Lüzumsuz Bir Adamın Günlüğü

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.358
Gösterim
Adı:
Lüzumsuz Bir Adamın Günlüğü
Baskı tarihi:
Eylül 2013
Sayfa sayısı:
115
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055904746
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Notos Kitap
"Turgenyev'in romanlarındaki lüzumsuz adamlar genellikle doğanın döngüsüne ayak uyduramayan metafizik yabancılardır. Lüzumsuz adam terimini yaygınlaştırmakla maruf Lüzumsuz Bir Adamın Günlüğü tam da bu türden bir örnek. Ana karakter Çulkaturin lüzumsuzdur, çünkü kendi kendini o hale getirmiştir. Doğadan tamamıyla kopmuş hisseder. Kendini doğayla bir hissettiği naif çocukluk anılarını hatırlar ve ölürken de bu birlik duygusuna geri dönmek için yanıp tutuşur." 
-Ellen Chances-

Lüzumsuz Adam'ı edebiyatta belki de ilk kez Sait Faik'ten duyduk. Sabahattin Ali'nin Raif Efendisi'nde, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Suad'ında, Yusuf Atılgan'ın Bay C.'sinde, Oğuz Atay'ın Selim Işık'ında izlerini okuduk. Bize çok da uzak olmayan Rus edebiyatında da kalabalık bir soykütüğü var Lüzumsuz Adam'ın: Puşkin'in Onegin'i, Lermontov'un Peçorin'i, Gonçarov'un Oblomov'u, Turgenyev'in Bazarov'u ve en keskin ifadesiyle Dostoyevski'nin isimsiz yeraltı adamı. İçimizdeki uyumsuzluk istencini hatırlatır bize lüzumsuz adamlar. Çağının iki arada bir derede kalmış gayrimeşru çocuklarıdır onlar; yaşamı seyretmekten eyleme geçemeyen ama belki de bakarak eyleyen öfkeli antikahramanlar. İşte Turgenyev, Türkçede ilk kez okuyacağınız Lüzumsuz Bir Adamın Günlüğü'nde bu aykırı karakterlerin doğuşuna götürüyor bizi. 
115 syf.
·Puan vermedi
Lüzumsuz... Lüzumsuz olduğunu bilen, varlığının önemsizliğinden haberdar olan Çulkaturin'in günlüğünde; kaybolmuşluğun içine damıtılmış melankolik bir karanlığın belirsizliğinde, hiçliğin içine gömülmüş bir lüzumsuzluğun hikayesini dinleyeceksiniz.

Bırak bu laf cambazlığını da neden okuyayım bu kitabı onu söyle?

Tamam sakin. Anlatıyorum. Sanırım şöyle bir alıntı sizin bu kitabı neden okuyacağınız üzerine bir fikir oluşturacaktır.
"Hayatım birçok açıdan diğer insanlardan çok da farklı değildi. Baba evi, üniversite, devlet dairelerinde küçük memuriyetler, emeklilik, küçük arkadaş çevreleri, namuslu bir yoksulluk, makul zevkler, iddiasız uğraşılar, ölçülü arzular... Lütfen söyleyin, bunlara yabancı olan var mı?"

Turgenyevin özentilikten uzak, orijinal bir yalınlıkla kendine özgü kalemiyle betimlediği tekniğine yine hayran kaldım.
Okuyucuyu etkileme kaygısı taşımadan olanı olduğu gibi söylemesi ise beni daha çok etkiledi.

Turgenyev'in sesi öyle samimi ki; denizin karşısında sizinle birlikte oturan bir adamın şikayetsiz efkarı kulağınıza çarpıyor gibi hissediyorsunuz. Güneşin batışını birlikte seyretmeye daldığınızda ise; karanlık her çöktüğünde hüzünlü bir adamın, içinizi saracak olan o melankoli kokusunu sesinde hissederek dinlemeye koyulacaksınız. Bu ses bir kemanın sesi gibi hep hüzünlüdür. Güneşin batışıyla etrafa çöken karanlık arttıkça, hikayede yükselen hüzün de içinizi karartacak.

Hüzünlü okumalar dilerim.
115 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Lüzumsuz Adam

"Aylaklık bütün psikolojinin başıdır"
der Nietzsche...
Ne dersiniz?
Eminim hepiniz bir lüzumsuz adam karakterini çok sevmişsinizdir.
Flâneur en kısa tarifiyle "aylak kent gezgini" anlamına gelir.
Fransızca kökenli bir terim.
Flâneur kelimesi ilk olarak 1863'te Charles Baudelaire tarafından Modern Hayatın Ressamı adlı yazısında kullanıldı.
Baudelaire, flâneur'ü 'dunyanin merkezinde iken dünyayı gözlemlemek ama dünyadan sakli kalmak isteyen bir gozlemciydi'.
Walter Benjamin'in flâneur'ü ise entelektüel ama icinde bulunduğu toplumda kendini tedirgin hisseden biriydi.
Fransız filozof Jean Paul Baudrillard ile Baudelaire'in flâneur'ü ise birbirinden farklı. Baudrillard'ın flâneur'ü televizyon ekranının karşısında koltuğa çivilenmis halde.
Ünlü sosyolog Zygmunt Bauman'a göre ise, günümüzün flâneur'ü postmodernitenin tipik bir figürü, ancak şehri deneyimleyen bir hayalperest olarak hala belirsizliğin, anlik veya parça parça ilişkilerin sembolü olmaya devam ediyor.
Polonyalı filozof Stefan Morowski, Baudrillard ve Bauman'dan farklı olarak, çağdaş flâneur'ün gücüne ve etkinliğine inanmayı sürdürüyor. Modern flâneur'ün kitle üretiminin kültürel baskısına boyun eğmediğini dile getiren Morowski, bir adım ileri giderek onu kahramanlaştırıyor, şeytanlarla savaşan 'Son Mohikan' olarak nitelendiriyor.
Dostoyevski'nin 'Yeralti Adami', Gonçarov'un 'Oblomov'u', Robert Musil'in 'Ulrich'i',
Sait Faik'in 'Lüzumsuz Adam'ı,
Turgenyev'in 'Çalkaturin'i'
Yusuf Atılgan'ın 'Aylak Adam'ı...
Aslında bir bakıma Turgenyev'in Babalar ve Oğullar kitabındaki Bazarov da bir lüzumsuz adamdır.
Bence lüzumsuz adam özgür adamdır. Bizlerin dile getiremediği şeyleri rahatlıkla kusan adamdır.
Belli bir dunyevi değerleri hayatının önüne koymadığı kişidir.
Olduğu gibidir.
Hangimiz olduğu gibi davraniyor ki?
Hep bir etrafımıza daha şirin ,daha iyi ,daha entellektüel gözükmek icin aslinda hic sevmediğimiz, zevk almadığımız şeyleri sanki bayılıyor gibi anlatmiyor muyuz? Elalem ne der kalıbının dışına çıkabiliyor muyuz? Belki bazen çok nadir?
Ne zaman bir lüzumsuz adam ile bir yeraltı adamı ile karşılaşsam garip oluyorum. Sanırım kıskanıyorum da neden onun gibi olamiyorum diye. Mesala Oblomov hepimizi sinir etmiştir, ama yine de çok severiz onu, kiskaniriz da aslinda rahatlığını. Bazarov kadar kimseye kızmadım ama daha sonra gördüm ki adamın rahatlığı paha biçilemez. Ya Dostoyevski'nin yeraltı adamı? "Ben hasta bir adamim" diye başlar. Hangimiz bunu kendine karşı itiraf edebilir ki?
Bilemiyorum...
Belki ben de birgün gıpta ettiğim bir lüzumsuz adam ya da yeraltı adamı olabilirim.
Bu kavramı araştırdıkça bunlar çıktı.
Aslında sayfalarca yazılır. Ama siz de biliyorsunuz ki uzadıkça okumak da zor geliyor. Belki de sadece içimizi dökmek icin yazıyoruz.
Belki birgün ben de "Ben bir hasta adami jim" veyahut "Bugün hiç yataktan çıkmak istemiyorum."
Ya da Sait Faik'in Lüzumsuz Adamı gibi " Ben bir acayip oldum. Gözüm kimseyi görmüyor, kimsenin kapımı çalmasını istemiyorum. Dünyanın en sevimli insanları olan posta müvezzilerinin bile...."
Değil mi kim bilir?
Dediğim gibi araştırdıkça bunlar çıktı.
Lüzumsuz adam gerçekçidir.
Sevgilerle...
115 syf.
“Küçük komedyam oynandı. Perde kapanıyor.
Hiçliğe batarken artık lüzumsuz değilim...”

Uyumsuzluğu sebebiyle normal bir hayat yaşamaya ayak uyduramayan bir adamın hikayesi...
Günlük şeklinde ,ölüme adım adım yaklaşırken, başından geçenleri bana sayfa sayfa anlattı. Ben de dinledim...
Kendini her sayfada lüzumsuz gören bu erkek karakter epey dert yandı bana...
Aşk hayatını , iş hayatını , başarısızlıklarını, alınganlıklarını anlattı.
Annesini babasını ve çocukluğunu anlattı.
Gerçekten de "lüzumsuz adam" beni anlattıklarıyla lüzumsuzluğuna inandırdı...
115 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Turgenyev edebiyatta ''Lüzumsuz Adam'' portresinin öncülerinden biridir. Lüzumsuz Bir Adamın Günlüğü 20 Mart'ta başlayıp 1 Nisan'da Çulkaturin'in ölümüyle sona eriyor. Çulkaturin bu 13 günün 1 gününde hastalığı nedeniyle günlüğüne yazamıyor.
En başta çocukluğuna dair anılarla başlayan eser Çulkaturin'in hayatının ilk döneminden itibaren lüzumsuz olduğu hissiyatını uyandırıyor insanda. Şöyle diyor günlüğünde; ''Kötü ve mutsuz bir çocukluk geçirdim'' ve ekliyor, ''Çocuklar bunun için var; anne babalar sıkılmasın diye''. Kumar tutkusu olan babası, şefkatli ama soğuk annesinin gölgesinde çocukluğunda yer eden mekan evlerinin bahçesi oluyor. Babasının ölümüne şahit olunca sanki bu günlüğü yazdığı günleri seziyor ve ''ölüm o gün yüzüme baktı ve beni gözüne kestirdi'' diyor.
Çocukluğunu kısaca anlattıktan sonra bir kasabada, O. kasabasında yaşadığı olaylarını uzun uzadıya anlatıyor. Ojogin ve ailesiyle tanıştıktan sonra gel zaman git zaman ailenin kızı Lisa'ya aşık oluyor. Ancak henüz aşkını itiraf edemeden bir Prens geliyor ve Lisa ile aşk yaşıyor. Gelişen birçok olayın sonunda Lisa'yı elde edemiyor ve 1 Nisan günü günlük sona eriyor. Çulkaturin varlığının lüzumsuzluğunu şöyle haykırıyor; ''Şimdi söyleyin bana. Lüzumsuz bir adam değil miyim ben? Bütün hikaye boyunca lüzumsuz adam rolünü oynamadım mı?''
1850 yılında yazılan bu eser lüzumsuz adam figürünü yaygınlaştıran eser olarak kabul edilmektedir. Lüzumsuz adamlar ya toplumla ya da doğayla uyumsuzdur. Turgenyev'in bu eserinde kahraman doğayla uyumsuz görünmektedir. Çulkaturin karlar eriyip bahar gelirken ölmektedir. Aynı zamanda karakterinde yer eden ayrılık çocukluğunu geçirdiği bahçelerinin evleriyle birlikte satılmasıdır.
Lüzumsuz adam ölürken ''korkunç bir boşluk'' tan bahsediyor. Geriye dönüp baktığında hayatı, anıları... Unutulmuş olmanın kederini oldukça yoğun hissediyor ölüm döşeğinde... ''Küçük komedyam oynandı, perde kapanıyor. Hiçliğe batarken artık lüzumsuz değilim...''

Son alıntı: ''Sevme yetisi olan ve sevmeye hazır olan bir kalp yakında duracak ve bir kez bile mutluluğu tatmadan mı olacak bu? Bir kere bile katıksız mutluluğun tatlı külfeti altında ezilmeden mi olacak? Heyhat. Bu imkansız. Bu imkansız, biliyorum.''

Notos Yayıncılık eserden sonra ''Rus Edebiyatında Lüzumsuz Adam'' başlıklı ve Ellen Chances imzalı oldukça doyurucu bir makaleye yer vermiş. Lüzumsuz adam geleneğine ve ele alınış şekillerine yer veriliyor. Mutlaka bakmalısınız.

(Turgenyev'in bu eserini Storytel'den dinledim, çok keyifliydi.)
115 syf.
·2 günde·9/10 puan
Eh, təbiət, təbiət! Mən səni necə də sevirəm, ancaq sənin geniş qoynunda mənə bir adicə ömür də nəsib olmadı...

İvan Turgenev'in qısa və maraqlı olan əsərlərindən daha birisi - Artıq Adaman Gündəliyi

Hər birimiz həyatda bir çox uğursuzluqlarla, xəyal qırıqları ilə rastlaşmışıq və ən azı bir dəfə də olsa, özümüzü bədbəxt və artıq adam kimi hiss etmişik. Hər bir oxucu bu kiçik əsərdə özünə aid nəsə tapacaq. Əsas da bu deyilmi?! Oxuduğumuz əsərdə özümüzə aid nəsə tapmaq

Höte'nin "Verter"i, Qonçarov'un "Oblomov"u, Dostoyevski'nin "Yeraltından Adamı", Puşkin'inin "Yevgeni Onegi"ni və Turgenev'in "Artıq Adam"ı...

Məzarımın önündə
Qoy həyat çiçək açsın,
Ulu, ana təbiət
Əbədi şölə saçsın !
115 syf.
·1 günde·8/10 puan
Lüzumsuz adamlar rus edebiyatına özgü bir kişi profilidir bir döneme de damgasını vurmuştur. statükoya boyun eğen bu lüzumsuz adamlar ahlaken kazananlar olarak ele alınmıştır. Kahramanlar genelde ikircikli bir yapıya sahiptir. Rus edebiyatında yer alan bu lüzumsuz adamlar kimlerdir? Lüzumsuz adam toplumla çatışma içinde yer alan aciz bir aristokrattır ve faydasızdır eyleme geçemeyen bir aydın başarısız bir idealist toplumsal sorunlara ve etik konulara duyarlı fakat toplumdan ve siyasi olaylardan dolayı eyleme bir türlü geçemeyen kahramandır.
115 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bir saatlik otobüs yolculuğunun su gibi akıp geçmesini sağlayan ve bıraktığı tatla eve varır varmaz kendini bir kere daha okutan Turgenyev eseri. Öncelikle çeviri oldukça temiz ve yine çevirmen Oğuz Tecimen tarafından hazırlanan kronoloji bölümünü çok beğendim.Bu bölümde hem yazarın hayatındaki önemli olaylara hem de o sırada toplumsal yaşamda iz bırakan olaylara yer verilmiş.
19.yüzyıl Rus edebiyatı edebiyat tarihinin tartışmasız en ilginç ve verimli dönemlerinden bence. Rusya'nın değişmeye başlayan sosyal yapısı, bir yandan Avrupa'da eğitim alan ve yönünü bu tarafa çeviren aydınlar bir taraftan toprağa bağlılığı ve daha muhafazakar bir Rusya'yı savunan Slavofil görüş... Özellikle 1800'lerin ortalarına geldiğimizde Gogol'un da ölmesiyle Rus edebiyatı üç temel ismin üzerinde yükselir:Tolstoy, Dostoyevski ve Turgenyev.Üç sene Berlin'de felsefe eğitimi alan ve dönemin batıcı-Slavofil tartışmasının batıcı ayağını temsil eden Turgenyev bence hak ettiği değeri ve ilgiyi görememiş bir yazar.İnsan psikolojisine olan hakimiyetini ilk kitabı olan 1850 basımlı bu eserde de çok net görebiliyorsunuz zaten.
Eser kendisini "lüzumsuz bir adam" olarak tanımlayan Çulkaturin'in öleceğini öğrendikten sonra 20 Mart-1 Nisan arasında tuttuğu günlüğü aslında.Karakterin ağzından hayat hikayesini ve kendisiyle ilgili düşüncelerini okuyoruz.İlk dikkatimi çeken şey kitap gerçekten bir günlük gibi çok samimi ve sade bir dille yazılmış.Duygusal iniş çıkışlar,bir konudan bahsederken yorulup sıkılıp ara vermeler gibi günluk tutan her insana tanıdık gelecek ayrıntılar gerçek bir günlük okuyor gibi hissetmenize neden oluyor. İşlenen konuysa dönemin Rusyasında oldukça popüler olan bir konu:Lüzumsuz (ve bir yandan da uyumsuz denebilir) adam! Kitabı okudukça zaten fark edilebilir şekilde karakter size birçok başka karakteri hatırlatıyor: örneğin Oblomov, Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar'ındaki isimsiz karakter, Türk edebiyatından Bay C, bir bakımdan da Selim Işık... Fark ise yazarların bu lüzumsuz ve uyumsuz adamlara bakış şekilleri aslında.Turgenyev'in Çulkaturin'ine baktığımızda temelde toplumla çok da ters düşen bir karakter çıkmıyor karşımıza. Hayalci ve eyleme geçemeyen bir karakter sadece ve aslında başarısız bir aşk hikayesinden başka bir uyumsuzluğunu okumasak da Çulkaturin lüzumsuz olduğuna kendisini inandırıyor. Bu noktada benim çok sevdiğim bir söz var:"Hissedilen neyse yaşanan odur" derler. Çulkaturin de kendisiyle ilgili hissettiği bu yetersizliğin içinde debelenip duruyor. Turgenyev bu noktada karakterini övmüyor ama yermiyor da. Yorum yapmadan karakterinin ruh halini bize anlatıp yorumu bize bırakıyor. Selim Işık, Prens Mişkin ve bir nebze de Oblomov'da ise yazarları karakterlerinin toplumla uyumsuzluğunda suçu topluma atıp toplumun bu naif karakterleri anlayamamasından yakınır.
Turgenyev'in doğa sevgisi ve insanın doğadan uzaklaşmasından duyduğu uzüntüyü de kitap boyunca hissediyoruz.Karakterin ölümüne yaklaşmasını karların erimesiyle ve baharın gelişiyle takip ediyoruz adeta.Tam 1 Nisanda baharla gelen bir ölümle de Çulkaturin çocukken koptuğu doğaya (bu kopuş evlerinin ve bahçelerinin borçlar için satılmasıyla sembolize edilmiş bence) kavuşur ve kim bilir belki ordan da okyanusa.
115 syf.
·Beğendi·6/10 puan
Notos kitap, Oğuz Tecimen çevirisi idi. Ve başarılı buldum.

Kitabımız, kendini Lüzumsuz gören bir adam üzerine inşaa ediliyor. Bu adam hasta yatağındayken, günlük yazmak istiyor. Bir nevi bir dönemin hatırasını. O dönemdeki yaşadiklarını ve hissettiklerini.
Adamla aynı düşünmesem de pek, yazar anlatabilmeyi başarıyor.

Kitabı öneririm. Özellikle bu basımın sonunda yer alan , çevirmenin Rus Edebiyatı'nda ve Dünya Edebiyatı'nda "Lüzumsuz Adam" kavramının analizi çok güzeldi.
115 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Rus edebiyatının en etkili eserlerinden biri... Sizi adeta kendi yazgısına sürükleyerek aynı hissetmenizi sağlıyor. Kopuyorsunuz... “Ölümün gözümü kestirdiği” bir çocuğun, otobiyografik izler taşıyan günlüğü... Çok sarsıcı ama illa okunmalı!
115 syf.
·Puan vermedi
Doktorundan ölmek üzere olduğunu öğrenen Çulkaturin, kendisinin lüzumsuz bir adam olduğunu düşünmeye başlar ve yapabileceği tek şeyin anılarını yazmak olduğunu düşünerek bu ile soyunur. Anılarını yazmaya başlamasıyla birlikte, kendisini lüzumsuz adam olarak görme hissi pekişir. Bunun nedenini de yine yazarken fark etmeye başlar.
Turganyev'in yarattığı lüzumsuz adam karakteri Rus ve dünya edebiyatında bir ekol başlatacaktır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Lüzumsuz Bir Adamın Günlüğü
Baskı tarihi:
Eylül 2013
Sayfa sayısı:
115
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055904746
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Notos Kitap
"Turgenyev'in romanlarındaki lüzumsuz adamlar genellikle doğanın döngüsüne ayak uyduramayan metafizik yabancılardır. Lüzumsuz adam terimini yaygınlaştırmakla maruf Lüzumsuz Bir Adamın Günlüğü tam da bu türden bir örnek. Ana karakter Çulkaturin lüzumsuzdur, çünkü kendi kendini o hale getirmiştir. Doğadan tamamıyla kopmuş hisseder. Kendini doğayla bir hissettiği naif çocukluk anılarını hatırlar ve ölürken de bu birlik duygusuna geri dönmek için yanıp tutuşur." 
-Ellen Chances-

Lüzumsuz Adam'ı edebiyatta belki de ilk kez Sait Faik'ten duyduk. Sabahattin Ali'nin Raif Efendisi'nde, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Suad'ında, Yusuf Atılgan'ın Bay C.'sinde, Oğuz Atay'ın Selim Işık'ında izlerini okuduk. Bize çok da uzak olmayan Rus edebiyatında da kalabalık bir soykütüğü var Lüzumsuz Adam'ın: Puşkin'in Onegin'i, Lermontov'un Peçorin'i, Gonçarov'un Oblomov'u, Turgenyev'in Bazarov'u ve en keskin ifadesiyle Dostoyevski'nin isimsiz yeraltı adamı. İçimizdeki uyumsuzluk istencini hatırlatır bize lüzumsuz adamlar. Çağının iki arada bir derede kalmış gayrimeşru çocuklarıdır onlar; yaşamı seyretmekten eyleme geçemeyen ama belki de bakarak eyleyen öfkeli antikahramanlar. İşte Turgenyev, Türkçede ilk kez okuyacağınız Lüzumsuz Bir Adamın Günlüğü'nde bu aykırı karakterlerin doğuşuna götürüyor bizi. 

Kitabı okuyanlar 243 okur

  • Mustafa Kerem
  • Esra Mirza
  • Röya Abraham
  • Rojda Güzel
  • AYŞEGÜL KARABACAK
  • Ramazan Kaya
  • Alyadua Tanrıverdi
  • Cihad Tan
  • ismail Akyıldız
  • Ali Gür

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.7 (9)
9
%21.1 (15)
8
%29.6 (21)
7
%21.1 (15)
6
%9.9 (7)
5
%1.4 (1)
4
%1.4 (1)
3
%0
2
%0
1
%2.8 (2)