Maldoror'un Şarkıları

9,1/10  (16 Oy) · 
26 okunma  · 
12 beğeni  · 
1.324 gösterim
Maldoror'un Altıncı Şarkısı'nı okuyunca kendi yapıtlarımdan utandım."
-Andre Gide-

"Maldoror'un birazcık tadına bakınca, bütün şiir yavanlaşıyor."
-Louis Aragon-

"Lantreamont'u açın! Bütün edebiyat şemsiye gibi tersine döner."
-Francis Ponge-

"Maldoror'un Şarkıları olmasaydı Fransız kültürü eksik ve tamamlanmamış kalırdı."
-Marcelin Pleynet-

Comte de Lautreamont (Isidore Ducasse, 1846-1870) yirmi iki yaşında "Maldoror'un Şarkıları" ile şiirin klasik söylemini tamamen değiştirdi ve iki yıl sonra öldü. Üstgerçekçi (sürrealist) şairler tarafından keşfedilinceye kadar elli yıl şiirin yeraltı dünyasında yaşadı. Özgürleşen şiirsel söylemin yalvacı olan Lautreamont, şiirin ve edebiyatın insanı (yüzü ve tersi olarak) bütünlüğü içinde yansıtabileceğini kanıtladı. Kurulu düzene başkaldırının ve "hapishane dil"e karşı ayaklanma çığlığının simgesi oldu.

Comte de Lautreamont üstgerçekçilik, psikoanaliz ve kendini araşıtrıan yazının öncüsüdür; bilincin ve bilinç ötesinin sınırlarının şairidir.

Hiçbir şair çağının siyasal ve Tanrısal iktidarını, toplumsal düzenini Lautreamont/Ducasse kadar acımasızca eleştirmemiş, onunla alay etmemiş, bir çorap gibi tersine çevirmemiştir.

"Denizin bütün suyu düşünsel bir kan lekesini yıkamaya yetmez!"

"Doğmuş olmaktan daha büyük bir lütuf tanımıyorum!"
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2008
  • Sayfa Sayısı:
    313
  • ISBN:
    9789759169572
  • Orijinal Adı:
    Les Chants De Maldoror
  • Çeviri:
    Özdemir İnce
  • Yayınevi:
    Kırmızı Yayınları
  • Kitabın Türü:
Sade-ce Kitap 
12 Ara 2013 · Kitabı okudu · 10/10 puan

umutla bağdaşmaz acı.Bu acı ne denli büyük olursa olsun,yüz arış daha yukardadır umut.öyleyse,rahat bırakın beni araştırıcılarla,kahrolsun ustalıklar,kahrolsun gülünç kancık köpekler,numaracılar,gösteriş meraklıları !umudunu keser,acı çeken ve bizi saran gizemleri teşrih masasına yatıran.kaçınılmaz gerçekleri tartışan şiir daha az güzeldir tartışmayandan.aşırı kararsızlıklar,yararlanılamayan yetenek,zaman yitirme:hiçbir şeyi denetlemek kolay olmayacak artık

solsoledo 
09 Ara 2016 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 10/10 puan

O dönemde tanrıyı bir uyuz köpek avatarında yeryüzüne inmiş şekilde anlatmak kadar cesurca bir şey var mıdır, diğer her cesurca girişimini bir kenara koyduktan sonra Lautreamont'un? Okuması ve kavraması zor bir kitaptır, 21.yy. insanı ancak okuyup anlamadığı alıntıları paylaşmaktan öteye gidemez...

Gizem Şahin 
30 Oca 17:43 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Kitabı okurken hiçbir yere tutunmayın, aldığınız darbelerin sizi sarsmasına (bazen kafanıza gezegen fırlattığı bile oluyor!) izin vermeyecekseniz hiç başlamayın derim...

Ümit güder 
27 Tem 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Yerden bir darağacı yükseliyordu ; kolları arkasına bağlı adam,saçlarından asılmıştı bir metre yukarıya.acılarını çoğaltmak amacıyla ve kollarının bağlanmasından başka ne olursa olsun onu daha fazla istesin diye ,serbest bırakılmıştı ayakları .asılmanın ağırlığıyla alnın derisi öyle gerilmişti ki ,koşul gereği doğal görünümünü yitiren yüzü ,bir sarkıntın taşımsı oluşumuna benziyordu.üç gündür çekiyordu bu işkenceyi .haykırıyordu "kollarımı çözecek kimse yok mu ?saçlarımı çözecek kimse yok mu ? Saçlarımın kökünü başımdan giderek daha çok ayırmaktan başka bir işe yaramayan devinimler yüzünden parçalanıyorum ; uyumama engel olan başlıca nedenler susuzluk ve açlık değil .bir saatten fazla yaşamam olanaksız .ne olur biri sivri bir taşla parçalasın Boğaz'ımı !" Her sözcükten önce ve sonra şiddetli haykırışlar duyuluyordu.bulunduğum çalılığın arkasından fırladım ve tavandan sarkan kuklaya yada domuz yağına yöneldim .ama ,birden ,oynayarak iki sarhoş kadın çıktı karşı yönden ,birinin elinde bir çanta ve iki kurşun kirişli kamçısı varı ; ötekinin elinde katran dolu bir fıçı ve iki fırça .rüzgarda bir yırtık perde parçaları gibi savruluyordu daha yaşlı olanın saçları ve bir gemi kıç güvertesine vuran orkinos gibi birbirine çarpıyordu ötekinin topukları .öylesine kara,öylesine güçlü bir yalımla parlıyordu ki gözleri ,bu iki kadının benim soyumdan olduklarına inanamadım ilkin.sel hızıyla geliyordu iki kadın ; kuşağımı yere dayayınca ,yürüyüşlerinin heyecanlı sarsıntısının sesini açık seçik algıladım.darağacının altına varınca ,birkaç dakika havayı kokladılar ,buralarda hiçbirşeyin değişmemiş olduğunu anlayınca ,gülünç el kol hareketleri ile ,deneyimlerinden kaynaklanan büyük şaşkınlıklarını dile getirdiler .dileklerine uygun olarak ,gerçekleşmemişti ölüm.biri dedi : " hala soluk almam mümkün mü senin ? Hayat acımasız sevgili kocacığım ." İkincisi yanıtladı " demek ölmek istemiyorsun ,ey benim güzel oğlum ? Akbabaları korkutmayı Nasıl becerdin ? Gerçekten de çok zayıf düştü vücudun ! Bir fener gibi sallanıyor Meltem'de " her biri bir fırça alıp asılmışın vücudunu katrana buladı ...her biri bir kırbaç alıp kolunu havaya kaldırdı ...
İki saate yakındır yaptıkları jimnastik çalışmalarına bilerek son verdiler ve içinde geleceğe yönelik bir gözdağı saklayan sevinçle oradan ayrıldılar.donul gözlerle benden yardım isteyene doğru yürüdüm ve kollarını çözdükten sonra ,bir makasla saçlarını kestim .bana anlattığına göre ,bir akşam onu odasına çağırmış annesi ,geceyi kendisiyle yatağında geçirmesi için soyunmasını buyurmuş,bunu üzerine odadan kaçmış Adam,ayrıca kocasının vücudunu kocakarının tutkularına teslim ederek ödüllendirilmeyi umut eden karısının da öfkesine hedef olmuş ,aralarında düzen kurup ,ıssız bir yerde önceden hazırlamış oldukları bir darağacına asmışlar adamı.ve onu bütün yoksunlukların ve bütün tehlikelerin kucağına atıp yavaş yavaş ölmeye bırakmışlar.bayıldığı için onu en yakın kulübeye taşıdım ve yaralarını tımar etmeleri için yükümü kendilerine teslim ettikten ve onlardan ,sanki kendi oğullarıymış gibi en sıcak sevgilerini zavallıdan esirgemeyecekleri sözünü aldıktan sonra çiftçilerin yanından ayrıldım.
Maldoror'un şarkıları - lautreamont

cansu tekcan 
22 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 8/10 puan

beraber şarkılar söyledik ama neşeli olmayan şarkılar. ben bu topluma ait değilim ancak bu kadar güzel söylenirdi. ağır, yorucu ama güzel.

Kitaptan 32 Alıntı

Çoğu zaman düşünmüşümdür, hangisini bulgulamak daha kolay diye: Okyanusun derinliğini mi yoksa derinliğini mi insan yüreğinin?

Maldoror'un Şarkıları, Comte De LautréamontMaldoror'un Şarkıları, Comte De Lautréamont

Bana benzeyen bir insan arıyordum, ama bulamıyordum. Bütün köşe bucaklarını arayıp taradım yeryüzünün; boşunaydı direnmem. Yalnız kalamıyordum bununla birlikte. Kişiliğimi onayan biri olmalıydı; benim gibi düşünen biri olmalıydı.

Maldoror'un Şarkıları, Comte De Lautréamont (Sayfa 109)Maldoror'un Şarkıları, Comte De Lautréamont (Sayfa 109)
Gizem Şahin 
31 Oca 12:17 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Güçlü olmalısın; çünkü bir üstinsan yüzün var. Evren gibi hüzünlü, intihar gibi güzel...

Maldoror'un Şarkıları, Comte De Lautréamont (Sayfa 64 - Kırmızı Yayınevi)Maldoror'un Şarkıları, Comte De Lautréamont (Sayfa 64 - Kırmızı Yayınevi)
Sade-ce Kitap 
12 Eyl 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Yaşamım boyunca, istisnasız hepsi de budalaca işler yapan dar omuzlu insanlar gördüm ve çoğu türdeşlerini şaşkına çevirip ruhları türlü şekilde baştan çıkarırlardı. Eylemlerine gerekçe olarak "ün"ü gösterirler. Onları görünce herkes gibi gülmek istedim ben de; ama böylesine tuhaf bir öykünme olanaksızdı benim için. Keskin ağızlı bir bıçak aldım, dudaklarımın birleştiği yerlerde etimde yaralar açtım. Amacıma ulaştığımı sandım bir an. Kendi elimle yara açtığım bu ağıza baktım aynada! Bir yanılgıydı! İki yaradan akan kan, gerçekten başkalarının gülüşü olup olmadığını anlamama engel
oluyordu aslında. Ama, bir süre karşılaştırma yaptıktan sonra, gülüşümün insanların gülüşüne benzemediğini gördüm, yani gülmüyordum ben, gülüşüm yoktu benim. Çirkin suratlı, gözleri karanlık gözevlerine gömülmüş insanlar gördüm; kayanın sertliğini, dökme çeliğin katılığını, köpekbalığının kan dökücülüğünü, gençliğin küstahlığını, canilerin mantıksız öfkesini, iki yüzlülerin ihanetlerini, en olağanüstü oyuncuları, rahiplerin kişilik gücünü ve dışardan bakınca en içe kapalı, dünyaların ve göklerin en soğuk yaratıklarını aşıp geride bırakmışlardı; ahlâkçılar bitkin düşmüştü, yüreklerindekini görmeye, Tanrı'nın amansız öfkesini başlarına yağdırmaya çalışırken. Hepsini bir arada gördüm; kimi zaman, belki de bir cehennem cini tarafından kışkırtılmış, dondurucu bir sessizlikte gözlerine hem yakıcı hem kinli bir pişmanlık acısı sıvanmış durumda, annesine daha şimdiden başkaldıran bir çocuk benzeri en sıkı yumruklarını havaya kaldırdıklarını, bağırlarının gizlediği o alabildiğine adaletsiz ve
dehşet yüklü, tutkulu ve düşman düşüncelerini ortaya çıkarma yürekliliğini gösteremediklerini ve bağışlayıcı Tanrı'yı merhametten kederlendirdiklerini gördüm; kimi zaman, günün her anında, yediden yetmişe insanlara, soluk alan her şeye, kendilerine ve Tanrı'ya karşı mantıksız ve akıl almaz lânetler yağdırırlarken, kadınları ve çocukları kötü yola düşürürlerken, vücudun edep yerlerini kirletirlerken gördüm onları. O zaman, sularını yükseltir deniz, tekneleri dipsiz derinliklerinde yutar; kasırgalar ve depremler yerle bir ederdi evleri; veba, türlü türlü hastalıklar kırıp geçirirdi yakaran ailelerini. Ama insanlar anlamaz bunları. Yeryüzündeki davranışları yüzünden utançtan kızarırken, sararırken de gördüm onları; ama pek ender. Kasırgaların kız kardeşi fırtınalar; güzelliğini kabul etmediğim mavi gökkubbe; yüreğimin imgesi iki yüzlü deniz; bağrı gizemli dünya; öteki gezegenlerin halkları; bütün evren; onu cömertçe yaratan Tanrı, sana yakarıyorum: İyi bir insan göster bana!.. Lûtfun on katına çıkarsın doğal güçlerimi; çünkü, bu canavarı görünce şaşkınlıktan ölebilirim: Daha azı için bile ölünebilir.

Maldoror'un Şarkıları, Comte De LautréamontMaldoror'un Şarkıları, Comte De Lautréamont
Duygu mamat 
 20 Nis 19:29 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Simdi bitti artik coktandir coktandir kimseyle bir sey konusmuyorum. Ey siz kim olursaniz olun yanimda oldugunuz zaman hic titresmesin ses telleriniz devinimsiz girtlaginiz bulbulu bastirmaya kalkismasin ve siz de dil araciligiyla bana ruhunuzu tanitmayi kesinlikle denemeyin.

Maldoror'un Şarkıları, Comte De LautréamontMaldoror'un Şarkıları, Comte De Lautréamont
Gizem Şahin 
31 Oca 12:02 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

İyileşmem için ne kadar zaman gerektiğini anlatmayacağım sana. Beklemediğim bu ihanetin, bende ölmek isteği uyandırdığını bilmen yeter...

Maldoror'un Şarkıları, Comte De Lautréamont (Sayfa 215 - Kırmızı Yayınevi)Maldoror'un Şarkıları, Comte De Lautréamont (Sayfa 215 - Kırmızı Yayınevi)
Mutfaktaki Sarı Bez 
14 Ara 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Şimdi, bitti artık,çoktandır,çoktandır kimseyle bir eşy konuşmuyorum.Ey siz kim olursanız olun, yanımda olduğunuz zaman hiç titreşmesin ses telleriniz:devinimsiz gırtlağınız bülbülü bastırmaya kalkışmasın:ve siz dil aracılığıyla bana ruhunuzu tanıtmayı kesinlikle denemeyin.

Maldoror'un Şarkıları, Comte De LautréamontMaldoror'un Şarkıları, Comte De Lautréamont
Gizem Şahin 
31 Oca 12:24 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Bu gelip geçici yaşamdan kurtulunca, sonsuzluk boyu birbirimize karışalım istiyorum. Bir tek varlıkta buluşmak istiyorum, ağzım üzerinde ağzının. Ne var ki, bu şekilde tamamlanmayacak cezam.. Şimdi, sen parçalayacaksın beni, bir an bile durmadan. Dişlerinle, tırnaklarınla. Gövdemi güzel kokulu çiçeklerle donatacağım, bu günah ödeme töreni için ve ikimiz birden can çekişeceğiz. Ben; parçalandığım için, sen; parçaladığın için beni. Ağzım, üzerinde ağzının...

Maldoror'un Şarkıları, Comte De Lautréamont (Sayfa 39 - Kırmızı Yayınevi)Maldoror'un Şarkıları, Comte De Lautréamont (Sayfa 39 - Kırmızı Yayınevi)
Gizem Şahin 
31 Oca 12:15 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Bir mercan adaları kuşağına sıkışmış bir göl gibi, zekamızın sınırları içinde kapatılmış olan insan ve ben, kötü yazgı ve mutsuzluğa karşı kendimizi savunmak için güçlerimizi birleştirmek yerine, sanki birbirimizi kılıçla yaralamışız gibi öfke içinde titreyip ters yönlere saparak birbirimizden ayrıldık!

Maldoror'un Şarkıları, Comte De Lautréamont (Sayfa 156 - Kırmızı Yayınevi)Maldoror'un Şarkıları, Comte De Lautréamont (Sayfa 156 - Kırmızı Yayınevi)
4 /