Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey

8,4/10  (11 Oy) · 
27 okunma  · 
9 beğeni  · 
772 gösterim
Mine Söğüt yeni romanında birbirinden ilginç insanları, tuhaf hayat hikâyeleriyle birlikte kapkara bir ortamda anlatıyor, hepsini Kara Yalı'da birbirine düğümlüyor: Kara Yalı'da gizlenen Madam Arthur Bey, eski fotoğrafların izinde romanını yazan Olcayto Ran, yangınların ve ölümlerin dilsiz kadını Maria, eski sevgili Keşşaf Hanuman, her şeyi bilen hayat kadını Nagehan, kimliğini arayan Şehnaz Hanuman, bütün cinayetlerin tek tanığı antikacı Kedileş, Kara Yalı'da kaybolmuş baba Ruhat Ran…
Kara Yalı'nın salyangoza benzeyen çıkışsız gövdesinde herkes kendine yeni bir hayat arar. Herkes kendi hayatından kurtulmak, olanları unutmak ister. Çılgınlıklarla dolu yalıda her şey birbirine dönüşür, herkes bir başkası olur…

Özetle;
Yazacağı yeni romanı için eski fotoğrafların peşine düşen Olcayto Ran, kendisini Madam Arthur Bey'in lanetli dünyasında bulur. Geçmişe gizlenmiş birçok cinayetin içinde kendi hayatının kayıp halkaları da vardır. Çocuklarını terk etmiş Nagehan'ın bildiği ama söylemediği sırların, çocukları ölmüş dilsiz Maria'nın suskunluğunun ve her şeyi bilen ama Madam Arthur Bey'den ölesiye korkan Kedileş'in anlattıklarının peşine düşen Olcayto, Kara Yalı'nın ölümcül labirentlerinde kaybolur.

"Madam Arthur Bey kötü kalpli bir şamandır. Zamanlardan zamanlara geçer. Her geçtiği zamanı yok eder. Onun hayatındaki yalanları uç uca ekleseniz, dünyanın etrafını defalarca dolanan ve onu ve sizi ve bizi ve hepimizi sıkarak boğan dev bir yılan olur. Madam Arthur Bey'in geçmişini bir deşseniz, bugüne kadar yeryüzünde ölmüş ne kadar insan varsa hepsini sığdırabileceğiniz dar ve derin, çok derin, uçurum gibi derin bir mezar olur. Hayata Madam Arthur Bey'in gözlerinden baksanız daha önce hiç görülmemiş renkler görür, korkarsınız. Etrafı onun kulaklarıyla dinleseniz inanılmaz sesler duyar, ürperirsiniz. Ve onun burnuyla koklasanız havayı, başınız döner, olduğunuz yere yığılırsınız. Onun tüm algıları diğer sıradan insanların algılarından şeytanidir. Ve hayatındaki her şey ama her şey diğer sıradan insanların hayatındaki milyarlarca şeyden daha kalabalık, daha cazip ve daha delidir. Kötüdür.
Bunları Olcayto'nun rüyasına giren büyük siyah bir kuş söylüyor. Kuş bunları söyledikten sonra kanatlanıp pencereden aşağıya atlıyor. Olcayto uykunun derinliklerinden ter içinde uyanıp pencereye koşuyor, camı açıyor, aşağıya bakıyor. Alacakaranlıkta, bomboş sokakta uzun boylu ve zayıf bir çöpçü, tahta saplı sarı bir süpürgeyle kocaman simsiyah bir kuş ölüsünü faraşa doğru itiyor."
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2010
  • Sayfa Sayısı:
    168
  • ISBN:
    9789750818486
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Hayriye Gül 
21 Nis 22:58 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kasvet, tuhaf ve zıt. Bana sorsanız ki "Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey' i nasıl tanımlarsın" diye, hiç düşünmeden bu üç kelimeyi sıralarım. İlk sayfadan itibaren gizemli imgelerler dolu yoğun tasvirli bir anlatımla karşılaşıyorsunuz ve bu son sayfaya kadar sürüyor. Sarmal bir döngüye sahip bu kurmacanın içinde hayal ile gerçek, hep ile hiç iç içe. Bu döngünün içine serpistirilen birbibirine benzeyen ama bir o kadar da birbirinden farklı karakterler. Kötülüğün timsali Madam Arthur Bey, eski fotoğraflara yeni hayatlar yazan Olcayto, hayallerin fotoğrafçısı Keşsaf ve acıların etkisiyle sessizliğe gömülmüş Maria ve diğerleri... Nagehan, Şehnaz, Kedileş ve Ruhat.

Kitap baş karakter Madam Arthur Bey üzerinden ilerliyor. Hayata sadece kötülük katmış, kanla beslenmiş, zalimlikle mutlu olmuş bu kadınadamın eski gücüne ulaşma çabasına şahit oluyoruz. Hayatına giren herkesin hayatını mahvetmiş bu kadınadam Olcayto'nun karşısına çıkmakla yeni yeni kötülükleri meydana getirime amacı içinde çünkü kaos onun beslenme şekli. Kitabın birçok yerinde olayları gözleyen olurken birden yaşayan oluyorsunuz, ibre ne zaman size dönmüş anlamıyorsunuz. Diyaloğun az olduğu ama olayların ardı arkasının kesilmediği bir serüvenin içinde buluyorsunuz kendinizi son sayfaya kadar.

Mine Söğüt'ün tarzını beğenenler kadar beğenmeyenler de çok fazla. Ben bu kitabıyla birlikte beğenenler tarafındayım. Kitabı eksikliklerine rağmen çok beğendiğimi net bir şekilde belirtebilirim. Kitabın benim için tek kusuru 168 sayfada bitmesi. Biraz daha uzatılsaydı kurgunun daha sağlam olacağını düşünüyorum çünkü bazı olaylar muğlak kalmış, sonlanmamış gibi olmuş. Yazar bunu bilerek yapmışta olabilir amantadı damağımda kalan bu eserin, bu keyfin biraz daha uzun olmasını isterdim. Savaşın karanlık, kötü yüzünü, kayıpların nasıl telafi edilmediğini, huzursuz edici cümlerle okuyoruz. Sosyal ve siyasi olayları da iyi harmanlanmış geçmiş dönem olayların üzerine düşündürüyor. Üzerine düşünülecek, sağlam ve sakin bir kafayla okunacak bir kitap konuya yoğunlaşmak istiyor. Çoğu yer de yüklemsiz tek kelimeli cümleler var etkiyi ya da vurguyu arttırmak için dil oyunlarına girişilmiş, biraz farklı gelse de alışmak zor olmuyor en azından ben pek zorlanmadım.

Son olarak şunu da söylemeliyim ki karanlık olayların etkisindeyken mis gibi vanilyalı kurabiye kokusu duyumsamak isterseniz bu kitabı kesinlikle okumalısınız.

DESTİNA ÖYKÜ 
 18 Mar 21:36 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Mine SÖĞÜT – Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey

Bir iktidar ve kimlik savaşı. Zaman en büyük düşman belki de dost. Kara bir Yalı ve içinde kaybolan, bulunan hayatlar. “Biz kimiz?” sorusuna aranan en iyi cevap niteliğinde olan kavramlar..

İlk kez Mine SÖĞÜT okudum ve her kitabı listemdeki yerini aldı. Bu kitabı okurken bir de kendimce bir karar aldım. Kesinlikle kadınadamların bir gün bir yerde hikayelerini dinleyip, fotoğraflarını çekeceğim. Bir yaşam tarzı ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.

Kitaptaki bütün olaylar harika bir anlatım ve sarmal ile okuyucuya sunulmuş. Şöyle ki romanın kahramanlarından Olcayto Ran sahaflardan eski fotoğraflar toplayıp, fotoğraflardaki o hiç tanımadığı insanlara bakıp hikayeler yazmayı planlayan bir yazar. Olcayto Ran’ın yazma serüvenine tanıklık ederken, yazarlık ve yaratma üzerine sürüp giden sorgulamalarda, yazarlığın o sancılı dönemeçlerine dair şu ifadeler bulunuyor;

“Her basamağı çivili bir merdivenden doruksuz dağa tırmanmaktır yazarlık. Yağlı urganlardan dipsiz kuyulara kaymaktır. Tuzaklarla doludur yazı. Her kelime tek bir harfle, her cümle tek bir kelimeyle bambaşka anlamlara bulanır. Yazarın iradesi ipleri uzun bir kukladır. Heveslerden duvarlara, zaaflardan hendeklerle çevrili bir adadır yazarlık. O duvarlarla hendekler dışarıdan başkası gelmesin diye değil… içerden kimse dışarı çıkmasın diye örülmüş ve kazılmıştır. Bir yazarın iradesine terk edilen doğru, artık doğru değildir; bazen her şeydir; bazen hiçbir şey.”

Bu kitabı okuyana kadar düşlerin hep iyi olduğunu sanırdım, fakat bu kitap ile birlikte kötü düşlerin de olabileceğini ve bundan itina ile beslenenler çıkabileceğini gördüm..

Kesinlikle Mine SÖĞÜT kitaplarının peşine an itibari ile düşüyorum ve takibe alıyorum, karşı konulmaz bir yolculuğa çıkıyorum... Bazen sadece bir kitap sizi o yazara, o anlatıma, o hayata götürebilir. İşte böyle bir kitap tutuyorsunuz elinizde..

Mine Söğüt’ün de dediği gibi; "Biliyorum sabırsızsınız ama bana güvenin, dünya çok büyük ve zaman çok geniş."

Herkese keyifli okumalar kitap sever güzel insanlar ..

A.ozden 
19 Mar 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''Kimim ben?''
İşte yeryüzünün en tehlikeli sorularından biri. İnsan kim olduğunu sormaya başladığı an başkalaşır. Herkesten bambaşka olur. Kendi gibi olanlarla olmayanlar arasında savaşlar çıkartır. Ve ait olmadığı ya da ait olduğu kimliklerden silahlar yapar. Dağları uçurur, ormanları yakar. Dünya bir gün aniden dönmeyi durdurursa, müsebbibi bu soru olacaktır. Ya da bu soruya verilen bir cevap. Münasebetsiz bir cevap.

Ömer 
17 Ara 2016 · Kitabı okudu · 5/10 puan

Kitapla ilgili ne düşüneceğimi bilemiyorum. Sanırım henüz Mine Söğüt okumanın zamanı gelmedi, çünkü kitabı anlamakta ve takip etmekte güçlük çektim.

Kitaptan 52 Alıntı

Hayriye Gül 
19 Nis 21:00 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

İnsan kim olduğunu düşünmeye başladığı anda başkalaşır.

Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 87 - YKY)Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 87 - YKY)
Çiğdem Aksoy Kahraman 
30 Ara 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Neden anı sabitlemek ister insan? Neyi hapsetme arzusudur bu? Zamanı mı? O geniş, o sonsuz, o başlangıçsız, o tanrısal zamanı mı? Hiç anlayamadığı, anlayamadığı için de ölesiye korktuğu zamanı? Zapt etmek ister? İnsan? Neden? Bugününe, anına, yaşadığı hayata sahip çıkmayı beceremezken geçmişin elini kolunu bağlayarak, olmuş bitmiş geçmiş gitmiş bir anı durdurmanın anlamı ne? Madem tarih tekerrürden oluşuyor, madem geçmişten hiç ama hiç ders alınmıyor... İnsanın amansız arsızlığı.

Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 20)Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 20)
Çiğdem Aksoy Kahraman 
29 Ara 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Kimsesizlik sanıldığı gibi güçten düşürücü bir zafiyet değildir. Aksine insana güç verir. Nagehan yetimhanede büyüdü. Annesiyle babasının kim olduğunu hiç bilmeden. Çöplüğe terk edildiğini bilerek büyüyen çocuk, kim olduğunu düşünür?

Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 13)Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 13)
Çiğdem Aksoy Kahraman 
31 Ara 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Hadi," diyor pencereye konmuş siyah bir kuş, "hadi bildiğin her şeyi yeniden hatırla. O cevapsız soruyu sor yeniden kendine. Tanrı kötülüğe neden müsaade ediyor? Sor ve cevap ver! Önce tanrı var mı onu söyle? Böyle bir hayatın tanrısı olabilir mi? Tanrı varsa iyi olabilir mi? Müşfik ve kollayan ve rahman ve rahim olabilir mi? Tanrı bizzat kendisi kötülüğü böyle şevkle ve zevkle doğuruyorsa, insan tanrıda neyi arıyordur? Kendi kötülüğünü onaylatmak için yarattığı bir efsanenin mükemmelliği yalanına sarılıp yaşayan insan, neticede neye varmak istiyordur?"

Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 60)Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 60)
Çiğdem Aksoy Kahraman 
31 Ara 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Yok'un yok olması için hiç olamaması gerekir, eğer bir şeyin yokluğunu düşünmeye başlamışsanız o artık vardır... diye düşünüyor. Umudun ne olduğunu düşünüyor. Umutsuzluğun ne olduğunu. Karşıtlıkları düşünüyor. Karşıtların aynı zamanda birbirini içerdiğini düşünüyor. İyi'yi ve kötü'yü düşünüyor. Ama bunu Madam Arthur bey'e söylemiyor. Söyleyemiyor. "İyi neden iyi olmayı seçer; kötü neden kötü olmayı? Bu iki tezat kavramın hangi tercihlerin neticesi olduğu üzerine düşünmenizi öneririm" demiyor. Susuyor.

Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 48)Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 48)
Hayriye Gül 
19 Nis 15:25 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Hayat yolunu hep beklenmedik, hesapsız buluşmalar, talihli karşılaşmalar sayesinde bulur. O yüzden hiçbir hayat sıradan değildir.

Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 71 - YKY)Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 71 - YKY)
Hayriye Gül 
20 Nis 21:18 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Geçmiş ve gelecek matruşkalar gibi birbirlerinin içinden çıkarlar. Birbirlerinin içine girerler. Geçmişin içinde gelecek, geleceğin içinde geçmiş; dün ve yarın iç içe geçmiş. Dünü bin bir şekilde yorumlayabilir insan. Yarını da bin bir şekilde hayal edebilir. Ama ya bugün; göbeği düne bağlı olan ve damarlarında yarının kanı akan bugün?

Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 134 - YKY)Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 134 - YKY)
DESTİNA ÖYKÜ 
19 Mar 16:09 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Pişmanlıklarını bir çuvala koyup falcı kadını kanatlandıran o uçurumdan aşağıya atsa... Her şeye yeni baştan başlasa."

Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 11 - Yapı Kredi Yayınları)Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 11 - Yapı Kredi Yayınları)