Mai ve Siyah

7,8/10  (241 Oy) · 
1.283 okunma  · 
218 beğeni  · 
4.382 gösterim
“O benim olmayacak olursa hayat artık taşınamayacak bir yük hükmünde kalacak.”


Günün birinde iyi bir edebiyatçı olma hayalleriyle yaşayan bir gencin, babasının ölümü ile birer birer yıkılan hayalleri ve verdiği hayat mücadelesini anlatan ve Halid Ziya Uşaklıgil’in Batılı anlamda Türk romanının başlangıcı kabul edilen, üzerinden seneler geçmesine rağmen zihinlerden silinmeyen romanı Mai ve Siyah, yazarın üslubuna müdahale edilmeden günümüz Türkçesine uyarlanmış hâliyle okuruyla buluşuyor.
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2016
  • Sayfa Sayısı:
    352
  • ISBN:
    9786053849360
  • Yayınevi:
    Yakamoz Yayınları
  • Kitabın Türü:
Rabia 
 17 Şub 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · 8/10 puan

Servet-i Fünün edebiyatı denince aklımıza gelen en önemli isimlerden birisi Halid Ziya. İlk olarak Mai ve Siyah kitabını okudum ve korkularıma rağmen açıkçasası çok sevdim.

Eğer öncesinde Tanzimat romanlarından okuduysanız, Mai ve Siyah'ı okuyunca dönem edebiyatının ne kadar ilerlediğini çok net fark ediyorsunuz. Zaten Halid Ziya, Mai ve Siyah'ı 'en iyi kitabım' diye tanımlıyor. Her şey Ahmet Cemil'in hayalleri ile başlıyor. Ahmet Cemil duygusal, edebiyat düşkünü, hayalleri olan, romantik bir karakter. Babasının vefatından sonra ailesini ayakta tutmak, zengin olmak, sevdiği kıza kavuşmak istiyor. Fakat en büyük emeli ise hayalindeki eseri yazıp çok ünlü bir şair olmak. Tutkulu şekilde istiyor bunu. Hatta bunu da "....Öyle bir şey yazmak istiyorum ki yukarı bakılsa mai ve daima mai; aşağı bakılsa siyah daima siyah... Bir şey ki mai ve siyah olsun." cümleleriyle ifade ediyor. -Kitapta en sevdiğim kısım- Okurken realizm kavramını çok net idrak ettim çünkü Ahmet Cemil bunca saydığı hayallerinin birer birer ellerinden kaydığını gördükçe, çaresizliği dibine kadar hissedince pişman olmak dışında geriye bir şey de kalmıyor.

Evet, dili döneminden dolayı ağır fakat Özgür Yayınları'nın baskısında zaten en basit kelimenin bile yanında açıklaması var. Bu başta çok rahatsız edici geliyordu ama sonradan aksine hoşuma gitmeye başladı; hatta öğrendiğim bir iki kelimeyi gün içinde farkında olmadan kullandım :) Çok yoğun tamlamalar, betimlemeler, ruh tahlilleri var; bazen okurken zorluyor.

*Uzun bir inceleme oldu, eğer okuduysanız teşekkür ederim. Hepinize bol kitaplı günler. :)

Dilinin ağır olmasından kaynaklanan sıkıntıları yaşamak mümkün fakat konusu ve psikolojisi dikkatinizi hemen çekecektir. Okurken hayatımdaki mavileri ve siyahları sorgular buldum kendimi. Keyifli okumalar.

Kübra 
 10 Eki 2016 · Kitabı okudu · 72 günde · Beğendi · 9/10 puan

3 dil şarkı söyler gibi konuşuluyor. Bu diller içinde bir ritme sahip: Fransızca, Korece ve eski Türkçe (Bana göre). Bu dilleri bilmeyen biri sadece dinlediğinde karşısındaki çok basit bir şey söyleyese dahi "dünyanın en güzel şiirini mi okuyor" fikrini uyandırabilir insanda. İşte bizim eski dilimizde de öyle bir içsel ritim var ki günlük hayatta ifade edilen bir şey, insanı bir anda eski İstanbul'a götürüp, Çamlıca'da hülyalı hülyalı yoğurt yedirtebilir. Halit Ziya Uşaklıgil de sözü hamur gibi yoğuran bir yazarımız olduğu için "sen yaz Üstad biz okuruz" dedirtiyor okuyana. Kitabını bir şarkı gibi başlayıp bir şarkı gibi bitirmiş...

Bundan sonrası Sürprizbozan içerebilir.

Ana karakter Ahmet Cemil; hisli, hayalperest, her şeyi anca rüyasında görecek bir karakter. Kitap boyunca delikanlı (delikanlı dedim ama iyi mi ettim bilemedim, kanı pıhtılaşmış bir karakterdi) sadece "düşündü". Tırnak içine almamın sebebi, "İnsan ya hayatı oturur izler ya da parmağını olayların tam ortasına basar, gidişatı değiştiremese de izini bırakır" anlayışına sahip olmam. Ya bir insan bu kadar mı ezik olur?! Kitap boyunca hem kendi başına hem ailesine neler neler oldu, oturdu izledi ya. Sadece kahretti, üzüldü bu kadar. O kadarını ben de okurken yaptım yani çok bir mesele değil. Nasıl uyuz, nasıl vasıfsız. Anca eline vereceksin şiir kitaplarını çayır çimen gezdireceksin. Sonra ölen de ölür, olan da olur. Bir kelimeye bin anlamı beyninin içinde yükleyeceğine az erkek ol, adam ol, cesaretli ol, "Behey burda noluyor" de. Tek bir hareketi takdire şayandı, onu da yaptığında zaten mezarda yatan yatıyordu garibim...

Bu kitap iki sebeple okunabilir :
1) Üstadın kalemi nasıl ahenkli kullandığını görmek, ne söylerse şöyle bir Yeşilçam'a uzanmak için.
2) Ahmet Cemil'in ezikliğinden mide ağrılarıyla sinir krizi eşiğine gelmek için.

Nasıl beklentiler içine girip, artık bir şey yap yahu diye heveslenip hüsrana uğradıysam artık :) (Hüsran falan edebiyatımı az konuşturayım dedim :D) Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim :)

Apollo 
17 Haz 19:07 · Kitabı okudu · 3 günde · 5/10 puan

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu ve benzeri kitapları on sekiz yaş altı okumasın! Onlara sıkıcı gelir ve yarıda bırakırlar. Buna verebileceğim en güzel örnek Suç ve Ceza. Kitabı ilk okuduğumda yarıda bırakmışdım ve hiçbir şey anlamamışdım. Bunun gibi olan bir çok kitap var. İşin sırrı yaşda.

Kitabın tek kişi ağzından yazılması (Ahmet Cemil) kitabı daha çok sıkıcı kılmışdı. Ayrıca olaya dahil edilen kişi sayısı çok azdı. Yani farklı bir deyişle kişiler basit ve basit olay örgüsünde kurgulanmışdı:( Bu da az kalsın kitabı yarıda bırakmama neden olacaktı.Ama neyse ki bitirebildim:)

Kitabın beğendiğim tek tatafı hüzünlü sonla bitmesi oldu. (Hüzünlü sonlar favorimdir:)) Ama böyle bir yazardan daha farklı bir kitap beklerdim:( bu beni hayal kırıklığına uğrattı.Bir Reşat Nuri,bir Nazım Hikmet göremedim.Ama ilk batılı anlamdaki roman anlayışını karşılıyor kitap.

İnceleme konusunda yeni olduğum için eksiklerimi maruz görmenizi rica ederim. İnceleme konusunda tereddütlüydüm, bırakmayı düşündüm ama artık böyle düşünmüyorum:) Hatta bir diğer incelememi bile belirledim.NUTUK-MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

handan sarıcaoglu 
20 Kas 2016 · Kitabı okudu · 17 günde · 5/10 puan

Halid ziya nın okuduğum ilk romanı icerisinde fazla eski kelimeler olduğu icinmidir bilmem kitaptan etkilenemedim belkide yoğun vize dönemi olduğu için kitapa alışamadım sevemedim belki ilerleyen zamanlarda açıp bir daha okurum.

Aslı 
23 Nis 23:01 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 8/10 puan

İnsanın tüm neşesini çalıp bedbahtlığa karamsarlığa sürüklüyor resmen. Okurken Ahmet Cemil'in boğazına yapışmak isteğinden alamıyorsunuz kendinizi.
Dile, üsluba, anlatıma diyecek birşey yok.

Mustafa KUVA 
15 Ağu 16:19 · Kitabı okudu · 29 günde · Beğendi · 7/10 puan

Bir arkadaşım bu kitabı dönemin başında öğretmen tavsiyesi üzerine alıp çantasında gezdiriyordu.Bir gün bunu etrafındakilere komiklik olsun diye anlatırken kitabın bu haline üzülüp ondan okumak için izin aldım.Eser o dönem için fazlasıyla anlamadığım kelimelerle dolu olmasına rağmen cümlelerin sonunda beyin boşlukları bir şekilde dolduruyor bu konuyu çok problem etmemek gerekir zannımca.Ahmed Cemil'in ince ruhunun sonuçları üzerinde dönen kurgu oldukça kasvetlidir.Kitapta neredeyse olumlu sonuçlara rastlanılmaz.İnsanın kayıpları ve her kaybın daha fazla kayba yol açması şeklinde sürer.Babasının ölümünden sonra Ahmed Cemil ve ailesi sürekli bir çöküş içerisindedir.En büyük rüyası iyi bir yazar olmaktır bunun için bir eser bile oluşturmaya başlamıştır.Hayatta tutunduğu diğer şey ise arkadaşının kardeşi olan Lamia'dır.Ona karşı platonik bir aşk beslemektedir.Fakat Lamia bir subayla nişanlanıp kayıplar listesine eklenmiştir.Kız kardeşi evlendiği adam tarafından şiddete maruz kalıp çocuğunu düşürüp ölmüştür.Ahmed Cemil tüm bu olup biteni sadece seyre dalmıştır.Bu derin seyirden uyandığında ise artık tutunacak tek bir dalı annesi kalmıştır.Tüm hayallerini üzerinde çalıştığı eserleri yakarak kaybettiğini sembolleştirir.Mavi gökyüzü siyaha dönüşmüştür.Artık yaşama dair her şey karanlık olmuş ve tüm hayallerinden ya da kayıplarından bir gemiyle uzaklaşırken belkide ufak bir umuda yelken açmıştır.Servet-i Fünun'cuların duygusal yapısı ve karamsar özleri eserde vücut bulmuştur.

evrim 
14 Ağu 23:35 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Aman Yarabbi..!
Sevmek bu muydu?
İnsanı sanki bir mengene içine sıkıp da birisinin ayakları altına ezik, bitik, can çekişerek atmak isteyen bu öldürücü şey, sevmek bu muydu?

DERYA 
20 Mar 23:40 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Türk edebiyatının batılı anlamdaki ilk eseri olmasından dolayı önemli...dili oldukça ağır...dönemini düşünürsek bu gayet normal...mai hayatın olumlu yönleri siyah olumsuz yönleri temsil ediyor...okunması gereken eserlerden...

Ferah 
29 Mar 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

En büyük hayali tanınmış bir edebiyatçı olmak ve sonrasında Lamia ile evlilik olan Ahmet Cemil'in hayal ve ümitlerinin yanı sıra hayal kırıklıkları,hayatın gerçeğinin sorgulanışının romanı...

5 /

Kitaptan 65 Alıntı

"İnsan, üzüntülü ve sevinçli zamanlarında, kalbinin dayanamayacağından fazlasını duyarlı bir kalple bölüşmek ister…."

Mai ve Siyah, Halid Ziya UşaklıgilMai ve Siyah, Halid Ziya Uşaklıgil
Apollo 
17 Haz 17:07 · Kitabı okudu · İnceledi · 5/10 puan

"Sen kocanı bir kadının sevmesi lazım geldiği gibi sevmiyorsun.Kinle..."Biraz durarak, gülerek ilave etti:"Hatta fazla aşkla seviyorsun..."

Mai ve Siyah, Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 262)Mai ve Siyah, Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 262)
Apollo 
15 Haz 15:11 · Kitabı okudu · İnceledi · 5/10 puan

"Bilseniz, şiirin nasıl bir dile muhtaç olduğunu bilseniz!Öyle bir dil ki...Neye benzeteyim,bilmem...Konuşan bir ruh kadar güzel olsun,bütün kederlerimize,neşelerimize,düşüncelerimize,o kalbin bin türlü inceliklerine,fikrin bin çeşit derinliklerine,heyecanlara,öfkelere tercüman olsun;bir dil ki bizimle beraber güneşin batışının üzüntülü renklerine dalsın düşünsün,bir dil ki ruhumuzla beraber bir yas tutmanın ümitsizliğiyle ağlasın.Bir dil ki sinirlerimizin heyecanına arkadaşlık ederek çırpınsın...

Mai ve Siyah, Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 14)Mai ve Siyah, Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 14)
Buse Suci 
29 Tem 12:39 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Fakat sen her şeyden evvel kendi hayatını düşünmekle yükümlüsün.

Mai ve Siyah, Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 345)Mai ve Siyah, Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 345)

Aman Yarabbi! Sevmek bu muydu? İnsanı sanki bir mengene içinde sıkıp da birisinin ayakları altına ezik, bitik, can çekişerek atmak isteyene bu öldürücü şey, sevmek bu muydu?

Mai ve Siyah, Halid Ziya UşaklıgilMai ve Siyah, Halid Ziya Uşaklıgil
Apollo 
 15 Haz 21:08 · Kitabı okudu · İnceledi · 5/10 puan

Öyle bir şey yazmak istiyorum ki yukarı bakılsa mai ve daima mai; aşağı bakılsa siyah daima siyah...

Mai ve Siyah, Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 48)Mai ve Siyah, Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 48)
Buse Suci 
25 Tem 18:12 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Musibet insanları en ziyade ümide sarıldıkları zamanlarda zedelemekten haz alır.

Mai ve Siyah, Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 64)Mai ve Siyah, Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 64)

Kitapla ilgili 4 Haber

Türk Edebiyatının En İyi 100 Romanı Yeniden Belirlendi!
Türk Edebiyatının En İyi 100 Romanı Yeniden Belirlendi! Eleştirmenler, yazarlar, akademisyenler, edebiyat öğretmenleri ve yayıncıların oluşturduğu 100 kişilik jüri ekibiyle Hürriyet Pazar eki ‘Türk Edebiyatının Gelmiş Geçmiş En İyi 100 Romanı’nı yeniden belirledi.
Halid Ziya Uşaklıgil’in unutulmaz başyapıtı Ferdi ve Şürekâsı
Halid Ziya Uşaklıgil’in unutulmaz başyapıtı Ferdi ve Şürekâsı Ferdi ve Şürekâsı, hem orijinal metniyle hem de günümüz Türkçesiyle Can Yayınları tarafından yeniden basıldı.
“Mai ve Siyah” günümüz Türkçesiyle ve açıklamalı orijinal metinle yayımlandı.
“Mai ve Siyah” günümüz Türkçesiyle ve açıklamalı orijinal metinle yayımlandı. Halid Ziya Uşaklıgil’in ölümsüz eseri “Mai ve Siyah” günümüz Türkçesiyle ve açıklamalı orijinal metinle iki kitap olarak Can Yayınları tarafından yayımlandı.