Markopaşa Gerçeği

·
Okunma
·
Beğeni
·
132
Gösterim
Adı:
Markopaşa Gerçeği
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753481595
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çınar Yayınları
1946 - 1950 yılları arasında çıkan Markopaşa ve soyundan gazeteler birçok açıdan önem taşıyor. İlki, mizah gazetesi olarak halkın gönlünde taht kurmuş olması ve aradan elli yılı aşkın bir süre geçmesine karşın yine de konuşulması. Diğeri de ülke olarak bugün geldiğimiz nokta… Gelinen noktanın asıl kökleri 1946'lara dayanıyor. Atatürk'ün sağlığındaki devrimler coşkusunun durdurulması ve Ulusal Kurtuluş Savaşı kültüründen kopmaya başlayış bu yıllarda oldu. Karşıdevrim, tohumlarını bu yıllarda attı. Hükümetiyle, muhalefetiyle ABD emperyalizmine kucak açıldığı bu yıllarda bir avuç aydının ve onların önde gelenlerinden olan Markopaşacıların canları pahasına mizah silahıyla yaptıkları uyarılar tüm sonuçlarıyla bugün daha da önem taşıyor. Yeniden bağımlı duruma sokulduğumuz günümüzde yaşadığımız sorunların köklerine inmeden çözüm bulmak olası değil. Sorunları saptama açısından "Yanlış ne, nereden ve nasıl başlatıldı?" sorularına en güzel yanıtı Markopaşacılar vermişlerdir.

Mehmet Saydur altı yıl süren araştırmasında asıl kaynaklara indi, Markopaşaları buldu, bir araya getirdi. Sonra da satır satır inceledi. Kendisi az konuşup Markopaşaları çok konuşturarak bu eseri özgün içeriğiyle yazınımıza kazandırdı. Saydur'un titiz çalışmasını okurken yukarıdaki soruların yanıtlarını bulacaksınız ve bu yanıtları günümüze taşıyacaksınız. Ayrıca neyin, ne yönde değiştiği ve kaç arpa boyu yol aldığımız da zaman zaman ortaya çıkacak. Bol bol güleceksiniz... Ama ağlamak yerine güleceksiniz. Gülerken de düşüneceksiniz...
304 syf.
Bu Markopaşa incelemesini sadece Sabahattin Ali için okumuştum. Açıkçası Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz çok da sevdiğim kimseler değiller ancak onların çektikleri zorlukları öğrenmek de hoşuma gitmedi değil. Yazar 3 ayrı sezonluk Markopaşaları ve onun peşisıra gelen Markopaşa soyundan gazeteleri tek tek tetkik etmiş ve güzel kapsamlı bir çalışma ortaya çıkarmış. Senelerdir yeni baskı yapmamış olması bilinmezlikten mi yoksa popülaritiye yenik düşmüşlüğünden midir bilemiyorum ancak yabana atılmayacak güzel bir eser olduğu kesin. Ben okurken keyif aldım sizlerin de keyif alacağının ümidindeyim
304 syf.
·6 günde·Puan vermedi
1938'de yalnızca Atatürk ölmedi; onun imzasını taşıyan ne varsa tersyüz edilmeye başlandı. Atatürk döneminde şair ve yazarlar milletvekili, Büyükelçi yapılır bilgi ve görüşlerinden yararlanılırdı. Atatürk döneminde olduğu gibi Markopaşacıların yazdıklarına azıcık kulak verilseydi bugünleri böyle yaşamazdık.Markopaşa'lardan bugüne pek bir şeyin değişmediği,yalnızca kişilerin değiştiği ama aynı rollerin yine oynandığı görülüyor. Dolayısıyla Markopaşacıların yazdıklarının geçerliliği de sürüyor!Markopaşacıların dedikleri bir bir gerçek oldu.Emperyalizmin doyum bilmez sömürüsüne adım adım nasıl düştüğümüz ve bügünkü çıkmazlara nasıl geldiğimiz ortada.Kemalizmden kopuşla başlayan süreçte bugünlere neden ve nasıl geldiğimizin yanıtını Markopaşacılardan öğrenmeliyiz!
304 syf.
·Puan vermedi
Bu gün boyle bir gazete çıkarılırsa, idam olmayan ülkeye idamı apartopar getirir ve ilk infazı yaparlar. Ki zaten o yürekte insan, yazan çizen de bırakmadılar. Bu kitabı okuyanlara bir tavsiye: Bulabilirsiniz Mustafa Kamil Zorti ismiyle yazılmış, papirüs yayınlarından çıkmış Netekim adlı kitabı da okumanizi öneririm.
Recep peker zaman-ı saderetinde,her nasılsa yolu bir yetim okuluna düşmüş.Tertip edilen törende,yetim öğrenciler adına konuşan çocuk,
-Sayın başbakanımız ,biz yetimlerin dertlerini unuttunuz der. Recep peker hemen şu cevabı verir :
-Bu memlekette yetim yoktur.Vatan anamız bizde babanız. Biraz sonra bir köylü arkadaşına Recep pekeri göstererek:
-İşte dedi anamızı ağlatan adam
İki kamçı bir kuyruk
Herkes başına uyruk
Kim diyebilir ki bu memlekette demokrasi yok?
Kim diyebilirki bu memlekette hürriyet yok?
Bu muhakkak satılmıştır!
Kim diyebilirki bu memlekette gayri kanun işler yapılıyor
Bu muhakkak ajandır.
Öyle ya senelerden neri tonlarca demokrasi kilometrelerce hürriyet karış karış yeni zihniyet boşunamı ithal edildi
Ne gün fırsat bulursa o gün çıkar. Çıktıgı gün 8 ile 9 arasında satılır. 9da toplamaya başlanır. Türkiyedeki demokrasinin ve basın hürriyetinin miyarı olan işte böyle bir acayip siyasi mizah gazetesidir
"Belki de bugünlere geldiğimiz noktanın mihenk taşıdır 1946-50'li yıllar... Rejimin baskısı altında muhalefet yapabilmek ancak mizah dergileriyle olabiliyordu. Sorunları ortaya koyabilme açısından 'Markopaşacılar' önemli bir görev yapmışlardır. Muhalefetin olmadığı yerde aydının, işçinin ve halkın sözcüsü olmuşlardır ... "
Yalçın Bayer, Hürriyet, 04.11.2001
"Ne zaman başladı çöküşümüz? 1945'ten sonra, ne zamanki ABD yardımını seve seve aldığımız günden beri. (...) Alın, okuyun Markopaşa Gerçeği'ni... Yarım yüzyıl öncesinin kirli aynasından gerçek yüzünüzü görün...
Oktay Akbal, Cumhuriyet, 08.11.2001
"Ne yazılıyordu Markopaşa'da? Kitapta önemli yazıların tümü bulunuyor. Benim inancıma göre günümüzde yazılanların onda, yüzde, binde değil, belki milyonda biri..."
Yalçın Pekşen, Akşam Online, 16.11.2001
"Geçen yaz kitap henüz çıkmamışken sözünü etmiştik... Mehmet Saydur'un 'Markopaşa Gerçeği' yayınlandıktan sonra ise söz etmeye fırsat olmadı... Belki de kalıcı bir eser olduğu için... Saydur (...) bir döneme damgasını vuran siyasi gülmece dergisi Markopaşa'nın öyküsünü büyük bir titizlikle hazırlamış; dergi kapatıldıkça yerini alan
öteki 'paşa' ve 'baba'larla ortaya bir belgesel çıkartmış. Hem öyle bir belgesel ki sanki bugünü yansıtıyor...
Deniz Som, Cumhuriyet, 18.11.2001

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Markopaşa Gerçeği
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753481595
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çınar Yayınları
1946 - 1950 yılları arasında çıkan Markopaşa ve soyundan gazeteler birçok açıdan önem taşıyor. İlki, mizah gazetesi olarak halkın gönlünde taht kurmuş olması ve aradan elli yılı aşkın bir süre geçmesine karşın yine de konuşulması. Diğeri de ülke olarak bugün geldiğimiz nokta… Gelinen noktanın asıl kökleri 1946'lara dayanıyor. Atatürk'ün sağlığındaki devrimler coşkusunun durdurulması ve Ulusal Kurtuluş Savaşı kültüründen kopmaya başlayış bu yıllarda oldu. Karşıdevrim, tohumlarını bu yıllarda attı. Hükümetiyle, muhalefetiyle ABD emperyalizmine kucak açıldığı bu yıllarda bir avuç aydının ve onların önde gelenlerinden olan Markopaşacıların canları pahasına mizah silahıyla yaptıkları uyarılar tüm sonuçlarıyla bugün daha da önem taşıyor. Yeniden bağımlı duruma sokulduğumuz günümüzde yaşadığımız sorunların köklerine inmeden çözüm bulmak olası değil. Sorunları saptama açısından "Yanlış ne, nereden ve nasıl başlatıldı?" sorularına en güzel yanıtı Markopaşacılar vermişlerdir.

Mehmet Saydur altı yıl süren araştırmasında asıl kaynaklara indi, Markopaşaları buldu, bir araya getirdi. Sonra da satır satır inceledi. Kendisi az konuşup Markopaşaları çok konuşturarak bu eseri özgün içeriğiyle yazınımıza kazandırdı. Saydur'un titiz çalışmasını okurken yukarıdaki soruların yanıtlarını bulacaksınız ve bu yanıtları günümüze taşıyacaksınız. Ayrıca neyin, ne yönde değiştiği ve kaç arpa boyu yol aldığımız da zaman zaman ortaya çıkacak. Bol bol güleceksiniz... Ama ağlamak yerine güleceksiniz. Gülerken de düşüneceksiniz...

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Levtolstoy
  • Erkan Çetin
  • Gamze Ö.
  • Selim Pusat
  • Yazgı Mutlu
  • Dilara Güç
  • Furkan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%0
7
%50 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0