi Kıvırcık, Doğa Tanrı Pan’ı Arıyor ve sonunda buluyor da...
Şey... Galiba Annebeth Luke’dan ve Percy’den aynı anda hoşlanıyor bu kitapta karakterlerin aşk hayatına önem verilmiş. Kitap ortalara kadar biraz durgun olarak ilerlese de, sonra heyacan, aksiyon artıyor.
En sevdiğim kısmı genel olarak Dauedalus olan kısımları dediğim gibi, serinin diğer kitaplarına göre daha az hazz duydum.
Şuna da ekleyeyim : Eğer Yunan mitolojisine ilginiz varsa bu seri çok iyi çünki, roman tarzı kurguyla Yunan mitolojisisi öğrene bilir ve sonra diğer kaynaklardan öğrendiğiniz bilgileri arttıra bilirsiniz.
serinin ilk, iki kitabının film uyarlaması yapılmış ama, diğer kitaplarında film uyarlamaları olsaydı keşke. Görsel olarak izleseydik daha güzel olur olayları daha iyi kavrar ve kitapları daha iyi aklımızda tuta bilirdik.
“Annabeth bu sorumun ardından beni şaşırtan bir şey yaptı. Gözleri doldu, kollarını iki yana açtı.

Öne atılıp ona sarıldım. Öyle tuhaf bir heyecan kaplamıştı ki içimi, sanki bir kelebek sürüsü midemdeki bir rock konserinde, delicesine kafa sallıyordu”
“Değersiz varlıklar tanrılar adına korkunç şeyler yapabilir. Bu demek değildir ki tanrılar onlara onay vermiştir.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Labirent Savaşı
Alt başlık:
Percy Jackson ve Olimposlular 4
Baskı tarihi:
Kasım 2009
Sayfa sayısı:
376
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051113814
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Egmont Yayıncılık
Baskılar:
Labirent Savaşı
Labirent Savaşı 4
Percy Jackson and the Battle of the Labyrinth
The Battle of the Labyrinth
Bir gün birisi çıkıp size Antik Yunan tanrılarının hâlâ hayatta
olduklarını söylese ne yapardınız?

Ya ailenizden birinin bu tanrılardan biri olduğunu öğrenseniz?
Olağanüstü güçlere sahip olduğunuzun farkına varsanız?

Kitabı okuyanlar 2.402 okur

  • berre efza
  • Emirhan Bakay
  • ece gizem ikiz
  • Sena nur paçacı
  • İlayda Peşmen
  • fae
  • büşra dalyan
  • Ekin Özköseoğlu
  • Ekin Ece Tokmak
  • İpek

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%5.5
13-17 Yaş
%32.1
18-24 Yaş
%45.9
25-34 Yaş
%7.8
35-44 Yaş
%3.7
45-54 Yaş
%1.8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71.5
Erkek
%28.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%41.3 (239)
9
%16.1 (93)
8
%15.9 (92)
7
%6.7 (39)
6
%2.4 (14)
5
%1.6 (9)
4
%0.5 (3)
3
%0.2 (1)
2
%0.2 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları