Mahalle Kahvesi

8,4/10  (65 Oy) · 
221 okunma  · 
56 beğeni  · 
2.785 gösterim
"(!) Mahalle çocuğu, Sait'in hikâyelerinde bir iki tane değildir; birçoktur. Bunu, onun bu yaşa kadar değişmemiş mizacına veriyorum. Bence Sait Faik ne genç hikâyecidir, ne ihtiyar. Bence o, kırkını aşmış bir mahalle çocuğudur.

Ama sakın bu hükmü onu kötülemek için söylenmiş bir
söz sanmayın. Çocuk deyişim ona gençlikten daha genç
bir yaş biçişimden, mahalle çocuğu deyişim de onu, ekseri mahalleden yetişenler gibi, halktan bir insan, halka bağlı bir insan sayışımdan ileri geliyor.
-Orhan Veli Yaprak-, 1 Şubat 1950
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2012
  • Sayfa Sayısı:
    144
  • ISBN:
    9786053607182
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Rogojin 
 05 Oca 21:03 · Kitabı okudu · 1 günde · 10/10 puan

Uzun zaman olmuştu Sait Faik okumayalı. Sait Faik'i çok seven bir arkadaşım var ve en çok sevdiği kitabı da bu. Özellikle bu kitabı seçmemin sebebi de bu arkadaşım oldu. Kitabı okurken arkadaşımı düşündüm, hatırladım sık sık, neden çok sevdiğini anladım kitabı, çünkü o da bir çok hikâyede üzerinden geçen nice seneye rağmen muzipliği, orijinalliği eskimemiş anlatıcımız yani Sait Faik kadar gerçekti, onun gibiydi işte, hayata o da öyle muzipçe bakıyordu, gülüyordu bir başkasının insanca debelenişlerine.

Kitap basılalı 67 sene olmuş. Bütün sokaklarıyla İstanbul eskimiş, yeni ahalisinin ucu bucağı görünmüyor, ve her gün birileri ölüyor, tekinsizlik hissi göklere dek ulaştı, geleceğimizden emin değiliz gibi hiç birimiz ve ama, işte, bu sayfalardan gözlerimize, ellerimize dökülen bunca satır ve kısık gözlerle bir adada hiç tanımadığı arkadaşının evine gitmeyi özleyen o Sait Faik aynı, değişmemiş, ve 67 sene sonra bile, kimi yerlerde gözlerim ıslanarak okurken, aynı şeyi düşünüyordum; insana, insanın yarasına, muzipliğine, kaybetmişliğine, ya da hülyâlarına böyle bakarken, böyle anlayışla ve sevecen bakarken, ve tramvay üzerinden geçsin diye raylara bağlanan bir fare için canını dişine takarak koşturan Sait Faik, bir müddet sonra çocuklara küfrederek hayvanı bırakırken kendi kaderine- ve yine son hikâyesinde insana son kez aldanan bir mağrur balığın hayatına bizi tanık ederken de, edebiyatın, seneler ne denli geçmiş olursa olsun, bir türlü kaybolmayan, eskimeyen bir damardan çağlıyor sesi ve bize de eskimeyen, solmayan, tadı bir türlü kaybolmayan bu akışa kendimizi bırakmak kalıyor. Çünkü, hakikaten de, bizim gibi, zayıfların, edebiyata sığınmışların başka çaresi yok. Sesi büyük büyük çıkanlardan değiliz hiç birimiz, çünkü sesi kısık, ve hikâyelerden birindeki o kambur gibiyiz, ya da otuz sene öncesi aşık olduğu kızı düşleyen o masum, ve kitabı yazarken artık yaşlanmaya başlamış Sait Faik gibi, kelimelerle dönüyor başımız. Bu ülkede, bu şehirlerde güvende miyiz artık, bir gün bir bombanın ya da kurşunun masum bedenimize neler yapabileceğini hayâl edemesek de akıl edebiliyoruz ve artık hiç bir şey bize imkânsız görünmüyor. Hayatımız boyunca hep beraber, elimizden geldiğince yaşamaya çalıştık hepimiz ve sevdiklerimizin arasına nice buram buram edebiyat kokan hayâli ama yine de gerçek arkadaşlar eklediksek de aynen Zeze gibi, Âdli gibi, Tsukuru gibi, ya da Gabriel gibi, ömür de geçti artık ve edebiyat bile hayatın ürkütücülüğünü yok edemiyor, çünkü her yanımızda hayâl edemeyen, edebiyat okumamış insanlar var, edebiyat kitaplarının tadını bilmeyen ve bir kitabın kokusunu hatıraya dönüştürememiş insanlar var, hayat sanki bir emirmiş gibi, klişelerle yaşayan ve buna hayat diyen insanlar var ve hepsi ölümüne öfkeliler ve hepimize haykırıyorlar. Oysa bizler, yani biz edebiyatı sevenler, yani biz edebiyata, kitaplara tutunup onlara gömülenler ve orada soluk alıp verenler, biz hakikaten başkalarının öfke ve nefretinin, haklı ya da haksız davasının kurbanları, hepimiz, olsak olsak bir cılız ama hakkaniyetli bir sesiz, ve bu insanlardan tek bir tanesi tek bir kez Sait Faik okumuş olsaydı elbet, bir kez olsun, başka türlü bakması için binbir sebebi olacaktı hayata her birinin, ama okumadı hiç biri, ve Sait Faik'in insan ve hayat sevgisi dolu sesi sadece bizim dünyalarımızda yankılanıp duruyor o yüzden. Sait Faik'in her hikâyesinde baktığı o insanlar şu anda yok dünyada, belki o muzip çocuk yaşıyordur kimbilir, ama diğerleri, hepsi ölüp gittiler; ama kalemi öylesine incelikli güzel anlatıyor ki sanki hepsi buradaydı okurken, ve bütün o güleçliğiyle, huysuzluğuyla insanlar, yokuşlardan aşağı ya da bir sandalda beklerken ümitle, veya çok eski bir zamanın kaygısıyla hatırlarken çok eskiden sevilmiş birini, gerçekten de sayfalarda canlanarak bize birbirine benzemeyen nice isim, görünüş ve sıfat altında o aynı, büyük damarın içinden hayatın çağlayarak aktığını haber veriyor. Edebiyat hayattır derken, bir abartı olamazdı bu, ve değil de zaten. İyileşmek için edebiyat gerek derken, asla abartmıyoruz ki hiçbirimiz, çünkü gerçekten edebiyat iyileştirir insanı, yaşadığımız ve artık günlük hayatımızın parçası olan bütün zulümlerin içerisinde direnmemizi ve ümit etmemizi sağlayarak edebiyat iyileştirmiyor mu bizleri? Yoksa şu an oturmuş yağmurun camlara vuruşunu dinleyerek bunları yazarken ben, yoksa ben kendi kendimi mi iyileştirmeye çalışıyorum bunca zamandır? Hastayım çünkü nicedir ve kırk beş yıllık hayatıma bir merhem gibi geliyor edebiyat, iyileştiriyor beni; edebiyat çünkü iyileştirir ve çünkü edebiyat gerçekten de hayattır. O yüzden, bu hayat dolu damardan kana kana içmek ve iyileşmek için, gecikmeden, Sait Faik'in bu yıllanmış ama zerre eskimemiş davetine mutlaka icabet etmeli..

Zafer KORKMAZ 
 20 Mar 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitabı bitirince Öykü nedir diye şöyle bir düşündüm...
İçimdeki ses hemen şu cevabı yapıştırdı.Öykü budur diye...
Yıllar önce okumuştum Mahalle Kahvesini.Günlerdir öykü okuma derdine düşmüş yüreğime ,su serpecek farklı bir kaç öykü kitabını denedim.Ama olmadı.Her birinin içinde onlarca öykü vardı belki ama,hiç birinin içinde benim öyküm yoktu.Bu çıkmazdan nasıl kurtulurum diye düşündüm,düşündüm,düşündüm...
Ve yüreğimi Sait Faik'in ellerine bıraktım.
Peki içimdeki o sese öykü budur dedirten neydi ?
Sait Faik Mahalle Kahvesindeki öylülerinde,alalade insanları,sıradan bir kahveci çırağını,hasta bir işsizi,yaşlı nur yüzlü bir hallacı...kendi benliğinde yaşatıp,onları kendisiymiş gibi o kadar güzel anlatır ki şaşırır kalırsınız.İstanbul'dan,Deniz'den,Burgazada'dan ve tabiattan bahsederken, karşısında muma dönmüş bir aşık edası geçekten büyüleyicidir.Çok doğaldır yazarken.Afili laflar ,uyduruk betimlemeler onun harcı değildir.Toplumsal sorunlar karşısında dertlenip, kimseye isyan etmeden içine dönüp kendisni hırpalar ama hiçbir zaman yaşama sevincini kaybetmez.Öykülerindeki her kahraman kendisi gibidir,kendidir hatta.Hoşlandığı bir kızı bile öykülerinde kendi dünyasına yakın bir kalıba sıkıştırır.Babasının vefalı müvezzi(gazate dağıtıcısı) oğludur o.Bazen bir balıkçı,bazen balıkçı ile derleşen martı,bazen de balıktır denizde...
Bir yıl sonra tekrar okumak için sözleştim kendisiyle.
Öykü severleri öykü tadında bir gün yaşamak için Mahalle kahvesine davet ediyorum.

Mehmet Aldemir 
19 Şub 23:17 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Sait Faik okuduktan sonra caddeye, sokağa çıkıp insanları incelemek geliyor içinizden. Bulmak istiyorsunuz Sait Faik'in karakterlerini. Zaman değişse de değişmeyen bu insanları rahatlıkla bulabilirsiniz emin olun. Ama onun kaleminden dökülenler, gördüklerimizden bile daha gerçekçi canlanıyor zihnimizde.
"Kalabalık bir caddenin oldukça sevimsiz bir kahvesine akşamları çıkıyor, camın önündeki masaların hemen arkasındaki yere oturup kalıyorum. Saatlerce gelip geçenleri seyrediyorum. Sıkılmıyor muyum? Aksine eğleniyorum" sözleriyle kendisini bir nevi özetlemiş, "Ben Neden Böyle Yapıyorum" adlı hikayesinde Sait Faik Abasıyanık.
Herkesin okuması, bilmesi gereken bir yazar. Kendisinin ve eserlerinin değerinden bahsetmek, benim haddim değil zaten. Orhan Veli Kanık da demiş: "Güçtür çünkü Sait hakkında konuşmak"...

Anıl 
23 Nis 17:29 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Orhan Veli Kanık'ın "Mahalle Çocuğu" diye adlandırdığı Sait Faik'in konu ve karakterlerini halktan alarak oldukça sevimli ve sıcak hikayelerden oluşmuş kitabıdır. Eserdeki hikayelerin hemen hemen hepsinde insan tasvirlerinin yapılmış olmasıyla o karakterlerle okuyucu arasında bağ kurmamız kolaylıkla sağlanmıştır. Hikayeler okundukça çeşitli hülyalara dalmanız kaçınılmaz olabilir. Her hikayenin sonuna doğru oluşan merak ile beklemek oldukça keyifliydi. 'Karanfiller ve Domates Suyu', ' Bir Sarhoşluk' ve ' Kınalıada'da Bir Ev' hikayelerini ise diğerlerinden daha fazla sevdim. Son olarak okunmazsa bir eksiklik olacağını düşündüğüm eseri tavsiye ederim.

Yağmur 
12 Mar 23:07 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yazarın siroz hastası olduğu ve tedavi amacıyla gittiği Fransa'da yazdığı hikayeler.İstanbul hayatı, İstanbul insanları ve hayatlarının anlatıldığı bir kitap.Yazıldığı döneme ışık tutan bir kitap.Keyifli okumalar.

cansu tekcan 
12 Kas 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · Puan vermedi

Bitince Sait Faikle sohbet etmiştik az önce diyebiliyorsunuz çünkü öyle bi havası var. Hani arkadaşlarınızla oturursunuz masaya her konudan belki tanıdığınız her kişiden bile konuşursunuz ya hani böyle kuralsız illaki sonunu getirmeniz gerekmeden. İşte öyle rahat öyle samimi öyle bizden. Canım Sait Faik. Ne kadar naif.

EMİNE ÇAYIR 
 19 Mar 15:57 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Sait Faik'le tanışmam Mahalle Kahvesi'yle oldu. Ne geç kalmış bir tanışma.. Yazarla ilgili okuduğum bir yazıda "Sait Faik'i tanımakla yeni bir ada keşfetmiş kadar sevinebilirsiniz" (Abidin Dino) diyordu. Yerinde bir söyleyiş. Karakterler betimlemeleri müthiş, mekan algısı fazla gelişmiş ve her şeyi duyumsayan, hayattan tat almayı bilen, yaşamayı seven bir insan, çoğu öyküsünün baş kahramanı. Bence 10\10 u fazlasıyla hak eden bir kitap. Şiddetle tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar.

Banksy 
05 Oca 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 7/10 puan

Kısa ve öz öyküleriyle,, okuyucunun ilgisini çekebilmiş hoş bir kitaptı

Azize Akdemir 
 23 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Harika bir hikaye kitabı. Ben kendimi buldum bu kitapta. Sanki Sait Faik benim yasam içinde aslında farkında olup da, gözlemleyip de dillendiremediğim ya da dillendirip de yazıya dökemediğim olayları, gerçekleri ve duyguları sıkmayan bir üslupla anlatmış, betimlemiş. Yeni tanıyorum Sait Faik'i, anlaşılan o ki artık beğendiğim ve takip edeceğim yazarlar arasında yer kapmış durumda.

in vino veritas 
02 Tem 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Onun avare, başıboş bir hayat sürüşüne hastayım. Benim şu anki halim bu. Kendimi onun hikayelerinde görüyorum. Gerek ermeni balıkçı ve topal martı olsun, gerekse baba-oğul öyküleri olsun. Plajdaki ayna öyküsü de aynı zamanda müthiş. Çok beğendim. Bu adamı seviyorum. İyi okumalar dilerim..

2 /

Kitaptan 127 Alıntı

Murat Sezgin 
28 Mar 20:57 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kitaplar, bir zamanlar bana, insanları sevmek lazım geldiğini, insanları sevince tabiatın, tabiatı sevince dünyanın sevileceğini, oradan yaşama sevinci duyulacağını öğretmiştiler.

Mahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 41 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Mahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 41 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Murat Sezgin 
 29 Mar 16:28 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Balzac
Düşüncelerinde hiçbir kımıldama yoksa düşünceliler kendilerini düşüncesizlerden daha ileri sanmasınlar.

Mahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 79 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Mahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 79 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Murat Sezgin 
29 Mar 14:49 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Yeni hisleri, yeni düşünceleri, yeni kitapları arayıp bulmalıydım.

Mahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 63 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Mahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 63 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Issız 
26 Nis 17:52 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yolda Bir Cıgara Yakmak Canınız istese, Kibritiniz Olmasa,Gidip de Kimden Yakarsınız? Bir Yol Sormanız Lazım Gelse,Kime sorarsınız? Bir Kalabalığın Toplandığı Yerde,Ne Oldu Acaba,Diye Kime Dersiniz? Ben Öyle Adamlardan Biriyim...

Mahalle Kahvesi, Sait Faik AbasıyanıkMahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık
Celal Uslu 
Dün 02:43 · Kitabı okuyor

Bir Sarhoşluk
Doğru, benim bir sevdiğim kız vardı. Ama benim sevmeye hakkım yoktu. Çünkü ben anasının gözü bir adamım. Ben azizim, ben, ben... Serseri bir adamım. Ben sarhoş olurum.

Mahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 54)Mahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 54)
Mehmet Aldemir 
16 Şub 22:41 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Plajdaki Ayna
Aynaya düşman kesilmek, onunla dost olmak da mümkün.

Mahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 8 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Mahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 8 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Burcu karakoç 
23 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kitaplar, bir zaman bana, insanları sevmek lazım geldiğini, insanları sevince tabiatın, tabiatı sevince dünyanın sevileceğini, oradan yaşama sevinci duyulacağını öğretmiştiler. Hayır, şimdi insanları kitapların öğrettiği şekilde sevmiyorum.

Mahalle Kahvesi, Sait Faik AbasıyanıkMahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık
Sergen Özen 
31 May 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Asalet insanlardan çoktan kalktı. Ama o tuhaf kelime ne tüccar evlerine, ne kasap, ne komisyoncu karılarına, ne lokantacı suratlarına, ne büyük apartmanlara, ne de büyük *r*spulara, büyük insanlara geçti. Asalet, ümitlerimize, hüzünlerimize, yalnız fakir insanların ümitlerine, facialarına gelip kondu. Onu ne okumuş suratlarında, ne kitaplarda, ne eşyada, ne de hareketlerde aramamalıyız beyhude.

Mahalle Kahvesi, Sait Faik AbasıyanıkMahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık
Muzaffer Akar 
31 Tem 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Düşünmek iyi değil, sıhhate muzurdur. Allah'ı bile düşünemezsin. Düşündünmüydü karşına onun namına iğrenç memurlar, nefesleri yırtık para kokan şairler, ölü bekleyen imamlar çıkar. Avaidini isterler.

Mahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 117)Mahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 117)

Kitapla ilgili 1 Haber

İşte, Feridun Andaç’a göre gençlerin okuması gereken 10 kitap!
İşte, Feridun Andaç’a göre gençlerin okuması gereken 10 kitap! Edebiyatımızın usta ismi Feridun Andaç, “İlkgençlik çağında birinin iki şeye ihtiyacı var: iyi kitap/yazar ve sinema. Onu duygu yolculuğuna çıkarıp gezindirebilecek ve düşüncelere salacak kitaplar ve filmlerle buluşması, o yaş döneminde bunları okuyup izlemesi eminim ki yaşama çizgisinin belirlenmesinde etkileyici olacaktır.” diyor. Aşağıda, Edebiyat Haber okurları için seçtiği on kitabı bulabilirsiniz.