Adı:
Mai ve Siyah
Baskı tarihi:
Nisan 2016
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053849360
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yakamoz Yayınları
Baskılar:
Mai ve Siyah
Mai ve Siyah
“O benim olmayacak olursa hayat artık taşınamayacak bir yük hükmünde kalacak.”


Günün birinde iyi bir edebiyatçı olma hayalleriyle yaşayan bir gencin, babasının ölümü ile birer birer yıkılan hayalleri ve verdiği hayat mücadelesini anlatan ve Halid Ziya Uşaklıgil’in Batılı anlamda Türk romanının başlangıcı kabul edilen, üzerinden seneler geçmesine rağmen zihinlerden silinmeyen romanı Mai ve Siyah, yazarın üslubuna müdahale edilmeden günümüz Türkçesine uyarlanmış hâliyle okuruyla buluşuyor.
Servet-i Fünün edebiyatı denince aklımıza gelen en önemli isimlerden birisi Halid Ziya. İlk olarak Mai ve Siyah kitabını okudum ve korkularıma rağmen açıkçasası çok sevdim.

Eğer öncesinde Tanzimat romanlarından okuduysanız, Mai ve Siyah'ı okuyunca dönem edebiyatının ne kadar ilerlediğini çok net fark ediyorsunuz. Zaten Halid Ziya, Mai ve Siyah'ı 'en iyi kitabım' diye tanımlıyor. Her şey Ahmet Cemil'in hayalleri ile başlıyor. Ahmet Cemil duygusal, edebiyat düşkünü, hayalleri olan, romantik bir karakter. Babasının vefatından sonra ailesini ayakta tutmak, zengin olmak, sevdiği kıza kavuşmak istiyor. Fakat en büyük emeli ise hayalindeki eseri yazıp çok ünlü bir şair olmak. Tutkulu şekilde istiyor bunu. Hatta bunu da "....Öyle bir şey yazmak istiyorum ki yukarı bakılsa mai ve daima mai; aşağı bakılsa siyah daima siyah... Bir şey ki mai ve siyah olsun." cümleleriyle ifade ediyor. -Kitapta en sevdiğim kısım- Okurken realizm kavramını çok net idrak ettim çünkü Ahmet Cemil bunca saydığı hayallerinin birer birer ellerinden kaydığını gördükçe, çaresizliği dibine kadar hissedince pişman olmak dışında geriye bir şey de kalmıyor.

Evet, dili döneminden dolayı ağır fakat Özgür Yayınları'nın baskısında zaten en basit kelimenin bile yanında açıklaması var. Bu başta çok rahatsız edici geliyordu ama sonradan aksine hoşuma gitmeye başladı; hatta öğrendiğim bir iki kelimeyi gün içinde farkında olmadan kullandım :) Çok yoğun tamlamalar, betimlemeler, ruh tahlilleri var; bazen okurken zorluyor.

*Uzun bir inceleme oldu, eğer okuduysanız teşekkür ederim. Hepinize bol kitaplı günler. :)
Dilinin ağır olmasından kaynaklanan sıkıntıları yaşamak mümkün fakat konusu ve psikolojisi dikkatinizi hemen çekecektir. Okurken hayatımdaki mavileri ve siyahları sorgular buldum kendimi. Keyifli okumalar.
  • Sinekli Bakkal
    8.0/10 (526 Oy)496 beğeni2.949 okunma203 alıntı10.838 gösterim
  • Araba Sevdası
    6.9/10 (582 Oy)444 beğeni3.377 okunma162 alıntı12.479 gösterim
  • Kiralık Konak
    7.8/10 (464 Oy)366 beğeni2.510 okunma187 alıntı8.915 gösterim
  • Ateşten Gömlek
    7.9/10 (494 Oy)452 beğeni2.456 okunma196 alıntı16.965 gösterim
  • İntibah
    7.6/10 (700 Oy)558 beğeni3.846 okunma416 alıntı12.660 gösterim
  • Eylül
    7.6/10 (963 Oy)801 beğeni4.706 okunma477 alıntı16.069 gösterim
  • Sergüzeşt
    7.6/10 (1.010 Oy)792 beğeni5.347 okunma310 alıntı14.553 gösterim
  • Yaban
    8.2/10 (1.115 Oy)975 beğeni5.362 okunma426 alıntı15.485 gösterim
  • Madame Bovary
    7.7/10 (724 Oy)582 beğeni3.453 okunma439 alıntı20.912 gösterim
  • Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat
    7.8/10 (439 Oy)372 beğeni2.170 okunma128 alıntı8.348 gösterim
Yazar olma çabası içinde olan Ahmet Cemil, babasının ölümünden sonra üstlenmek zorunda kaldığı sorumlulukla ve ailevi sorunlarıyla boğuşmak zorunda kalır.

Karakterin hayat hikayesinde çaresizlik, geçim sıkıntısı,hayal kırıklıkları ve karamsarlık hakim.
Günümüz Türkçesiyle olan versiyonunu okudum. Ona rağmen yine de bilinmeyen Osmanlıca kelimeler vardı.

Kitapta geçen mekanları gözümün önüne getirerek okuyunca daha bir keyif aldım. Sirkeci'deki Bab-ı Ali yokuşu bana sürekli bu romanı hatırlatır. Edebi eser yaftasını kesinlikle hakeden bir kitap. Beğendim.
Halid ziya nın okuduğum ilk romanı icerisinde fazla eski kelimeler olduğu icinmidir bilmem kitaptan etkilenemedim belkide yoğun vize dönemi olduğu için kitapa alışamadım sevemedim belki ilerleyen zamanlarda açıp bir daha okurum.
Bir arkadaşım bu kitabı dönemin başında öğretmen tavsiyesi üzerine alıp çantasında gezdiriyordu.Bir gün bunu etrafındakilere komiklik olsun diye anlatırken kitabın bu haline üzülüp ondan okumak için izin aldım.Eser o dönem için fazlasıyla anlamadığım kelimelerle dolu olmasına rağmen cümlelerin sonunda beyin boşlukları bir şekilde dolduruyor bu konuyu çok problem etmemek gerekir zannımca.Ahmed Cemil'in ince ruhunun sonuçları üzerinde dönen kurgu oldukça kasvetlidir.Kitapta neredeyse olumlu sonuçlara rastlanılmaz.İnsanın kayıpları ve her kaybın daha fazla kayba yol açması şeklinde sürer.Babasının ölümünden sonra Ahmed Cemil ve ailesi sürekli bir çöküş içerisindedir.En büyük rüyası iyi bir yazar olmaktır bunun için bir eser bile oluşturmaya başlamıştır.Hayatta tutunduğu diğer şey ise arkadaşının kardeşi olan Lamia'dır.Ona karşı platonik bir aşk beslemektedir.Fakat Lamia bir subayla nişanlanıp kayıplar listesine eklenmiştir.Kız kardeşi evlendiği adam tarafından şiddete maruz kalıp çocuğunu düşürüp ölmüştür.Ahmed Cemil tüm bu olup biteni sadece seyre dalmıştır.Bu derin seyirden uyandığında ise artık tutunacak tek bir dalı annesi kalmıştır.Tüm hayallerini üzerinde çalıştığı eserleri yakarak kaybettiğini sembolleştirir.Mavi gökyüzü siyaha dönüşmüştür.Artık yaşama dair her şey karanlık olmuş ve tüm hayallerinden ya da kayıplarından bir gemiyle uzaklaşırken belkide ufak bir umuda yelken açmıştır.Servet-i Fünun'cuların duygusal yapısı ve karamsar özleri eserde vücut bulmuştur.
Uzun zamandır okuduğum en güzel eser.Daha önce böyle güzel betimlemeler okumamışımdır.Yalnız çok fazla bilmediğim kelime vardı eğer yayınevi parantez içinde anlamlarını yazmamış olsa işim zordu.Aslında bu dilimizin ne kadar zarar gördüğünü de gösteriyor.Dili ağır demek yanlış olmaz sanırım.
Romanımızda baş karakter Ahmet Cemil...İyi bir edebiyatçı olmak istiyor fakat babasının vefatıyla annesi ve kız kardeşine bakma gereği onu bu hayalinden alıkoyuyor...Erken yaşta iş hayatına atılan Ahmet Cemil hayaline erişebilecek mi?Ya sevdiği kız?Ona malik olabilecek mi?Roman sonuna kadar bu sorularla meşgul oluyor ve bir an önce bitirmek istiyorsunuz...
Bu romanda ümitsizlik var,karamsarlık var!Bu tür kitapları sevmeyenler okuyamıyor incelemelerden gördüğüm kadarıyla.Keyifli okumalar...
Uzun zamandır okuduğum en güzel eser.Daha önce böyle güzel betimlemeler okumamışımdır.Yalnız çok fazla bilmediğim kelime vardı eğer yayınevi parantez içinde anlamlarını yazmamış olsa işim zordu.Aslında bu dilimizin ne kadar zarar gördüğünü de gösteriyor.Dili ağır demek yanlış olmaz sanırım.
Romanımızda baş karakter Ahmet Cemil...İyi bir edebiyatçı olmak istiyor fakat babasının vefatıyla annesi ve kız kardeşine bakma gereği onu bu hayalinden alıkoyuyor...Erken yaşta iş hayatına atılan Ahmet Cemil hayaline erişebilecek mi?Ya sevdiği kız?Ona malik olabilecek mi?Roman sonuna kadar bu sorularla meşgul oluyor ve bir an önce bitirmek istiyorsunuz...
Bu romanda ümitsizlik var,karamsarlık var!Bu tür kitapları sevmeyenler okuyamıyor incelemelerden gördüğüm kadarıyla.Keyifli okumalar...
İnsanın tüm neşesini çalıp bedbahtlığa karamsarlığa sürüklüyor resmen. Okurken Ahmet Cemil'in boğazına yapışmak isteğinden alamıyorsunuz kendinizi.
Dile, üsluba, anlatıma diyecek birşey yok.
Halid Ziya'nın okuduğum ilk eseri. İlk önce özgün metni yanlışlıkla aldım; tabii ki okuyamadım. Sonra günümüz türkçesiyle düzenlemiş olanı edindim. Üslup harika. Bazı cümleleri tekrar tekrar okuduğum yetmedi bir de yanımda kim varsa onlara sesli okudum.
Roman kişilerini matbaa çalışanları ve onların aileleri oluşturuyor. Seçilen yer matbaa olunca yazarın okuyuculara bahsettiği birçok şair ve yazara rastlanıyor.
Pek adını duymadığımız ama eserin yazıldığı dönem için önem arz eden birçok eser ve yazarın adının geçmesi, edebiyat kaşifleri adına adeta hizmet niteliği taşıyor.
Bundan sonra okumak için geç kaldığım bu büyük yazara gereken hassasiyeti göstereceğim.
Servet-i Fünun döneminin en güzel eserlerinden mi ? Bence dönemine göre oldukça iyi. Her yayın evi biraz da kapitalizmin mezhebi olmamasından ötürü neredeyse her kelimenin açıklaması vermek ve sadeleştirmek üzere bir işe girdiğinden biraz da Türk Klasikleri okumuşluğumdan kaynaklı olarak anlatılan dili anlarken bir zorluk yaşamadım.
Hayalleri olan Ahmet Cemil kardeşimiz var. Adamın tüm hayatı bu hayallerle geçiyor desek yeridir sanırım. Zengin olmak, şair olmak, başta annesi olmak üzere sevdiklerini ve kendisini rahat ettirmek ve başlarda çevirmenlik işi. Kitabın başında da olaya bir sohbet havasında giriyordunuz zaten.
Kitabın sonları ise resmen matem havasında geçiyor, yaşananlar, durumlar ve acılar derken bayağı bir üzüntü söz konusu. Aslında Halit Ziya’ya benzettim ben bir karakteri de bu kitapta. En iyi kitabım deyip sahiplenmesini de buna bağladım. Bir nevi ya hayatından ya da bir yakınının başından geçmesi ihtimal.
Finalde ise dönemin romanlarına benzer nitelikte genellikle acı sonlar ve toplum ve aile yapısındaki bozulmalardan da sıklıkla bahsediliyor aslında. Bu yönüyle de ders verici bir roman desek yeridir. Kitap bu yönüyle güzel ancak istedikleri kadar sadeleştirsinler, dili gene de ağır gelecektir bunu genel olarak eski Türk romanları için söylerim zaten. Son olarak da keyifli okumalar diliyorum..
Servet-i Fünun döneminden kaynaklı olması gerekir ki Halid Ziya'yı hiç okumamıştım. İlk kitabı Mai ve Sİyah oldu bende. Eğer içindeki yabancı sözcükler ve dilinin biraz ağır ilerlemesi sizi sıkmazsa konusu sebebiyle çok seversiniz. Ama genel olarak bi karamsarlık havası var. Yani bir mutlu gelişme bekliyorsunuz ama kitap ve kitaptaki ana karakter Ahmet Cemil hep karamsarlığa ilerliyor. Evet başlarda dili ağır geldi zaman zaman sıkıldım ama sonra zevkle okudum. Kitabın konusuna değinirsek Ahmet Cemil'in ince baskın karamsar ruhunu ve hayallerinin hiç gerçekleşmediği yaşam öyküsünü anlatıyor. Eminim siz de ben gibi çoğu yerlerde Ahmet Cemil'e kızıp üzüleceksiniz. Dilinin ağırlığını dert etmeyip bence bi şans vermelisiniz bu kitaba. :)
En büyük hayali tanınmış bir edebiyatçı olmak ve sonrasında Lamia ile evlilik olan Ahmet Cemil'in hayal ve ümitlerinin yanı sıra hayal kırıklıkları,hayatın gerçeğinin sorgulanışının romanı...
"İnsan, üzüntülü ve sevinçli zamanlarında, kalbinin dayanamayacağından fazlasını duyarlı bir kalple bölüşmek ister…."
Aman Yarabbi! Sevmek bu muydu? İnsanı sanki bir mengene içinde sıkıp da birisinin ayakları altına ezik, bitik, can çekişerek atmak isteyene bu öldürücü şey, sevmek bu muydu?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mai ve Siyah
Baskı tarihi:
Nisan 2016
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053849360
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yakamoz Yayınları
Baskılar:
Mai ve Siyah
Mai ve Siyah
“O benim olmayacak olursa hayat artık taşınamayacak bir yük hükmünde kalacak.”


Günün birinde iyi bir edebiyatçı olma hayalleriyle yaşayan bir gencin, babasının ölümü ile birer birer yıkılan hayalleri ve verdiği hayat mücadelesini anlatan ve Halid Ziya Uşaklıgil’in Batılı anlamda Türk romanının başlangıcı kabul edilen, üzerinden seneler geçmesine rağmen zihinlerden silinmeyen romanı Mai ve Siyah, yazarın üslubuna müdahale edilmeden günümüz Türkçesine uyarlanmış hâliyle okuruyla buluşuyor.

Kitabı okuyanlar 2.553 okur

  • Tarık Urey
  • Binnaz Kara
  • Beyzâk
  • Nisanın Kitaplığı
  • Zehra Nur Ercelep
  • Kıyasettin ÖZTAŞ
  • Albina Yilmaz
  • Asfdhj
  • Melisa Kalkan
  • Esra Erdemir

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.9
14-17 Yaş
%9.3
18-24 Yaş
%25.7
25-34 Yaş
%32.3
35-44 Yaş
%16.8
45-54 Yaş
%5.6
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%76.2
Erkek
%23.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.2 (109)
9
%18.9 (102)
8
%24.9 (134)
7
%19.3 (104)
6
%7.4 (40)
5
%4.6 (25)
4
%2.2 (12)
3
%1.5 (8)
2
%0.6 (3)
1
%0.4 (2)

Kitabın sıralamaları