Makinelerin Alacakaranlığı Makaleler

0,0/10  (0 Oy) · 
1 okunma  · 
1 beğeni  · 
423 gösterim
Makinelerin Alacakaranlığı, uygarlık krizini ve bu krizden çıkış yollarını ele alan çeşitli makalelerden oluşmaktadır. Gelecekteki İlkel adlı kitabından aşina olduğumuz John Zerzan, bu çalışmasında savaş, toplumsal cinsiyet, kent, gürültü, sembolik kültür gibi uygarlığı yaratan temelleri tek tek ele alıyor. Böylece bizi, çağdaş yaşamın vazgeçilmez bileşenleri olarak kabul edilen bu olgulara yeniden bakmaya, ve bu alacakaranlıktan çıkışın imkânları üzerine düşünmeye sevk ediyor; önsözde de dediği gibi, "varsayımlar sorgulansın, sohbetler çoğalsın" diye...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2013
  • Sayfa Sayısı:
    184
  • ISBN:
    9789757005346
  • Orijinal Adı:
    Twilight Of Machines
  • Çeviri:
    Rahmi G. Öğdül
  • Yayınevi:
    Kaos Yayınları
  • Kitabın Türü:

Birkaç gün önce Özcan Yüksek Twitter sayfasında ilgi çekici paylaşımlarda bulunmuştu. Ben de zevkle buraya ekliyorum:

https://twitter.com/...s/813482294342254592
https://twitter.com/...s/813482984250757120

Bitkilerin ve hayvanların evcilleştirilmesi, doğaya hükmetme isteği, makineleşme, çılgınca tüketme arzusu, nefes almanın zorlaştığı megapoller ve kısaca uygarlık...Zerzan birçok açıdan ezber bozan bir kitap ortaya koyuyor. Çeşitli makalelerden derlenmiş bu eser, nereden gelip nereye gittiğimizi anlamamız için iyi bir kaynak durumunda.

İletişimimiz çok zayıf; kaygı ve stres daha önce hiç olmadığı kadar yüksek seviyelerde. İşin kötüsü çoğunluk, geldiğimiz noktanın değişemeyeceğine ikna olmuş durumda.Oysa bir zamanlar bunu başarmıştık. Doğayla barışık, paylaşımın, eşitliğin olduğu, örgütsel şiddetin yaşanmadığı günler yaşamıştı atalarımız. Bir gün neden tekrar olmasın?

Kitaptan 7 Alıntı

"Sözde Batı'nın zafer kazandığı bir çağda, bu kadar insan neden kendisini böylesine berbat, yapayalnız, terk edilmiş hissedi­yor?"

Makinelerin Alacakaranlığı, John Zerzan (Sayfa 138)Makinelerin Alacakaranlığı, John Zerzan (Sayfa 138)

İlk kentler, İ.Ö. 4000 civarında Mezopotamya ve Mısır'da ortaya çıktı; yeni bir tarımsal değerler sistemi tarafından yaratılan üretim fazlasını, hakim bir azınlığın ellerine akıt­mak için politik araçların tertip edildiği bir dönemde yaratıl­dı kentler.

Makinelerin Alacakaranlığı, John Zerzan (Sayfa 64)Makinelerin Alacakaranlığı, John Zerzan (Sayfa 64)

Kentsel gerçeklik, esasında iş ve ticaretle ilgilidir; kendi varoluşunu devam ettirmek için dış bölgelerden gelen deste­ğe adeta tamamen bağımlıdır. Bu türden yapay geçimliği garantilemek için kent yöneticileri kaçınılmaz şekilde savaşa başvururlar; savaş, kronik uygarlığın temel gıdasıdır. Stanley Diamond'ın deyişiyle "Cihanda fetih, yurtta baskı", ta başından beri kentlerin belirleyici bir niteliğidir.

Makinelerin Alacakaranlığı, John Zerzan (Sayfa 64)Makinelerin Alacakaranlığı, John Zerzan (Sayfa 64)

Terence Hawkes'e göre "yazının... yeni bir gerçekliğin varlık kazanmasına yol açtığı görülebiliyor"; dil, "kendisi dışındaki bir 'gerçekliğe' yapılan tekil, bütünsel başvurulara izin vermiyor. Dil, sonunda kendi gerçekliğini oluşturuyor" diye de ekliyor Hawkes. Son derece çeşitlilik içeren bir gerçeklik, sınırlı dil tarafından zapt ediliyor; dil, tüm doğayı kendi biçimsel sistemine tâbi kılıyor. Michael Baxandall'ın belirttiği gibi, "Deneyimi kontrol edilebilir paketler halinde basitleştirip düzenleyen kolektif bir girişim olması bakımından bir dil... deneyime karşı girişilen bir komplodur."

Tahakküm ve baskının başlangıcında, uzun zamandır devam eden canlı dünyaya ait zenginliklerin tüketilmesi sürecinin kalkış noktasında, yaşamın akışından son derece düşüncesiz bir ayrılış bulunuyor. Bir zamanlar serbestçe verilen şeyler, artık kontrol ediliyor, bölüştürülüp dağıtılıyor. Feyerabend, "çevrelerini kuşatıp kafalarını karıştıran bolluğu azaltmak" için özellikle uzmanların gösterdiği çabadan söz ediyor.

Dilin özü semboldür. Her zaman bir ikâme. El altında bulunan, kendisini doğrudan bize gösteren şeyin her daim daha soluk bir temsili. Susanne Langer, sembollerin gizemli doğası üzerinde kafa yormuştur: "şâyet 'bolluk' sözcüğünün yerine sulu, olgun, gerçek bir şeftali geçirmiş olsaydık, az sayıda insan sırf sözcüğün içeriğine ilgi gösterecekti. Sembol ne kadar kısır ve vasat olursa, onun semantik/anlamsal gücü de o kadar büyük olur. Şeftaliler, sözcük vazifesi göremeyecek kadar iyidirler; bizler bizzat şeftalilerle çok yakından ilgileniyoruz."

Kuzey Avustralya'da yaşayan Murngin halkı, ad takmaya ve buna benzer diğer tüm dilsel dışsallaştırmalara bir tür ölüm, özgün bir bütünlüğün kaybı olarak muamele ediyor. Tam da bizzat dilin başardığı şey budur. Ernest Jones'ın biraz daha genel hatlarla belirttiği gibi "sadece bastırılmış olan sembolize edilir; sadece bastırılmış olan, sembolize edilmeye gerek duyar."

Makinelerin Alacakaranlığı, John Zerzan (Sayfa 12)Makinelerin Alacakaranlığı, John Zerzan (Sayfa 12)

Dünyasal gelişim ve imparatorluk, ilerleme adına her yerde insanlığı köleleştirip doğayı mahvediyor. Küreselleşme olarak bilinen ezici güç, sermaye ve teknolojinin amansız ve evrenselleştirici sistemi sayesinde neredeyse tüm muhalefe­ti, muazzam direnişi emip bünyesine katmıştır. Nihilizme yaklaşan bir boşunalık duygusu, moderniteye yönelik kaçı­nılmaz bir tepki olarak kabul ediliyor artık: "Her neyse ... " Bu kaderci atmosfer içinde kuramın sefaleti tüm çıplaklığıyla gün gibi ortada. Akademik kitaplıklar, yeni gerçekliklere tes­lim olmayı, uyum sağlamayı salık veren cilt cilt kitaplarla dolu.

Makinelerin Alacakaranlığı, John Zerzan (Sayfa 129)Makinelerin Alacakaranlığı, John Zerzan (Sayfa 129)

Marlene NourbeSe Philip
Tanrı ilk önce sessizliği yarattı: tam, yekpare, bütün. Tüm yaratıklar -erkek, kadın, hayvan, böcek, kuş ve balık- bu ses­sizlikle beraber mutlu bir şekilde hayat sürdüler ta ki bir gün erkek ve kadın birlikte yere uzanıp kendi aralarında ilk sözcü­ğü yaratana dek. Bu durum Tanrı'nın çok gücüne gitti ve söz­cük torbasını öfkeyle dünyanın üzerine silkeleyip, evrenini söz­cük yağmuruna tuttu. Tanrının sözcük hazinesi tüm yaratıkla­rın üzerine sağanak gibi yağdı, eskiden sessizlikten oluşan
bütün, ebediyete dek bozuldu. Tanrı dünyayı sözcüklerle lanet­ledi ve bundan sonra erkek ve kadın, başlangıçtaki sessizliğe geri dönmek için sonsuza dek mücadele edecekti.

Makinelerin Alacakaranlığı, John Zerzan (Sayfa 18)Makinelerin Alacakaranlığı, John Zerzan (Sayfa 18)