·
Okunma
·
Beğeni
·
5,2bin
Gösterim
Adı:
Mahcubiyet ve Haysiyet
Baskı tarihi:
10 Ocak 2019
Sayfa sayısı:
108
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750842870
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Kuzey Avrupa’nın yaşayan en büyük yazarları arasında gösterilen Dag Solstad ilk kez Türkçede.

Ellili yaşlarındaki edebiyat öğretmeni Elias Rukla için sıradan bir gündür: Yıllardır yaptığı gibi, sevdiği bir eseri (Henrik Ibsen’in Yaban Ördeği’ni) bir sınıf dolusu ilgisiz lise öğrencisine heyecanla yorumlamaya başlar. Ne var ki görünüşte küçük bir olay hiç beklenmedik bir krizi tetikleyecek, Elias’ın hayatında derin izler bırakmış bir dostluğun hatırasına dönmesine, evliliğini, kendisini ve içinde yaşadığı toplumu sorgulamasına yol açacaktır.
Mahcubiyet ve Haysiyet, yükte hafif pahada ağır, dili ve atmosferiyle akılda yer eden, okuyanların tekrar tekrar dönmek isteyeceği o özel romanlardan.

“Bütünüyle hipnotize edici, bütünüyle insancıl bir yazar.”
James Wood, New Yorker

“Solstad’ın dili, eski görünen yeni bir zarafetle parıldar ve taklit edilemeyen, enerji dolu, kendine özgü bir ışıltı yayar.”
Karl Ove Knausgaard
108 syf.
·9/10
Merhabalar Mahcubiyet ve Haysiyet roman tarzında yazılmıştır.Kitap 24 yıl öncesinde yazılmasına rağmen ele aldığı meseleler güncelliğini korumaktadır.25 yıllık boyunca öğretmenlik yapan elli yaşlarında Elias Rukla isminde bir edebiyat öğretmenini konu almaktadır.Elias her gün yaptığı gibi beğendiğim bir eser olan Yaban Ördeği kitabını lise öğrencilerine anlatır ancak hiçbir öğrenci dikkate almazlar bu günden sonra Elias Rukla için dönüm noktası olur.Geçmişindeki dostluk hatıralarına,evliliğine,kendisini ve içinde bulunduğu toplumu sorgulamaya başlar.Elias Rukla’nın yaşamöyküsünü dinlerken günümüzün sorunlarından olan toplumdan yabancılaşma ve modern topluma ayak uyduramama gibi sorunlara değinilmiştir.Aslında Elias’ın aracılığıyla aslında modernizmin içine hapsolmuş insanların ortaklaşa öyküsüdür.Nedendir bilmiyorum bu kitabı okurken Yeni Hayat kitabına benzettim.Bu eser okurun hayatını,ilişkisini,toplumunu ve mesleğini sorgulatmaktadır.Norveç edebiyatından ilk defa bir kitap okudum ve beğendim.
Keyifli Okumalar Dilerim
108 syf.
·3 günde·Puan vermedi
“Eğitime de ihtiyacımız yok, düşünce kontrolüne de. Öğretmen çocukları rahat bırak. Böyle olduğu sürece hepsi duvardaki bir tuğladan ibaret.” diyor düzyazıya çevirdiğim Pink Floyd’un şarkısı.

Mahcubiyet ve Haysiyet’te de buna benzer bir konu yardımcı içeriklerle desteklenerek işleniyor. Spoiler vermeden kısaca özetlemem gerekirse roman kahramanımız Elias Rukla kendini geri kalmış hisseden, öğrencileri ile arasındaki kuşak çatışmasından mustarip bir edebiyat öğretmenidir. Bir gün sınıfta İbsen’in Yaban Ördeği eserini didik didik edip işlerken kendisi için hayati bir noktaya nüfuz ediyor ve benliğiyle yüzleşme süreci başlıyor. Özellikle ilk sayfalarda Elias Rukla’nın yaşadığı buhran ile karşılaşıyoruz ki bu buhran Peyami Safa’nın Bir Tereddüdün romanı kahramanının buhranına, kendinden geçişine benziyor. Tabi hatırladığım kadarıyla Peyami Safa’nın kahramanı çok daha derin bir kriz geçiriyordu.

Kitabı isminin çekiciliğine kapılıp almıştım aslında. Buna rağmen ilk sayfalar dahi romanın niteliği hakkında mesajlar verdi. Yazar, karakterlerine ilk andan itibaren mikroskobik bir bakış açısıyla yaklaşmış. Benim de çok sevdiğim bu tarzda, sınıftaki en küçük bir iç çekiş veya üfleme püfleme bile romanın akışında önemli bir yer ediniyor. Bundan dolayı roman Ferit Edgü’nün Sait Faik’in incelikli konu anlatışını hatırlattı. Bir taraftan da Roland Barthes gibi evdeki bidonu dahi elli çeşit yönüyle eşeleyerek inceleyip yazan ustaları.

Mahcubiyet ve Haysiyet iki üç ayrı mekanda geçiyor. Mekanlar da kapalı ve romanın çerçevesi için bir değer taşımıyorlar esasen. 12 Kızgın Adam filmi gibi mekanlar çok sınırlı.

Bu gibi sebeplerden dolayı macera veya polisiye roman sevenlerin Dag Solstad’ın kitabından pek tat almayacakları söylenebilir. Onlar için eserin ızdıraba dönüşeceği aşikar diyebilirim.

Sayfaların arasında kaybolurken aklıma İskandinav dizisi Forbydeisen geldi. Polisiye bir dizi olmasına rağmen çok yavaş ilerliyordu. İskandinav ruhu sanatta durağanlıktan zevk alıyor ve ben de öyle. Psikolojik tahlil ağırlıklı yüz altı sayfayı bir macera romanı gibi işim bitse de romana devam edebilsem, diyerek okudum.

Roman, postmodernist bir üslup gözetilerek yazılmış. Romanın özellikle ilk sayfalarında İbsen’in Yaban Ördeği uzun uzadıya incelenmiş, ayrıca oyundan sahneler de senaryodan bazı parçaları ile aktarılmış. O yüzden kitabı okuyacaklar Yaban Ördeği’ni okusalar faydalı olacaktır. Yoksa benim gibi, metin içindeki metinlerden ilk etapta zorlanabilirler.

Kitaptan Norveç’teki eğitim anlayışı hakkında da birtakım bilgiler ediniyoruz. Bu bakımdan öğretmenler, kitaptan İskandinav eğitiminin niteliğini öğrenebilirler. Benim dikkatimi çeken edebiyat dersinde bir dönem boyunca Yaban Ördeği’nin işlenmesi oldu. Bizde böyle bir anlayış maalesef yok. Yazarlar genel hatlarıyla anlatılıp geçiliyor, derinine inmek için ne zaman var ne de müfredat uygun.

Mahçup ve haysiyetli kahramanlarımızın maceraları böyle. Umarım Dag Solstad’ın başka eserleri çevrilir de okurum. Tadı damağımda kaldı çünkü.
106 syf.
·Beğendi·9/10
“Bir insanın elinden hayatı boyunca kendisini kandırdığı şeyi aldığınız anda mutluluğunu da bitirebilirsiniz.”
.
.
.
“”Açlıktan mideleri kazınsa da televizyonda gösterilenlerle aynı çağda yaşıyor olmak insana bunu unutturuyor. Hayaller susuzluğu gideriyor.”
-İletişim nedir ?
Şiddetli iletişime ne zaman başvururuz?
Karşımızdakini ne zaman dinliyoruz ? Ve karşımızdaki bizi ne kadar dinliyor? Dinlenmeyi önemsiyor muyuz?
İletişim gerçekten gerekli mi?
İnsan iletişimsiz kalırsa yaşayabilir mi?
Kişisel gelişim kitaplarına ait gibi görünen bu sorular - tam da bu romanın için de hep de cevaplar satırlarda gizli size öyle direkt sunulmuyor.
Metafor olarak kullanılan şemsiye derin izler taşıyor- geçmişte yaşananların acısı , geleceğe nasıl yansıyor adım adım görüyoruz bu kitapta.
108 syf.
·Beğendi·9/10
Norveçli bir edebiyat öğretmeninin sıradan bir günüyle başlıyor kitap. (Norveç eğitim sistemiyle aramızda bu kadar çok benzerlik olduğunu bilmiyordum.) Sınıfta başlıyoruz öğretmenin iç dünyasını tanımaya, okuldan çıkıp eve varana kadar da geçmişini anlatıyor. Geçmişini dediysem öyle uzun uzadıya değil. Kısa, keyifli, sürükleyici bir kitaptı. Bu aralar tam ihtiyacım olan türden :)
108 syf.
Kalemi güçlü bir yazardan, kısa ama öz olarak bahsedilebilecek bir yaşam savaşı. Yıllar aktıkça, hayat da bu akıma kapılmaktadır. Ve bu akım da yıpratıcı olabilmektedir.

Kitabın ana karakteri, Elias Rukla, kitap okumayı seven, okunması gereken bazı kitaplar hakkında bizlere de önemli bilgiler veren bir eğitimcidir. Geçirmiş olduğu hayat çalkantıları hakkında bilgiler verilmektedir.

Kitap, ağır ama her okur için okunabilir niteliktedir.

İyi okumalar...
108 syf.
·2 günde
Biraz acımasız olacağım. Kesinlikle zaman kaybı. Lisede Edebiyat öğretmeni olan yaşlı bir adamın birkaç saatlik hayat sorgulaması tarzında bir şeyler yazılmaya çalışılmış ama ne anlattığını yazar kendisi de bilmiyor bence. Birbirini tekrar eden cümleler o kadar fazla ki onları çıkarsak kitap muhtemelen yarıya inerdi, ki halihazırda kısa bir kitap zaten. Geçmişi anlatılırken bir yandan da karakterin psikolojik derinliği verilmeye de çalışılmış sanırım ama ikisi de yarım kalmış. Büyük beklentilerle başlamıştım, hayal kırıklığı oldu. Yarım bırakmaktan hoşlanmadığım için kendimi zorlayarak bitirdim.
108 syf.
·4 günde·6/10
Bir lisede edebiyat öğretmeni olan Elisa Rukla, Henrik Ibsen'in 'Yaban Ördeği' adlı eserini bir sınıf dolusu ilgisiz öğrenciye anlatıyor. Ancak yaşadığı (çok da önemli olmayan) bir olay sonrasında geçmişini, hayatını, kendisini, evliğini sorgulamaya başlıyor. Bu sorgulamalarla ilerleyen bir kitap. Yaban Ördeği eserinin tartışıldığı kısımda bende o öğrenciler gibi ilgisizdim açıkcası. Kitap daha sonradan açıldı. Sabredip yarıda bırakmazsanız devamı akıcı bir şekilde ilerliyor.
108 syf.
·1 günde·7/10
Yaşayan efsanelerden sayılan Solstad'ın Türkçeye çevrilen bu ilk eseri üzülerek söylüyorum ki beni hayal kırıklığına uğrattı. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki kitabın ismini gerçekten çok sevdim, ancak hem okumaya başlamadan önce beklentimi fazla yükselttiğim hem de sanırım yazarın tarzına çok alışkın olmadığım için biraz huysuzlanarak okudum diyebilirim. Kötü bir kitap değildi ancak dilini ve konunun işlenişini çok ağır buldum, özellikle ilk 30 sayfada defalarca duraksamak zorunda kaldım ki ince bir kitap için uzun bir alışma süreci olduğunu düşünüyorum.
108 syf.
·Puan vermedi
Ellili yaşlarındaki edebiyat öğretmeni Elias Rukla yıllardır yaptığı gibi bir sınıf dolusu ilgisiz lise öğrencisine heyecanla ve neredeyse kendinden geçerek Henrik İbsen'in Yaban Ördeği adlı eserini anlatmaktadır. Ancak görünürde çok önemsiz olan küçük bir olay dengesini alt üst eder ve Elias Rukla o andan itibaren hayatını,geçmişini,evliliğini ve kendisini sorgulamaya başlar. Kitap da bu sorgulama üzerinde devam eder..
Konusuna baktığımızda gerçekten farklı türde beni etkileyecek bir kitap olacağını düşünmüştüm. Ama ne yazık ki öyle olmadı. Özellikle Yaban Ördeği'nin anlatıldığı kısımlarda kitabı beraber okuduğum arkadaşlarım da dahil, yarıda bırakmayı çok düşündük ama ha güzelleşti ha güzelleşecek diyerek devam ettik. Kısa olmasına rağmen konusu, dili ve yazım şekliyle gerçekten bizi çok zorladı ve ne yazık ki mutlu etmedi. İpucu vermeden söylemek gerekirse Elias Rukla'yı sorgulamaya iten olayları çok farklı beklemiştim. Kitap maalesef beni tatmin etmedi.. En azından Sinem Karadayıoğlu ve Belkıs Balcı ile birlikte okumak güzeldi diyeyim.. Daha güzel kitaplarda buluşmak dileğiyle canlarım.. Kitabı okuyan kişilerin yorumlarını çok merak ediyorum..
108 syf.
·Beğendi·8/10
Norveçli yazar Dag Solstad, ‘Mahcubiyet ve Haysiyet’te, hiçbir zaman kendisini doğru şekilde anlatamayacağı bir dünyada kaybolmuş edebiyat öğretmeni Elias Rukla’nın karmaşık ve zengin bir portresini sunuyor. Idealist bir öğretmenin ilgisiz öğrencileriyle yaptığı dersten sonra yağmur yağdığı için şemsiyesini açamaması ve şemsiyesini vurarak kırmasıyla (katarsis ) bir anda 25 yıl önceki kendisine dönüşü başlıyor. Hayal ettigi ve oldugu yer arasındaki dehşet verici uçurum bize cok başarılı bir şekilde aktarılıyor. 106 sayfalık kitap aslında çok şey anlatıyor.
108 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Kısa ama öz o kadar çok şey anlatıyor ki bize öğretmen Elias Rukla ......
Kitabın arka kapak yazısında şöyle denir ; yükte hafif pahada ağır, dili ve atmosferiyle akılda yer eden" bir kitap.
O kadar hakkılar ki...
Bazen bazı duygularımız geride kalır, dile getirmediğimiz için yokmuş gibi davranırız... Veya yalnızken itiraf ederiz ama sadece kendimize..... Toplumu, kendimizi, çevremizi sadece kendimize yargılarız...
Ve bire n bir cümle yada tavır bizi kendimize getirir...
İşte bu kitapta öyle güzel ifade etmiş ki...
Kitabın özetini bilerek vermiyorum... Yeni bir kitap ve okuyacak olanlarınız olabilir
108 syf.
·8/10
Meslektaşım Elias Rukla eğitim anlayışını eskimiş gören ve öğrencileri ile kuşak çatışması yaşayan bir edebiyat öğretmenidir. Ömrünü Norveç ve Dünya Edebiyatı ni gelecek nesillere anlatmaya adamış bu öğretmen bir gün yillardir yaptigi gibi Ibsen'in Yaban Ördeği isimli eserinin incelemesini yaparken öğrencilerinin kayitsizligi onun dengesini bozar ve derin bir sorgulamaya girer.
Sağanak yağmur altında okuldan çıkan Elias ani bir patlamayla açılmayan şemsiyesini vura vura parçalar ve sonrasında yaşananlar onun hayatının dönüm noktası olur.
O andan itibaren üniversiteye girişinden itibaren hayatını ve evliliğini sorgular. Zaman zaman bu sorgulama toplumsal boyutlara kadar genişler.

Elbette çok beğendiğim yerinde olmuş dediğim paragraflar çok oldu fakat bence daha derin islenebilecek bir mevzu idi. Toplum yönüne daha çok egilebilirdi veya eğitim sistemi üzerine daha çok konusabilirdi yazar diye düşünüyorum.
Sıkılmadan okudum akıp gitti.
Norveç edebiyatına da merhaba demiş bulunduk
Bir borç kölesi , ''kaybeden'' ve ''başarısız insan'' da olsa, bu durum kişiyi çağdaş bir insan olarak sosyal hayata bağlıyordu.
"Düşmüştü artık, bundan geri dönüş yoktu, kalkmaya gönlü de yoktu, hatta gelip kaldırsalar bile kalkmayacaktı."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mahcubiyet ve Haysiyet
Baskı tarihi:
10 Ocak 2019
Sayfa sayısı:
108
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750842870
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Kuzey Avrupa’nın yaşayan en büyük yazarları arasında gösterilen Dag Solstad ilk kez Türkçede.

Ellili yaşlarındaki edebiyat öğretmeni Elias Rukla için sıradan bir gündür: Yıllardır yaptığı gibi, sevdiği bir eseri (Henrik Ibsen’in Yaban Ördeği’ni) bir sınıf dolusu ilgisiz lise öğrencisine heyecanla yorumlamaya başlar. Ne var ki görünüşte küçük bir olay hiç beklenmedik bir krizi tetikleyecek, Elias’ın hayatında derin izler bırakmış bir dostluğun hatırasına dönmesine, evliliğini, kendisini ve içinde yaşadığı toplumu sorgulamasına yol açacaktır.
Mahcubiyet ve Haysiyet, yükte hafif pahada ağır, dili ve atmosferiyle akılda yer eden, okuyanların tekrar tekrar dönmek isteyeceği o özel romanlardan.

“Bütünüyle hipnotize edici, bütünüyle insancıl bir yazar.”
James Wood, New Yorker

“Solstad’ın dili, eski görünen yeni bir zarafetle parıldar ve taklit edilemeyen, enerji dolu, kendine özgü bir ışıltı yayar.”
Karl Ove Knausgaard

Kitabı okuyanlar 577 okur

  • Betül
  • Ali BÜYÜKCİĞER
  • Yusuf Açık
  • Müjgan Işık
  • No Name
  • Zehra eviz
  • Şevval karaaslan
  • Filiz
  • İrem Karalar
  • Özlem Akbaş

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.5 (31)
9
%18.3 (42)
8
%27.9 (64)
7
%20.5 (47)
6
%9.6 (22)
5
%6.1 (14)
4
%0.4 (1)
3
%3.1 (7)
2
%0.4 (1)
1
%0