·
Okunma
·
Beğeni
·
87
Gösterim
Adı:
Levinas Okumaları
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058770300
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Re-Reading Levinas
Çeviri:
Zeynep Direk
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pinhan Yayıncılık
İngiliz akademisyen Robert Bernasconi'nin ünlü Fransız düşünürü Emmanuel Levinas üzerine yazdığı makalelerden derlenen bu kitap Levinas'ın felsefesinin günümüz politik sorunlarıyla yakın bağını gözler önüne seriyor.

Levinas Husserl için gittiği Almanya'da Heidegger'in felsefesiyle karşılaşır ve oldukça etkilenir. Bu karşılaşmadan sonra Levinas'ın kendi düşüncesi, ontolojinin herşeyi öncelediği Heidegger'in felsefesine bir karşılık olarak gelişmeye başlar. Etikin ontolojiyi öncelediği bu düşüncenin daha iyi anlaşılabilmesi için okunması gereken yazarlar arasında en ön sırada Robert Bernasconi gelir. Bernasconi'nin sade ve akıcı dili, anlaşılması oldukça zor görünen bir düşünceyi ulaşılabilir kılıyor. Editörlüğünü Zeynep Direk'in yaptığı bu kitap, Levinas'ın düşüncesinin ana hatlarını anlamak için eşsiz bir fırsat.
280 syf.
Robert Bernasconi harika bir iş çıkarmış dedirtti...

Levinas felsefesinin ana dayanağı; aynı düzlemde olması gereken felsefe ile etiğin, modernizm çağında içine düştüğü tezatlar ve birbirlerine karşı düştükleri zıtlıkların giderilmesi üzerine kuruludur.

Dünya konjonktüründe modernizm, kapitalist globalleşme/sanayileşme olarak hayat bulduğu için toplum ile kişi arasında ortaya çıkan çatışma hali, insandan topluma, toplumdan insana, insandan insana ve insandan kendine doğru yönelmekte ve ortaya etik-dışılık problemi çıkarmaktadır. Bugün post-modernist düzeni yaşadığımız dünyada henüz modernizm akımı yayılmaya başladığı bir dönemde ‘’hoşgörü’’ ve ‘’tolerans’’ gibi terimler kanalıyla sistemin edindiği maske ile bozulan etiğin üstesinden gelmeye çalışmaktadır. Levinas bu noktada tüm felsefi altyapısını kurmaktadır. Yabancılaşmayı doğuran bu yaklaşım bugün insanlığın en büyük açmazı haline gelmiştir. Bu noktada Levinas, bu yabancılaşmanın yanında imha edilen geleneği de katarak pragmatist aklın yardımıyla yok edilmiş etiğin felsefi savunsunu yapmaktadır.

Farklılık merkezli etik anlayışıyla herkesin karşısındakinden sorumlu olduğu kadar üçüncü kişilerden de sorumlu olduğunu savunarak farklılıkları toplumsal sorunları çözmekte bir yol olarak görür.

Etik hakkındaki kuramıyla ve ötekinin yerini farklılıkta yorumlayarak niteliksizleştirilemezliğini savunup, ilksel olana dönüşü savunmaktadır Levinas. Muhafazakar bir ortamda büyüyen Levinas’ın düşünce dünyasına bu durum doğrudan sirayet etmiş ve etik, değer noktasında özcü bir tutum
sergilemiştir.

Tabi Levinas’tan bahsederken Edmund Husserl ve Martin Heidegger ‘dan bahsetmemek olmaz. Özünde bu iki düşünürden beslenmiştir Levinas. Husserl fenomenolojisi ve Heidegger felsefesi temel kaynak iken Yahudilerin kitabı olan Talmud ise ikinci tür kaynağı olmuştur Levinas’ın. Bu noktada kendisini eleştiriyorum ancak konudan çıkmadan kitap analizine devam edeyim. Levinas, Husserl ve Heidegger’dan ‘’ötekinin felsefesi’’ kavramını türetmiş ve yeni etik felsefesinin özü oluşturmuş oluyordu. Yüz yüze felsefe dediğimiz etki buradan geldiği gibi, ötekinin yüzü de etiğin ve değer anlayışının bir yansıması olmuştur Levinas’ın felsefesinde…

Levinas okumalarında baz alınması gereken temel paradigma, öteki/yabancı/başkası terimlerinin anlamlarını tam anlamıyla kavramak olmalıdır. Keza Levinas’ın sırrı burada yatmakta. Çünkü ötekinin yüzünde kendi suretimizi göreceğizdir.

Ancak sorulması gereken asıl soru şu oluyor bu durumda;
Öteki ile yüz yüze gelindiğinde yaşanacak asimetri bende bir ‘’Ben’’ yaratmayacak mıdır?

Levinas aslında bu girişimiyle bir çok felsefi problemi daha da açmaza sokmuştur. Oldukça fazla ontolojik sorunun ortaya çıkmasına neden olan Levinas’ın modernizm karşıtı olup aynı zamanda sistem iyileştirici çizgide seyreden felsefesi bir diğer sorunsal olmuştur Avrupa’da…

Levinas okumaları bu noktada 21. Yüzyıl felsefi hareketinin atım noktası olacaktır ancak 21. Yüzyılın ilk çeyreği bitmek üzereyken Levinas karşıtı görüşlerin ortaya çıkmaması oldukça garip. Dönüp dolaşıp Nietzsche’nin karşı çıkışlarını hatırlamakla yetiniyoruz yine… Bu okumalar değerli. Bu bir sıçrama tahtası olmalıdır insanlık için… İlgilisine tavsiyemdir.
Ben, etik ilişkide, başkasıyla, kendi ihtiyaçlarından ayrı olan bir arzuda karşılaşır.

Etik ilişkide ben başkasına, ihtiyacı olduğu için değil; onun ihtiyaçlarını karşılamak için yaklaşır. İhtiyacın söz konusu olmadığı arzu, başkasının ihtiyaçlarına yönelmiş bir arzudur.
Öteki ile ilişkideki sorumluluk hiçbir zaman tamamlanamayan bir sorumluluktur.

Bu bağlamda Levinas’ın koşulsuz sorumluluk fikri ev sahibi ile misafir ilişkisini tersine çeviren koşulsuz misafirperverlik deneyimi ortaya çıkarır. Bu koşulsuz misafirperverlik deneyimi, Levinas’a göre yabancıyı evinde ağırlamakla mülksüzleşmeyi tecrübe etmek ve kendini kökünden sökülmüş olarak bulmaktır.
Etiğin görevi, vicdanı rahatlatmak değil, tersine rahatsız etmek olmalıdır.

Başka ifadeyle hedeflenmesi gereken; “yerine getirilmesi gücümüz dahilinde olan şeyleri talep eden ve özneyi tüm sorumluluklarını yerine getirmekten doğacak doyumu hedeflemeye davet eden” bir etik değildir.
Levinas’ın etiği, ödev, hak gibi kendilikte kaynağını bulan kavramlardan ziyade, direkt olarak ötekiden gelen talepleri duyabilme üzerinedir.

Ona göre etik, sorulara cevaplar bulan değil, soru sorandır; tıpkı ötekinin sürekli ben’i sorguya çekmesi gibi, bu yönüyle yargıdan ziyade şüpheyle ilişkilidir.
Levinas düşüncesinde, yüz yüze ilişkide ötekinin yüzüne karşı bir sorumluluk taşıdığımızı hatırlayalım. Ama Levinas dünyanın iki kişiden ibaret olmadığının farkındadır ve bu nedenle diğer ötekilerden yani üçüncü taraftan söz etmiştir.

Peki üçüncü taraf yüz yüze ilişkide nereye denk gelir?

Levinas felsefesi için ben-öteki ilişkisinde üçüncü taraf vazgeçilmez bir unsur olmakla birlikte Levinas bu kavramını farklı yazılarında birbirinden farklı anlama gelecek şekilde kullanmıştır.

Tümlük ve Sonsuzluk’ta Levinas’ın üçüncü tarafı, ben-öteki ilişkisine “dışarıdan bakan bir gözün imkansızlığı” veya ötekinin yüzünde gördüğüm “tüm insanlık” anlamına gelecek şekilde kullanır.
Düşünüre göre adalet, yeni bir tiranlık oluşmaması için her zaman başka bir yerden sorgulanmalıdır.

Burada durağan bir adalet söz konusu değildir.

Tamamlanan bir adalet anlayışı yerine daima sorgulanması gereken bir adalet anlayışı vardır. Daha önce sözü edilen yersiz yurtsuzlaşma ve etik ile politikanın bağımsızlığının garantisi ve etik ile politikanın içsel olarak mümkün olduğu devlet tipi liberal devlettir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Levinas Okumaları
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058770300
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Re-Reading Levinas
Çeviri:
Zeynep Direk
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pinhan Yayıncılık
İngiliz akademisyen Robert Bernasconi'nin ünlü Fransız düşünürü Emmanuel Levinas üzerine yazdığı makalelerden derlenen bu kitap Levinas'ın felsefesinin günümüz politik sorunlarıyla yakın bağını gözler önüne seriyor.

Levinas Husserl için gittiği Almanya'da Heidegger'in felsefesiyle karşılaşır ve oldukça etkilenir. Bu karşılaşmadan sonra Levinas'ın kendi düşüncesi, ontolojinin herşeyi öncelediği Heidegger'in felsefesine bir karşılık olarak gelişmeye başlar. Etikin ontolojiyi öncelediği bu düşüncenin daha iyi anlaşılabilmesi için okunması gereken yazarlar arasında en ön sırada Robert Bernasconi gelir. Bernasconi'nin sade ve akıcı dili, anlaşılması oldukça zor görünen bir düşünceyi ulaşılabilir kılıyor. Editörlüğünü Zeynep Direk'in yaptığı bu kitap, Levinas'ın düşüncesinin ana hatlarını anlamak için eşsiz bir fırsat.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Uğur De Molinari
  • ayşe ayhan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0