·
Okunma
·
Beğeni
·
174
Gösterim
Adı:
Louis Aragon - Elsa Triolet
Baskı tarihi:
Şubat 2003
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750501029
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Louis Aragon und Elsa Triolet Die Liebenden des Jahrunderts
Çeviri:
Hulki Demirel, Monika Demirel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Birinci Dünya Savaşı ertesinde farklı beklentilerin cazibe merkezi konumundaki Paris, Doğu’dan ve Batı’dan gelen göçmenlerin akınına sahne olmaktadır. Kafeleri, tiyatroları ve galerileriyle albenili bir dünya sunan bu şehri ev olarak benimseyenler arasında, Elsa Triolet ile Louis Aragon da vardır. Elsa iç savaşın perişan ettiği Sovyetler Birliği’nden kaçmış ve geçmişte kalan kalp kırıklıklarına sünger çekerek “mutlak aşkı” bulmak arzusuyla buraya sığınmıştır. Züppe bir delikanlı olarak avare bir hayat süren Aragon için Paris’i çekici kılan bambaşka bir şeydir:

Genç şair, burada Paul Éluard ve André Breton’la birlikte sürrealist hareketin en parlak üyelerindendir. 6 Kasım 1928’de Montparnasse’da gerçekleşen buluşmadan sonra, Elsa aradığı beyaz atlı’yı, Aragon ise edebi kimliğini besleyecek yeni damarı, komünizme açılan pencereyi bulmuştur. Edebi rekabetin ve üçüncü kişilerin her an bıçak sırtında tuttuğu ilişkileri, 20. yüzyılın en ünlü aşk şiirlerinden birinde vücut bulur ve unutulmaz “Mutlu Aşk Yoktur” dizeleriyle hafızalara yerleşir. Çift, İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransız Direniş Hareketi’nin simgesi olur ve savaş sonrası dönemin en önemli kültür elçisi haline gelir.
Unda Hörner’in “Louis Aragon Elsa Triolet” adlı kitabı, ünlü şahsiyetler arasında yaşanmış aşk hikayelerine dair bir seri olan "Aşklar ve Çiftler" dizisine ait bir kitap. Bu kitabı kütüphanede gördüğümde almaya karar vermemin üç sebebi vardı: 1-Louis Aragon’un, Cengiz Aytmatov’un “Cemile” adlı hikayesi hakkında yazdığı “Dünyanın En Güzel Aşk Hikayesi” başlıklı yazısı ile Cemile’yi meşhur etmiş olması. Ayrıca Aragon’a Cemile’yi tanıtan kişinin de Rus kökenli eşi Elsa olması. 2- Aragon’un Orhan Veli Kanık tarafından çevrilen meşhur “Elsa’nın Gözleri” şiirine ilham veren kadının hikâyesini merak ediyor olmam. 3- Yine Aragon’un “Mutlu Aşk Yoktur” şiirinin hikâyesini merak ediyor olmam.
Kitabı kafamda bu sorularla okudum ve 1. sorum dışında kalan diğer iki sorumun cevabını aldım. Ancak kitap iddialı bir diziye “Aşklar ve Çiftler” dizisine ait olduğu halde Aragon ve Elsa arasındaki aşk dışında her şeyi anlatıyordu. Öyle ki bu aşk bir yığın isim ve olay arasında yitip gidiyordu. Kitaba haksızlık etmek de istemiyorum. Kitap sayesinde Aragon’un şiir hayatına sürrealist şairlerle birlikte başladığını, zamanla Elsa ile tanıştıktan ve hayatını birleştirdikten sonra başka bir yola girdiğini, sürrealizmin Freud’un görüşlerinden ilham aldığını hatta sürrealist şairlerin şiir yazarken hipnoz metodunu kullandıklarını bu kitabı okuyunca öğrendim. Kitap biraz daha sistematik olarak kaleme alınsaydı belki okuyucuyu çok daha fazla bilgilendirebilirdi, ama açıkçası bana çok karışık geldi. Yine de Aragon ve Elsa’nın yaşadıkları dönemi tanımak için okunabilir.
"Les Yeux d'Elsa (Elsa'nın Gözleri) 1942'de basıldı:
"Gözlerin o kadar derin ki, içmek için eğildiğimde üzerine
Bütün güneşlerin yansıdığını görüyorum içinde ve
Ölmek için kendilerini onun içine atan bütün umutsuzları
Gözlerin o kadar derin ki içinde kaybediyorum hafızamı"

("Elsa'nın Gözleri" şiirinin bir bölümü 1947 yılında ünlü şairimiz Orhan Veli Kanık tarafından çevrilmiş ve epey meşhur olmuştur.)
"Elsa ve Aragon arasındaki bu dramın bir yankısı, en meşhur direniş şiirlerinden biri olan (...) 'Mutlu Aşk Yoktur', oldu."
"İnsan her şeyi elinde tutamaz hiçbir zaman
Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini
Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi
Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
Mutlu aşk yoktur"
(Çev: Gertrude Durusoy, Ahmet Necdet)
(Elsa'nın) "Çantasında Aragon'un ona cepheden yolladığı bir mektup vardı: "İhtiyacım olan her şeye sahibim, senin dışında. Saç filesinin altında topladığın saçlarını düşünüyorum, şimdi bana bütün mavi lambaların hatırlattığı gözlerini, bütün o uysallığını düşünüyorum."
"Kitabı, 'ben olarak neysem o olmayı borçlu olduğum, içinde bulunduğum sisten kurtulup uğruna yaşamanın ve ölmenin değdiği gerçek dünyaya geçebilmenin yolunu bulabilmiş olmayı borçlu olduğum' kadına ithaf etti."
Elsa: "Yazmayı çok sevmiştim, arkadaşlarımın, gençliğimin ve hayatta eksikliği hissedilen birçok şeyin yerini dolduruyordu."
"Elsa Triolet, Aragon'un hayatına, tam gençliğinin hayallerini kafasından atmaya niyetlendiği dönemde girdi. 'Bunu yüz kere tekrarladım, burada bir kez daha tekrarlıyorum: O olmasaydı kendimi öldürmüş olurdum. O beni evhamlarımın pençesinden çekip alabildi, sırtıma yüklenmiş yasaklardan, peşimi bırakmayan negatif duygulardan kurtardı; bana tekrar yaşama cesareti verdi ve hatta daha fazlasını, varolmanın gücünü."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Louis Aragon - Elsa Triolet
Baskı tarihi:
Şubat 2003
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750501029
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Louis Aragon und Elsa Triolet Die Liebenden des Jahrunderts
Çeviri:
Hulki Demirel, Monika Demirel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Birinci Dünya Savaşı ertesinde farklı beklentilerin cazibe merkezi konumundaki Paris, Doğu’dan ve Batı’dan gelen göçmenlerin akınına sahne olmaktadır. Kafeleri, tiyatroları ve galerileriyle albenili bir dünya sunan bu şehri ev olarak benimseyenler arasında, Elsa Triolet ile Louis Aragon da vardır. Elsa iç savaşın perişan ettiği Sovyetler Birliği’nden kaçmış ve geçmişte kalan kalp kırıklıklarına sünger çekerek “mutlak aşkı” bulmak arzusuyla buraya sığınmıştır. Züppe bir delikanlı olarak avare bir hayat süren Aragon için Paris’i çekici kılan bambaşka bir şeydir:

Genç şair, burada Paul Éluard ve André Breton’la birlikte sürrealist hareketin en parlak üyelerindendir. 6 Kasım 1928’de Montparnasse’da gerçekleşen buluşmadan sonra, Elsa aradığı beyaz atlı’yı, Aragon ise edebi kimliğini besleyecek yeni damarı, komünizme açılan pencereyi bulmuştur. Edebi rekabetin ve üçüncü kişilerin her an bıçak sırtında tuttuğu ilişkileri, 20. yüzyılın en ünlü aşk şiirlerinden birinde vücut bulur ve unutulmaz “Mutlu Aşk Yoktur” dizeleriyle hafızalara yerleşir. Çift, İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransız Direniş Hareketi’nin simgesi olur ve savaş sonrası dönemin en önemli kültür elçisi haline gelir.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Ali Ersin
  • Hercaiokumalar /Ayşe

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%100 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0