Lacan ve Sinema Sanatı

·
Okunma
·
Beğeni
·
57
Gösterim
Adı:
Lacan ve Sinema Sanatı
Baskı tarihi:
Eylül 2014
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055021191
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arı Sanat Yayınları
Esasen Sigmund Freud'un temellendirdiği psikoterapi metodolojisinin sıkı bir takipçisi olan ve hayatının hiçbir döneminde kendi entelektüel dünyasını tanımlarken, ima ile bile olsa kendisini sinemacı olarak nitelememiş Lacan'ın, sinema ve film çevrelerince bir sinema film düşünürü olarak ele alınması bu yüzyılın en temel fikri paradokslarından biridir. Modernitenin ya da post modernitenin önde gelen fikir işçilerinin bilinçli ya da bilinçsizce ortaya koyduğu bu anlam ve alan kaymasının sebep ve sonuçları şüphesiz bir sorgulamayı ve derinlikli incelemeyi gerektirmektedir. Elinizdeki eser, devasa iddialar ve tutarsız önerme ve çıkarımlardan kaçınarak, ilgili literatürün ışığında, Lacan'ın aslen pskololoji bilimi için ortaya koyduğu kavramsallaştırmalar ve terimleştirmeler bağlamında sinema sanatına katkılarını hermenötik bir yaklaşımla ele almaktadır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Lacan'ın psikanalize tabi tuttuğu birinin vaktiyle söylediği gibi: 'Hepimiz akıl hastasıyız fakat hepimiz deli olmaya mecbur değiliz'; ve Lacan'ın kendisinin dediği gibi: 'hepimizin, delüzyonel hastalarla ortak küçük bir yönümüz vardır".
Zizek, pomografideki bakışımızın "herşeyi gösteren bir resme karşı aptalca atılan bir nazar" olduğunu savunur. Bunun yanında, Zizek pornografik bir görüntüde izlenenlerin, yani "ötekinin", "bizim dikizci zevkimizin bir nesnesi haline geldiği" düşüncesine karşı çıkarak, aslında "izleyicinin kendisinin nesne konumunda olduğunu", izlenilen pornografi görüntüdeki "öznelerin bizi cinsel yolla tahrik etmeye çalışhklarını" ve "biz izleyicilerin felçli nesne-bakışına indirgenmiş" olanlara dönüştüğümüzü belirtmektedir (1992: 86).
Mustafa Mencütekin
Sayfa 27-8, "nazar" burada Lacan'ın "le regard" (bakış, kem göz) kavramına karşılık alınmıştır.
Laplance ve Pontalis Freud'un 9 Kasım 1915 tarihinde kaleme aldığı Lou Andreas-Salome'ye Mektubu'ndan çok ilginç birkaç satırdan bahseder. Ki bu satırlar psikanalizin ilk günlerinde Freud tarafından nasıl algılandığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Şimdiki algı ve kabulle karşılaştırıldığında ciddi bir tenakuz belirginleşir. Ne diyordu Freud: "Senelerce düşünsem psikanalizin başkalarına bu kadar çok şey ifade edebileceğine ya da birisinin benim kelimelerimde bu kadar çok şey okuyabileceğine inanmazdım" (2000:v ).
...özne hakimiyet arzusu gütmektedir, ancak "bu hakimiyet arzusu özne için mühim değildir;...özne hakimiyet arıyor gibi görünürken, aslında nesneyle bağlantı kurmanın daha az travmatik bir yolunu bulmaya çalışmaktadır" (McGowan, 2007: 11).
Arzu ile kişiye "sorgulayarak ve meydan okuyarak" dünyasının değiştirilmesi "telkin" edilir. Fantezide ise, "tatmin edici cevaplar bulunarak" kişinin yaşadığı dünyadan"olduğu gibi hoşnut olması" telkin edilmektedir. Arzu ve fantezi arasında bir denge kurulması gerekir. Kişi kendini fazlasıyla arzu ederken buluyorsa, "kendini ezen sosyal düzen karşıtı bir ayaklanma" ihtimali doğacaktır. Diğer yandan, eğer fazla düş kuruluyor ise, kişi kendini "bu düzenin ebediliğine etkin bir biçimde bağlamak çabasından" vazgeçecektir (McGowan, 2007: 127-128).
...sinema seyirciyi ekrandaki görüntülere dair herhangi bir "soru yöneltemeden şekillendirebilme" özelliğine sahiptir (McGowan, 2007: 124).
Görüşü benlik ile tanımlayarak, benlik ya da ego, kültürel yapıları ve görüntünün çerçevesini maskeler. Nevrotik semptomlar, dil şürçmeleri, unutmak, rüyadaki imgeler vd. gibi müphem durumlarımızın süreksizliği sosyal içeriğin kaygı merkezli patlamasını belirtir. Psikanalitik kavramlar kesin ve belirli bir şekilde nasıl birşeyin öbürünün yerine geçtiğini açıklar. Kısacası, psikanaliz bir saklama, yerine geçirme, tanımalama kuramıdır. (Saper, 1991: 33)
...objet petit a "kayıp, arzu edilen bir nesne olmak için kendisini özneden ayıran bir nesnedir"; ve zaten bu hali nesnenin arzu edilen olmasını sağlar, söz konusu "nesne ancak yok olduğu zaman varolabilir" (McGowan, 2007: 5).
Lacan her ne şekilde olursa olsun "gözün gerçek işlevinin, hırsla dolu, kem göz olması" niteliğinin ortaya çıkacağına inanmıştır (Jacob, 2009: 242).
Günümüzde türü ne olursa olsun, ve hangi toplum ve ideoloji tarafından üretilirse üretilsin, sinema bir "entegrasyon sineması" dır ve bu sinema da, "daima, tamamlanmış hissi uyandıran bir eksik kalmayan Öteki" mevcuttur. İnanması ne kadar güç olsa da "eksik kalmayan Öteki'nin dünyası -bakışın ortadan kaybolmasının sonucu-, her şeyin kontrol edildiği bir dünyadır ve bu dünyada, temsiliyet öznenin yerine Öteki'ne aittir" (McGowan, 2007: 128). Büyük Ötekinin özne üzerindeki bu gücünü yok etmenin "anahtarı" öznenin, "Büyük Ötekinin arzunun sırrını taşımadığı, ... aslında onun hiçbir şey saklamadığını" kabullenmesinde yatar. Bu "öznenin özgürlüğünün anahtarıdır". Burada özneyi yanıltan faktör Büyük Ötekinin önemli bir şey ihtiva ettiği, "gizli bir nesne içerdiği" hakkındaki yanılsamadır. Özne, ancak Büyük Ötekinin de kendisi gibi "noksan ol duğunu" anlamak şartı ile "sosyal düzenin kendisi üzerindeki hakimiyetini bozar" (McGovan, 2007: 80). Aksi takdirde, "entegrasyon sineması özneleri özgürlüklerinden uzağa iter"(McGowan, 2007: 129).
...özne ancak tam olmadığına, kendisinde bir boşluk olduğuna inandığı anda arzusuna, arzusunun belirli bir nesnede olduğuna inanır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Lacan ve Sinema Sanatı
Baskı tarihi:
Eylül 2014
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055021191
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arı Sanat Yayınları
Esasen Sigmund Freud'un temellendirdiği psikoterapi metodolojisinin sıkı bir takipçisi olan ve hayatının hiçbir döneminde kendi entelektüel dünyasını tanımlarken, ima ile bile olsa kendisini sinemacı olarak nitelememiş Lacan'ın, sinema ve film çevrelerince bir sinema film düşünürü olarak ele alınması bu yüzyılın en temel fikri paradokslarından biridir. Modernitenin ya da post modernitenin önde gelen fikir işçilerinin bilinçli ya da bilinçsizce ortaya koyduğu bu anlam ve alan kaymasının sebep ve sonuçları şüphesiz bir sorgulamayı ve derinlikli incelemeyi gerektirmektedir. Elinizdeki eser, devasa iddialar ve tutarsız önerme ve çıkarımlardan kaçınarak, ilgili literatürün ışığında, Lacan'ın aslen pskololoji bilimi için ortaya koyduğu kavramsallaştırmalar ve terimleştirmeler bağlamında sinema sanatına katkılarını hermenötik bir yaklaşımla ele almaktadır.

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Zeynep Sarhan
  • Verçaluys
  • Defne Özer
  • Hakan
  • hypatia
  • Mihriban Karadağoğlu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%100 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0