Mansfield Parkı Umut Parkı

7,7/10  (12 Oy) · 
51 okunma  · 
13 beğeni  · 
994 gösterim
Mansfield Parkı, tıpkı Emma gibi, Jane Austen'ın olgunluk dönemi romanlarındandır. Gerçi zina, Austen'ın romanlarında pek rastlanan bir tema değildir, ama huzur içinde yaşayan ev halkını birbirine kattığında, hiç umulmadık sonuçlara yol açacaktır. Romanın kadın kahramanı Fanny Price, bu sonuçlarla mücadele etmek zorunda kalacak, bu arada bir yandan kendi duygularıyla yüzleşirken, bir yandan da yakın çevresinden gelen baskılara karşı koyması gerekecektir.

Mansfield Parkı, gerek anlatım biçimi, gerek dini ve dinsel görev bilincini tartışması bakımından Austen'ın en ciddi romanıdır. Fanny Price, Bertram ailesinin kır evlerinde onların elinde yetişmiş, pek ilgi gösterilmeyen, içekapanık bir kızdır. Roman geliştikçe gerçek bir kahramana dönüşecek, ahlakî yetkinliği sayesinde sonunda kendisini Bertram ailesine bütünüyle kabul ettirecektir.

Aşk ve Gurur ve Emma gibi Mansfield Parkı'nı da Nihal Yeğinobalı'nın yetkin Türkçesiyle sunuyoruz.
(Tanıtım Yazısından)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2014
  • Sayfa Sayısı:
    488
  • ISBN:
    9789750709364
  • Çeviri:
    Nihal Yeğinobalı
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Serpil Ağ 
 04 Şub 19:39 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

İlginç bir tesadüf ki edindiğim izlenime göre, Jane Austen'e ait olan kitapları ne zaman elime alıp okumaya başlasam, gerçek hayatta o gün yaşanan hava koşuları ile kurgu da ki hava koşulları birebir örtüşmekte.
Meselâ, yer yer kar görüntüleri ile betimlenmiş olan Emma'yı okuduğumda, her yer beş yıl gibi uzun bir aradan sonra, ilk defa bembeyaz bir örtü gibi karla kaplanmıştı. Kurguda ki anlatımla gözlerimin önünde, yağan karın uyum sağlaması. Tarifi olunamaz harika bir histi, o ana kadar hissetmediğim. Sıcacık evimde ara ara pencereden yağan karı seyrederek, kitap okumanın verdiği hazzı unutabilmem mümkün mü?
Aynı hisleri bir nebze dahi olsa, Mansfield Park'ı okurken de sezinlemek. Mansfield Park'ın yağmur görüntüleri ile betimlenmiş bölümlerini dışarıda yağan yağmur eşliğinde okumak. Düşünüyorum da ilginç bir tesadüf. Aklıma gelen tek seçenek, yazarın kitaplarını kış mevsiminde kaleme alması ve benim de kış mevsiminde okumuş olmam.
Kısaca kurguya değinecek olursak, hikâyemiz üç genç kız kardeşin ortancası olan, Miss Maria Ward'ın Mansfield Park malikânesinin sahibi olan Thomas Bertram ile evlenmesiyle başlar ve sonra olaylar Mansfield Park malikânesinin çevresinde şekillenir.
Birbirinden farklı, zıt karakterlere sahip üç genç kız kardeş. En büyükleri abla, Miss Ward; hasis, işgüzar ve dediğim dedik. Ortanca kız kardeş, Lady Bertram; sessiz, sakin ve zenginliğin verdiği doygunlukla pasif. En küçük kız kardeş, Miss Frances; bir anlık zaafının bedelini, ömür boyu sürecek fakirlik ve dünyaya getirdiği dokuz çocukla birlikte, ödemek zorunda kalan zavallı varlık.
Olaylar bu üç kız kardeş, çocukları ve çevrelerinde aileye kattıkları bireyler arasında şekillenir.
Şahsım adına karakterlerden en çok, abla Miss Ward'dan nefret ettim. Hatta nefretim o kadar had safhadaydı ki; istemeden gerçek hayatımda ortak bir yakınımız vasıtasıyla bağ kurmak zorunda kaldığım bir şahısla, Miss Ward'ı özdeşleştirdim. Kendimi bildim bileli başkasının malı ve mülkü ile, kendisine prim yapmayı seven ve övünen şahıslardan nefret etmişimdir. Benim nazarımda bu tıynette ki şahıslar, acınacak zavallı birer varlıklardır. Bir türlü idrak edemezler, başkasının malı züğürdün çenesini yorar misali. Ama mümkün değil, anlatamazsınız. Hoş anlatsanız da anlamaz ya. Maalesef özel aile toplantılarında bu zihniyete sahip bir şahısla, bir arada bulunmak zorundayım. O her zaman ki tiradına başladığında " Sana ne, be kardeşim! Milletin malından, mülkünden bizi ne ilgilendirir. " diye, haykırmak geliyor içimden ama yukarısı bıyık, aşağısı sakal misali susuyorum. Ben de çareyi uzaklaşmakta buluyorum. Ne zaman o tür bir zihniyete sahip şahısla, aynı ortamı teneffüs etmek zorunda kalsam, bir şekilde o ortamdan uzaklaşırım. Bu hareketimle kendimi o şahıslardan büyük gördüğüm hissiyatına kapılmasın kimse! Bilâkis tam tersi, söylevlerimle kurmuş oldukları sahte hayal dünyalarını yerle bir etmemek adına, almış olduğum bir önlemdir sadece.
İşte değerli okurlar, Jane Austen'in kitaplarını okurken hissetmekle kalmaz benim gibi, çevrenizdeki insanlar vasıtasıyla birebir yaşatırsınız. O karakterler ki, içinizden sanki hep sizinle birlikte. Kitap yalın bir dille yazılmış. Bana göre tek sıkıntı diğer klasiklere oranla biraz fazla ağır ilerlemesi. Eğer yazarın kitaplarını okuma niyetinde iseniz, bu kitabı sona bırakın. Aksi taktirde diğerlerini okumadan vaz geçersiniz. Ama ben beğendim. Biraz ağır ilerlese de ders alınabilecek bir kitap.
Ya ben okuduğum kitaplara fazla anlam yüklüyorum yada diğer okurlar benim hissettiklerimi hissetmiyorlar. Kim bilir...

Kübra 
 08 Ara 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 7/10 puan

Mansfield Parkı Austen'ın okuduğum ikinci kitabı. İlk 200 sayfada çok sıkılınca yarım bıraksam diye düşündüm, ama yarım bırakmaktan pek hoşlanmadığım ve yazardan umutlu olduğum için devam ettim. Bu sayfalar kesinlikle gereksiz uzunluktaydı. Yazarın burada cömertçe kullandığı kalemini, son sayfalar için esirgemiş olması ise tam bir hayal kırıklığı oluşturuyor. Çünkü son sayfalarda kendisinin de belirttiği gibi olayları yüzeysel anlatıp geçmiş. Halbuki orada olan olaylardan rahat 1 cilt daha çıkar ve okuyucuya en başta hayal ettiği şeyi doyasıya okuturdu. Sürprizbozan içermeden inceleme yazmak böyle kitaplar için zor. O yüzden direk anlatmasam bu incelemeden hemen sonra okuyacak olan varsa bazı şeyleri tahmin edebilir ve bence hoş olmaz :) Çünkü ben bu merak ettiğim şeylerin beni kışkırtması ile Norris teyzeye katlandım.

Gelelim içeriğe: 3 kız kardeş birbirinden farklı evlilikler yapar. İçlerinden biri bir baronla evlenerek ''Lady'' ünvanıyla şereflenir. Bu kadın kitap boyunca esnedi. Evet evet esnedi. Uyuşuk, tembel, bencil faydasız insanın tekiydi, oysa sadece güzel olmak gibi artı bir özelliği vardı. Gerçi hakkını yemeyelim, en azından kimsenin işine pek karıştığı söylenemez, bu da bir şey. Bu hanımın bir ablası vardı -olmaz olasıca- hani herkesin her işine karışan, hiçbir vasfı olmamasına rağmen kendini yükseklerde göstermeye çalışan, bencil, fitneci, adalet duygusu daha doğmadan göbek bağıyla birlikte kesilmiş tipler vardır ya işte tam olarak bu cadı kadın, o insanlardandı. Kadının isminin geçtiği yerlerde insan gözlerini deviriyor, gözleriyle haykırıyor, gözleriyle kaçıyor. Hızlı okuma kursu için bu isme bakınız, gözleriniz depar atar. Bunların 3. bacıları da koca bulamayınca sefil bir adamla evlenir. Sürekli içen, evine aile reisliği yapamayan, ama 9 çocukla rekoru elinde tutan bir tip.

Mrs. Norris kitap boyunca tek bir iyilik içeren cümle kurdu, o da zavallı kız kardeşlerinin bir çocuğunun zengin kız kardeşi tarafından büyütülmesi önerisi. Babacan Baron bunu kabul etti ve Fanny sefil ve görgüsüz ailesinden kurtarılıp, bu ailenin yanına yerleştirildi. 10 yaşındaydı ve hayat Cedric'in hayatından daha zordu. Sonrası Mrs. Norris'in onu teyze kızlarından ayrı tutması, sürekli aşağılaması, eziklemesi ama yavrucağın ağzını açıp gık dahi dememesi. O kızların da o kadar kötü yetişmesine sebep oldu ki herkesin ahlakını bozdu. Teyze oğullarından Tom başına buyruk ve umursamaz bir gençti. Başına gelen büyük bir felaketten sonra onun da hayatı değişti. Ama Fanny'ye geldiği günden beri bütün içtenliğiyle abilik yapan Edmund onun için bir abiden çok fazlasıydı. Dosttu, arkadaştı, sırdaştı. Onların o seviyeli diyalogları, sahtelikten uzak kibarlıkları gerçekten hayali kurulacak cinsten bir durum. Tabi Edmund'un kalbiyle Fanny'nin kalbinin birbirinden çok farklı rotalarda aşka tutulması, arsız karakterlerin komşu olarak oraya yerleşmesi, kızların ve Edmund'un hayatında asla tahmin edemeyecekleri olaylara sebep oldu.

Jane Austen sosyeteyi, dönemi, ilişkileri çok başarılı bir dille anlatmış. Yer yer sıkılsam da kitap fena değildi. Son kısmı okurun asıl beklentiye girdiği kısımken böyle özet geçmese kitap 9 puan alırdı. Yine 10 vermezdim. Çünkü Fanny fazla pısırık, Edmund fazla kördü. Yazarımız kitapta bize aslında şunu anlatmaya çalışmış ve biraz sıkarak da olsa başarmış: ''Parayla adam olunmaz.''

Bir arkadaşıma Jane Austen sence övüldüğü kadar iyi mi dedim, çok güzel bir cevap verdi: ''Bestsellerlerden farkı daha muhafazakar olması'' anlatıldığı dönem 1800'lü yıllar olunca haliyle böyle oluyor. Bir Jane Austen daha okumak için çooook uzun bir ara verme niyetiyle incelememi sonlandırıyorum. Bu da benim herkese önereceğim kategoride olmayan kitaplardan. Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.

Kitaptan 4 Alıntı

Serpil Ağ 
03 Şub 22:27 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Oysa insanlar olduklarından daha yüksek görünmeye özendiler mi, gözden düşerler.

Mansfield Parkı, Jane Austen (Sayfa 233 - Türkiye İş Bankası)Mansfield Parkı, Jane Austen (Sayfa 233 - Türkiye İş Bankası)
Serpil Ağ 
03 Şub 03:52 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Şu zamanın akıp geçişi, sonra insan ruhundaki değişimler, ne tuhaf, değil mi?

Mansfield Parkı, Jane Austen (Sayfa 221 - Türkiye İş Bankası)Mansfield Parkı, Jane Austen (Sayfa 221 - Türkiye İş Bankası)
Serpil Ağ 
 03 Şub 04:03 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

" Doğamızın herhangi bir yetisinin diğerlerinden daha üstün olduğunu söyleyebilirsek bence bu, bellektir. Belleğimizin gücünde, zayıflıklarında, ayarsızlıklarında, zekâ yetilerimizin hepsinden daha anlaşılmaz bir yan var. Bellek denen şey bazen öyle tutucu, öyle işe yarar, öylesine uysaldır. Bazen de o derece şaşkın ve zayıf! Başka zamanlarda da öylesine dik başlı ve yola gelmez! Gerçi biz insanlar her bakımdan bir mucize sayılırız ama anımsamak ve unutmak yeteneğimiz özellikle anlaşılmaz bir sır! "

Mansfield Parkı, Jane Austen (Sayfa 221 - Türkiye İş Bankası)Mansfield Parkı, Jane Austen (Sayfa 221 - Türkiye İş Bankası)