Marie Antoinette (Vasat Bir Karakterin Portresi)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.693
Gösterim
Adı:
Marie Antoinette
Alt başlık:
Vasat Bir Karakterin Portresi
Baskı tarihi:
Mart 2017
Sayfa sayısı:
595
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750734328
Orijinal adı:
Marie Antoinette - Bildnis Eines Mittleren Charakters
Çeviri:
Tevfik Turan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Fransa Kralı XVI. Louis'nin karısı Marie Antoinette, uçarılığı, savurganlığı ve reform düşmanlığıyla halkın gözünde yoz soylu tipinin simgesi olmuş, Fransız Devrimi'nden sonra yaşamının geri kalan bölümünü Paris hapishanelerinde geçirmiş, 1793'te Devrim Mahkemesi'nce yargılanarak giyotinle idam edilmişti. Tarihsel karakterler üzerine benzersiz biyografileriyle tanınan Stefan Zweig, Marie Antoinette: Vasat Bir Karakterin Portresi'nde, nesnellikten çok sezgiye dayanan bir yaşamöyküsü sunuyor okurlara. Psikolojiye ve Freud'un öğretisine duyduğu ilgi sonucunda derin karakter incelemelerinde ustalaşan Zweig, Marie Antoinette'in efsanevi kişiliğine bir psikoloğun sezgi gücüyle yaklaşıyor. Fransa'nın son kraliçesinin kısacık yaşamı üstündeki esrar perdesini kaldırarak "zoraki bir kahramanlık trajedisi" anlatıyor. Türkçe'de ilk kez yayınlanan Marie Antoinette'i Tevfik Turan'ın çevirisiyle sunuyoruz.
595 syf.
·9/10
Stefan Zweig bu kitabında Marie Antoinette'i sadece bir kraliçe olarak değil bir insan olarak ele alıyor. Marie Antoinette'in on dört yaşında evlenmesiyle başlayan kitap,kraliçe olması ve asılmasına kadar geçen süreyi psikolojik gözlemlerle okuyucuya detaylı bir şekilde anlatıyor. Fransız Devrimi'nin başlangıç süreci ve kendisini anlatırken bir kraliçenin bir kadının gözünden Fransa ve sarayı görme imkanı sunuyor.Kitabın yazıldığı döneme ulaşan mektuplar ve tarihsel belgelere yer veriliyor. Marie Antoinette ile empati kurmaya ve onu anlamaya olanak sağlayan bir kitap. Biyografi seven,Fransız Devrimi'ne ilgisi olan ve bu türe başlamak isteyen herkese tavsiye ederim.
595 syf.
·129 günde·Beğendi·10/10
Ahh be Antoinette, hayat sana çok acımasız davranmış. 13 yaşındayken sana bir rol bahşetmiş ve senin bu rolü oynamanı beklemiş. Seni suçlu bulmuyorum. Diplomasi ilişkileri sağlamlaştırmak için; sen oyun oynayacak yaştayken Kraliçe olmanı beklemişse; kararsız, iktidarsız bir Loise eş olduysan sende değil suç, sen haketmedin ...
595 syf.
·Puan vermedi
biyografi severler için isminden de anlaşılabileceği gibi vasat bir karakterin biyofgrafisi ele alınmış kitapta fransız ihtilali ve dönemin Fransası hakkında da bilgi alabiliyorsunuz.
Öncelikle Zweig'in bilgiyi biz, okurlara sunmaya yönelin olan son derece hassas tutumuna değinmeden geçmem mümkün değil. Bulabildiği tüm, tüm bilgi kırıntılarını her bir ayrıntının da onlara eşlik etme zarafetini göstermesine yardımcı olarak biyografiye serpmesi ziyadesiyle etkileyici. Fakat bazen bu tutkusunun insana hayrı sayılır ölçüde can sıkıntısı da verdiğini eklemeliyim zira kitabı bitiremedim bile. Kraliçe'nin bahçesindeki mağarayla ilgili bu kadar ayrıntıya yer vermemiş olsaydı belki de daha iyi bir iş çıkarabilirdi Zweig. Fakat ben kimim ki gerçek bir araştırmaya yönelik bir eğilim duymadan ve sahiden de bilginin vereceklerine karşılık alacağı sıkıntılara boyun eğmeden gelmiş burada ahkam kesiyorum?
Öte yandan Marie Antoinette'in nasıl biri olduğu hemen her yerde aynı şekilde tasvir edilir: havai, basit, sığ, bencil, burnu yukarıda... şayet kitabın kapağında da rahatça görebileceğiniz ve kitaba başlarken Zweig'ın kulağınıza fısıldayacağı gibi, 'vasat bir karakterin portresi' ni çizdiğini söyler. Buna yönelik şüpheler barındırıyorum. Marie Antoinette, gerçekten de vasat bir karakter miydi? 14 yaşında yalnızca ismini bildiği bir adamla sırf siyasi çıkarlar uğruna evlendirilirken; Versailles'de üç hayatları başkalarının hayatlarına tıkalı kalmış hala tarafından kukla edilirken; arzuları kendisinden beklenenlerle eşleşmezken; yaptığı her bir hareket manşet olduğu için mi vasat bir karakterdi? Marie Antoinette, kanımca yeterince akıllı değildi, tutkularına yenik düşmüştü. Onu vasat yapan bu muydu peki? Gerdanlık olayında kendisinin hiçbir suçu olmamasına rağmen bunu fırsat bilip üzerine onca çamur hiç utanmadan atıldığı için mi yoksa her türlü hakaret yağmuruna tutulmaya layık olduğu düşünüldüğü için mi? Marie Antoinette'in vasat bir Kraliçe olduğunu söylemek kesinlikle doğru bir yaklaşım olacaktır, asla bu hayata düşmemesi gerekirdi. Ama onu bu yüzden suçalayabilir miyiz? Ait olmadığı bir hayata mahkum bırakıldığı için? Bu onu yeterince aklamaz belki, çünkü Antoinette bu mahkum bırakıldığı hayattan yararlanmasını da olağanüstü güzel becerdi. Hedonizmin iyi bir örneği olmakla beraber kötülüğe yönelik bir eğilimi olduğunu da kanıtlamadı, ki Zweig'ın ona bu yüzden vasat dediğini düşünüyorum, amacı bile olmayan ve sırf yaşama doymak için yaşayan biri olduğu için. Anlatmak istediklerimi anlattığımı düşünüyorum, sonuç olarak kendisine ait olmayan bir hayatı yaşadığı için cezalandırıldı Marie Antoinette, vasat olmasının sebebi de işte budur
"İnsan, kim olduğunu ancak felakete uğradığında anlıyor"
595 syf.
·49 günde·Beğendi·8/10
Bilmiyorum 17 sinde bir gençken böylesine sorumlulukların altına zorla itilseniz naparsınız? Daha o yaşta zorunlu bir şekilde kraliçe olarak çok fazla sorumluluğu istemeden üstlenen bir karakter bu. Yaptığı şeyler iyi şeyler olmayabilir fakat insanlar olgunlaştıkça yanlışı doğruyu ayırt edebilir. Nitekim Marie Antoinette de olgunlaştığında iş işten geçmişti. Bence uzunda olsa okumaktan pişman olmayacağınız bir kitap. Umarım okuyan herkes beğenir.
MARIE ANTOINETTE VASAT BİR KARAKTERİN POTRESİ
Yazar: STEFAN ZWEIG
Çeviri: TEVFİK TURAN
CAN YAYINLARI

“Hakikate giden yolda insan iki hata yapabilir; sonuna kadar gitmemek ya da hiç başlamamak.” Buddha

‘’ O sefil araba, kaldırımda sarsıla sallana ağır ağır yol almaktadır. Kasten ağırdan alınmaktadır, herkes bu benzersiz gösteriyi iyice izleyebilmelidir. Kraliçe sert tahtanın üstünde, kaba saba arabanın bozuk kaldırımın üstündeki her sarsıntısını iliklerimne kadar hisseder, fakat solgun yüzünde bir hareket olmaz, kenarları al al olmuş gözleri dosdoğru ileri bakmaktadır. Marie Antoinette sıkış sıkış dizilmiş merakın eline herhangi bir korku ya da acı işareti vermez. Ruhunun bütün kuvvetini sonuna kadar güçlü kalmak için bir araya toplar ve seyreden hınçlı düşmanları bir bitkinlik ya da yılgınlık anını yakalamak için boşuna bekler. Marie Anttoinette’i de hiçbir şey sarsmamaktadır. Kraliçenin Yüzü duvar olmuştur, sır vermez, hiçbir şey işitmiyor, hiçbir şey görmüyor gibidir. Ellerinin arkasında bağlı olması yalnızca ensesini daha bir dik, gözleri dosdoğru öne bakmaktadır; caddenin bütün o rengarenk, karmaşık görüntüleri girmez artık, ölümün içeriden gelerek kapladığı gözlerinden. Dudaklarını kıpırdatan bir titreyiş, vücudunu saran bir ürperme yoktur; gücünün tamamen efendisi olarak oturmaktadır orada, mağrur ve aşağılayan bir tavırla. Yaşlanmış bir kadın, artık güzel değil, artık yalnızca gururlu. Ağzı mağrurca sıkı sıkı kapalı, içine doğru bir çığlık atar gibi, gözleri metin ve yabancı, arkada bağlanmış elleriyle dimdik, cellat arabasında öyle bir oturuyor ki, altındaki sanki taht koltuğu. Taşlanmış yüzün her çizgisinden dile gelmez bir aşağılama sesleniyor, kabarmış göğsünden sarsılmaz bir kararlılık; inada dönüşmüş bir sabır, içinin gücü haline gelmiş acı bu çileli figüre yeni ve korkunç bir heybet veriyor. ‘’
Stefan Zweıg tasvirine baktığımda XVI. Louis yaşadığı zamanında ne Fransa Kralı olabilmiş ne de bir eş ama Marie Anttoinette farklı bir değişimle son anında Kraliçeden öteye bir Kral gibidir.
François Rabelais derki; Parisliler o kadar kolay ayaklanırlar ki, yabancı milletler Fransız krallarının sabrına şaşarlar, nasıl oluyorda bu krallar bu ayaklanmaların günden güne artan tehlikelerini görüp bunları gereğince bastırmıyorlar diye. Keşke bu kopuşmaların, bu başkaldırmaların hangi fırında piştiklerini bilsem de hamcinslerime açıklasam.
595 syf.
·Beğendi·7/10
Marie'yi anlamak için birebir. Farklı bir bakış açısı da edindim: Marie, Martin olsaydın bildiğimiz hakaretleri ne denli hak ettiğini düşünürdük? Dikkat, ne çok kötü söz ederdik demiyorum. Hak ettirirdik! 15. ve 16. Louis ler Marie'nin çok çok ötesindeler. Ama halen pasta ile ekmek lakırdısını biliriz sadece. 15. Louis'in ettiklerini sis ardından konuşuruz sadece.
''Birileri ekmek bulamıyorsa, herhalde, ötekiler fazla tıkındığı içindir; yükümlülükler birilerinin boğazını sıkıyorsa, o zaman, gereğinden fazla hakka konmuş başka birileri var demektir...''
Bir güç özgüvenle kendini tanımayagörsün, kendini sınama arzusuyla yanıp tutuşur.
Stefan Zweig
Sayfa 98 - Can Yayınları 6. Baskı
“Çok dehşet ve fazlasıyla kan gördük, ömrümüzde bir daha mesut olamayacak kadar çok.”
Stefan Zweig
Sayfa 354 - Can Yayınları 6. Basım
Ait olmak istediğim ve beni yücelten biricik kadına ait olamayacağım. Ben de öyleyse kimseye ait olmak istemiyorum.
...ve anneni unutma, uzakta da olsa, son nefesini verinceye kadar senin için kaygılanmayı bırakmayacak olan anneni.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Marie Antoinette
Alt başlık:
Vasat Bir Karakterin Portresi
Baskı tarihi:
Mart 2017
Sayfa sayısı:
595
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750734328
Orijinal adı:
Marie Antoinette - Bildnis Eines Mittleren Charakters
Çeviri:
Tevfik Turan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Fransa Kralı XVI. Louis'nin karısı Marie Antoinette, uçarılığı, savurganlığı ve reform düşmanlığıyla halkın gözünde yoz soylu tipinin simgesi olmuş, Fransız Devrimi'nden sonra yaşamının geri kalan bölümünü Paris hapishanelerinde geçirmiş, 1793'te Devrim Mahkemesi'nce yargılanarak giyotinle idam edilmişti. Tarihsel karakterler üzerine benzersiz biyografileriyle tanınan Stefan Zweig, Marie Antoinette: Vasat Bir Karakterin Portresi'nde, nesnellikten çok sezgiye dayanan bir yaşamöyküsü sunuyor okurlara. Psikolojiye ve Freud'un öğretisine duyduğu ilgi sonucunda derin karakter incelemelerinde ustalaşan Zweig, Marie Antoinette'in efsanevi kişiliğine bir psikoloğun sezgi gücüyle yaklaşıyor. Fransa'nın son kraliçesinin kısacık yaşamı üstündeki esrar perdesini kaldırarak "zoraki bir kahramanlık trajedisi" anlatıyor. Türkçe'de ilk kez yayınlanan Marie Antoinette'i Tevfik Turan'ın çevirisiyle sunuyoruz.

Kitabı okuyanlar 82 okur

  • Hamza Aytel
  • Ayten Erol
  • Mahmut Kerim
  • KürAraz
  • Emine Bakır
  • Şükrü Kazaz
  • Erkan Ergül
  • Murat
  • Pelin Kaya
  • Yemek zede

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%3.7
18-24 Yaş
%14.8
25-34 Yaş
%29.6
35-44 Yaş
%33.3
45-54 Yaş
%14.8
55-64 Yaş
%3.7
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.8
Erkek
%42.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%39.5 (15)
9
%31.6 (12)
8
%15.8 (6)
7
%7.9 (3)
6
%2.6 (1)
5
%0
4
%0
3
%2.6 (1)
2
%0
1
%0