·
Okunma
·
Beğeni
·
1.168
Gösterim
Adı:
Lotte Weimar'da
Baskı tarihi:
Ağustos 1998
Sayfa sayısı:
391
Format:
Ciltli
ISBN:
9789755840499
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Öteki Yayınevi
Baskılar:
Lotte Weimar
Lotte Weimar
Thomas Mann’ın ilk kez 1939 yılında yayımlanan ünlü romanı Lotte Weimar’da, modern Alman edebiyatının en çarpıcı örneklerinden biri, Mann’ın büyük usta Goethe’ye gönderdiği çok şık bir selam. Roman, konusunu bir başka romandan, Goethe’nin başyapıtı Genç Werther’in Acıları’ndan alıyor.
Aradan uzun yıllar geçmiş, Werther’in büyük aşkı Charlotte, Goethe’nin yaşadığı kente, Weimar’a, yaşlı ve zengin bir kadın olarak geri dönmüştür. Charlotte ile Goethe’nin bu buluşması yalnızca çağdaş, metinlerarası bir buluşma değildir kuşkusuz; gençlik, aşk, karşılıksız bırakılan duygular, insanın yaşama bakışının zamanla değişmesi, toplumsal ve ahlaki sorumluluklar... Bütün bunlar iki olgun kahramanın gözünden aktarılır. Böylece Alman toplumunun izleği arasından evrensel değerler yakalanır. Thomas Mann’ın bu önemli romanını okurlarımızın Genç Werther’in Acıları’nı anımsayarak okumaları kuşkusuz büyük kazanç olacaktır.
376 syf.
·14 günde·Beğendi·8/10 puan
Thomas Mann’ın “Lotte Weimar’da”sını sonunda bitirdim; ama ben de bittim:) Zorlu bir okuma serüveni oldu benim için.

Önce konusuna ilişkin genel bir bilgi vereyim: Bu romanı okumadan önce mutlaka, ama mutlaka Goethe’nin “Genç Werther’in Acıları”nı okumuş olmalısınız. Hatta Goethe’nin yaşadığı dönem ve hayatı hakkında da bilgi sahibi olmanız gerekir ki romandan zevk alabilesiniz.

Goethe gençlik yıllarında kaleme aldığı ve kendisini büyük üne kavuşturan "Genç Werther’in Acıları"nda Werther’in arkadaşının nişanlısı Charlotte’a duyduğu umutsuz aşkı anlatır. Öyle ki yayınlandığı dönem gençleri çok etkileyen, intiharlara yol açtığı için eleştirilen, aşık Werther’in masum çaresizliği baskılayıcı kurallara da bir manifesto olarak görüldüğünden toplumsal hayatta fırtınalar koparan bu melankolik roman, Goethe’nin ününün temelini oluşturmuştur. Hikaye büyük ölçüde Goethe’nin kendi hayatından izler taşır; zira Goethe de gençliğinde, hukuk stajını yaptığı Wetzlar’da yakın arkadaşı Johann Christian Kestner’in nişanlısı Charlotte Buff’a aşık olmuştur, ancak Charlotte Goethe’yi değil Kestner’i seçer, Goethe de yüreğine taş basıp Wetzlar’dan ayrılır.

Mann bu kurgusal romanında Goethe ile Lotte’yi 40 yıl sonra tekrar buluşturur; Charlotte 63, Goethe 67 yaşındadır artık. Kızkardeşini ziyaret etme bahanesi ile Weimar’a gelen Charlotte duldur; Kestner ile uzun yıllar mutlu bir evlilik sürdürmüş ve 11 çocuk vermiştir ona. Goethe ise Almanların büyük dahisi, eşsiz Goethe’sidir artık; şiir ve düzyazı alanında dünyaca tanınan bir üstad olmanın ötesinde doğa bilimleri, resim, tiyatro ile de ilgilenen, hatta ölümüne yakın son döneminde İslamiyet ve Doğu uygarlığına da merak salan ve çok büyük saygı duyulan bir siyasetçidir.

Mann Charlotte ile Goethe’yi romanın ancak son çeyreğinde karşı karşıya getirir; zira romanın uzun bir kısmında Goethe’nin edebi kişiliğini ve siyasi duruşunu tanıdıklarının ağzından tartışmayı seçmiştir.

Kızıyla Weimar’ı ziyaret eden ve gençliğindeki tutkulu aşığını görmek ve ona kendini hatırlatmak isteyen Charlotte’u tanırız önce. Bu halka mal olmuş güzel kahramanı görmek için kaldığı otelin önünde bekleyen kalabalık içerisinden peş peşe birkaç ziyaretçisi olur; ilk konuk Miss Rose Cuzzle isimli bir Amerikalı gazetecidir ki; aslında Goethe değil Mann’ın hayatından bir yansımadır; kendisi ile 1826 yılında Paris’te röportaj yapan ve çok etkilendiği Marcus Aurelius Goodrich’tir temsil edilen.

Akabinde Goethe’nin sekreteri ve yardımcısı Dr Riemer’i tanırız ve ziyareti ile bir yandan dehasına hayran olduğu, öte yandan bu eşsiz zekasıyla kendisini tutsak alan üstadına serzenişte bulunduğu bir iç çatışmaya şahit oluruz. Goethe’nin çekiminden çıkmak isteyen, kendi başına bir kariyer yapmayı hedefleyen ama onun bu eşsiz etki alanından çıkamayıp çaresizce çırpınan bir Riemer vardır karşımızda bize bu karizmatik dahiyi tanıtan. Goethe onun için bir sanat tanrısıdır; coşkulu ama mütevazi, bilge, hürmet edilir, sözü dinlenir, kendinden nice mucizeler beklenir bir muktedir. Ama aynı zamanda bencil, sabırsız, mükemmelliyetçi, yakınlarının hislerine karşı duyarsız, hep kendi kafası içindekilerle meşgul bir dahi. Riemer’in ziyareti sırasında Mann o meşhur sanatçı sorunsalına da atıfta bulunur ve tabiat yani doğal olan ile düşünselliği arasına sıkışmış sanatçıyı tartışır bizlerle.

Kapıda Adele Schopenhauer belirir, meşhur filozof Arthur Schopenhauer’in ablası; ve bizlerle Goethe’nin özel hayatını paylaşmak için girer sahneye. Onun ağzından Goethe’nin yıllar boyunca metres hayatı yaşadığı ve soylu olmadığı için sosyeteye kabul edilmeyen Vulpuis’a aşkını öğreniriz. Goethe bu neşeli, eğlenceyi seven ancak hafif meşrep bulunan metresi ile uzun yıllar birlikte yaşar, hatta tüm geleneklere aykırı şekilde evlenir onunla yıllar sonra. Oğulları August ise en büyük yardımcısı olacaktır.

Charlotte’un son ziyaretçisi August onu babası ile bir öğle yemeğine davet ederken bir yandan da içindeki hüznü yansıtır. Babasının gölgesinde kaldığı için kendini ispatlama şansı bulamayan, babasının siyasi etkinliği sayesinde devlet görevinde çabasız, hızlı yükselmesi ve askerden kaçması ile özellikle gençliğin şiddetlerini üstüne çeken yakışıklı August çareyi günübirlik ilişkilerde ve içkide aramaktadır. O kadar gölgede kalmıştır ki kendi bile bilmez yeteneğini ve ne yapmak istediğini. Bilir ki, evlenmeyi istediği güzeller güzeli Ottilie von Pogwisch bile aslında August’a değil, hayranı olduğu Goethe ile aynı evde yaşama fikrine evet der. Nitekim August içki ve kötü yaşamı nedeniyle hayata çok erken veda edecek, aristokrasinin içinden gelmesine karşın sosyalizme ve Prusya milliyetçiliğine inanan ve sosyalizmin erken dönem önemli temsilcilerinden olan Ottilie ise zıt düşüncedeki saygıdeğer kayınbabasına ölümüne kadar bakacak, hatta Faust’u yazarken ona yardım edecektir.

Charlotte, Goethe ile bir araya geldiği öğle yemeğinde romantik beklentilerinden uzaklaşır ve soğuk gerçekle yüzleşmek zorunda kalır. Karşısındaki bu saygıdeğer, etkili ve karizmatik adam; Almanların medarı iftiharı, kimseye konuşma fırsatı vermeden ortamı domine eden, keyfince daldan dala atlayarak konuşan, delilik ile dahilik arasında süzülen ağır top Lotte’nin gençlik anılarındaki nazik, kırılgan, tutkulu gençten çok farklıdır. Hayat her ikisini de farklı yönlere savurmuştur ve Lotte bu hayal kırıklığını, belki de Goethe’nin hayatından geçen herkesi temsilen, son sayfalarda haykırır: “Çevrendeki herkes senin büyüklüğünün kurbanı değil de ne? Ah, fedakarlık etmek fevkaladedir, ama kurban olmak, acı bir kader!”

Büyük dahi Goethe’yi ve sanatını tanımak, yaşadığı dönemi ve politik duruşunu anlamak isterseniz, Mann’ın bu romanından hoşlanabilirsiniz; zira Goethe’nin yaşadığı dönemde de çok tartışılan ve tepki çeken milliyetçiliğe karşı duruşu, Avrupa’daki milliyetçilik akımlarının bu büyük uygarlıkları çöküşe sürükleyeceği öngörüsü ve birleşik Avrupa hayali; aynı hayallerle yaşayan ve yaşadığı şanssız dönemde bu yüzden Hitler’den kaçmak zorunda kalan Mann’ın kaleminden satır aralarında kısa, ama ustalıkla verilmiş. Ancak iç monologlar ve bilinç akım tekniği ile ilerleyen, kısa kesik cümlelerle konudan konuya atlayan anlatım tarzı beni çok zorladı; Mann’ı sevsem de okurken en çok zorlandığım romanı oldu. Bu tarza sabrınız ve konuya ilginiz yok ise boşuna zorlanmayın derim.
376 syf.
·18 günde·Beğendi·Puan vermedi
Lotte Weimar’da, Goethe’nin Genç Werther’in Acıları romanını sevenler için çekici bir okuma olabilir.Ben sevmemiştim.Thomas Mann’ı en çok etkileyen yazarın Goethe olduğunu söylemek mümkün.
Genç Werther’in Acıları romanının Charlotte’ı yıllar sonra, sanat ve ününün doruğunda olan Goethe ile hem bir romanın kahramanı olmanın zevkini çıkarmak, hem de Goethe’nin onu bir romanın kahramanı yaptığı için sitem etmek amacıyla Weimar’da karşılaşmak ister.
Goethe ve Charlotte’un karşı karşıya gelmesi için romanın sonlarına kadar sabretmek gerekiyor.
Charlotte, Goethe ile karşılaşmadan önce, ünlüler koleksiyoncusu Miss Cuzzle, Goethe’nin sekreteri Dr.Riemer, Weimar sosyetesinden Schopenhauer’in kızı Adele ve Goethe’nin oğlu August ile bir araya gelip onlardan dinliyor Goethe’yi.
Romanın asıl kahramanı Goethe karşımıza çıkmadan çeşitli figürler aracılığıyla çeşitli görüş açılarından aydınlatılır.Çok yönlü aydınlatma tekniği deniyormuş bu tekniğe.
Bir şey daha öğrendim.
Tüm bu karakterlerin yaşlı,eşini kaybetmiş, bolca çocuk doğurmuş Lotte’nin odasına ardı ardına misafir olmaları oldukça komik geldi bana.
Kitabın 7. bölümünde Goethe ile karşılaşıyoruz artık.Uzunca bir iç konuşmaya tanıklık ediyoruz.Bu bölüm nedeniyle James Joyce ve Thomas Mann sık sık karşılaştırılmış.
Goethe ve Lotte’nin karşılaşması hakkında şunu söyleyebilirim ki kimse bıraktığınız yerde ve bıraktığınız kişi olarak kalmaz.Değişmeyen tek şey değişimdir.
Lotte Weimer’da okuduğum en zor Thomas Mann kitabıydı.Salgının şokunu yaşadığımız ilk günlere geldiğinden de olabilir ama çok zor bitirdim kitabı.
376 syf.
·14 günde·Beğendi·7/10 puan
THOMAS MANN OKUMALARI 7/15

Okunma Zamanı : 02 - 15 Nisan 2020

Neredeyse iki ay önce okuduğum kitabı Thomas Mann eserlerindeki okuma sırasını bozmamak adına herzaman yaptığım gibi kendime notlar olacak şekilde ama belki sizin de ilginizi çekecek bir iki ayrıntıyı yazarak paylaşmak istedim. .
Öncelikle belirtmeliyim ki, bu kitaptan önce Goethe' den "Genç Werther'in Acıları" nı okumuş olmanız önemli. Yoksa roman baştan aşağı havada kalır. .
.
Charlotte kimdir, Goethe'yle ilişkisi nedir bunları bilmeden kitaba başlamayın
.
.
Genç Werther'in Acıları'nı okuduğunuzu varsayarak kısaca konuyu belirteyim. Lotte eşini kaybettikten sonra, akrabalarını ziyaret bahanesiyle seneler sonra, Goethe'nin yaşadığı şehire yani Weimar'a gelir. Goethe'yle karşılaşmadan önce, Lotte'nin geldiğini duyan hayranları misafirhaneye ardarda baskın yaparak uzun uzun sohbetler esnasında Lotte'ye hayranlıklarını, onun görmekten duydukları heyecanı dile getirirken, bir yandan Goethe hakkında bilgiler veririler. Bu ziyaretçiler arasında (Thomas Mann'in da etkisi altinda kaldığı) Schopenhauer'in kızı, Goehe'nin oğlu da vardır. .
.
Bu uzun sohbetler sonrasında Lotte, Goethe'yle karşılaşır elbette. Sonrasında ne oluyor, kitabı okursanız bilgi sahibi olursunuz elbette. .
Böyle bir buluşmayı ancak Thomas Mann hayal edebilirdi belki de. Eserle ilgili, "Thomas Mann'in Edebiyat Dünyası" adlı inceleme kitabında Gürsel Aytaç, Goethe'yle henüz karşılaşmamış olan Lotte'nin ziyaret edenlerle yaptığı sohbetlerin "çok yönlü aydınlatma teknigi" oldugunu belirtmiş. Yani Lotte, Goethe'yi görmeden onun hakkında fikir sahibi oluyor,tabi bu bizim için de geçerli. .
.
Bu bilgiler ışığında kitap hakkinda fikir verebildim umarım.
Son olarak: Kitabın baskısı yok maalesef. Ben pdf olarak okudum ve görselde de o yüzden pdf'in kapağını kullandım☺
.
Herkese keyifli okumalar
.
.
#okudumbitti #lotteweimarda #thomasmann
#kitaptavsiyesi
376 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yazar Goethe hayranı. Ve Genç Werther’in Acıları’nın bir devamını yazmış. Goethe’nin çocukluk aşkı Charlotte yaşlandığında kız kardeşini ziyaret etmek bahanesiyle Goethe’nin yaşadığı Weimar şehrine gider. Bir öğle yemeğinde Goethe’nin evine gider. Umduğunu bulamaz. Artık çok farklı iki insan olduklarını anlarlar.
376 syf.
·4 günde·7/10 puan
Modernizmin temelinde, modern bilimin etkilerinin geleneksel otoriteyi zayıflatan yenilikleri vardır.

Modernizm sadece sosyal alanda değil aynı zamanda sanat, mimari ve edebiyatta da kendini göstermiştir.
"Tanrı ile şeytanı karşıt ilkeler olarak almak tamamıyla yanlıştır, daha ziyade, doğrusu, şeytani şey yalnızca bir yüzdür, bir ters yüzdür, diyebilirsiniz ama ne diye ters yüz olsun?

Tanrı bütün olduğuna göre şeytanı da kapsar ve besbelli, şeytani olana yaklaşmadan tanrısal olana da yaklaşılmaz, öyle ki insanın bir gözünden cennet ve sevgi, öbür gözünden en soğuk olumsuzlamanın ve en yıkıcı tarafsızlığın cehennemi fışkırır. Ama iki göz, azizim, ister birbirine yakın ister birbirinden uzak olsun, bir tek bakış sağlar."
"Biliyorum niyetiniz iyi ama niyeti iyi ve temiz olmak yetmiyor; insan, yaptığı işin sonuçlarını da önceden görebilmeli. Sizinki beni ürkütüyor, çünkü, günün birinde Almanlar arasında bu, iğrenç çılgınlıklara dönüşecek ve öyle ki siz, eğer haberi kulağınıza ulaşacak olsa mezarınızdan kalkarsınız."
"İlk horoz ötüşüyle yataktan fırlamak zorunda olmayış, aslında imtiyazlı toplum mevki olan hür bir adamın işaretidir."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Lotte Weimar'da
Baskı tarihi:
Ağustos 1998
Sayfa sayısı:
391
Format:
Ciltli
ISBN:
9789755840499
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Öteki Yayınevi
Baskılar:
Lotte Weimar
Lotte Weimar
Thomas Mann’ın ilk kez 1939 yılında yayımlanan ünlü romanı Lotte Weimar’da, modern Alman edebiyatının en çarpıcı örneklerinden biri, Mann’ın büyük usta Goethe’ye gönderdiği çok şık bir selam. Roman, konusunu bir başka romandan, Goethe’nin başyapıtı Genç Werther’in Acıları’ndan alıyor.
Aradan uzun yıllar geçmiş, Werther’in büyük aşkı Charlotte, Goethe’nin yaşadığı kente, Weimar’a, yaşlı ve zengin bir kadın olarak geri dönmüştür. Charlotte ile Goethe’nin bu buluşması yalnızca çağdaş, metinlerarası bir buluşma değildir kuşkusuz; gençlik, aşk, karşılıksız bırakılan duygular, insanın yaşama bakışının zamanla değişmesi, toplumsal ve ahlaki sorumluluklar... Bütün bunlar iki olgun kahramanın gözünden aktarılır. Böylece Alman toplumunun izleği arasından evrensel değerler yakalanır. Thomas Mann’ın bu önemli romanını okurlarımızın Genç Werther’in Acıları’nı anımsayarak okumaları kuşkusuz büyük kazanç olacaktır.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0