Locke Lamora'nın Yalanları (Centilmen Piç - 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.760
Gösterim
Adı:
Locke Lamora'nın Yalanları
Alt başlık:
Centilmen Piç - 1
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
584
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053754190
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Lies Of Locke Lamora
Çeviri:
Cihan Karamancı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
"Locke Lamora'nın Yalanları en sevdiğim on kitap arasında bulunuyor. Belki de ilk beştedir. Kitabı okumadıysanız, okumalısınız. Okuduysanız, muhtemelen yeniden okumalısınız…"
-Patrick Rothfuss-

"Canlı, orijinal ve çekici. Muhteşem bir şekilde yazılmış."
-George R.R. Martin-

"Boğazında kanayan bir kesik olsa ve bir hekim o kesiği dikmeye çalışsa Lamora iğney­le ipliği çalar ve kahkahalar atarak geberip gider. Çocuk… çok fazla çalıyor." Camorr şehri, tarihi boyunca pek çok soysuzluğa, yolsuzluğa, uğursuzluğa, hırsızlığa tanıklık etmiş, büyülü atmosferinde her birini tek tek sindirebilmiştir; Camorr'un Belası'nın ismi şehrin nemli duvarlarında yankılanana dek… Camorr'un Belası'nın yenilmez bir silahşor, usta bir hırsız, duvarlardan geçebilen bir hayalet ve fakirlerin dostu olduğu söylenir. İşte o efsanevi "Bela" narin yapılı, gözü kara ve becerikli Locke Lamora'dır. Locke kimsenin beceremediği bir ustalıkla zenginleri soymasına rağmen, bir başka efsanedeki büyük okçunun aksine çaldıklarından fakirlere tek bir kuruş bile koklatmaz. Locke'un tüm kazancı kendisi ve isimlerinin hakkını fazlasıyla veren hırsızlar çetesi Centilmen Piçler içindir.

Onların sahip olduğu tek ev olan ve her türlü dümen, hile ve numaralarını gerçekleştirdikleri kadim Camorr şehrinin kaprisli ve renkli yeraltı dünyası, içten içe çürümekte ve gizli bir savaş yüzünden parçalanmaktadır. Tek ayak üzerinde onlarca yalan söyleyen Locke ve çetesi, bu büyülü dünyada bu kez tek ayaklarını bile yere basamadan içerisine düştükleri ölüm oyunundan kurtulmak zorundadır. Yarattığı dünya ve kuvvetli kalemi sayesinde Patrick Rothfuss, Brandon Sanderson gibi isimlerle adı sık sık anılan Scott Lynch, çarpıcı romanı Locke Lamora'nın Yalanları'ında bir macera kitabının sürükleyiciliğini, bir fantastik kitabın yaratıcılığıyla birleştirip üzerine George R. R. Martin'in okuyucuyu beklemediği yerden vurmayı başaran anlatımını katıp, bizlere eşsiz bir hayal dünyası sunuyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Centilmen Piç serisinin birinci kitabı olan Locke Lamora’nın Yalanları beklentimi karşılamayan, klişe olarak nitelendirebileceğim olay örgüsüne sahip.
Giriş bölümü etkileyici başlamış olsada devamında olay akışını tahmin edebileceğiniz, doğaüstü olayların türüne göre haddinden az olması ve konunun seyrinin donuk bir şekilde ilerlemesi beğenmediğim yönlerinden…

Yiğidi öldür hakkını yeme demiş atalarımız. :)
Kitapta beğendim diyebileceğim kısım ise ana karakterin çocukluğunu görebiliyor olmamız, kitap akışında ilerlerken yazarın bir anda geçmişe yolculuk yapmamızı ve karakterimizi daha iyi tanımamızı sağlıyor olması güzeldi.
Ana karakterin zekası ve kişiliğini ortaya koyan betimlemelerin de hakkını vermek gerek hızlı düşünebilme yeteneğiyle etkileyici yanları bulunmakta.
Dil ve anlatım tarzı olarak sıkmayan, tekrarlara yer vermeyen akıcı bir nitelikteydi.
Zaman zaman güldüren bir tarafının olduğu da aşikar.

Velhasılıkelam,
Güzel yanlarına gölge düşüren konusuyla son 200 sayfası benim için işkence bölümüydü diyebilirim, yarım bırakmamak adına bitirdiğim bir kitaptı.
Roman boyunca o kadar çok keyif alıp o kadar çok heyecanlandım ki hatta bu heyecan dalgaları ile aynı anda kahkahalar da attım. En çok güldüğüm yazar Nelson DeMille ve muhteşem karakteri John Corey dir ama bu kitaptan sonra Locke Lamorra kesinlikle bir numaramdır artık. Locke, Corey kadar esprili olmamasına rağmen kesinlikle roman boyunca daha içten şekilde güldürebildi ve aynı şekilde heyecanlandırabildi de. Kitap içindeki argo sözlere ise daha ayrı bir sempatim oldu, Lynch argo sözleri cümle içinde o kadar güzel kullanmış ki tabir-i caizse “cuk” diye oturmuş desem tam yerinde bir tanım olur. Tabii ki bu durumda en büyük başarı dilimize çevirme bakımında da çevirmen Cihan Karamancı ve KayıpRıhtım’dan tanıdığımız editör M. İhsan Tatari’nin yaptıkları özenli güzel iştir.

Locke hakkında da oturup ayrı ayrı konuşmak gerekiyor. Tüm baş karakteri hırsız olan kitap kahramanlarımız Robin Hood gibi çalar zenginden alıp fakire vereyim düşüncesindedir ama Locke hiç de o şekilde olmayan aksine ben çalayım, ben yiyeyim hatta çaldıkça yine çalayım düşüncesinde bir Centilmen Piçtir. Hırsızbaşının dediği gibi çocuk gerçekten çok fazla çalıyor.

Lynch, okuru Camorr Şehri hakkında bilgi birikimine boğmak yerine “ara” bölümler adı altında bizi geçmişe götürüp küçük küçük anekdotlar tarzında hem keyifli bir şekilde hikaye okutturup hem de yoğun olacak betimlemeleri daha keyifli şekilde okutmayı amaçlamış ve bence sonuna kadar da başarabilmiş. Son birkaç ara bölüm o an ki heyecanı kestiği için belki beğenmeyebilirsiniz çünkü benim için kitap hakkında tek olumsuz düşüncelerim bu şekilde son birkaç ara bölüm sadece.

Yazarın, yazarlık kariyerine başlamadan önceki işlerini göz önüne aldığımda Lynch’e duyduğum hayranlığım daha da arttı. Sonuçta her iş kutsal her iş özeldir ama bulaşıkçılık ve garsonluk yaparken genç yaşta bu kadar güzel bir kitap yazmak gerçekten de çok çok büyük bir başarı.
Tek kelimeyle şunu demek istiyorum; Muh-te-şem! Kitap gerçekten bir harika, ilk sayfadan ilgi çekici ve güzel olarak başlıyor ve sonradan hikaye öyle bir ivme kazanıyor ve olaylar öyle bir hale geliyor ki siz vay be ne kitapmış demekten kendinizi alamıyorsunuz, en azından ben alamadım :)
Yazarın anlatımını ve kurgusunu gerçekten çok beğendim, kitap ilerledikçe anlatım güçleniyor ve sizi esir alıyor. Şurayı da su sayfayı da derken kaç sayfa geçtiğini anlamıyorsunuz. Kurgusu ise, o işte gerçekten çok iyiydi, sayfalar ilerledikçe kurgusunu daha çok sevdim ve serinin diğer kitaplarında kurgunun daha ön plana çıkacağını düşünüyorum.
Kesinlikle favori kitaplarımdan biri oldu. Kitabı bitirmek beni üzdü, her ne kadar bitmesin istesem de bitti ve henüz ikinci kitabı, Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler'i, almadım bu da işin kötü tarafı. Neyse, eğer fantastik kurguya ilginiz varsa mutlaka okuyun derim, okuduğunuza pişman olmayacağınızı düşündüğüm muhteşem bir kitap.
Daha fazlası için; http://yorumatolyesi.blogspot.com/...centilmen-pic-1.html
Sevgili Patrick Rothfuss'un adını kapağında görüp okumaya niyetlendiğim ama uzun bir süre bir türlü sıra getirmediğim bir kitaptı Lock Lamora'nın Yalanları. Ancak kısa bir süre önce 1000K'da fantastik zevkine güvendiğim dostlarımın önerileri ve incelemeleri ile okumaya karar verdim.
Öncelikle etkilendiğimi itiraf etmem gerek.
Yazar, (her fantastik eserde olduğu gibi) kurguladığı dünyayı oldukça detaylı ve doğru betimlemelerle ve nesnelerle zenginleştirmiş. Özellikle atacamı, öcütozu, yüzen bahçeler, Venedik tarzı şehircilik vb gibi unsurlar dozunda ve güzel bir zenginlik katmış.
Büyü, diğer fantastik eserlerden sıkça aşina olduğumuz bir unsurdu. Az olması beni şaşırttı. Hatta Lock'un çocukluğundan bahsedilen bölümlerde (kitabın daha çok başlarında) içindeki büyücünün uyanmasını bekledim. Ama uyanmayınca, ve Lock'un hepimiz gibi bir insan olduğunu, zayıflıkları ve zekasıyla gerçek bir insan olması ile daha çok sempatimi kazandı :)
Gelelim konuya...Lock bir yetim ve hırsız. Ama oldukça yetenekli, yaratıcı ve zeki biri. Kitap ilk bölümünden itibaren büyük bir vurgunla başlıyor, işe zamanla karışan yeni karakterlerle sarpa sarıyor, ve enteresan bir şekilde kapanıyor...Ancak kitabın sonunda çok daha farklı bir Lock karşımızda...
Yazarın kurgusunu beğendim. "Ara" hikayeler ile sürekli geçmişe göndermeler var ve Lock ile arkadaşlarının bugüne nasıl geldiğini, bugünkü hikayeden kopmadan çok iyi anlayabiliyoruz.
Özetle, bu türü sevenlerin oldukça keyif alacağına inandığım, okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyoum.
Yeni bir kitabı okumaya başladığımda ilk bir kaç sayfa hep kaygılanır, okuyacağım kitabı sevememekten korkarım. Hele bir de kitabı büyük bir beklenti içinde almışsam bir kat daha artar bu kaygı. "Locke Lamora'nın Yalanları'nı" işte böyle okumaya başladım. Kitabı alan çoğu kişi gibi bende Patrick Rothfuss kitaba yazdığı ön sözü okuyarak kitaba başlamaya karar verdim ve daha ilk bölümleri okuduğumda doğru kitabın ellerimde olduğunu anladım.

Centilmen Piç serisinin ilk kitabı Locke Lamora'nın Yalanları. Yazar seriyi yedi kitap olarak tasarlamış ve şu an üçü halihazırda okuyucunun eline ulaşmış bulunuyor. Dördüncü kitabında -Emberline'ın Belası- yurtdışında nisan ayında çıkacağı duyurulmuş.

Locke Lamora'nın Yalanları fantastik kurgu bir kitap olmasına rağmen içinde fantastik bir romanda görmeyi beklediğimiz şekilde çok fazla olağanüstü öge barındırmıyor bu açıdan da türünün diğer kitaplarından biraz ayrılıyor. Romanda yaratılan dünyanın oldukça büyülü bir atmosferi olsa da daha çok bir macera kitabı okuyorsunuz.

Kitaba ismini veren Locke Lamora, Camorr'un belası; bir hırsız, bir yalancı, bir düzenbaz ve bir centilmen. Genellikle bu tür kitaplardaki baş karakterde görmeyi beklediğimiz erdemli özelliklere kahramanımızda pek rastlanmıyor -ayrıca Locke çokça Jack Sparrow anımsatıyor- ama bu bir hırsızı sevmemize asla engel olmayacak çünkü Scott Lynch Locke'u yaratırken ona adeta bir şeytan tüyü kondurmuş.

Yazarın ilk kitabı olduğunu göze alırsak gerçekten müthiş bir iş çıkarmış olduğunu söyleyebiliriz. Kitapta sayfalar ilerledikçe cümleler betimlemeler ve karakterler de aynı hızla gelişmeye devam ediyor. Ayrıca yazarın kitapta kullandığı dil inanılmaz eğlenceli. Centilmen Piçler okurken sizi çokça gülümsetecek.

Locke Lamora'nın Yalanları oldukça keyifle okuduğum bir kitap oldu. Eğer yeni bir fantastik seri arıyorsanız bu kitabı hemen okuma listenize eklemenizi tavsiye ederim.
Kitabın adı çok ilgimi çektiği için okumak istedim.Arka kapak yazısı daha da ilginçti. Daha ilk sayfalarda meraktan sayfaları yuttum.fantastik kurguları hep sevdim. Tabi ki okunulası ve sevilesi bir kitap.
Bu kitap hakkında ne yazarsam yazayım eksik kalacak. Oysa kitabın her yerinden dolu dolu heyecan, dostluk, kargaşa ve piçlik fışkırıyor. Kendisine bağlayan, bağladıkça da insana o evrende yaşamamanın acısını hissettiren bir kitap...

Yıllar geçti ve kendisine bu seriyi önerdiğim insanlar serinin isminden dolayı asi bad boy hikayesi sanarak bu kitaptan uzak duruyorlar. Yalnızca üzülüyor ve kendi halimde Şahinci'ye sövmeye dönüyorum.
Bir silahı olmadığında her şeyin bir silaha dönüşebileceği öğretilmişti Locke Lamora’ya. Bir tokanın, bir çatalın ve hatta bir bozuk paranın bile. BİR BOZUK PARANIN BİLE…
Evet sevgili okurlar! Yine mükemmel bir kitabın daha sonuna geldim. İnanır mısınız seri bitmesin diye kitabı okumaktan kaçındığım anlar bile oldu. O kadar sevdim ki, karakterlere öylesine bağlandım ki seri bitince düşeceğim boşluktan öyle kaçıyorum ki, içimdeki sesler koşup kitabı yutmamı söylese bilemümkün olduğunca yayarak ve yavaş okumak için elimden geleni yaptım.
Eser mükemmel bir yazar tarafından mükemmel bir dilde yazılmış. Öyle bir ilerleyişi var ki sanki bir lunapark treninin sizi en en yukarılara çıkarıp oradan aşağı bırakışları gibi sürekli iniş çıkışlarla doluydu. Kitabı tersten okuyormuş gibi hissettiğiniz olaylar da oluyor. Yani öncelikle olay anlatılıp ardından o olaydan önceki adımlar daha sonraki bölümde anlatılıyor ve bu özgün, çarpıcı anlatım tarzı eseri çok farklı noktalara taşıyor. Kitap hem kararkterlerin geçmişinden dem vuruyor hem şimdiki zamana tanık olmamızı sağlıyor. Aralara serpiştirilmiş yabancıların deyimiyle “flashback”ler hem aydınlatıcı hemde karakterler günümüze kadar nasıl geldiler neler yaşadılar sürecine ışık tutuyor. Tabi daha ilk kitaptan tüm süreç gözler önüne de serilmiyor. Arada gizemli kalmış yıllar hala var ve yazar süreci anlatırken bazı noktaları gizemli tutmayı ve okuyucuyu meraklandırmayı başarıyor. Bu da diğer kitaplara koşmamız için gayet elverişli bir neden. Bir an önce hem yeni olayları okumak hem de geçmişte olanları öğrenmek için çırpınırken buluyorsunuz kendinizi.
Eserde bir okurun arayabileceği birçok duygu hali mevcut. Macera sürekli olarak kitaba hakimken bunun yanısıra hafif dozda aşk, gizem, merak ve dramatik ögelerde kitapta görebileceğiniz detaylar. Bu çok işlevliliği içinde birçok okura hitap ediyor. Son sayfalara doğru macera o kadar yükseldi ki yemek yemek, gözünü dinlendirmek gibi ihtiyaçları bile bir kenara bırakıp tamamen kitaba ve onun büyülü dünyasına bırakıveriyorsunuz kendinizi. Arkadaşlığın değerini de çok güzel vurguluyor eser. En son sayfalarda Locke’un yaşadığı bir olayı yazarın önceki benzer olaya bağlaması ise beni derinden etkiledi. Ne olduğunu spoiler olmaması adına söylemeyeceğim okuduğunuzda sizin de mest olacağınızdan eminim. Kitaptaki Locke Lamora karakteri yaptıklarıyla, düşünce tarzıyla ve başka birtakım özellikleriyle bana nedense Buz Ve Ateşin Şarkısı’ndaki Arya Stark’ı andırdı. Okurken onu okuyor gibi hissettim bazen. Sonuda gizemli ve diğer kitaba ağız sulandıracak şekilde bitti. Övüldüğü ve popüler olduğu kadar da varmış dediğim bir kitaptı. Herkesin okumasını gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Çoğu kişi yorumlarında ikinci kitabın birincisine göre geride kaldığını söylüyor ama yine de okunmaya değer muhteşem bir ikinci kitabın beni beklediğinden eminim. İkinci kitapta görüşmek üzere. Keyifli okumalar :) Detaylı yorumlar için:
http://yorumatolyesi.blogspot.com.tr/...centilmen-pic-1.html
Patrick Rothfuss' un ismini görür görmez aldığım ve keyifle okuduğum ilk kitabından sonra serinin ikinci kitabına başlamak için sabırsızlanıyorum.
Patrick Rothfuss'un önerisini görüp okumaya karar verdiğim bu eser neredeyse her satırında hayran bıraktırdı kendine. Centilmen Piçlerin üyesi Locke Lamora ise oldukça sıradışı bir kahraman. Doğrusunu ifade etmek gerekirs, normalde beş para etmez bir karaktere sahip gibi duran Lamora'mız zekası, oyunları ve, "mide bulandırıcı derecede tatlı dili" ile bizleri kendine bağlamakta en az hırsızlıkta ve yalancılıkta olduğu kadar başarılı. Peder Zincir'den Böcek'e her bir karakterini ayrı ayrı sahiplenirken okuyucu, Camorr'un Belası'nın ete-kemiğe bürünmesini arzuluyor.
Bu kitabı sağda solda o kadar çok övdüler ki malesef büyük bir beklenti ile edinmeme sebep oldular.Bir adaya düşsem yanıma alacağım tek kitap diyenler dahi oldu.Üzülerek ve anlamsız bakışlarımla beraber söylüyorum "ben beğenmedim".

Yazarın ilk kitabı Locke Lamora güzel kurgulanmış fakat okadar çok ayrıntı içeriyor ki resmen boğazımı sıktı.Hikayenin geçtiği şehir,şehrin bölgeleri,karşılaştıkları insanlar,çocukluktan şimdiki hallerine gelene kadar yaşadıkları vs vs her şey çok fazla ayrıntılı anlatılmış ben boğuldum.Kitaba hikaye,macera,akıl oyunları,ters köşelerle dolu şaşırtıcı bir hikaye sanarak başadım ama öyle olmadı.Son 70 sayfası keyifliydi geri kalanı gereksiz ayrıntı (bana göre).
Kitabı görür görmez kapağına ve özellikle ismine vuruldum. Beğeneceğime çok emindim. Ama belki beklentim fazla olduğundan sayfalar geçtikçe -üzülerek söylüyorum ki- sıkılmaya başladım. Niye bir şey olmuyor niye bir türlü içine çekilemiyorum dedim kaç defa. Merak uyandırmıyordu, gizem yoktu, karakterler ilgi çekici değildi ve en önemlisi -sanırım benim için- yavaş ilerliyordu. Son yüz sayfa da heyecan artmış olsa da devam kitabını okumayı düşünmüyorum.
"Asıl neyin gerçekleşmesi için dua ediyorum biliyor musunuz?" Locke masanın kenarını kavradı; parmak eklemleri hızla bembeyaz kesildi. "Bir gün sizlerden birinin de aşkın pantolunuzla fermuarınızın arasındaki bir şey olmadığını anlaması için."
Biri sana eski alışkanlıklarından vazgeçmenin zor bir şey olduğunu söylerse bil ki yalan söylüyordur Locke. Çünkü böyle bir şey sadece zor değil, büsbütün imkansızdır.
Scott Lynch
Sayfa 202 - İthaki Yayınları
"Dünya, yeteneklerini zorlayacak bilinmezliklere doludur. Hep kendine en uygun olanları seçebileceğini mi zannediyorun? "
Scott Lynch
Sayfa 262 - Peder Zincir

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Locke Lamora'nın Yalanları
Alt başlık:
Centilmen Piç - 1
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
584
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053754190
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Lies Of Locke Lamora
Çeviri:
Cihan Karamancı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
"Locke Lamora'nın Yalanları en sevdiğim on kitap arasında bulunuyor. Belki de ilk beştedir. Kitabı okumadıysanız, okumalısınız. Okuduysanız, muhtemelen yeniden okumalısınız…"
-Patrick Rothfuss-

"Canlı, orijinal ve çekici. Muhteşem bir şekilde yazılmış."
-George R.R. Martin-

"Boğazında kanayan bir kesik olsa ve bir hekim o kesiği dikmeye çalışsa Lamora iğney­le ipliği çalar ve kahkahalar atarak geberip gider. Çocuk… çok fazla çalıyor." Camorr şehri, tarihi boyunca pek çok soysuzluğa, yolsuzluğa, uğursuzluğa, hırsızlığa tanıklık etmiş, büyülü atmosferinde her birini tek tek sindirebilmiştir; Camorr'un Belası'nın ismi şehrin nemli duvarlarında yankılanana dek… Camorr'un Belası'nın yenilmez bir silahşor, usta bir hırsız, duvarlardan geçebilen bir hayalet ve fakirlerin dostu olduğu söylenir. İşte o efsanevi "Bela" narin yapılı, gözü kara ve becerikli Locke Lamora'dır. Locke kimsenin beceremediği bir ustalıkla zenginleri soymasına rağmen, bir başka efsanedeki büyük okçunun aksine çaldıklarından fakirlere tek bir kuruş bile koklatmaz. Locke'un tüm kazancı kendisi ve isimlerinin hakkını fazlasıyla veren hırsızlar çetesi Centilmen Piçler içindir.

Onların sahip olduğu tek ev olan ve her türlü dümen, hile ve numaralarını gerçekleştirdikleri kadim Camorr şehrinin kaprisli ve renkli yeraltı dünyası, içten içe çürümekte ve gizli bir savaş yüzünden parçalanmaktadır. Tek ayak üzerinde onlarca yalan söyleyen Locke ve çetesi, bu büyülü dünyada bu kez tek ayaklarını bile yere basamadan içerisine düştükleri ölüm oyunundan kurtulmak zorundadır. Yarattığı dünya ve kuvvetli kalemi sayesinde Patrick Rothfuss, Brandon Sanderson gibi isimlerle adı sık sık anılan Scott Lynch, çarpıcı romanı Locke Lamora'nın Yalanları'ında bir macera kitabının sürükleyiciliğini, bir fantastik kitabın yaratıcılığıyla birleştirip üzerine George R. R. Martin'in okuyucuyu beklemediği yerden vurmayı başaran anlatımını katıp, bizlere eşsiz bir hayal dünyası sunuyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 202 okur

  • belki son defa
  • Ahmet Keleş
  • Erva Öztürk
  • Merve Çuhadar
  • Haldun Lenger
  • Emirhan Dur
  • Şule
  • Eurus
  • Emine Korkut
  • Plesarazj

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.9
14-17 Yaş
%15.7
18-24 Yaş
%34.3
25-34 Yaş
%27.1
35-44 Yaş
%14.3
45-54 Yaş
%5.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.8
Erkek
%42.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (69)
9
%25.4 (35)
8
%13.8 (19)
7
%5.1 (7)
6
%2.2 (3)
5
%0
4
%0.7 (1)
3
%0.7 (1)
2
%0.7 (1)
1
%1.4 (2)

Kitabın sıralamaları