·
Okunma
·
Beğeni
·
16.733
Gösterim
Adı:
Mai ve Siyah
Baskı tarihi:
18 Ekim 2017
Sayfa sayısı:
305
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752448179
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Klasikler, ölümsüz olmadıkları için değil sürekli okundukları için de değerlidirler.

Bizim klasiklerimiz başlangıçta bazı eksiklik ve acemilik taşısalar bile bu onların kurucu olma özelliklerini değiştirmez. Dil kadar hayat da yeniden kurulur onlarda. Dünkü nesiller tarafından ağır aksak da olsa okunan, sevilen ve hayatımızın bir parçasına dönüşen bu eserler bir kez daha ve günün zevkleri ve tercihleri gözetilerek çıkıyor gün yüzüne. Okundukça sevilecek bu eserler dünü selamladığı kadar geleceği kurmaya aday.

Aşk, dil, kurgu bütün saflığıyla göz kırpıyor. Yeniden...

O siyahlıklar içinde ne buluyorsun?

Siyah… Daima siyah değil mi? İşte öyle bir şey yazmak istiyorum ki yukarı bakılsa mavi ve daima mavi;

aşağı bakılsa siyah daima siyah…

Bir şey ki mavi ve siyah olsun.
Servet-i Fünün edebiyatı denince aklımıza gelen en önemli isimlerden birisi Halid Ziya. İlk olarak Mai ve Siyah kitabını okudum ve korkularıma rağmen açıkçasası çok sevdim.

Eğer öncesinde Tanzimat romanlarından okuduysanız, Mai ve Siyah'ı okuyunca dönem edebiyatının ne kadar ilerlediğini çok net fark ediyorsunuz. Zaten Halid Ziya, Mai ve Siyah'ı 'en iyi kitabım' diye tanımlıyor. Her şey Ahmet Cemil'in hayalleri ile başlıyor. Ahmet Cemil duygusal, edebiyat düşkünü, hayalleri olan, romantik bir karakter. Babasının vefatından sonra ailesini ayakta tutmak, zengin olmak, sevdiği kıza kavuşmak istiyor. Fakat en büyük emeli ise hayalindeki eseri yazıp çok ünlü bir şair olmak. Tutkulu şekilde istiyor bunu. Hatta bunu da "....Öyle bir şey yazmak istiyorum ki yukarı bakılsa mai ve daima mai; aşağı bakılsa siyah daima siyah... Bir şey ki mai ve siyah olsun." cümleleriyle ifade ediyor. -Kitapta en sevdiğim kısım- Okurken realizm kavramını çok net idrak ettim çünkü Ahmet Cemil bunca saydığı hayallerinin birer birer ellerinden kaydığını gördükçe, çaresizliği dibine kadar hissedince pişman olmak dışında geriye bir şey de kalmıyor.

Evet, dili döneminden dolayı ağır fakat Özgür Yayınları'nın baskısında zaten en basit kelimenin bile yanında açıklaması var. Bu başta çok rahatsız edici geliyordu ama sonradan aksine hoşuma gitmeye başladı; hatta öğrendiğim bir iki kelimeyi gün içinde farkında olmadan kullandım :) Çok yoğun tamlamalar, betimlemeler, ruh tahlilleri var; bazen okurken zorluyor.

*Uzun bir inceleme oldu, eğer okuduysanız teşekkür ederim. Hepinize bol kitaplı günler. :)
Spoiler İçerir

Yazar olma çabası içinde olan Ahmet Cemil, babasının ölümünden sonra üstlenmek zorunda kaldığı sorumlulukla ve ailevi sorunlarıyla boğuşmak zorunda kalır. Karakterin hayat hikayesinde çaresizlik, geçim sıkıntısı, hayal kırıklıkları ve karamsarlık hakim.
Günümüz Türkçesiyle olan versiyonunu okudum. Ona rağmen yine de bilinmeyen birçok Osmanlıca kelimeler vardı. Kitapta geçen mekanları gözümün önüne getirerek okuyunca daha bir keyif aldım. Sirkeci'deki "Bab-ı Ali Yokuşu" bana sürekli bu romanı hatırlatır. Edebi eser yaftasını kesinlikle hakeden bir kitap. Beğendim.
Bir arkadaşım bu kitabı dönemin başında öğretmen tavsiyesi üzerine alıp çantasında gezdiriyordu.Bir gün bunu etrafındakilere komiklik olsun diye anlatırken kitabın bu haline üzülüp ondan okumak için izin aldım.Eser o dönem için fazlasıyla anlamadığım kelimelerle dolu olmasına rağmen cümlelerin sonunda beyin boşlukları bir şekilde dolduruyor bu konuyu çok problem etmemek gerekir zannımca.Ahmed Cemil'in ince ruhunun sonuçları üzerinde dönen kurgu oldukça kasvetlidir.Kitapta neredeyse olumlu sonuçlara rastlanılmaz.İnsanın kayıpları ve her kaybın daha fazla kayba yol açması şeklinde sürer.Babasının ölümünden sonra Ahmed Cemil ve ailesi sürekli bir çöküş içerisindedir.En büyük rüyası iyi bir yazar olmaktır bunun için bir eser bile oluşturmaya başlamıştır.Hayatta tutunduğu diğer şey ise arkadaşının kardeşi olan Lamia'dır.Ona karşı platonik bir aşk beslemektedir.Fakat Lamia bir subayla nişanlanıp kayıplar listesine eklenmiştir.Kız kardeşi evlendiği adam tarafından şiddete maruz kalıp çocuğunu düşürüp ölmüştür.Ahmed Cemil tüm bu olup biteni sadece seyre dalmıştır.Bu derin seyirden uyandığında ise artık tutunacak tek bir dalı annesi kalmıştır.Tüm hayallerini üzerinde çalıştığı eserleri yakarak kaybettiğini sembolleştirir.Mavi gökyüzü siyaha dönüşmüştür.Artık yaşama dair her şey karanlık olmuş ve tüm hayallerinden ya da kayıplarından bir gemiyle uzaklaşırken belkide ufak bir umuda yelken açmıştır.Servet-i Fünun'cuların duygusal yapısı ve karamsar özleri eserde vücut bulmuştur.
Halid ziya nın okuduğum ilk romanı icerisinde fazla eski kelimeler olduğu icinmidir bilmem kitaptan etkilenemedim belkide yoğun vize dönemi olduğu için kitapa alışamadım sevemedim belki ilerleyen zamanlarda açıp bir daha okurum.
İnsanın tüm neşesini çalıp bedbahtlığa karamsarlığa sürüklüyor resmen. Okurken Ahmet Cemil'in boğazına yapışmak isteğinden alamıyorsunuz kendinizi.
Dile, üsluba, anlatıma diyecek birşey yok.
Uzun zamandır okuduğum en güzel eser.Daha önce böyle güzel betimlemeler okumamışımdır.Yalnız çok fazla bilmediğim kelime vardı eğer yayınevi parantez içinde anlamlarını yazmamış olsa işim zordu.Aslında bu dilimizin ne kadar zarar gördüğünü de gösteriyor.Dili ağır demek yanlış olmaz sanırım.
Romanımızda baş karakter Ahmet Cemil...İyi bir edebiyatçı olmak istiyor fakat babasının vefatıyla annesi ve kız kardeşine bakma gereği onu bu hayalinden alıkoyuyor...Erken yaşta iş hayatına atılan Ahmet Cemil hayaline erişebilecek mi?Ya sevdiği kız?Ona malik olabilecek mi?Roman sonuna kadar bu sorularla meşgul oluyor ve bir an önce bitirmek istiyorsunuz...
Bu romanda ümitsizlik var,karamsarlık var!Bu tür kitapları sevmeyenler okuyamıyor incelemelerden gördüğüm kadarıyla.Keyifli okumalar...
Uzun zamandır okuduğum en güzel eser.Daha önce böyle güzel betimlemeler okumamışımdır.Yalnız çok fazla bilmediğim kelime vardı eğer yayınevi parantez içinde anlamlarını yazmamış olsa işim zordu.Aslında bu dilimizin ne kadar zarar gördüğünü de gösteriyor.Dili ağır demek yanlış olmaz sanırım.
Romanımızda baş karakter Ahmet Cemil...İyi bir edebiyatçı olmak istiyor fakat babasının vefatıyla annesi ve kız kardeşine bakma gereği onu bu hayalinden alıkoyuyor...Erken yaşta iş hayatına atılan Ahmet Cemil hayaline erişebilecek mi?Ya sevdiği kız?Ona malik olabilecek mi?Roman sonuna kadar bu sorularla meşgul oluyor ve bir an önce bitirmek istiyorsunuz...
Bu romanda ümitsizlik var,karamsarlık var!Bu tür kitapları sevmeyenler okuyamıyor incelemelerden gördüğüm kadarıyla.Keyifli okumalar...
Halid Ziya'nın okuduğum ilk eseri. İlk önce özgün metni yanlışlıkla aldım; tabii ki okuyamadım. Sonra günümüz türkçesiyle düzenlemiş olanı edindim. Üslup harika. Bazı cümleleri tekrar tekrar okuduğum yetmedi bir de yanımda kim varsa onlara sesli okudum.
Roman kişilerini matbaa çalışanları ve onların aileleri oluşturuyor. Seçilen yer matbaa olunca yazarın okuyuculara bahsettiği birçok şair ve yazara rastlanıyor.
Pek adını duymadığımız ama eserin yazıldığı dönem için önem arz eden birçok eser ve yazarın adının geçmesi, edebiyat kaşifleri adına adeta hizmet niteliği taşıyor.
Bundan sonra okumak için geç kaldığım bu büyük yazara gereken hassasiyeti göstereceğim.
Servet-i Fünun döneminden kaynaklı olması gerekir ki Halid Ziya'yı hiç okumamıştım. İlk kitabı Mai ve Sİyah oldu bende. Eğer içindeki yabancı sözcükler ve dilinin biraz ağır ilerlemesi sizi sıkmazsa konusu sebebiyle çok seversiniz. Ama genel olarak bi karamsarlık havası var. Yani bir mutlu gelişme bekliyorsunuz ama kitap ve kitaptaki ana karakter Ahmet Cemil hep karamsarlığa ilerliyor. Evet başlarda dili ağır geldi zaman zaman sıkıldım ama sonra zevkle okudum. Kitabın konusuna değinirsek Ahmet Cemil'in ince baskın karamsar ruhunu ve hayallerinin hiç gerçekleşmediği yaşam öyküsünü anlatıyor. Eminim siz de ben gibi çoğu yerlerde Ahmet Cemil'e kızıp üzüleceksiniz. Dilinin ağırlığını dert etmeyip bence bi şans vermelisiniz bu kitaba. :)
Servet-i Fünun döneminin en güzel eserlerinden mi ? Bence dönemine göre oldukça iyi. Her yayın evi biraz da kapitalizmin mezhebi olmamasından ötürü neredeyse her kelimenin açıklaması vermek ve sadeleştirmek üzere bir işe girdiğinden biraz da Türk Klasikleri okumuşluğumdan kaynaklı olarak anlatılan dili anlarken bir zorluk yaşamadım.
Hayalleri olan Ahmet Cemil kardeşimiz var. Adamın tüm hayatı bu hayallerle geçiyor desek yeridir sanırım. Zengin olmak, şair olmak, başta annesi olmak üzere sevdiklerini ve kendisini rahat ettirmek ve başlarda çevirmenlik işi. Kitabın başında da olaya bir sohbet havasında giriyordunuz zaten.
Kitabın sonları ise resmen matem havasında geçiyor, yaşananlar, durumlar ve acılar derken bayağı bir üzüntü söz konusu. Aslında Halit Ziya’ya benzettim ben bir karakteri de bu kitapta. En iyi kitabım deyip sahiplenmesini de buna bağladım. Bir nevi ya hayatından ya da bir yakınının başından geçmesi ihtimal.
Finalde ise dönemin romanlarına benzer nitelikte genellikle acı sonlar ve toplum ve aile yapısındaki bozulmalardan da sıklıkla bahsediliyor aslında. Bu yönüyle de ders verici bir roman desek yeridir. Kitap bu yönüyle güzel ancak istedikleri kadar sadeleştirsinler, dili gene de ağır gelecektir bunu genel olarak eski Türk romanları için söylerim zaten. Son olarak da keyifli okumalar diliyorum..
Edebiyatımızda önemli bir yere sahip olan Mai ve Siyah'ın günümüz diliyle yazılan versiyonunu okudum. Kitap bence çok yavaş ilerliyor açıkcası zaman zaman okurken sıkıldım ama dili, hikayesi gayet güzel. Kitap ana karakter olan matbaada çalışmaya başlayan Ahmet Cemil etrafında dönüyor. Dediğim gibi dil, üslup ve hikaye gerçekten çok hoşuma gitti fakat yavaş ilerlemesi can sıkıyor :)
En büyük hayali tanınmış bir edebiyatçı olmak ve sonrasında Lamia ile evlilik olan Ahmet Cemil'in hayal ve ümitlerinin yanı sıra hayal kırıklıkları,hayatın gerçeğinin sorgulanışının romanı...
"İnsan, üzüntülü ve sevinçli zamanlarında, kalbinin dayanamayacağından fazlasını duyarlı bir kalple bölüşmek ister…."
Aman Yarabbi! Sevmek bu muydu? İnsanı sanki bir mengene içinde sıkıp da birisinin ayakları altına ezik, bitik, can çekişerek atmak isteyene bu öldürücü şey, sevmek bu muydu?
İnsanlar tuhaftır. Kötü bir șey yapmakta olduklarını sezinleyecek olurlarsa kesinlikle ilk önce vicdanlarını susturacak bir sebep bulurlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mai ve Siyah
Baskı tarihi:
18 Ekim 2017
Sayfa sayısı:
305
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752448179
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Klasikler, ölümsüz olmadıkları için değil sürekli okundukları için de değerlidirler.

Bizim klasiklerimiz başlangıçta bazı eksiklik ve acemilik taşısalar bile bu onların kurucu olma özelliklerini değiştirmez. Dil kadar hayat da yeniden kurulur onlarda. Dünkü nesiller tarafından ağır aksak da olsa okunan, sevilen ve hayatımızın bir parçasına dönüşen bu eserler bir kez daha ve günün zevkleri ve tercihleri gözetilerek çıkıyor gün yüzüne. Okundukça sevilecek bu eserler dünü selamladığı kadar geleceği kurmaya aday.

Aşk, dil, kurgu bütün saflığıyla göz kırpıyor. Yeniden...

O siyahlıklar içinde ne buluyorsun?

Siyah… Daima siyah değil mi? İşte öyle bir şey yazmak istiyorum ki yukarı bakılsa mavi ve daima mavi;

aşağı bakılsa siyah daima siyah…

Bir şey ki mavi ve siyah olsun.

Kitabı okuyanlar 3.084 okur

  • sevil turgut

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları