Kitap
Madam Bovary

Madam Bovary

OKUYACAKLARIMA EKLE
7.6
4.237 Kişi
18,6bin
Okunma
3.629
Beğeni
120bin
Gösterim
398 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 11 sa. 17 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Ren Kitap Yayınları · Ekim 2018 · Karton kapak · 9786057944078
Diğer baskılar
Emma Bovary, genç, hırslı ve tatminsiz bir kadındır. Taşrada süren yaşamına sığmayan tutkularla doludur. Evliliğini riske atan ilişkiler yaşadığı gibi sonu gelmez harcamalarıyla kocasının maddi ve manevi bütün değerini yok etmeye başlar. Ruhi açlığını gösterişle gizlediği bir yaşamı seçen Madam Bovary’nin hikâyesi, Flaubert’in romanda gerçekçiliği başlatan önemli bir eseri olarak edebiyat tarihine geçmiştir. 19. yüzyılın yeni değerlerini, edebiyatta gerçekliği ve evlilik gibi kutsal kurumları sorgulayan yapıt yayımlandığında oldukça ses getirmiştir. Yayımlandığı tarih olan 1857’de ahlaki değerlere aykırı görülen eser, değerini artırarak geldiği günümüzde bir klasik halini almıştır.
5 mağazanın 156 ürününün ortalama fiyatı: ₺18,06
7.6
10 üzerinden
4.237 Puan · 749 İnceleme
Batu
Madam Bovary'ı inceledi.
431 syf.
·
31 günde
·
8/10 puan
Madam Bovary Niçin Önemli?
Uzun zamandır bir klasik incelemesi yapmamıştım (belki de hiç yapmamışımdır). Yıllar evvel okuduğum bu kitabı bir kez daha okumak ve daha olgun bir yaşımda yeniden değerlendirmek istemiştim. İsteğimde haksız değilmişim, kitabın neden kendisinden sonrakileri bu kadar etkilediğini daha net görmüş oldum. İncelemelerimde uzun uzun konu anlatmayı sevmiyorum. Olay akışları ve özetlere erişim çok kolay. Ben "neden"ler üzerine inceleme yazmayı ve okumayı daha çok seviyorum. Bu kitap "neden" realist edebiyatın mihenk taşlarından kabul ediliyor? "Neden" bu kadar ünlü? Bu soruların yanıtlanması, özellikle klasikler için elzem niteklikte. Bu sebeple incelemem biraz daha teknik ve farklı unsurlar üzerine yoğunlaşacak. Yani, incelememde Bovary'nin maceralarını tek tek anlatıp, "evet bu kitabı öneriyorum, iyi okumalar" diyip bitirmeyeceğim. 1- Kiliseye başkaldırı, din sömürüsüne tepki 1856 yılı, bu tür bir başkaldırıya hazır değildi. Her ne kadar Orta Çağ devri çoktan kapanmış ve Sanayi Devrimi ile teknolojiye ve bilime verilen önem artmış olsa da kilisenin otoritesi halen güçlüydü. Romanlarda alelade kilise baskısının ve din sömürüsünün eleştirisini yapmak kolay değildi. Nitekim Madam Bovary de yazıldığı dönemde bu sebeple sakıncalı bulunmuş ve Flaubert'e davalar açılmış. Bu başkaldırı ana kahraman Emma Bovary üzerinden çok yüzeysel ve ince verilse de esas isyan eden kahramanımız eczacı Bay Homais. Bu karakterin ayrı bir romanı yazılabilirmiş, okurken en sevdiğim karakter oldu. Üstelik ana karakter de sayılmaz kendisi, olayların ana akışında pek de yer almıyor. Eczacılıkta okul okuduğu gibi bununla yetinmeyip kitaplarla kendini yetiştiren Homais, küçük bir kasabada eşiyle birlikte eczacılık yapmakta. Bölgenin yobazlıklarına, papazlara ve alternatif tıp yöntemlerine toptan karşı olan Homais, bağnazlıklarla gücünün yettiğince mücadele ediyor. Flaubert'i ana olay akışının dışında böyle bir karakter eklemeyi akıl ettiği için tebrik ediyorum. 2-Feminist başkaldırı Ana kahramanımız Emma üzerinden doğrudan bir kadın mücadelesi gözler önüne seriliyor. Emma bu sisteme karşı olmakla birlikte o da gücünün yettiğince eril düzene karşı dik durmaya çalışıyor. Spoiler olmaması adına mücadelesinin detaylarına pek girmiyorum; ancak bolca hataları da var tabii. 3-Şehirli olma özentiliği "Özenti" kelimesini kötülemek için kullanmadığımı belirtmek istiyorum. İnsanız, hepimiz bir şeylere özenebiliriz. Burada kastettiğim, dönemin burjuvasının güçlenmesiyle birlikte şehirli hayatının gitgide önem kazanması ve şehirde yaşamayan insanların burjuva sınıfına duyduğu özentiliktir. O dönem için de bu durum gayet doğal. Emma küçük bir kasabada yetişiyor ve romanlarda okuduğu büyük tiyatro ve müzikal sahneleri onu cezbediyor. Bu tür etkinlikler de burjuva sınıfı ağırlıklı ilerlediği için Emma, bütün mücadelesini güçlü bir kadın olarak burjuvalara özenerek, onlar gibi olmaya çalışarak veriyor. Bence mücadelesinin sonucu da gerçekçi bir şekilde aktarılıyor. Her ne kadar Flaubert realist bir yazar olarak görülse de o dönemin romantik etkileri romanda mevcut. Romanda fazla tesadüfi unsurlar ve duygusallığın tavan yaptığı anlar var. Flaubert romanı yazarken "genç bir kız gibi düşünmeye çalıştığını" dile getirmiş. Bu cümle günümüz dünyası için belki "gerici" bir ifade gibi gözükebilir; ancak o günün dünyasıyla düşünmek lazım. Yazarlar gerçekçiliği sağlamak için böyle düşünmek durumundaydı. O kalıp yargılar henüz tam olarak yıkılmamıştı ve Flaubert'in realist olma çabasını takdir ettim. Romanın çok akıcı ilerlediğini söylemeliyim. Çok daha zor ve uzun betimlemelere aşina olduğumdan betimlemeler beni sıkmadı. Lisede okuduğumda epey sıkıldığımı hatırlıyorum. Eh, yaş almak böyle bir şey olsa gerek :). Bugünün gözüyle bakıldığında bazı tekrarlar can sıkıcı olabiliyor, bunu kabul ediyorum. Bovary'nin son derece mantıksız davrandığı durumlar var, fakat bunların bilinçli şekilde yazıldığını düşünüyorum. Dediğim gibi, o dönemin bakış açısıyla bakmak lazım. Eğer ki bu romanı siz de uzuuun yıllar önce okumuş ve pek de bir şey hatırlamıyorsanız bir kez daha hatırlamak adına okuyabilirsiniz. Bir kitabı defalarca kez okumak çok istisnai yaptığım bir şey olmakla birlikte fazla unutmayla birlikte tekrar okumalar yapabiliyorum. Aklımda hep "Aşk-ı Memnu'nun ilham alındığı kitap" olarak kalan Madam Bovary, aslında Aşk-ı Memnu'dan epey farklı. Hoş, Halit Ziya bizzat bu kitaptan ilham aldığını söylese de tamamen de kopya etmemiş. Mösyö Homais'nin bilimselliği ve Emma Bovary'nin sağlam duruşuyla kalınız...
Madam Bovary
7.6/10
· 18,6bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
18
mathilda
Madame Bovary'ı inceledi.
396 syf.
Asıl acınacak şey dedi; lüzumsuz bir ömrü sürüklemektir.
*Spoiler içerir. Daha önce bir kitabı okurken hiç bu kadar acı çekmemiştim. Bazı değişmez ögelerin toplum ve birey içinde var olmasını desteklediğimden midir bilinmez, toplumsal bir çöküşün ilk adımlarının şöhret yanlısı bir kadına yüklenmesi, kitaba karşı bir önyargımın oluşmasına neden oldu en başlarda. Fakat şunu söylemeden geçemeyeceğim: Bir insan daha ne kadar dengesiz davranabilir ve ne istediğini bilemeyen bir ruh haline bürünebilirdi, bilemiyorum. Böyle bir insan tiplemesinin, böyle bir hayat tarzına sahip olan bir insanın gerçek yaşamda örneği var mıdır diye düşünüyorum ara sıra ve var olma ihtimali beni dehşete düşürüyor. Kitabın son sayfalarında, bütün bu yaşanan olayların ardından çocuğunun yetim kaldığına mı üzüleyim yoksa kadının kendisine ve etrafındakilere çektirdiği ızdırapların, geç de olsa, bitmiş olmasına mı sevineyim, şaşırdım kaldım. Detaylar hakkında da uzun uzun konuşmak isterdim lakin kadının amansız bir döngü içinde olduğunu fark ettiğimden beri benim de sözcükleri sürekli olarak aynı kapıya çıkaracağımı düşündüğüm için bundan vaz geçtim. Kitabı sonuna kadar okumamın, daha doğrusu, beş kere elime alıp inatla yeniden başlamamın nedeni, modern romanın kurucusu olarak görülen Gustave Flaubert beyefendisidir. Bu nedenle diyorum ya, gerçek hayatta bu tür örnekler var ise, vay halimize! Son olarak, kitap hakkında değişmeyen tek bir düşüncem var ve o da şudur: Böyle bir karakteri yaratıp üzerine bir de bu kadar uzun uzadıya yazmak, o satırların, bir ustanın elinden çıktığını gösterir. Yine de, kitabı okuduktan sonra üzerinden belli bir süre geçti ve anladım ki, Flaubert'in demek istedikleri yalnızca bunlar ile sınırlı değildi; bu süre zarfında kitap üzerinde düşüncelere daldığım için kitapla alakalı birtakım düşüncelerim değişti, belki de kaçırdığım noktayı yakaladım, bilemiyorum. Bana göre, bu kitabı kitap yapan şey ne gerçekçiliğin ilk adımlarından birisi olmasıydı ne de karakterleri idi; bu kitabı kitap yapan şey, usta bir yazarın kaba bir taşı eğip bükerek heykel haline getirmesi idi. Çünkü bu kitapta aşkları yüzünden ayılıp bayılan bir kadın değil; dini ve ahlâkî bir çöküşün, doyumsuzluğun ve şöhretin baş gösterdiği bir zamanda yaşanacak kaosun tek bir hayat ile sınırlandırılmış olmasına rağmen ne kadar büyük bir etkiye sahip olduğunu görmemiz lazımdı. Göremeyenler ise, 'Madame Bovary' gibi insanlardan başkası değildi. “Ahlakı iki kısma ayırırım ben: Küçük olanı, boyun eğileni, şu sıradan insanlarınki, habire değişeni, şu budalalar topluluğunun ahlakı. Öteki de, ölümsüz olanı, her yanda ve her şeyin üzerinde olanıdır. O çok yücedir. Bizi kuşatan erdemler, aydınlatan mavi gökyüzü gibi yani. „
Madame Bovary
7.6/10
· 18,6bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
4
211
Süm.
Madam Bovary'ı inceledi.
408 syf.
·
7/10 puan
Açgözlülük...
Uzun zamandır okumak için can çekiştiğim ve adeta elime yapışmış olan bu kitabın incelemesini yapmak için can atıyorum. Belki de daha önce hiç bir kitabı okurken nefret ede ede, sıkılarak ve bit artık diyerek okuyup, bittikten sonra da nihayet bitti diyerek derin bir nefes aldım diyebilirim. Böyle düşünmemin tek sebebi ise ne kitabın konusu, karakterleri, geçen olaylar yahut diyaloglar. Tek sebep inanılmaz fazla uzunlukta ve detaydaki tasvirler, betimlemeler! Okurken adeta cümlenin başını unutuyor ve yoruluyorsunuz desem sanırım abartmış olmam. Bunların yanında kitabın konusuna gelecek olursak; okurken bana Türk edebiyatının ölümsüz eserlerinden biri olan Aşk-ı Memnu'yu anımsattı ve aralarında büyük benzerlik oldukça ilgi çekiciydi diyebilirim. Kitaba ismini veren Emma Bovary, yaptığı evlilikten beklediği aşkı, hazzı ve sıcaklığı bulamayarak "gerçek aşkı" aramak pahasına evliliğine ihanet eden bir kadındır. Hem de bir kez değil, defalarca kez... Kitap beni büyük bir ikilemde bıraktı diyebilirim. Bir yandan Emma'nın aşkı arıyor oluşu ve gittiği iki adamın da ona sırt çevirmesi, sevdiği kadar sevilmeyişi oldukça üzücü geldi. Ancak öte yandan eşinin sadakati, iyi niyeti ve her ne olursa olsun Emma'ya asla kötü hiçbir tavır sergilemeye müsaade etmeyen büyük aşkı da oldukça dramatikti. Bunun yanı sıra Emma'nın gün geçtikçe açgözlü ve şatafat düşkünü bir kadın olması, hem kendisinin hem de ailesinin sonunu göz göre göre getirmesi de insanda sinir krizlerine sebep olacak cinsten durumlardı. Başta da bahsettiğim ultra uzun betimlemeleri ve gereksiz uzatılan anlatımı bir kenara bırakırsam, tahammül edebilecek kişilere büyük bir dram romanı olarak önerebileceğim bir kitaptır.
Madam Bovary
7.6/10
· 18,6bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
10
hatice
Madam Bovary'ı inceledi.
392 syf.
•∆• "İlk kitabı elinize aldığınızda ve arka kapağını okuduğunuzda bir önyargıya kapılmamak nerdeyse imkansız. Betimlemeler önce kelime, sonra cümle, paragraf, bölüm oluyor ve bitmek olmuyor. Onun dışında bence her kim okursa okusun kendini bir parça Madame Bovary hikayesinde bulacaktır diye düşünüyorum. Çünkü her birimiz bir arayış içindeyiz ama ne aradığımızı bilemiyor durumdayız. Ruhumuzu hiçbir sevgi, tutku, hayal ve amaç doyuramaz bir durumda. Kitapların içindeki yazılanlara o kadar alışmış ki benliğimiz, gerçek hayattakilerini kabul edemez bir hâle gelmiş. Flaubert o kadar içten ve o kadar derinden yazmış ki romanı, her bir karakter aslında hayatımızın gerçek bir parçası. O kadar benleştirmiş ki Madame Bovary'i, yer yer yazanın, Flaubert olduğunu unutup hikayeyi Madame Bovary'den dinliyormuş gibi hissettim. Tüm sorunları bir kadının bakış açısıyla incelemekte ve mükemmelliyetćiliğini ortaya koymaktadır..."
Madam Bovary
7.6/10
· 18,6bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
6