Lizbon'a Gece Treni

8,3/10  (24 Oy) · 
59 okunma  · 
20 beğeni  · 
1.693 gösterim
Antik diller öğretmeni Raimund Gregorius lisede ders sırasında ansızın sınıftan çıkar, duyduğu Portekizce bir kelimenin büyüsüne kapılarak yaşadığı şehri, düzenli hayatını terk edip hakkında hiçbir şey bilmediği gizemli bir Portekizlinin, doktor ve yazar Amadeu Pradonun izini sürmek üzere Lizbona doğru trenle yola çıkar.

Tesadüfen eline geçen ve Pradonun, hayat, aşk, yalnızlık, arkadaşlık, ölümlülük ve ölümle ilgili notlarının bulunduğu kitabın etkisinden çıkamayan Gregorius, dilini bilmediği, ilk kez gittiği bu yabancı ülkede ve bu olağanüstü yolculuğu sırasında Pradonun hayatının değişik evrelerinde yer almış insanlarla bir araya gelip onun farklı söylencelerle dokunmuş hikâyesinin derinlerine iner. Bir yandan da kendi içsel yolculuğunu sürdüren Gregorius, Diktatör Salazara karşı savaşmış Amadeu Pradonun kişiliğinde kendine ve insana ilişkin pek çok sorunun yanıtını ararken, bir başkası olmanın dayanılmaz çekiciliğine de karşı koyamayacaktır. Lizbona Gece Treni, sadece Avrupadan değil, kendi zihnimizden ve ruhumuzdan da geçen ve dönüşü belli olmayan bir yolculuğun çok sesli, unutulmaz romanı.
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2012
  • Sayfa Sayısı:
    400
  • ISBN:
    9786055340438
  • Orijinal Adı:
    Nachtzugnach Lissabon
  • Çeviri:
    İlknur Özdemir
  • Yayınevi:
    Kırmızı Kedi Yayınevi
  • Kitabın Türü:
haribu 
12 Şub 12:35 · Kitabı okudu · 19 günde · 4/10 puan

Öldürmedi süründürdü...
Daha sonra düzenlenmek üzere buraya şu an kitabı bitirdiğim anki duygularımla bir not düşmek istiyorum ; süründüm...Kitap bitene kadar en çok hissettiğim şey buydu...Herkes bu kadar beğenirken beni bunca daraltan şeyi çözemedim, hatta neden bu kadar popüler olduğunu ve özellikle bizim ülkemizde bu kadar rağbet gördüğünü anlamadım...Hikayesi farklı olsa da anlatılanlar düşünce dünyasındaki "aslında buydu istediğim ama yaşadıklarım bunlar" ifadeleri çok tanıdıktı, bir çok cümleye şapka çıkarsam da daha önce hiç duymadığım okumadığım şeyler de değillerdi. Sürekli düşünce dünyasında süzülmeler , yabancı kelimeler -ki bazıları çevrilmemişti- , zamandaki geçişlerdeki kopukluk, insanlar insanlar ve yine insanlar okurken bol karışıklığa sebep oldu.Yazıların puntolarının küçüklüğü , seçilen yazı tipi okuma açısından hiç keyif vermedi, özellikle Prado' nun notlarının olduğu bölümler-ki kitabın en değerli yerleriydi- çoğu zaman telefondan okudum o yüzden. İçeriğinden bahsetmek istemiyorum çünkü beğendiğim ya da etkilendiğim bir kitap olmadı, üstelik okuma aşkımı da biraz törpüledi diyebilirim :( Eğer düzenleme yaparsam içeriğinden de bahsederim sonra.
Çok uzatmadan aksiyon seviyorsanız okumayın derim ama psikolojiye ilginiz var iç dünyaya yolculukları , tahlilleri seviyorsanız okuyun.

Esra 
 22 Eyl 2015 · Kitabı okudu

Kitabın pek akıcı olduğunu söyleyemem. Ama konu olarak ilginçti. Bir ögretmen bir gün intihar etmek üzere olan bir kadını durduruyor ve kadının paltosu elinde kalıyor. Paltosunda bulduğu kitabın peşine düşüp her şeyini geride bırakarak kitabın yazıldığı, yazarının yaşamış olduğu Lizbon'a gidiyor. Kitapta bahsedilen doktorun kitabından alıntılar fazla olduğu için bazen kurgu kopuyor. Aynı zamanda bu alıntılar insanı sürekli düşünmeye sevk ediyor.
Kitabı okuduktan sonra filmini izledim. Her şey daha iyi oturuyor filmle. Kitaplardan uyarlanan güzel fimlerden bir tanesiydi bence.
Konusu ilgi çekici olduğu için kitabı okuyabilirsiniz ama özellikle filmini de izleyin.
Keyifli okumalar...

Doktorun kitabından aktarılan kısımlar hariç, ilgimi çekmeyi başaran bir kitap olduğunu söyleyebilirim. İtiraf etmeliyim ki kitabı okuduktan sonra hem Portekizce öğrenme hem de bir trene binip uzun bir yolculuk yapma isteği oluştu içimde. Bunda, askerde olmamın ve uzun zamandır kısmen de olsa sahip olabildiğim özgürlüğüme hasretimin de etkisi yok değil :) Kitaba geri dönersem, okurun ilgisini çekmeyi başaran bir kurguya sahip. Ayrıca, hikayedeki karakterlerin analizini başarıyla sunmuş yazar. Adı geçen isimleri benimsemeniz hiç de zor değil. Eğer doktorun kitabı beni daha çok etkileyebilseydi 10/10 verirdim. Bu koşullarda puanım 8.5'tan 9 :)

Cemre Kara 
21 Şub 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitap beklentilerimin çok çok üzerindeydi.Gregorgius karakterinde bir tek ben mi Raskolnikov dan esintiler buldum bilmiyorum ancak kitabın içinde kitap olan müthiş bir kitap .Yazar felsefe eğitiminin kalitesini göstermiş .Yazar bilgisini ,görgüsünü bu kitapla ortaya koymuş yoğun bir emek harcadığı belli.Gerek edebi gerek felsefi diliyle beni büyüledi.Kitabın her cümlesi alintı yapılacak nitelikte bazı kitaplar hiç bitmez bu da o kitaplardan biriydi.Yazar bildiğimiz tüm kavramları tekrar sorgulatıyor kitap felsefe dersinde okutulmalı.Diğer kitaplarını da okuyacağım.

Sadık Kağan Sağlık 
19 Nis 2015 · Kitabı yarım bıraktı · Puan vermedi

Ben bu kitabı yarıda bıkaktım. Güzeldi ama bayık bi havası da vardı hani istekle okumaya başlamadım hiçbir akşam. Ama alcaksanız alın belki seversiniz. Belki de sevmezsiniz. Her insanın düşüncesi, yapısı farklı zaar.

İlay Yüksel 
23 Şub 2016 · Kitabı okudu · 9 günde · 5/10 puan

Öğrencilerinin Mundus adını verdiği Raimund Gregorius alışkanlıklarının esiri, tek düze bir yaşam süren, mesleğinde başarılır bir antik diller öğretmenidir.

Yağmurlu bir havada çalıştığı liseye yetişmeye çalışırken Kirchenfeld köprüsünde bir kadına rastlar. Kadınının köprüden atlamak üzere olduğu hisseder ve engellemek için ona doğru koşar. Kadın Gregorius'a Portekiz aksanıyla unutmaması gereken bir telefon olduğunu söyler ve bu telefon numarasını cebinden çıkarttığı gazlı kalemle Gregorious'un alnına yazar.

Kirchenfeld köprüsünde yaşadığı bu olay hayatının dönüm noktası olur. Gittiği her yerde aklından çıkmayan Portekizli kadını bulma umuduyla dolaşırken bir sahafta portekizce bir kitaba rastlar: Um Ouvrives das palavras - Sözlerin Kuyumcusu.

Portekizli doktor Amedeu Prado tarafından yazılmış kitabın Yaşlı dükkan sahibinin tarafından kendisine çevrilen giriş paragrafı Gregorious'u çok etkiler ve her şeyi bırakarak adını ilk kez duyduğu yazarın peşinden Portekiz'e doğru yolculuğa çıkar.

"Yaşadığımız binlerce şeyden olsa olsa bir tanesini dile getiririz, onu da gelişigüzel ve hak ettiği özeni göstermeden yaparız. Dile getirilmemiş bütün o deneyimlerin arasında hayatımıza belli etmeden biçimini, rengini ve tınısını verenler de vardır. Bizler, ruhları araştıran arkeologlar olarak, bu hazinelere yöneldiğimizde, onların ne kadar dağınık olduklarını keşfederiz. İncelediğimiz şey, kımıldamadan durmak istemez, kelimeler yaşamanın üzerinden kayıp gider, sonunda kağıdın üzerinde bir sürü çelişki kalır......"

Prado diktatör Salazar zamanında yaşamış ve istemese de olsa mesleki içgüdü ile Salazar'ın hayatını kurtarmış ve hayatı boyunca halkın tepkisine maruz kalmış bir kişidir. Prado Salazar devrilmeden bir yıl önce ölmüş, kitabı ise kız kardeşi tarafından diktatörün ölümünden bir yıl sonra yayınlatılmıştır.

Gregorious kitabın ve Prado'nun izinden giderek bambaşka bir dünyaya adım atarken bir taraftan da Portekiz'e gelme amacı olan kadını da aramaya devam eder.

Anlatım zaman zaman ağırlaşıp, bazı bölümlerde ilgimi kaybetmeme neden olsa da sıkça yer verilen Sözlerin Kuyumcu'ndan alıntılar ise altı çizilir nitelikte...

Kitaptan 31 Alıntı

Cemre Kara 
18 Şub 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Içimizde olanın ancak küçük bir kısmını yaşayabiliyorsak gerisine ne oluyor?

Lizbon'a Gece Treni, Pascal Mercier (Sayfa 25)Lizbon'a Gece Treni, Pascal Mercier (Sayfa 25)
Cemre Kara 
20 Şub 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Merak duymadan,soru sormadan,kuşkulanıp tartışmadan nasıl mutlu oluruz?Düşünmenin keyfine varmadan? Başımızı uçuran bir kılıç darbesine benzeyen o iki kelimenin anlamı ,fikirlerimize zıt olsa da hissettiklerimizi ve yaptıklarımız yaşama talebinden daha az değildir,kapsamlı bir şeyi ,hayatımızın ruhsal bütünlüğünü ve uyumunu feda etme emridirler.

Lizbon'a Gece Treni, Pascal MercierLizbon'a Gece Treni, Pascal Mercier
Cemre Kara 
20 Şub 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Seni okuyan biri olarak sevdim,seni çok sevdim.Seni yiyip bitiren bu okuma düşkünlüğün bana tekinsiz görünse de.

Lizbon'a Gece Treni, Pascal Mercier (Sayfa 269)Lizbon'a Gece Treni, Pascal Mercier (Sayfa 269)
Cemre Kara 
19 Şub 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Çünkü her saniye kendisinden önce olup bitmiş ne varsa yabancılaştırır.

Lizbon'a Gece Treni, Pascal Mercier (Sayfa 151)Lizbon'a Gece Treni, Pascal Mercier (Sayfa 151)
Damla Çekin 
 28 Oca 14:26 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Yoksa hayatımın o noktasında bir kez daha durmak ve beni şimdi olduğum kişi yapan yöne değil de bambaşka bir yöne sapabilmek arzusu mu - düşsel, dramatik arzu mu - içimdeki?

Lizbon'a Gece Treni, Pascal Mercier (Sayfa 60 - KırmızıKedi)Lizbon'a Gece Treni, Pascal Mercier (Sayfa 60 - KırmızıKedi)
Cemre Kara 
21 Şub 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Açıkyürekli bir vedalaşmayı korkakça bir vedalaşmadan ayıran nedir?Senden açıkyüreklilikle ayrılmak demek ,bizim,seninle benim ,aramızda ne olduğuna dair seninle bir fikir birliğine varmak için çaba göstermemiz olurdu.Çünkü kelimenin tam ve eksiksiz anlamıyla bir veda bu anlama gelir:İki insan ,birbirinden kopmadan önce ,birbirlerini nasıl görmüş ,nasıl tanımış oldukları konusunda hususunda anlaşırlar.Aralarında neyin hedefine ulaştığı,neyin yarım kaldığı hususunda .Bunun için korkusuz olmak gerekir.Uyumsuzlukların verdiği acıya katlanabilmelidir insan.Olanaksız olanı da kabul edebilmelidir.Vedalaşmak ,insanın kendi kendisiyle de yaptığı bir şeydir:Başkalarının bakışları altında kendine arka çıkmasıdır.

Lizbon'a Gece Treni, Pascal Mercier (Sayfa 286)Lizbon'a Gece Treni, Pascal Mercier (Sayfa 286)
4 /