Marie Curie Radyoaktivitenin Keşfi

7,8/10  (4 Oy) · 
9 okunma  · 
2 beğeni  · 
912 gösterim
Radyumu bulan, uranyumla yaptığı deneylerin sonucunda radyoaktiviteyi keşfeden, iki Nobel Ödülü alan bilim adamı, kadın ve anne Marie Curie...
Yaşamöyküsü Dizisi, dünyayı kavrayışımızı biçimlendiren bilim adamlarının kişisel öykülerini tarihsel arka planlarıyla birlikte anlatan kitaplardan oluşuyor. Bilim adamlarının çalışmalarını ve bu çalışmaları kuşatan temel bilgileri de özetleyen yaşamöyküsü kitapları aynı zamanda sağlam birer başvuru kaynağı..
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2002
  • Sayfa Sayısı:
    123
  • ISBN:
    9789754032536
  • Orijinal Adı:
    Marie Curie - And The Science of Radioactivity
  • Çeviri:
    Zeynep Gürsoy
  • Yayınevi:
    TÜBİTAK Yayınları
  • Kitabın Türü:
Zehraca 
 01 Tem 13:06 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bilim tarihine damga vurmuş en önemli insanlardan biri olan Marie Curie'nin hayatını bu kadar ayrıntılı okuyabildiğim bir kitap bulduğum için mutluyum. Daha önce, hakkında az çok bildiğim şeylerle bile hayranıyken, burada okuduğum ayrıntılardan sonra hayranlık kelimesi Marie Curie için olan hislerimi anlatmaya sanırım artık yetmeyecek.
Marie Curie'nin çocukluğunu, gençliğini, evlilik hayatını, bilim insanı olarak yaşadığı zorluklukları ve bilimsel çalışmalarını gayet akıcı bir dille anlatmış kitap. Kitap vesilesiyle gelin size hayran olduğum bu kadın hakkında bir kaç ilginç ve bir o kadar da güzel bilgi paylaşayım:

Bir insan düşünün ki; hayatının başından sonuna kadar maddi imkansızlıklar, savaşlar, ölümler, yıldırma çalışmaları, iftiralar, kadın olduğu için aşağılanmalar, önüne çıkarılan saçma sapan engeller ve hastalıklarla uğraşsın, ama yaşadığı bütün bu zorluklara rağmen bilimsel keşifler konusundaki heyecanını asla ama asla yitirmesin. Aksine tüm bu karmaşa içinde dünyanın nobel alan ilk kadın bilim insanı olma, iki nobel birden alabilen ilk ve tek bilim insanı olma, kızını da nobel alabilecek derecede yetiştirmek, periyodik tabloya radyum ve polonyum gibi iki yeni element kazandırmak, radyoaktivite üzerinde bilim dünyasını değiştirecek ölçüde çalışmalar yapmak, radyoterapinin temellerini atarak kanserle mücadeleyi başlatmak, ikinci dünya savaşında kaçmak yerine anatomi öğrenip kızıyla birlikte binlerce askeri tedavi etmek, bu tedaviler için X ışınlarını tıpta daha etkin kullanabileceği buluşlara imza atmak gibi yaz yaz bitmez işlere imza atsın. Yazarken önümü ilikleyesim geldi ama üzerimde tişört olduğundan mütevellit yapamadım ama yine de tüylerim diken diken oldu. Öyle... Marie Curie demeyeceksiniz, Marie Curie hanımefendi hazretleri diyeceksiniz.
İnsan düşünüyor tabi değil mi, tek başına on kaplan gücünde olan bu kadın kim bilir ne kadar kıymet görmüştür. Baksanıza kadın tek başına külliyat oluşturacak kadar bilim dünyasına buluşlar, yenilikler kazandırmış. Ama öyle olmuyor tabi, hiçbir başarısı cezasız kalmamış Marie Curie 'nin. Bu cezalandırma için yeri gelmiş bilimsel çalışmaları küçük gösterilmeye çalışılmış, yeri gelmiş yok polonyalı, yok yahudi dölü (ne kadar tanıdık!) diye milliyeti yüzünden aşağılanmış, yeri gelmiş yıllarca uğraştığı ve nobel ödüllü biri olduğu halde kendisine çalışmaları için kaynak ayrılmamış, en son da gazını alamayan Fransız medyası tarafından iffetsizlikle suçlanmış. Bu son atılan iftira nedeniyle kızları ve kendisi içindeyken evi halk tarafından taşlanmış, yıllarca bu bahane edilerek layık olduğu akademik unvanı verilmemiş kendisine.

Düşünüyorum da başka ülkelerde yaşama ve bilimsel çalışmalarıma çok daha rahat kaynak bulma şansım olduğu halde; bana bu kadar iftira atan, hainlik yapan bir devlette yaşar mıyım diye. Sanırım birçoğumuzun da hak vereceği üzre yaşamazdım sanırım. Peki Marie Curie hanımefendi hazretleri kendisine ve ailesine karşı yapılan bütün bu haksızlıklara rağmen ne mi yapıyor?
Maddi olarak çok sıkıntı çekmesine rağmen bilimin ruhuna aykırı diyerek buluşlarının hiçbirisini patentlemiyor.( Tesla' ya buradan selam olsun! ) Onları tek kuruş almadan ülkesinin ve insanlığın hizmetine sunuyor. İlerleyen yaşına ve hastalığına rağmen kendisinden sonra da radyoaktivite çalışmalarının devam ettirilmesi adına açacağı enstitüye kaynak bulmak için kapı kapı, ülke ülke gezip konferanslar, konuşmalar yapıyor. İkinci dünya savaşı esnasında ülkenin milliyetleri ile övünen asalakları can derdine düşüp kaçarken, o kaçmıyor. Aksine bütün bilgisinin üstüne anatomi öğrenip cephede yaralı askerleri tedavi ediyor. Burada küçük bir anekdot daha vermek istiyorum ki o da şu; Marie Curie hanımefendi hazretlerinin kendisi için bu kadar çırpındığı Fransa, Marie Curie' nin aday gösterildiği Nobel Fizik ödülünü almaması için, diğer aday adına kulis yapan ülkedir aynı zamanda. Gerçekten hiçbir iyilik cezasız kalmıyormuş!

Bütün bu engellemelere rağmen yine de, Marie Curie hanımefendi hazretlerinin ışığını gölgelemeye hiçbir devletin, hiçbir otoritenin gücü yetmemiş. Hayatının son demlerinde de olsa eşi Pierre Curie ile yıllarca hayalini kurduğu laboratuvarını açmış, hak ettiği bütün akademik ünvanlara kavuşmuş, hatta ülkesinin kendisinden esirgediği saygıyı dünya çapında kavuştuğu şöhret sayesinde tırnakları ile sökerek almıştır. Bütün bu tanınma ve şöhrete rağmen kişiliğinden zerre taviz vermemiş, ömrünün sonuna kadar kendisi olmaktan da vazgeçmemiştir. Hatta bu konuyla iligili olarak Einstein Marie Curie' yi "şöhretin yozlaştıramadığı tek ünlü kişi" olarak tanımlar.

Bir kadın dünya bilim tarihine damga vurduğu halde, sırf kadın olduğu için ne tür engellerle, zorluklarla karşılaşır, bir insan bütün engellemelere rağmen aşkını, şevkini nasıl yitirmez görmek istiyorsanız mutlaka okuyun bu kitabı. Azmin, cesaretin, çalışkanlığın, vazgeçmemenin vücut bulmuş hali bu kadın ve kesinlikle hakkında yapılacak uzun uzun okumalara değecek kadar da iyi kalpli biri.

Keyifli okumalar :)

NOT: İzlemek isteyenler için;
Kendisi için yapılan belgesel: http://www.dailymotion.com/video/x3825cl
Film : http://www.imdb.com/title/tt5705058/

Ali celik 
01 Ağu 11:45 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Tarihte Nobel Ödülü alan ilk kadın olarak tanıdığımız, radyoaktivite üzerine çalışmalarıyla adını hep duyduğumuz Marie curie nin (1867-1934) hayat hikayesini anlatiyor..marie curie tum hayatı boyunca radyoaktif maddeler hayatında olmuştur. Bu nedenle vücudu büyük zarar görmüştür ve en sonunda Fransa’nın Savoy şehrinde kan kanseri sonucu hayatını kaybetmiştir...marie curie nin suan bile laboratuvardeyken tuttugu not defterleri hala daha aşırı derecede radyasyon barındırmaktadır, bu nedenle korunmasız bir şekilde temas edilmesi yasaktır..radyoaktif olan polonyum ve radyum elementlerini esi ile beraber bulan bilim insanidir..simdiye kdr bilime yaptigi katkisi disinda ozel hayatindan pek bahsedilmeyen bilim insanin kisilligi ailesi ve cevresi ile iliskilerini ortaya koyan bir eser..

Muhammed Yıldırım 
07 Haz 2014 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Bu kitabı okuduktan sonra bilime bir kere daha aşık oldum..

Kitaptan 7 Alıntı

Zehraca 
 01 Tem 14:19 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

'' Bireyleri geliştirmeden, daha iyi bir dünya yaratmak umut edilemez. Bu amaca ulaşabilmek için her birimiz kendimizi geliştirmeye çalışırken, aynı zamanda tüm insanlık için genel bir sorumluluğu paylaşmalıyız ve başlıca görevimiz en fazla yararlı olabileceğimizi düşündüğümüz insanlara yardım etmek olmalıdır. ''
Marie Curie

Marie Curie, Naomi PasachoffMarie Curie, Naomi Pasachoff
Zehraca 
01 Tem 14:32 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Eşi Pierre Curie' nin ardından....
Marie, Özyaşamöyküsü Notları'nda o günlerin duygusal karmaşasını şöyle özetliyordu: '' Eşim ve en yakın arkadaşım olan kişiyi kaybetmenin ardından yaşamımda oluşan duygusal bunalımın derinliği ve önemini ifade etmem mümkün değil. Böylesine yıkılmış bir durumdayken geleceği karşılama cesaretini kendimde bulamıyordum. Ancak, kocamın bana, o olmasa da çalışmalarımı sürdürmem gerektiğini söylemesini de unutamıyordum. ''

Marie Curie, Naomi PasachoffMarie Curie, Naomi Pasachoff
Zehraca 
01 Tem 14:24 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Curielerin SIPC'deki laboratuvarlarını gören yabancı bir bilim adamı burayı şöyle anlatıyordu: '' Ahırla patates ambarı arası bir yer; çalışma tezgahındaki kimyasal malzemeleri görmemiş olsaydım, bana şaka yapılıyor sanırdım. ''

Marie Curie, Naomi PasachoffMarie Curie, Naomi Pasachoff
Nazlıhan 
13 Şub 22:20 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

"Kimyayı bir kitaptan, okuyarak öğreniyorum. Bilgilerimin ne kadar sınırlı kaldığını tahmin edebilirsin ama başka ne yapabilirim ki, deneyler ya da uygulamalı çalışmalar yapabileceğim bir yerim yok."

Marie Curie, Naomi PasachoffMarie Curie, Naomi Pasachoff
Nazlıhan 
13 Şub 22:33 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

"Gördüğüm ve öğrendiğim her yeni şey beni çok mutlu ediyordu. Sanki yepyeni bir dünyaya, bilim dünyasına, adım atmıştım ve bu dünyayı artık özgürce keşfedebilme olanağına sahiptim.''

Marie Curie, Naomi PasachoffMarie Curie, Naomi Pasachoff
Nazlıhan 
13 Şub 23:24 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Deney tüpleri ve kapsüller, karanlıkta kendiliğinden parlıyor ve Marie'nin "zayıf peri ışıkları" olarak tanımladığı ışıkları yayıyorlardı.

Marie Curie, Naomi PasachoffMarie Curie, Naomi Pasachoff
Nazlıhan 
13 Şub 22:29 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Ancak Marie, diğer ögrencilerin aksine, odasını başkalarıyla paylaşmak yerine tek başına kalmayı yeğledi; insanlarla kaynaşmanın çalışmayı nasıl kolayca engelleyebileceğini görmüştü.

Marie Curie, Naomi PasachoffMarie Curie, Naomi Pasachoff