Manevi Rehberlik ve Ben Ötesi Psikololisi Üzerine Paylaşımlar

·
Okunma
·
Beğeni
·
55
Gösterim
Adı:
Manevi Rehberlik ve Ben Ötesi Psikololisi Üzerine Paylaşımlar
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752562011
Orijinal adı:
Shared Sacred Stories
Çeviri:
Ömer Çolakoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaknüs Yayınları
Bu kitapta çok çeşitli dinî ve kültürel geleneklerden gelen ve alanında otorite kabul edilen şahsiyetler, manevî rehberlik konusundaki bilgi ve birikimlerini okuyucuyla paylaşıyorlar. Yazarların birçoğu hem psikolog hem de manevî rehberdir; böylece kitap geleneksel psikoloji ile maneviyatı bir noktada kesiştiren uygulamalara da ışık tutmaktadır.
İlk defa Carl Jung tarafından ortaya atılan benötesi kavramına dayanan benötesi psikolojisi; psikotik hallerden uyumsuz davranışlara ve ilhamatın zirvelerinden muhtelif manevî tecrubelere kadar uzanan bir denklem içerisinde, bütün bir insan olma tecrübesinin tetkikine adanmış bir alandır. Bu alan maneviyatı, insan tecrübesinin çok kuvvetli bir boyutu olarak tanır. Benötesi nokta-i nazarından bakacak olursak manevî rehberlik, ruhu gıdalandırır ki ruhu beslemek, kimsenin, yerine başka bir şey ikame edemeyeceği bir ihtiyaçtır.
Bütün dinlerde ve manevî geleneklerde var olan manevî rehberliğin kökleri, kadîm zamanlara uzanır. Bütün büyük din âlimleri aynı zamanda birer manevî rehberdir.
Üsküdar'da Kaknüs yayınevinde rafları tararken adıyla hemen ilgimi çeken bir kitap oldu. Kitabın bu alanda bir ilk olduğu söyleniyor. Orjinal adı "Shared Sacred Stories" (Paylaşılmış Kutsal Hikâyeler) olup ve Manevi Rehberliğin Kalbi isimli bir konferanstaki sunumlardan oluşuyor. Yani 1 değil 15 yazar var karşımızda; psikiyatr, klinik ve sosyal psikolog, manevî rehber, inziva uzmanı (değişik bir meslek :) ), papaz, rahip, haham...

İlk kısımda Benötesi Psikoloji Enstitüsünün kurucusu, bir psikoloji profesörü ve aynı zamanda bir Halveti-Cerrahi tarikat önderi olan Dr. Robert Frager bizi karşılıyor. Benötesi psikolojisinin ne olduğu, ne olmadığı, kalbin manevî mertebeleri (Sadr, Kalp, Fuad, Ahfa) ve Nefs mertebelerinden (Emmâre, Levvâme, Mülhime, Mutmainne, Radiyye, Mardiyye, Sâfiye) - (6 tane değil miydi bunlar?) kısaca bahsediyor. Bu mertebeler daha detaylı işlenebilirdi; bir üst mertebeye geçmek için her mertebede neye dikkat etmek gerekir, mertebe düşmek mümkün müdür gibi birçok soru cevapsız olarak kaldı bende. Ek olarak kendi tarikat veya manevî rehberlik tecrübesinden hiç bahsetmemesini yadırgadım açıkçası. Zira kitabın geri kalan kısmı bu şekilde manevî rehberlik deneyimlerinden oluşuyor.

Evsizlere grup terapisi ve sıcak kahve imkanı sunan manevî rehber, yine evsizlerle çalışan rahibe, madde bağımlılarına gönüllü rehberlik eden Cizvit gönüllüsü, terminal dönem hastalara son günlerinde hayat muhasebesi ve manevî arkadaşlık eden papaz, şaman geleneği, kızılderili geleneği, yoga çeşitleri ve felsefesi gibi çeşitli manevî geleneklerin aktarımı mevcut. Manevî arayışta olan birisi bu kitabı okursa muhtemelen yoga araştırmasına koyulur, o derece yoğun bir yoga ve meditasyon vurgusu var.

Manevî arkadaşlık kısmında güzel bir tanım yapılmış. Refik (ing: companion), latince ekmek anlamına gelen "panis"ten geliyormuş. Yani refik, kendisiyle ekmeğinizi paylaştığınız kişidir.

Kitap, Psikomanteum (aynaya bakma) diye adlandırılan yas terapisinde yeni bir yaklaşımı tanıtıyor, bu kısım özellikle dikkatimi çekti. Bu yöntemde yakınlarını kaybetmekten dolayı büyük duygusal darbe yemiş insanlar loş ışıklı bir kabinde bir aynanın karşısına rahat bir koltuğa oturtuluyorlar. Ayna, kişinin yüzünü yansıtmayacak bir açıda yerleştiriliyor, sadece karanlığı yansıtıyor. Kişi 45 dakika boyunca kaybettiği yakınını, onunla ilişkisini tefekkür ediyor ve onunla iletişim kurmaya, onun varlığını hissetmeye çalışıyor. Bu yöntemin ikinci safhasını oluşturuyor. Kabinden önceki ilk safhada danışman yakınını kaybeden kişiye "Ölen kimse hakkında neler hissediyorsun?", "Şimdi onunla konuşabilsen neler söylerdin?", "Ona karşı tatmin olmamış veya yarım kalmış olduğunu düşündüğün hislerin neler?" gibi sorular yöneltiyor. Ayrıca ölmüş kimseyle iletişim kurma ihtiyacı, üzüntü, kaybolmuşluk ve suçluluk duyguları gibi 21 maddeden oluşan 7'li likert tarzında bir ölçek de dolduruyorlar. Son safhada kabinde yaşanan deneyim konuşuluyor ve ölçek tekrarlanıyor.

Batıda manevî rehberlik hizmetinin son yıllarda olağanüstü artışı sayılarla ortaya konuluyor. Toplumun artan manevî arayışı ve tam zamanlı bir iş olarak manevî rehberliğin zorluklarına değiniliyor. En basitinden para karşılığı yapılıyor olması, olayın mahiyetine ters geliyor ve zaman zaman bahse konu oluyormuş. Ayrıca manevî rehberin işinin kutsallığını abartması da başka bir problem olarak zikrediliyor.

Dinlerarası diyalog seminerinden çıkmış gibi bir hâle sokan kitabı genel olarak beğendim. Aklımda şu soru kaldı: Kendi inancı içinde yoksullara yardım eden, ibadetini yapan, doğaya saygılı, okumamış, evde çocuklarını büyüten, kendisine hiç İslam tebliğ edilmemiş bir Hindu kadın mı yoksa Müslüman olarak doğmuş, bayramdan bayrama veya cumadan cumaya hariç ibadet etmeyen, çevreyi kirleten, çocuklarını ve karısını döven, kendinden başka kimseye hayrı dokunmayan bir adam mı daha mübarektir? Allah, kendini başka isimlerle tanıyanlara da merhamet eder mi?
Her kim kendi karanlık gölgesini bilinçli bir şekilde kendini bilmenin nûruna maruz bırakır ve gölgesinden çıkan başkalarına yönelik bilinçdışı yansıtmaların kökünü kazırsa dünyayı şekillendirecek nispette büyük bir görev ifa etmiş olur.
Bence her zaman olan şey olacak. Hepimiz görmek istediğimizi ve kendimizi görmeye hazırladığımız şeyi göreceğiz. Daha sonra da şu soruyla karşılaşacağız: Bunu algılayışımızdaki farklılık konusunda ne yapacağız?
Afrikada hamile kadını hipnotik trans haline sokarak bebekle konuşan yaşlılar vardır. Çocuğun annenin sesiyle kendilerine cevap verdiğine inanırlar. Çocuktan iki şey sorarlar: "Adın ne?" ve "Ne yapmaya geliyorsun?"
Gördüğümüz en kötü şeylerde dahi bir anlam ve hikmet aramamızı mümkün kılacak bir manevî görüş sahibi olamadığımız sürece, ölüm döşeğimize en kötü şeylerle ve bunları nefsimize en hoş gelecek şekillerde tevil etmek için kurulmuş iç görüşle varacağız. Önceden bilmemizin münkün olmadığı, Kudret Eliyle yapılan işlere karşı hüsn-ü zan beslemeden geçirilen bir hayatın tek neticesi, ümitsizlik ve zavallılık hâlidir.
Tasavvuf üstatları nefs-i mülhimenin, yani ilâhi ilhama mazhar olmaya başlamış nefsin, en tehlikeli manevî makamlardan biri olduğunu beyan buyurmuşlardır. Ego hâlâ gayet canlıdır ve bu makamda, basiret ve irfanımızı sahiplenmeye kalkışır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Manevi Rehberlik ve Ben Ötesi Psikololisi Üzerine Paylaşımlar
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752562011
Orijinal adı:
Shared Sacred Stories
Çeviri:
Ömer Çolakoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaknüs Yayınları
Bu kitapta çok çeşitli dinî ve kültürel geleneklerden gelen ve alanında otorite kabul edilen şahsiyetler, manevî rehberlik konusundaki bilgi ve birikimlerini okuyucuyla paylaşıyorlar. Yazarların birçoğu hem psikolog hem de manevî rehberdir; böylece kitap geleneksel psikoloji ile maneviyatı bir noktada kesiştiren uygulamalara da ışık tutmaktadır.
İlk defa Carl Jung tarafından ortaya atılan benötesi kavramına dayanan benötesi psikolojisi; psikotik hallerden uyumsuz davranışlara ve ilhamatın zirvelerinden muhtelif manevî tecrubelere kadar uzanan bir denklem içerisinde, bütün bir insan olma tecrübesinin tetkikine adanmış bir alandır. Bu alan maneviyatı, insan tecrübesinin çok kuvvetli bir boyutu olarak tanır. Benötesi nokta-i nazarından bakacak olursak manevî rehberlik, ruhu gıdalandırır ki ruhu beslemek, kimsenin, yerine başka bir şey ikame edemeyeceği bir ihtiyaçtır.
Bütün dinlerde ve manevî geleneklerde var olan manevî rehberliğin kökleri, kadîm zamanlara uzanır. Bütün büyük din âlimleri aynı zamanda birer manevî rehberdir.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Ruh Hekimi

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%100 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0