Laiklik Ruhuna FatihaUğur Mumcu

·
Okunma
·
Beğeni
·
236
Gösterim
Adı:
Laiklik Ruhuna Fatiha
Baskı tarihi:
Nisan 1987
Sayfa sayısı:
284
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758084586
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
UM:AG Araştımacı Gazetecilik Vakfı
TBMM'de cami yapılması, yeni bir din sömürüsü kaynağı olacaktır. En iyisi, TBMM camiinde bir "devlet mevlidi" düzenlemek ve laiklik ilkesinin ruhuna fatiha okutmaktır.

(Cumhuriyet, 29 Ocak 1987, Siyasal Namaz...)

İlahi Erbakan! Sırası mı şimdi! Gericilik tartışması tam kızışıyorken Erbakan Hoca da ortaya çıkıverdi. Vay efendim, başörtüsü yasağı kalksınmış; "şeriat devleti" isterlermiş.

Bu Erbakan hiç uslanmayacak. Konya mitingi, 12 Eylül hareketi, Eşek Adası'nda zorunlu ikamet, Ordu Dil okulunda tutukluluk hiçbir şey ifade etmemiş. İrtica mirtica derken kabak yine Erbakan ve takımının başında patlar. Bu gidişle 12 Eylül öncesinde altı bir türlü kızarmayan kadayıfın üstü, bakarsınız yanıp kapkara oluvermiş. Üstü kapkara olmuş kadayıfı bir de "kerhen" yemek var!

(Cumhuriyet, 18 Ocak 1987, Kadayıfın Üstü...)

İrtica söylentileri başlayınca "acaba yeni bir ihtilal mı geliyor" kuşkusu yüreklerde yer etmeye başladı. İki general, üç Albay, Yönetime el koymak istedi diye "ihtilal" olmaz. Önemli olan ihtilalin koşullarıdır. O koşullar yaratılırsa bir "iktidar boşluğu" doğar; o boşluk da silahlı kuvvetler aracılığıyla doldurulur. İhtilal koşullarının oluşmasını engellemek, öncelikle sivil güçlerin işidir. "Eğri oturup doğru konuşmak" gerek. Sol kesim genellikle 27 Mayıs itilalini destekledi; sağcılar ise 12 Mart ve 12 Eylül'ü... Siyaset sahnesinde hepimiz yedek subaylık yaptık! Kimimiz 27 Mayıs'ta, kimimiz 12 Mart ve 12 Eylül'de... "Sevk" ve terhis tarihlerimiz" değişik, o kadar!..
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
TBMM Milli Eğitim Komisyonu, harp okullarına giriş koşullarını
düzenleyen yasa tasarısını göruşürken verilen bir değişiklik
önergesi ile imam-hatip okullarını bitirenlerin harp okullarına
girişlerine engel olan madde değiştirilmiş

Bu değişiklik TBMM tarafından da uygun görülürse,
harp okullarına önümüzdeki ders yılından başlayarak
imam-hatip lisesi mezunları da girebilecekler.

İmam-hatip liselerini bitirenler neden ilahiyat fakülteleri
ve İslam enstitülerine gitmiyorlar da ille de
kaymakam, vali, savcı, yargıç ve subay olmak istiyorlar?

Bu uzun vadeli eğitim ve bürokratik yerleşim projesini kimler planlıyor?

1973 yılında çıkarılan Milli Eğitim Temel Yasası’nın 31. maddesi,
liseleri bitirenlerin ancak “yetiştirildikleri yönde” yüksek öğrenim
yapacakları ilkesini getirmişti.

Bu madde ne zaman değiştirildi biliyor musunuz?

Atatürkçülük adına yasa düzeninin getirildiği 12 Eylül döneminde!

Bu madde, 16 Haziran 1983 günü değiştirilerek maddedeki
“yetiştirildikleri yönde” yüksek öğrenim yapmaları koşulu kaldırıldı.

Cumhurbaşkanı Evren ve Milli Güvenlik Konseyi, sabah akşam
“Atatürk, Atatürk” diye diye Atatürk’ün “Tevhid-i Tedrisat Kanunu”nu
rafa kaldırarak imam-hatiplilere yüksek öğrenim kapılarını açtılar.

Bugün, Diyanet İşleri Başkanlığı’nda çalışan toplam personelin
ancak yüzde altısı yüksek okul çıkışlı.

Neden, İlahiyat fakülteleri ile yüksek İslam enstitülerini bitirenler
din adamı olarak çalışmıyorlar?

Diyanet İşleri Başkanlığı’ndaki toplam personel sayısı bugün 70 bini aştı.

Bu 70 bin 99 personelin ancak 39 bin 907’si imam-hatip liseleri çıkışlıdır.

Demek ki imam-hatip liselerini bitirenler, yetiştirildikleri ve
yararlı olacakları alanda çalışmıyorlar.

Peki ne yapıyorlar?

Hukuk fakültelerini bitirip savcı ve yargıç, hukuk ve siyasal bilgiler
fakültelerini bitirip polis müdürü ve kaymakam oluyorlar.

Yarın ya da öbürgün vali de olacaklar...

Bugüne kadar imam-hatip liselerini bitiren 433.277 kişi var.
Diyanet İşleri’nde çalışan imam-hatipli sayısı 39 bin.

İmam-hatip liselerini bitiren her 10 kişiden bir kişi
Diyanet İşleri Başkanlığı’nda görev alıyor.

Üstelik, mesleki ve teknik öğrenim liselerinde öğrenci sayısı artışı
yüzde 374, imam-hatip liselerinde yüzde 1.246 olmuştur.

Genel liselerde öğrenci sayısı son yirmi yılda 3 kat,
meslek liselerinde 4.9 kat, imam-hatip liselerinde yüzde 13.4 kat artmıştır!

Bu artışa karşın Diyanet İşleri Başkanlığı’nda ilkokul mezunları
imam ve hatiplik yapıyorlar. Diyanet İşleri Başkanlığı’nda imam-hatip
lisesi çıkışlılar yerine çalışan ilkokul çıkışlıların sayısı 18 bin 362’dir.

İmam ve hatip olarak yetiştirilenler emniyet müdürü, savcı, yargıç,
kaymakam olacaklar, bu yasa değişikliği TBMM’den de geçerse
subay da olacaklar, hiç din eğitimi görmemiş ilkokul mezunları da
imam ve hatiplik yapıp camilerde vaaz verecekler!

Bunda bir yanlışlık, bir çarpıklık yok mu?

İmam-hatipliler din adamı olarak çalışmayacaklarsa,
neden art arda imam-hatip okulları açılıyor?
Neden bu okullardaki öğrenci sayısı her yıl bu kadar artıyor?

İmam-hatip lisesi mezunları neden yetiştirildikleri alanlar
dışındaki işlerde görevlendiriliyor?

Eskiler, “Camiye, kışlaya, mektebe siyaset sokulmaz” derlerdi.

Bu yasa tasarısı TBMM’den geçerse camilere ve okullara sokulan
dinsel siyaset, kışlalara da sokulmuş olacak.
Uğur Mumcu
22 Ocak 1993 Gözlem - Cumhuriyet

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Laiklik Ruhuna Fatiha
Baskı tarihi:
Nisan 1987
Sayfa sayısı:
284
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758084586
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
UM:AG Araştımacı Gazetecilik Vakfı
TBMM'de cami yapılması, yeni bir din sömürüsü kaynağı olacaktır. En iyisi, TBMM camiinde bir "devlet mevlidi" düzenlemek ve laiklik ilkesinin ruhuna fatiha okutmaktır.

(Cumhuriyet, 29 Ocak 1987, Siyasal Namaz...)

İlahi Erbakan! Sırası mı şimdi! Gericilik tartışması tam kızışıyorken Erbakan Hoca da ortaya çıkıverdi. Vay efendim, başörtüsü yasağı kalksınmış; "şeriat devleti" isterlermiş.

Bu Erbakan hiç uslanmayacak. Konya mitingi, 12 Eylül hareketi, Eşek Adası'nda zorunlu ikamet, Ordu Dil okulunda tutukluluk hiçbir şey ifade etmemiş. İrtica mirtica derken kabak yine Erbakan ve takımının başında patlar. Bu gidişle 12 Eylül öncesinde altı bir türlü kızarmayan kadayıfın üstü, bakarsınız yanıp kapkara oluvermiş. Üstü kapkara olmuş kadayıfı bir de "kerhen" yemek var!

(Cumhuriyet, 18 Ocak 1987, Kadayıfın Üstü...)

İrtica söylentileri başlayınca "acaba yeni bir ihtilal mı geliyor" kuşkusu yüreklerde yer etmeye başladı. İki general, üç Albay, Yönetime el koymak istedi diye "ihtilal" olmaz. Önemli olan ihtilalin koşullarıdır. O koşullar yaratılırsa bir "iktidar boşluğu" doğar; o boşluk da silahlı kuvvetler aracılığıyla doldurulur. İhtilal koşullarının oluşmasını engellemek, öncelikle sivil güçlerin işidir. "Eğri oturup doğru konuşmak" gerek. Sol kesim genellikle 27 Mayıs itilalini destekledi; sağcılar ise 12 Mart ve 12 Eylül'ü... Siyaset sahnesinde hepimiz yedek subaylık yaptık! Kimimiz 27 Mayıs'ta, kimimiz 12 Mart ve 12 Eylül'de... "Sevk" ve terhis tarihlerimiz" değişik, o kadar!..

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Ayser Özbulut
  • GoldenBrown

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%100 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0