Lizbon'a Gece Treni

8,1/10  (44 Oy) · 
102 okunma  · 
35 beğeni  · 
2.580 gösterim
Antik diller öğretmeni Raimund Gregorius lisede ders sırasında ansızın sınıftan çıkar, duyduğu Portekizce bir kelimenin büyüsüne kapılarak yaşadığı şehri, düzenli hayatını terk edip hakkında hiçbir şey bilmediği gizemli bir Portekizlinin, doktor ve yazar Amadeu Pradonun izini sürmek üzere Lizbona doğru trenle yola çıkar.

Tesadüfen eline geçen ve Pradonun, hayat, aşk, yalnızlık, arkadaşlık, ölümlülük ve ölümle ilgili notlarının bulunduğu kitabın etkisinden çıkamayan Gregorius, dilini bilmediği, ilk kez gittiği bu yabancı ülkede ve bu olağanüstü yolculuğu sırasında Pradonun hayatının değişik evrelerinde yer almış insanlarla bir araya gelip onun farklı söylencelerle dokunmuş hikâyesinin derinlerine iner. Bir yandan da kendi içsel yolculuğunu sürdüren Gregorius, Diktatör Salazara karşı savaşmış Amadeu Pradonun kişiliğinde kendine ve insana ilişkin pek çok sorunun yanıtını ararken, bir başkası olmanın dayanılmaz çekiciliğine de karşı koyamayacaktır. Lizbona Gece Treni, sadece Avrupadan değil, kendi zihnimizden ve ruhumuzdan da geçen ve dönüşü belli olmayan bir yolculuğun çok sesli, unutulmaz romanı.
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2012
  • Sayfa Sayısı:
    400
  • ISBN:
    9786055340438
  • Orijinal Adı:
    Nachtzugnach Lissabon
  • Çeviri:
    İlknur Özdemir
  • Yayınevi:
    Kırmızı Kedi Yayınevi
  • Kitabın Türü:
haribu 
12 Şub 2017 · Kitabı okudu · 19 günde · 4/10 puan

Öldürmedi süründürdü...
Daha sonra düzenlenmek üzere buraya şu an kitabı bitirdiğim anki duygularımla bir not düşmek istiyorum ; süründüm...Kitap bitene kadar en çok hissettiğim şey buydu...Herkes bu kadar beğenirken beni bunca daraltan şeyi çözemedim, hatta neden bu kadar popüler olduğunu ve özellikle bizim ülkemizde bu kadar rağbet gördüğünü anlamadım...Hikayesi farklı olsa da anlatılanlar düşünce dünyasındaki "aslında buydu istediğim ama yaşadıklarım bunlar" ifadeleri çok tanıdıktı, bir çok cümleye şapka çıkarsam da daha önce hiç duymadığım okumadığım şeyler de değillerdi. Sürekli düşünce dünyasında süzülmeler , yabancı kelimeler -ki bazıları çevrilmemişti- , zamandaki geçişlerdeki kopukluk, insanlar insanlar ve yine insanlar okurken bol karışıklığa sebep oldu.Yazıların puntolarının küçüklüğü , seçilen yazı tipi okuma açısından hiç keyif vermedi, özellikle Prado' nun notlarının olduğu bölümler-ki kitabın en değerli yerleriydi- çoğu zaman telefondan okudum o yüzden. İçeriğinden bahsetmek istemiyorum çünkü beğendiğim ya da etkilendiğim bir kitap olmadı, üstelik okuma aşkımı da biraz törpüledi diyebilirim :( Eğer düzenleme yaparsam içeriğinden de bahsederim sonra.
Çok uzatmadan aksiyon seviyorsanız okumayın derim ama psikolojiye ilginiz var iç dünyaya yolculukları , tahlilleri seviyorsanız okuyun.

Ibrahim D 
26 Ara 2017 · Kitabı okudu

Lizbon, gece, tren kelimelerini bir arada görünce anlamıştım kitabin üzerine. Sade kelimelerle ve trende okumak kismet de oldu şükür. Konusunu burada bahsetmeyecegim, ancak yolculuklarda en cok karşımıza çıkan ne varsa yazar kitap boyunca onumuze çıkarıyor. Özellikle "Sözlerin Kuyumcusu" adli kitap içinde kitap düşüncesi cok harika olmus. Bir kelimenin pesinden gidip açmadığı kapi kalmiyor karakterimizin. Sevecen bir okursaniz,Karakterler sizi sever. Inanirsiniz...

Buna benzer bir eylemi Hasan Ali Toptas'in babasına bulma/tanışma düşünceme, ancak rahmetli olduğunu öğrenmekle kitaba olan bağlılığım bir kat daha artmisti.

Kırmızı Kedi Yayinlarinin usta çevirmeni Ilknur Özdemir cevirisiyle...keyifle okuyun.

Serkan Öztürk 
04 Oca 23:09 · Kitabı okuyor · Puan vermedi

Hal geldi başıma.

Bitirmek bir yana, yüzde otuzuna zor geldim kitabın. Akmıyor kitap azizim. Uzun uzun betimlemeler, tasvirler bıkkınlık verdi yemin ederim. Üstelik adamın bütün hayatını bir kenara bırakıp yollara düşmesine de, esrarengiz Portekizli yazardan bu kadar etkilenmesine de ikna olamadım. Yarısında kitap bırakmaktan nefret etmesem şimdiye kadar çoktan bırakmıştım. Neyse umarım ilerleyen sayfalarda içine girebilirim diyerek cebellesmeye devam.

Benden yarına kadar haber almazsanız polise başvurun.

Büşra Demir 
10 Haz 2017 · Kitabı okudu · 14 günde · Beğendi · 10/10 puan

Çok düşündüren bir kitaptı. Bazı yerleri anlamadığım oldu. Ama güzeldi yavaş ilerlemesine rağmen okuduğum için pişman değilim.
Kısaca konusundan bahsedersek antik diller öğretmeni Raimund Gregorius portekizce bir kelimenin büyüsüne kapılarak ansızın sınıfı terk eder. Bulduğu bir kitabın yazarının peşinden Lizbon'a gider. Yazarın hayatındaki sırları keşfederken yavaş yavaş kendinin bile bilmediği yönünü keşfeder.
Eğer fazla düşündürücü kitapları sevmiyorsanız okumayın. Yok ben okurum diyorsanız tavsiyemdir. :)

Gün İlke Yıldırım 
15 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 14 günde · Beğendi · 8/10 puan

Altı çizilecek cümlelerden oluşan bir kitap desem abartmış olmam sanırım. Kolay okunur diyemem, derin konulara değinmiş Bay Mercier. Hele benim yaptığım gibi 10 günde okunursa geriye dönüşler çoğalır haliyle. Ama her şeye rağmen okunması gerekir diye düşünmekteyim. Tavsiye ederim. =)

Esra 
 22 Eyl 2015 · Kitabı okudu

Kitabın pek akıcı olduğunu söyleyemem. Ama konu olarak ilginçti. Bir ögretmen bir gün intihar etmek üzere olan bir kadını durduruyor ve kadının paltosu elinde kalıyor. Paltosunda bulduğu kitabın peşine düşüp her şeyini geride bırakarak kitabın yazıldığı, yazarının yaşamış olduğu Lizbon'a gidiyor. Kitapta bahsedilen doktorun kitabından alıntılar fazla olduğu için bazen kurgu kopuyor. Aynı zamanda bu alıntılar insanı sürekli düşünmeye sevk ediyor.
Kitabı okuduktan sonra filmini izledim. Her şey daha iyi oturuyor filmle. Kitaplardan uyarlanan güzel fimlerden bir tanesiydi bence.
Konusu ilgi çekici olduğu için kitabı okuyabilirsiniz ama özellikle filmini de izleyin.
Keyifli okumalar...

Doktorun kitabından aktarılan kısımlar hariç, ilgimi çekmeyi başaran bir kitap olduğunu söyleyebilirim. İtiraf etmeliyim ki kitabı okuduktan sonra hem Portekizce öğrenme hem de bir trene binip uzun bir yolculuk yapma isteği oluştu içimde. Bunda, askerde olmamın ve uzun zamandır kısmen de olsa sahip olabildiğim özgürlüğüme hasretimin de etkisi yok değil :) Kitaba geri dönersem, okurun ilgisini çekmeyi başaran bir kurguya sahip. Ayrıca, hikayedeki karakterlerin analizini başarıyla sunmuş yazar. Adı geçen isimleri benimsemeniz hiç de zor değil. Eğer doktorun kitabı beni daha çok etkileyebilseydi 10/10 verirdim. Bu koşullarda puanım 8.5'tan 9 :)

Ayşe Kırcaali 
26 Oca 18:56 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kendi Zihni’mizden ve ruhumuzdan geçen şahane ötesi bir yolculuğun romanı Lizbon’a gece treni.tarih var,aşk var,bilgi var .Birde olmazsa olmaz bolca merak var

Cemre Kara 
21 Şub 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitap beklentilerimin çok çok üzerindeydi.Gregorgius karakterinde bir tek ben mi Raskolnikov dan esintiler buldum bilmiyorum ancak kitabın içinde kitap olan müthiş bir kitap .Yazar felsefe eğitiminin kalitesini göstermiş .Yazar bilgisini ,görgüsünü bu kitapla ortaya koymuş yoğun bir emek harcadığı belli.Gerek edebi gerek felsefi diliyle beni büyüledi.Kitabın her cümlesi alintı yapılacak nitelikte bazı kitaplar hiç bitmez bu da o kitaplardan biriydi.Yazar bildiğimiz tüm kavramları tekrar sorgulatıyor kitap felsefe dersinde okutulmalı.Diğer kitaplarını da okuyacağım.

Mehmet Yaznur 
11 Haz 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Kelimeler düşüncelerin ifadesi mi hâlâ? Yoksa lakırdıların içe kazılı izleri durmaksızın patladığı için insanları oraya buraya sürükleyen etkili ses oluşları mı sadece?
Amadeu Prado.
Muhteşem bir roman harika bir yolculuk hemen bitirmek istemeyebilirsiniz.

2 /

Kitaptan 65 Alıntı

yasemin yeter 
18 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Merak duymadan, soru sormadan, kuşkulanıp tartışmadan nasıl mutlu oluruz? Düşünmenin keyfine varmadan?

Lizbon'a Gece Treni, Pascal Mercier (Sayfa 161)Lizbon'a Gece Treni, Pascal Mercier (Sayfa 161)
Cemre Kara 
18 Şub 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Içimizde olanın ancak küçük bir kısmını yaşayabiliyorsak gerisine ne oluyor?

Lizbon'a Gece Treni, Pascal Mercier (Sayfa 25)Lizbon'a Gece Treni, Pascal Mercier (Sayfa 25)
Büşra Demir 
02 Haz 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Böylece ölüm korkusunu, olmayı istediğimiz kişi olamamak korkusu olarak tanımlayabiliriz.

Lizbon'a Gece Treni, Pascal Mercier (Sayfa 194 - Kırmızı kedi)Lizbon'a Gece Treni, Pascal Mercier (Sayfa 194 - Kırmızı kedi)

Tünelleri seviyorum. Umudun sembolleridir onlar: Bir an gelir yeniden aydınlık olur eğer o sırada gece değilse.

Lizbon'a Gece Treni, Pascal MercierLizbon'a Gece Treni, Pascal Mercier