Adı:
Lizbon'a Gece Treni
Baskı tarihi:
Haziran 2012
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055340438
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Nachtzugnach Lissabon
Çeviri:
İlknur Özdemir
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Antik diller öğretmeni Raimund Gregorius lisede ders sırasında ansızın sınıftan çıkar, duyduğu Portekizce bir kelimenin büyüsüne kapılarak yaşadığı şehri, düzenli hayatını terk edip hakkında hiçbir şey bilmediği gizemli bir Portekizlinin, doktor ve yazar Amadeu Pradonun izini sürmek üzere Lizbona doğru trenle yola çıkar.

Tesadüfen eline geçen ve Pradonun, hayat, aşk, yalnızlık, arkadaşlık, ölümlülük ve ölümle ilgili notlarının bulunduğu kitabın etkisinden çıkamayan Gregorius, dilini bilmediği, ilk kez gittiği bu yabancı ülkede ve bu olağanüstü yolculuğu sırasında Pradonun hayatının değişik evrelerinde yer almış insanlarla bir araya gelip onun farklı söylencelerle dokunmuş hikâyesinin derinlerine iner. Bir yandan da kendi içsel yolculuğunu sürdüren Gregorius, Diktatör Salazara karşı savaşmış Amadeu Pradonun kişiliğinde kendine ve insana ilişkin pek çok sorunun yanıtını ararken, bir başkası olmanın dayanılmaz çekiciliğine de karşı koyamayacaktır. Lizbona Gece Treni, sadece Avrupadan değil, kendi zihnimizden ve ruhumuzdan da geçen ve dönüşü belli olmayan bir yolculuğun çok sesli, unutulmaz romanı.
Öldürmedi süründürdü...
Daha sonra düzenlenmek üzere buraya şu an kitabı bitirdiğim anki duygularımla bir not düşmek istiyorum ; süründüm...Kitap bitene kadar en çok hissettiğim şey buydu...Herkes bu kadar beğenirken beni bunca daraltan şeyi çözemedim, hatta neden bu kadar popüler olduğunu ve özellikle bizim ülkemizde bu kadar rağbet gördüğünü anlamadım...Hikayesi farklı olsa da anlatılanlar düşünce dünyasındaki "aslında buydu istediğim ama yaşadıklarım bunlar" ifadeleri çok tanıdıktı, bir çok cümleye şapka çıkarsam da daha önce hiç duymadığım okumadığım şeyler de değillerdi. Sürekli düşünce dünyasında süzülmeler , yabancı kelimeler -ki bazıları çevrilmemişti- , zamandaki geçişlerdeki kopukluk, insanlar insanlar ve yine insanlar okurken bol karışıklığa sebep oldu.Yazıların puntolarının küçüklüğü , seçilen yazı tipi okuma açısından hiç keyif vermedi, özellikle Prado' nun notlarının olduğu bölümler-ki kitabın en değerli yerleriydi- çoğu zaman telefondan okudum o yüzden. İçeriğinden bahsetmek istemiyorum çünkü beğendiğim ya da etkilendiğim bir kitap olmadı, üstelik okuma aşkımı da biraz törpüledi diyebilirim :( Eğer düzenleme yaparsam içeriğinden de bahsederim sonra.
Çok uzatmadan aksiyon seviyorsanız okumayın derim ama psikolojiye ilginiz var iç dünyaya yolculukları , tahlilleri seviyorsanız okuyun.
Hal geldi başıma.

Bitirmek bir yana, yüzde otuzuna zor geldim kitabın. Akmıyor kitap azizim. Uzun uzun betimlemeler, tasvirler bıkkınlık verdi yemin ederim. Üstelik adamın bütün hayatını bir kenara bırakıp yollara düşmesine de, esrarengiz Portekizli yazardan bu kadar etkilenmesine de ikna olamadım. Yarısında kitap bırakmaktan nefret etmesem şimdiye kadar çoktan bırakmıştım. Neyse umarım ilerleyen sayfalarda içine girebilirim diyerek cebellesmeye devam.

Benden yarına kadar haber almazsanız polise başvurun.
İncelemelerde belirtildiği gibi akıcı bir kitap değil. Hiç değilse kitabın ortalarına kadar merak duygusu uyandırmıyor. Ama kitabın sonunu görenler eminim bahsi geçen doktorun yazıları için devam etmiştir.
Daha önceden tanımamış olduğum asi, çok zeki, insanları etrafına dahil eden bir adamın hayatını inceledik. Ben de hikayede bu doktoru merak eden adamla her gün yeni bir ayrıntı öğrenerek mutlu oldum. Sadece sonu konusunda mutsuzum. Havada kalan hikayeleri pek sevmiyorum.
Felsefi açıdan bugüne kadar pek konuşulmamış şeylerden bahsediyor doktor yazılarında. Daha değişken, sorgulaması pek kolay olmayan, benim gibi birinin işin içinden pek çıkamayacağı düşüncelerini paylaşıyor.
Şahsen merak edenler varsa okumalarını tavsiye ediyorum. İlk işim filmini de izlemek olacak.
Keyifli okumalar..
Lizbon, gece, tren kelimelerini bir arada görünce anlamıştım kitabin üzerine. Sade kelimelerle ve trende okumak kismet de oldu şükür. Konusunu burada bahsetmeyecegim, ancak yolculuklarda en cok karşımıza çıkan ne varsa yazar kitap boyunca onumuze çıkarıyor. Özellikle "Sözlerin Kuyumcusu" adli kitap içinde kitap düşüncesi cok harika olmus. Bir kelimenin pesinden gidip açmadığı kapi kalmiyor karakterimizin. Sevecen bir okursaniz,Karakterler sizi sever. Inanirsiniz...

Buna benzer bir eylemi Hasan Ali Toptas'in babasına bulma/tanışma düşünceme, ancak rahmetli olduğunu öğrenmekle kitaba olan bağlılığım bir kat daha artmisti.

Kırmızı Kedi Yayinlarinin usta çevirmeni Ilknur Özdemir cevirisiyle...keyifle okuyun.
Çok düşündüren bir kitaptı. Bazı yerleri anlamadığım oldu. Ama güzeldi yavaş ilerlemesine rağmen okuduğum için pişman değilim.
Kısaca konusundan bahsedersek antik diller öğretmeni Raimund Gregorius portekizce bir kelimenin büyüsüne kapılarak ansızın sınıfı terk eder. Bulduğu bir kitabın yazarının peşinden Lizbon'a gider. Yazarın hayatındaki sırları keşfederken yavaş yavaş kendinin bile bilmediği yönünü keşfeder.
Eğer fazla düşündürücü kitapları sevmiyorsanız okumayın. Yok ben okurum diyorsanız tavsiyemdir. :)
Oldukca guzel bir anlatim .Surukleyiciydi filmini de izledim ama tabiki kitap daha derin anlatiyor. Hep nereye varacak diye merak ediyorsunuz. Iliskiler,hayata felsefi bakis acisi ile profosör bizi kendine bagliyor bir sekilde.
Altı çizilecek cümlelerden oluşan bir kitap desem abartmış olmam sanırım. Kolay okunur diyemem, derin konulara değinmiş Bay Mercier. Hele benim yaptığım gibi 10 günde okunursa geriye dönüşler çoğalır haliyle. Ama her şeye rağmen okunması gerekir diye düşünmekteyim. Tavsiye ederim. =)
Kitabın pek akıcı olduğunu söyleyemem. Ama konu olarak ilginçti. Bir ögretmen bir gün intihar etmek üzere olan bir kadını durduruyor ve kadının paltosu elinde kalıyor. Paltosunda bulduğu kitabın peşine düşüp her şeyini geride bırakarak kitabın yazıldığı, yazarının yaşamış olduğu Lizbon'a gidiyor. Kitapta bahsedilen doktorun kitabından alıntılar fazla olduğu için bazen kurgu kopuyor. Aynı zamanda bu alıntılar insanı sürekli düşünmeye sevk ediyor.
Kitabı okuduktan sonra filmini izledim. Her şey daha iyi oturuyor filmle. Kitaplardan uyarlanan güzel fimlerden bir tanesiydi bence.
Konusu ilgi çekici olduğu için kitabı okuyabilirsiniz ama özellikle filmini de izleyin.
Keyifli okumalar...
Doktorun kitabından aktarılan kısımlar hariç, ilgimi çekmeyi başaran bir kitap olduğunu söyleyebilirim. İtiraf etmeliyim ki kitabı okuduktan sonra hem Portekizce öğrenme hem de bir trene binip uzun bir yolculuk yapma isteği oluştu içimde. Bunda, askerde olmamın ve uzun zamandır kısmen de olsa sahip olabildiğim özgürlüğüme hasretimin de etkisi yok değil :) Kitaba geri dönersem, okurun ilgisini çekmeyi başaran bir kurguya sahip. Ayrıca, hikayedeki karakterlerin analizini başarıyla sunmuş yazar. Adı geçen isimleri benimsemeniz hiç de zor değil. Eğer doktorun kitabı beni daha çok etkileyebilseydi 10/10 verirdim. Bu koşullarda puanım 8.5'tan 9 :)
Ben bu kitabı yarıda bıkaktım. Güzeldi ama bayık bi havası da vardı hani istekle okumaya başlamadım hiçbir akşam. Ama alcaksanız alın belki seversiniz. Belki de sevmezsiniz. Her insanın düşüncesi, yapısı farklı zaar.
Kitap beklentilerimin çok çok üzerindeydi.Gregorgius karakterinde bir tek ben mi Raskolnikov dan esintiler buldum bilmiyorum ancak kitabın içinde kitap olan müthiş bir kitap .Yazar felsefe eğitiminin kalitesini göstermiş .Yazar bilgisini ,görgüsünü bu kitapla ortaya koymuş yoğun bir emek harcadığı belli.Gerek edebi gerek felsefi diliyle beni büyüledi.Kitabın her cümlesi alintı yapılacak nitelikte bazı kitaplar hiç bitmez bu da o kitaplardan biriydi.Yazar bildiğimiz tüm kavramları tekrar sorgulatıyor kitap felsefe dersinde okutulmalı.Diğer kitaplarını da okuyacağım.
Acayip bir kitap. Çok dolu bir metin, öyle ki insan sürekli okumaya ara verip not tutma ihtiyacı hissediyor. Bu da biraz olsun yorucu olma özelliğini beraberinde getiriyor. Ben oldukça beğenmeme rağmen çok hızlı okuyamadım bu kitabı mesela. Mundus'un macerası, bu macerayı yaratan kişiler, Prado'nun notları vs her şey yerli yerinde. Birlikte keşfetme hissini okuyucuya çok iyi iletmiş yazar.

Bence tek problemi kitabın finali. Sanki elimdeki baskıda son 20 sayfa eksikmiş hissiyatı verdi bana. Aklımda bir 20 sayfa daha yazıp farklı bir son yarattım ben, size de tavsiye ederim. O giriş ve gelişmenin ardından böyle bir sonuç gerçekten yazık.


Zamanında izleyemediğim filmini de dün kitabı bitirdikten hemen sonra izledim. Her uyarlamada olduğu gibi fazlaca eklemeler ve çıkarmalar yapılmış kitaptan. Kitabı okurken üç saatlik bir filmin bile zaman olarak yeterli olmayacağını düşünürken iki saatten kısa süren bir film var karşımızda. Doğal olarak bazı noktalar fazlasıyla yüzeysel geçilmiş. Jeremy İrons ve Christopher Lee sağolsunlar ben filmden istediğimi aldım. Ha, daha iyi bir filmi hak ediyor muydu bu kitap? Kesinlikle...

Keyifli okumalar...
Merak duymadan, soru sormadan, kuşkulanıp tartışmadan nasıl mutlu oluruz? Düşünmenin keyfine varmadan?
Pascal Mercier
Sayfa 161 - Kırmızı Kedi Yayınevi - 21. Basım
Sen de kitaplara sığınıyorsun artık, demişti annesi, oğlu da okumayı keşfettiğinde.
Pascal Mercier
Sayfa 77 - Kırmızı Kedi Yayınevi - 21. Basım
Ciddi olarak ölümsüz olmayı arzulayan var mı? Kim sonsuza kadar yaşamak ister?
Pascal Mercier
Sayfa 161 - Kırmızı Kedi Yayınevi - 21. Basım
İnsanın yaptığı her şey, bilinemeyen derinlikte saklı bir iç hayatın tamamlanmamış, adeta gülünesi çaresizlikteki ifadesidir sadece, bu iç hayat yüzeye çıkmaya çabalar ama onun uzağına bile ulaşamaz.
Pascal Mercier
Sayfa 32 - Kırmızı Kedi Yayınevi - 21. Basım
Onun eksikliği, bir fotoğraftan makasla dikkatle kesilip çıkarılan birinin bıraktığı keskin hatlı boşluk gibiydi, ...
Pascal Mercier
Sayfa 148 - Kırmızı Kedi Yayınevi - 21. Basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Lizbon'a Gece Treni
Baskı tarihi:
Haziran 2012
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055340438
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Nachtzugnach Lissabon
Çeviri:
İlknur Özdemir
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Antik diller öğretmeni Raimund Gregorius lisede ders sırasında ansızın sınıftan çıkar, duyduğu Portekizce bir kelimenin büyüsüne kapılarak yaşadığı şehri, düzenli hayatını terk edip hakkında hiçbir şey bilmediği gizemli bir Portekizlinin, doktor ve yazar Amadeu Pradonun izini sürmek üzere Lizbona doğru trenle yola çıkar.

Tesadüfen eline geçen ve Pradonun, hayat, aşk, yalnızlık, arkadaşlık, ölümlülük ve ölümle ilgili notlarının bulunduğu kitabın etkisinden çıkamayan Gregorius, dilini bilmediği, ilk kez gittiği bu yabancı ülkede ve bu olağanüstü yolculuğu sırasında Pradonun hayatının değişik evrelerinde yer almış insanlarla bir araya gelip onun farklı söylencelerle dokunmuş hikâyesinin derinlerine iner. Bir yandan da kendi içsel yolculuğunu sürdüren Gregorius, Diktatör Salazara karşı savaşmış Amadeu Pradonun kişiliğinde kendine ve insana ilişkin pek çok sorunun yanıtını ararken, bir başkası olmanın dayanılmaz çekiciliğine de karşı koyamayacaktır. Lizbona Gece Treni, sadece Avrupadan değil, kendi zihnimizden ve ruhumuzdan da geçen ve dönüşü belli olmayan bir yolculuğun çok sesli, unutulmaz romanı.

Kitabı okuyanlar 157 okur

  • Özcan
  • Saltanatk
  • MERVE AYHAN
  • Sevim Duloğlu
  • Zeynep Açar
  • Semra Gökhan
  • Şeyma ERDOĞAN
  • teneketrampetim
  • SelinGuzel
  • Mihriban Dalkıran

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.6
14-17 Yaş
%1.3
18-24 Yaş
%18.4
25-34 Yaş
%34.2
35-44 Yaş
%26.3
45-54 Yaş
%10.5
55-64 Yaş
%3.9
65+ Yaş
%2.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%66.1
Erkek
%33.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.7 (11)
9
%30 (21)
8
%28.6 (20)
7
%8.6 (6)
6
%7.1 (5)
5
%7.1 (5)
4
%1.4 (1)
3
%0
2
%1.4 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları