Mahir ve İbrahim

·
Okunma
·
Beğeni
·
564
Gösterim
Adı:
Mahir ve İbrahim
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054807154
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kod Yayıncılık
"İddaa makamı, ihtilâlci kavramı ile Marksist kavramını eş anlamda kullanmaktadır. Bu anlayış, hayatın realitelerine, Dünya Devrimci pratiğine ve de bilime aykırı bir anlayıştır".
216 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10
68 kuşağı önemlidir. Türkiye SOL' unun tohumu olarak görülmeli. Vatanseverliğin ve milliyetçiliğin farklı şeyler olup bunun anlaşılamadığı, devlet ile kişileri bir gören sosyal yapı açısından mühimdir. Değişmeyen şeyler de vardır tabi 68' lerde. Zulüm gibi, işkence gibi, hak olanı kan yoluyla kökünden kurutmak isteyen gözleri terfi ateşiyle tutuşan psikopat asker gibi, adaletin kurşun demek olduğu, vatan hainlerinin vatansever sayılması gibi...

Yazar Mahir' i ve İbrahim' i ele alırken Denizlere de değinmiş. Hangi yönden fikir ayrılıklarına düştüklerini objektif bir bakış açısıyla değerlendirmiş. Sosyalizme sempati duyduğum için kitabı beğendim fakat SAĞ a sempati duyan arkadaşların da okumasında yarar olduğunu düşünüyorum. Zira yazar, SAĞ dan daha çok eleştiri getirmiş SOL a. Kişiler üzerinden(Mahir, Deniz, İbrahim, Yusuf) anlatımlar, anılar, şiirler, savunmalar, mahkeme tutanakları yer almaktadır kitapta.

~~ iyi okumalar~~
Ulusal değerlere sahip çıkmak anlamında ulusçuluk enternasyonalizm (dünyada hiçbir ırkın diğer ırklardan üstün olmayacağını anlatan bir görüş) ile asla çelişmez. Büyük Fransız sosyalisti Jean Jaures, vatanseverliğin azı, seni enternasyonelden uzaklaştırır, çoğu yakınlaştırır.
Akif Toprak
Sayfa 129 - İlya yayınevi
Taş duvar, demir karyola ve yerlerde sayısız izmaritler.
Helanın pis kokusu, rutubetli, sıkıntılı, nikotinli,
İnsanı serseme çeviren kurşun gibi ağır bir hava,
Duvarlar sanki soğuk dalgaları imal ediyor.
İstediğiniz kadar üzerinize kalın şeyler giyinin,
Oligarşinin hücresinde soğuğu yenmek imkansız.
Ranzanın karşısında kafesli demir kapı,
Arkasında Mehmet.
Görevi dakikası dakikasına beni denetlemek
Mehmedim utanıyor, kahroluyor.
‘Askerlik ağam n’aparsın’diyor.
Aslında o da tutsak.
Ben hücre içinde, o hücre önünde.
Günde beş kere büyük başlar bakar içeriye;
Yüzlerinde tecessüs.
‘Çılgın adam,3-5 kişi ile koskoca karanlıklar
İmparatorluğuna kafa tutan adalılar.’
Ama yine de ‘çılgın adamın’ karşısında
Bir eziklik, bir burukluk duyuyorlar o başka.
Gündüz gece diye bir ayrım yoktur hücrede,
Zaman ve mekan özümlenmiş artık.
Sadece koldaki saattir, geceyi gündüzü bildiren.
Işık yirmidört saat yanar.
Bir nefes, bir dumandır yoldaşım,
Cigaramı her çekişte duman olur,
Uçar giderim, ta uzaklara.
Çoğu kere Ada’ma giderim,
Cigaramın dumanı, beni memleketime; Ada’ma götürür.
Kahpe İstanbul’un, kahpe bir bölgesinde,
Bir evdeyim, yoldaşlarımla beraber.
Bu ev, yoldaşlık-dostluk-kardaşlık-mertlik-kazanç ve sevgi evidir.
Bu evde, herşey o kadar güzel ve o kadar anlamlıdır ki...
Ev de değil, ada, ada!
Satılmışlığın, kahpeliğin, riyakarlığın, adiliğin ve her çeşit
aşağılık ve her çeşit yabancılaşmanın karışımı olan,
Karanlık Denizi’nin ortasında,
Güneşi batmayan bir ada.
Ben ne şuralıyım ne buralı,
Adalıyım adalı,
Adam ormanlıktır.
Dostluk yoldaşlık, mertlik ormanı,
bütün ada’mı kaplar.
Erdemin güneşi yirmidört saat aydınlatır adamı
Biz ada sakinleri bilmeyiz karanlığı.
Ben adalıyım ey kahpe hücre, Ada’lı.
Doğru ya, sen nereden bileceksin Ada’mı.
asırlık, feodal, militarist hücre.
Ya, sen, öküze benzemek için kasılan, şişen
haset kurbağa hilkat garibesi bilir misin ada’mı?
Dünya karanlıktır, güneşi batmayan böyle bir ada
yeryüzünde yoktur.
Değil mi karanlıklar cücesi, zavallı acuze?
Ya sen yarasalar şairi, pişkin Cacomcho?
Değil şiirlerde, masallarda bile böyle bir ada yoktur.
böyle bir ada eşyanın tabiatına aykırıdır.
Senin için değil mi karanlıkların kapkapa şairi?
Senin dediğin eşyanın değil, karanlığın tabiatına aykırıdır.
Karanlık cüceleri, acuzeler, dürzüler...
Yarının Türkiye’sinin hayvanat bahçesinde
teşhir edilecekler...
Adam kalabalıktır hain hücre:
Elde mitralyözüyle,
Sierra Maestra’da, Falcon’da, Vietnam’da
Mozambik’te, Angola’da, Sina çöllerinde...
Özgürlüğün türküsünü söyleyenler.
Zulme, kahpeliğe, sömürüye karşı...
Dişiyle, tırnağıyla üç kıtada karşı koyanlar
benim evlatlarımdır kahpe hücre.
Benim adamın ormanlığından aldıkları fideleri,
“birer birer dikiyor, kahpeler koalisyonunun dünyasına.
Kel dünya, Ada’mın ağaçlarıyla ayıbını örtüyor, güzelleşiyor artık.
İyi bak bana feodal duvar, iyi tanı beni.
Seni yerle bir edecek Ada’lıları iyi tanı.
Adam ve hemşerilerinin çoğu ne halde diye
dudak bükme, orospunun dölü utanç duvarı
Evet adamı karanlığın suları bastı.
Evet, benim gibi pek çok adalı bu çirkef suların altında,
ama boşuna sevinme, Ada’m batmaz, yok olmaz
Ada’m, sadece karanlık denizinde yerini değiştirdi.
Hepsi o kadar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mahir ve İbrahim
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054807154
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kod Yayıncılık
"İddaa makamı, ihtilâlci kavramı ile Marksist kavramını eş anlamda kullanmaktadır. Bu anlayış, hayatın realitelerine, Dünya Devrimci pratiğine ve de bilime aykırı bir anlayıştır".

Kitabı okuyanlar 20 okur

  • havvayadabuket
  • Fhrttnkyn
  • Hasan
  • Adem Yüce
  • Aylin
  • Fırat aslan
  • savas sertkaya
  • Özge
  • Garip Ramazan
  • Burhan Okan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%0
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%33.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0