Malik Aksel - Masal ve Resim

·
Okunma
·
Beğeni
·
18
Gösterim
Adı:
Malik Aksel - Masal ve Resim
Yazar:
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
520
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055147822
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Malik Aksel güçlü bir ressam ve seçkin eğitimci olduğu kadar, ironik bir üslûba sahip ve kuvvetli bir yazardı da... Ülkemizde onun kadar çok yazan ressam azdır. 1933 yılında Varlık dergisinin 1 Nisan 1933 tarihli ikinci sayısındaki “Türk Resim Sanatı” başlıklı ilk yazısıyla başlayan yazarlığı, ressamlığıyla birlikte ömrünün sonuna kadar devam etti. Malik Aksel, onlarca gazete ve dergide sanat, folklor, İstanbul hayatı ve kültürü üzerine yüzlerce yazı kaleme almış, bunlardan bir kısmını Sanat ve Folklor ve İstanbul’un Ortası isimli kitaplarında değerlendirmişti. Masal ve Resim, bu kitaplara girmemiş yazılarının büyük bir kısmını ihtiva ediyor. “Türk Resim Sanatı”, “Yeni Hayaller, Yeni Şekiller”, “Masal ve Resim”, “Bir Yılbaşı Gecesi”, “Eski ve Yeni İstanbul” ve “Plastik Düşünce” başlıklarıyla altı bölüm hâlinde tasnif edilen yazılar, Malik Aksel’in kendine has eleştiri dilinin ve üslûbunun gelişme seyrini gösterirken, döneminin sanat ortamı ve anlayışına da ayna tutmaktadır. Beşir Ayvazoğlu tarafından yayına hazırlanan ve Masal ve Resim’le tamamlanan Malik Aksel Külliyatı’nın sanat ve kültür dünyamıza büyük bir katkı olduğuna inanıyoruz.

(Tanıtım Bülteninden)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Tarihte her inkılâptan sonra o inkılâbı yaşatan ve canlandıran bir sanat meydana gelmiştir. Fransa büyük ihtilâli, tarihinden ziyade resimlerle yaşıyor. Keza Rus İnkılâbı da yeni Rus sanatının en büyük ilham membaıdır. Bu cereyanlardan ayrı kalmamız orijinal bir sanatımız olmadığına delâlet eder. Gözümüzü hariçten ziyade memlekete çevirmeliyiz ki sanatımızda millî karakterimiz görünsün.
Türk resim sanatında bir Rönesans'ın doğuşunu beklemek Cumhuriyet ve inkılâbın en büyük haklarındandır.
Sanatkâr ne kadar kuvvetli olursa olsun başka bir muhite gözünü çevirdiği zaman eserlerinde muhakkak bir yabancılık ve ca'liyet görünür. Van Gogh'un dediği gibi, Delacroix, şarka ait resimlerinde hiçbir zaman samimi olamamış ve hiçbir zaman hakikî şarkı gösterememiştir.
Kolektif
Sayfa 17 - Kapı Yayınları
Türkler sanem, put denilen heykellere ''sin'' derlerdi. Sin mezar mânâsına geliyordu. Eskiden en çok heykeller mezarlarda bulunurdu. Bunlar Yunan Tanagraları gibi topraktandı. Eski Türkler askerlerin mezarları üzerine öldürdükleri düşmanların heykellerini dikerlerdi.
Bazı batı ar (Malik Aksel'in kullanımı ile sanat) tarihleri şarklıların ve Türklerin menazır bilmediklerini ifade ederler. Bu hiçbir zaman doğru değildir. Evvela doğu ülkeleri batı ülkeleri kadar realist olmamışlardır. Güzel arların değdiği noktada mistik bir koku hissedilir. Şarklının göze ve göz bilgisine inanı yoktur. Doğru bir değneğin su içinde kırık göründüğü gibi.
Eski Mısırlılarda güzelin maddî bir ölçüsü vardı. Boyun yirmi bir parmak olması, omuzların, kalçanın, ayakların muayyen nispetleri ihtiva etmesi icabederdi. Hattâ duruşların bile tespit edilmiş ölçülere uyması şart idi.
Yunanlılar bir güzelin boyunun 7-8 baş uzunluğunda olması ve azaların birbirine nispetleri hakkında kati kaideler bile vazetmişlerdi.
Ay çehreler, uzun ve büyük gözler, küçük ağızlar ince narin burunlar, düz saçlar resim, heykel ve şiirde Türk zevkini temsil ettiği gibi Turfan, Hoço'da çıkan freskolarda mavi göz ve sarı saçlı Türk figürleri Türkleri Moğollardan tamamıyla ayırır. Irkların adem-i müsavatı nazariyesini kuran Gobineau da bütün şark edebiyatının Türklerin güzelliğinden bahsettiğini, bunları Moğol zümresine dâhil etmenin hata olduğunu kaydediyor. Türk istilâlarından sonra Arap, İran, Suriye'deki resimlerde Türk çehreleri tamamıyla bariz ve aşikârdır. Uzun bir devir Türk tipleri, figürleri şark sanatında güzellik olmuştu.
Bir güzelden bahsedilince ''tasvir gibi'' sözleri hatıra gelir. Bu kelimeler şarkta ekser Türkler hakkında kullanılırdı.
''Türk-i Felek'' de güzellikten kinaye Zühal'e alem olmuştur. Hafız bile ''Eğer Şiraz Türk'ü bana gelirse ben onun bir esmer benine Semerkand ile Buhara'yı veririm'' demiştir.
Netice itibariyle eser; imza, arma, bayrak gibi işaretler koymadan millî mahiyeti gösterdiği takdirde o eser millî ve mahallî (öz) bir eserdir.
Kolektif
Sayfa 18 - Kapı Yayınları
Her millette dinî bir mahiyet alan ejder itlafı Türklerin izerlerine (eser), arına da girmiştir. Bu muhayyel canavar çok defa fenalığın timsali olarak bilhassa masallarda ağzından ateş çıkar, nefesi çekici, bazan da yedi başlı yılan şeklinde tahayyül edilirdi. Çinliler gibi Türkler de pek çok ejder resimleri yapmışlardır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Malik Aksel - Masal ve Resim
Yazar:
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
520
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055147822
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Malik Aksel güçlü bir ressam ve seçkin eğitimci olduğu kadar, ironik bir üslûba sahip ve kuvvetli bir yazardı da... Ülkemizde onun kadar çok yazan ressam azdır. 1933 yılında Varlık dergisinin 1 Nisan 1933 tarihli ikinci sayısındaki “Türk Resim Sanatı” başlıklı ilk yazısıyla başlayan yazarlığı, ressamlığıyla birlikte ömrünün sonuna kadar devam etti. Malik Aksel, onlarca gazete ve dergide sanat, folklor, İstanbul hayatı ve kültürü üzerine yüzlerce yazı kaleme almış, bunlardan bir kısmını Sanat ve Folklor ve İstanbul’un Ortası isimli kitaplarında değerlendirmişti. Masal ve Resim, bu kitaplara girmemiş yazılarının büyük bir kısmını ihtiva ediyor. “Türk Resim Sanatı”, “Yeni Hayaller, Yeni Şekiller”, “Masal ve Resim”, “Bir Yılbaşı Gecesi”, “Eski ve Yeni İstanbul” ve “Plastik Düşünce” başlıklarıyla altı bölüm hâlinde tasnif edilen yazılar, Malik Aksel’in kendine has eleştiri dilinin ve üslûbunun gelişme seyrini gösterirken, döneminin sanat ortamı ve anlayışına da ayna tutmaktadır. Beşir Ayvazoğlu tarafından yayına hazırlanan ve Masal ve Resim’le tamamlanan Malik Aksel Külliyatı’nın sanat ve kültür dünyamıza büyük bir katkı olduğuna inanıyoruz.

(Tanıtım Bülteninden)

Kitap istatistikleri