Manikürlü Eller Almanya’da Elektrik Bobini Saracak Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden Batı Almanya’ya Türk Göçü

·
Okunma
·
Beğeni
·
37
Gösterim
Adı:
Manikürlü Eller Almanya’da Elektrik Bobini Saracak Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden Batı Almanya’ya Türk Göçü
Baskı tarihi:
3 Ağustos 2018
Sayfa sayısı:
324
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053995241
Çeviri:
Fazıla Mat
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Türkiye ile o yıllardaki adıyla Federal Almanya Cumhuriyeti arasında imzalanan işgücü alımı antlaşmasından bu yana ellidört yıl geçti. O günden bugüne onbinlerce Türkiyeli, kadınıyla erkeğiyle yaşamlarını diyar ellerde sürdürdü. Ancak yarım yüzyılı aştıktan sonra bu vatandaşlarımız; bilim dünyamızda yıllardır “Bitmeyen Göç” konusundaki çalışmalarıyla öne çıkmış saygın bir isim olan Prof. Dr. Nermin Abadan-Unat’ın tanımıyla “konuk işçilikten ulus-ötesi yurttaşlığa” geçti. Bu alanda yerli ve yabancı bilim insanları, gazeteciler, yazarlar tarafından yapılmış onlarca araştırma ve kitabın yanısıra edebiyat, tiyatro, sinema gibi alanlarda verilen ürünler, bu büyük hikayenin tüm veçhelerini, değişen siyasi ve toplumsal boyutlarıyla yansıttı; yeni çalışmalarla yansıtmaya da devam ediyor.
İşte Napoli L’Orientale Üniversitesi öğretim üyesi Lea Nocera, işgücü alımının başladığı yıllarda yayınlanmış bir gazete haberinden yola çıkarak, bu büyük serüvenin çok fazla bilinmeyen bir yanını ele aldığı kitabında, o yıllarda ilk kez çalışmaya giden kadın işçilerin “manikürlü elleri” etrafında şekillenen göçmen işçi dünyasını cinsiyet perspektifi açısından irdeliyor. Nocera’ya göre antlaşmanın ilk yıllarında, Alman fabrikalarında “elektrik bobini sarmak” için ülkesinden ayrılan kadın işçiler; büyük şehirlerden gelen ve iyi bir eğitim düzeyine sahip kişiler olup, o yıllarda Batı Almanya’da işçi olmayı kaçırılmayacak bir fırsat olarak görüyordu.
Yazarın özellikle sözlü kaynakların kullanımına, Türk basını ile Alman kurumsal kaynaklara dayalı ayrıntılı bir araştırmayı temel alan bu kitabı, en başlarda gelen göçmen kadınların hikayelerini inceleyerek Türk kadınlarını zayıf, uysal ve çok geri kalmış bir ülkenin simgesi olarak gören basmakalıp düşüncenin Almanya ve Avrupa’da nasıl biçimlendiğini anlatmaya çalışıyor. Lea Nocera’nın toplumsal cinsiyet perspektifiyle ele aldığı bu çalışmasının sonuçları tahlil edildiğinde, çoğu zaman sadece erkekleri ilgilendirdiği düşünülen İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki kitlesel göçlerin bilinmeyen yönleri ile birlikte Avrupalı kimliğinin oluşumuyla, AB ile Türkiye arasındaki karmaşık ilişkinin daha kapsamlı bir tarihi için yeni olgular da ortaya çıkıyor. Lea Nocera’nın bu kitabı sadece Avrupa’da değil, dünyanın diğer anakaralarında da iletişim devrimi ve teknolojik gelişmeyle birlikte bitmeyecek olan göç süreci için çok zengin bir kaynaktır ve uyandırıcı yeni fikirler içermektedir. Kitap, bu yanıyla göçle ilgili çalışmalar yapmaya niyetlenen herkes için vazgeçilmez bir bilgi hazinesidir. Prof. Dr. Nermin Abadan UnatDr.
Gül Hilal
Gül Hilal Manikürlü Eller Almanya’da Elektrik Bobini Saracak Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden Batı Almanya’ya Türk Göçü'ü inceledi.
324 syf.
·22 günde·Puan vermedi
Köy Enstitüleri ile ilgili okuduğum bir kaynakta "Köy enstitüleri projesi devam etse, biz Almanlar size işçi olarak gelirdik." diyordu.

Atatürk'ün bugün hala örnek alınan, yüzyıllar sonra bile örnek gösterilecek olan kalkınma projesini Marshall Planı ile bitirenleri kitabın her sayfasında muhtelif küfürlerle andığımı belirtmek isterim.
Sözde köy kalkınma ve tarımda moderleşme ile köyden kente göç etmek zorunda bırakılan yurttaşlarımızın, işsizlik sebebi ile Almanya'ya göçü, bu zorunlu durumun meydana getirdiği toplumsal süreci, bu ülkelerde gördükleri muamele, hâlâ Almanya ve Avrupa'nın bir çok ülkesine yayılmış belirli eğitim seviyesine sıkışan ne Türk ne Yabancı insanların yaşantısı daha önce okuduğum hiçbir kaynakta bu kadar detaylı incelenmemişti.

Kitabı okudukça Almancılık denen durumun bir pilli radyo, Mercedes araba, tüylü şapka ve bir miktar çikolatayla sınırlandırılamayacak kadar ciddi sonuçları olduğunu görecek; uçak motoru üreten genç Cumhuriyet'tin dışarıdan uçak satın almayı balonlarla kutlayan bir ulusa dönüşümüne şahit olacaksınız.
Sakın şaşırmayın.
Ellili yillarda, Marshall Planı nın yardımları sayesinde de, tarımı modernleştirme politikası uygulanmaya başlandığında, iş arayan binlerce kişi kırsal kesimlerden büyük şehirlere, özellikle de İstanbul'a doğru göç etmeye başlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Manikürlü Eller Almanya’da Elektrik Bobini Saracak Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden Batı Almanya’ya Türk Göçü
Baskı tarihi:
3 Ağustos 2018
Sayfa sayısı:
324
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053995241
Çeviri:
Fazıla Mat
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Türkiye ile o yıllardaki adıyla Federal Almanya Cumhuriyeti arasında imzalanan işgücü alımı antlaşmasından bu yana ellidört yıl geçti. O günden bugüne onbinlerce Türkiyeli, kadınıyla erkeğiyle yaşamlarını diyar ellerde sürdürdü. Ancak yarım yüzyılı aştıktan sonra bu vatandaşlarımız; bilim dünyamızda yıllardır “Bitmeyen Göç” konusundaki çalışmalarıyla öne çıkmış saygın bir isim olan Prof. Dr. Nermin Abadan-Unat’ın tanımıyla “konuk işçilikten ulus-ötesi yurttaşlığa” geçti. Bu alanda yerli ve yabancı bilim insanları, gazeteciler, yazarlar tarafından yapılmış onlarca araştırma ve kitabın yanısıra edebiyat, tiyatro, sinema gibi alanlarda verilen ürünler, bu büyük hikayenin tüm veçhelerini, değişen siyasi ve toplumsal boyutlarıyla yansıttı; yeni çalışmalarla yansıtmaya da devam ediyor.
İşte Napoli L’Orientale Üniversitesi öğretim üyesi Lea Nocera, işgücü alımının başladığı yıllarda yayınlanmış bir gazete haberinden yola çıkarak, bu büyük serüvenin çok fazla bilinmeyen bir yanını ele aldığı kitabında, o yıllarda ilk kez çalışmaya giden kadın işçilerin “manikürlü elleri” etrafında şekillenen göçmen işçi dünyasını cinsiyet perspektifi açısından irdeliyor. Nocera’ya göre antlaşmanın ilk yıllarında, Alman fabrikalarında “elektrik bobini sarmak” için ülkesinden ayrılan kadın işçiler; büyük şehirlerden gelen ve iyi bir eğitim düzeyine sahip kişiler olup, o yıllarda Batı Almanya’da işçi olmayı kaçırılmayacak bir fırsat olarak görüyordu.
Yazarın özellikle sözlü kaynakların kullanımına, Türk basını ile Alman kurumsal kaynaklara dayalı ayrıntılı bir araştırmayı temel alan bu kitabı, en başlarda gelen göçmen kadınların hikayelerini inceleyerek Türk kadınlarını zayıf, uysal ve çok geri kalmış bir ülkenin simgesi olarak gören basmakalıp düşüncenin Almanya ve Avrupa’da nasıl biçimlendiğini anlatmaya çalışıyor. Lea Nocera’nın toplumsal cinsiyet perspektifiyle ele aldığı bu çalışmasının sonuçları tahlil edildiğinde, çoğu zaman sadece erkekleri ilgilendirdiği düşünülen İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki kitlesel göçlerin bilinmeyen yönleri ile birlikte Avrupalı kimliğinin oluşumuyla, AB ile Türkiye arasındaki karmaşık ilişkinin daha kapsamlı bir tarihi için yeni olgular da ortaya çıkıyor. Lea Nocera’nın bu kitabı sadece Avrupa’da değil, dünyanın diğer anakaralarında da iletişim devrimi ve teknolojik gelişmeyle birlikte bitmeyecek olan göç süreci için çok zengin bir kaynaktır ve uyandırıcı yeni fikirler içermektedir. Kitap, bu yanıyla göçle ilgili çalışmalar yapmaya niyetlenen herkes için vazgeçilmez bir bilgi hazinesidir. Prof. Dr. Nermin Abadan UnatDr.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Gül Hilal

Kitap istatistikleri