Martı Jonathan Livingston (50. Yıla Özel Baskı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
135985
Gösterim
Adı:
Martı Jonathan Livingston
Alt başlık:
50. Yıla Özel Baskı
Baskı tarihi:
Aralık 2018
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051735054
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Epsilon Yayınevi
“Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz.

En önemlisi, özgür olabiliriz!

Uçmayı öğrenebiliriz!”

Zamansız bir klasik olarak her yıl giderek daha fazla okura ulaşan “Martı”, yazımının üzerinden geçen yarım asra yakın süreyi, onunla büyüyen Türk okurlarla birlikte kutlayacak!

(Tanıtım Bülteninden)
96 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Martı Jonathan Livingston kitabını çizimlerimle yorumladım:
https://youtu.be/uBDduz00kx4

Bana gülüyorsunuz çünkü ben farklıyım, ben de size gülüyorum çünkü hepiniz aynısınız. Evet bu cümle, lisedeyken ergen zamanlarımızda hayata karşı atarlanmışken kullandığımız kapaklı sözlerden sadece biriydi. Ama bakın, bu sefer çok farklı birisiyle karşı karşıyayız gerçekten de, onun adı Jonathan Livingston.

Sadece bir martı, bunu ben de biliyorum fakat aklında geçinip gitmekten, Balık Üniversitesi'nden o uçabileceğine dair mesleki yeterlilik belgesini almaktan ya da sadece yemek yemekten daha önemli şeyler olan bir martı. Uçmak. Daha hızlı uçmak. Daha yükseklere uçmak!

Kuşların ana amaçlarının uçma eylemi olduğunu ben de biliyorum. Fakat biz insanların da ana amacı yaşamak iken kaçımız yaşayabiliyor ki sanki? Kaçımız bir gün bile olsa kendi çizgisinin dışına taşıp yaşamın tadına vararak yaşatabiliyor kendini?

Nasıl ki Jonathan gibi bazı martıların tek amacı yemek yemek değil iken, zamanında inşa edilmiş piramitlerin de tek amacı tabii ki de sadece firavunlara mezar olmak değildi. Piramitlerin Jonathan'ı olan Keops da Kefren ve Mikerinos'la konuşurken kendilerinin içinde olan gizli ve mistik güçlerin farkındaydılar en başından beri. Sadece diğer piramitlere belli etmezlerdi bunu. Aynı, biz insanların martılara ve dolayısıyla hayata bakış açımızın dümdüz ve detaysız olması gibi, bazı martıların da hayata bakış açıları dümdüz ve oldukça detaysızdı. Nasıl Cesur Yeni Dünya'nın Ford Sistemi'nde doğan bebeklerin neredeyse hepsi aynı doğuyorsa, martıların dünyasında da neredeyse bütün martılar klon gibiydi.

Fakat bir ütopyaydı zaten Martı Jonathan Livingston. Aslında bütün martıların olmak isteyip de olamadığı, geçici hayat meşgalelerinden bir türlü o ütopyayı gerçekleştirmeye zaman bulamadığı, ana amacın sadece uçabilmek olduğu alabildiğine özgür bir ütopyaydı.

Aslında hepimizin martıbüslerdeki tutamaçlara tutunurken ve insanlar arasında sıkışıp sessiz kalırken, asansörlerde tanımadığımız insanlara sırtımızı dönerken ve bekleme salonlarında yanımızdaki insanların dertlerini kendi derdimizmiş gibi düşünürken delicesine bağırarak halay çekmeyi, çıldırmayı, içimizden ağzımıza gelen her şeyi gerçekten de tam olarak söylemeyi, en önemlisi de içimizden gelen ve ertelediğimiz bütün eylemlerin, bütün kendiliklerimizin dışarı dökülmesini arzulamaktı bir nevi Martı Jonathan Livingston.

Benimle uçmak ister misin bu gece
Yükseklerde olmaktan korkar mısın
Topraktan ayrılalım bir süre için
Dünya bir yere kaçmaz
Biz yüzerken göklerde
Gel benimle ol unut bütün dertlerini
Rüzgar bizi bekler daha fazla vakit kaybetmeyelim, derken belki de haklıydı Yavuz Çetin.

Hepimiz uçmak istiyorduk çünkü bu gece ve her gece, Hezarfen Ahmet Çelebi'den Elon Musk'a kadar herkes uçmayı istiyordu daha doğdukları günden beri. Cemal Süreya boşuna dememişti Kısa adlı şiirinde "Hayat kısa, kuşlar uçuyor." diye. Dünyanın bir yere kaçmayacağını onlar da martı Jonathan gibi çok iyi biliyorlardı ki onlar da en güzel martılara binip bizi burada, bu ilginç dünyada bırakıp gitmişlerdi.

Ve o iyi insanlar o güzel martılara binip gitmişlerdi çoktan ve biz de kendi başımıza demirin tuncuna ve martının cahiline kalmıştık.

Ama sonra, her şeyin içine ettiğimiz gibi böyle masumca bir duygunun da içine ettik. Önümüze gelen ne varsa putlaştırdık, kendi hedeflerimizi, değerlerimizi ve hayata geliş amaçlarımızı unuttuk. Kendimiz de yetmiyormuşuz gibi bu kendi ürettiğimiz putlara ve garip ritüellere başka insanları da alet ettik. Asıl amaç daha en başında adam gibi yaşamak iken birden para, siyasi iktidar, dini otorite, liderlik gibi amacımızın dışında putlar keşfettik. Bunlara harika şekiller verdik ve onlara bir güzel tapmaya başladık, ta ki kendimizi unutana ve kaybedene kadar.

Neyse ki azınlıkta da olsa, hala martı Jonathan'lar vardı aramızda. Bizi bizden daha iyi tanıyan, bizi herhangi bir çıkar uğruna değil de sadece biz için, sadece uçmak için tanımak isteyen o bazıları.
96 syf.
·Beğendi·10/10
Denize her bakışımda buluyorum Jonathan'ı, nereye gitsem o da geliyor benimle. Birey olmak nedir sorusunun salt halini bizlere aktaran yazarımıza ne kadar teşekkür etsek az. Yazar diğer yandan hurafelerin, ritüellerin topluma nasıl yerleştiğini, zihnimizi kullanmakta ne kadar cimri olduğumuzu ve kendimizi nasıl sınırlandırdığımızı hikaye aracılığıyla bize aktarıyor.

Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekamızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi, özgür olabiliriz. Uçmayı öğrenebiliriz!
96 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Bir gün ölseydim ve fani olduğum zamanlarda en büyük kitap pişmanlığın nedir diye sorsalardı ve geçmiş yaşamda neler kaçırdığımı bilinçli bir şekilde görebilseydim, Martı Jonathan Livongston' u okumamış olmak derdim. Daha bir çok kitap vardır bilgi havuzunda ama benim özellikle dikkatimi çeken ve etkileyen nokta; "hangi sistem olursa olsun, kendisini güncelleyemedikten sonra hurafelerin, bağnazlığın gölgesinde yok olmaya mahkumdur" düşüncesinin, adeta bir yasa niteliği olarak zihnime zuhur etmesindedir. Aslında öyle ki, sistem kendisini güncellese bile toplumun evrilmesi doğrultusunda, teknolojinin hayatı kolaylaştırmasına paralel olarak sistemin yeniden yeniden ve yeniden yapılandırılması gerekli oluşu o sistemi çökertecektir. Bin kitap' ta öyle. Çok sevmeme, hayatımın önemli bir parçası olmasına rağmen, bir gün tıpkı babaannelerimizin veya dedelerimizin eski alışkanlıklarına bağlı oluşlarının ölümleriyle yok olmaya başlaması gibi ve gelecek nesilin yeni ihtiyaçları arasında doğan doğal çatışmanın sonucu olması gibi bu sistem de yok olmaya mahkumdur.
Bu durum canımızı yaksa bile.

Çünkü evren, duyguların var olmadığı en acımasız, en mantıklı sistemler bütünüdür ve yok olacaktır. Yeni oluşan bir şey varsa bile artık eskisi olmayacaktır!
147 syf.
·10/10
Ben sınırları olmayan, mükemmel bir martıyım...
Evet martının hikayesi böyle başlıyor..Bir anda
kitabın büyüsüne kapılıyorsunuz.
Bütün sıradanlığı kırıyor ve sadece hedefine yöneliyor.Çevresinde kim ne demiş onu ilgilendirmiyor..
Yazar martı dan yola çıkarak biz insanlara çok güzel hem ders veriyor hem de bir nevi kişisel gelişim tadında..
Özellikle önyargıları olan, çevresindekilerin baskısı altında kalarak zorla bişeyler yapmak zorunda kalan bu kitabı hemen okusun isterim...Dikkatimi çeken bir de şu ; günümüzde çok rastladığımız sevdiğimiz insanları tanrılaştırarak sevmek (bağlanmak) çok güzel işlenmiş...
İçi resimli bu da neymiş diye okumazlık yapmayın çok kısa ancak hikayesi güzel ve etkileyen bir kitap..Şimdiden iyi okumalar..
96 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Merhaba 1K Ailesi,

Samuel Beckett'ın "Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil" sözüyle başlayacağım incelemeye. Bu söz size, martı Jonathan Livingston'ın kısa hayat hikayesini okuduktan sonra daha anlamlı gelecektir. Kısa dediğime aldanmayın sakın, uzun uzun dersler çıkaracaksınız kendinize...

Richard Bach'ın yazmış olduğu bu kısa hikaye ya da öykü bizlere bir martı biyografisini andırır. Bu eser, kendini sürüye ait hissetmeyen, onlardan farklı bir yaşam amacı güden martı Jonathan Livingston'ın yaşam hikayesini anlatmaktadır. Diğer martılar gibi karnını doyurma ve uzun bir yaşam sürme gayesinde değildir martı Jonathan Livingston. Onun gayesi daima uçmaktır. En alçaklardan, en yükseklere kadar uçmak. Limitleri altüst etmek. Özgür olmak...

Uçma fikri Richard Bach'a uzak değil aslında kendisi Hava Kuvvetleri'nde görev yapmış eski bir pilottur. Bu hikayede öne çıkan fikirler genellikle özgürlük üzerinedir. Normların ve dogmaların karşısında cesurca ve azimli bir şekilde duran Jonathan Livingston hikayenin başkarakteridir. Özgürlüğün bilincine varan Jonathan, bu normlar ve dogmalar altında ezilen diğer martıları da kurtarmayı kendine yaşam amacı edinir. Bu bağlamda yönetici ve lider tartışması yapılabilir. Kahramanımız Jonathan ise kesinlikle bir lider özellikleri taşımaktadır.

Sonuç olarak bakıldığında çok sade ve yalın anlatımı olan bu eser basit bir martı hikayesi olarak görülmemelidir. Bu kısa hikayeden, uzun insanlık dersleri çıkarılabilir. Richard Bach "Bir lider nasıl olmalıdır?" sorusuna "Martı Jonathan Livingston" hikayesi ile harika bir cevap vermiş. Okunduğuna pişman etmeyecek türden bir hikaye, sizi üzmeyecektir.

Keyifli okumalar dilerim...
96 syf.
·8/10
Kitap incecik olmasına rağmen anlattığı konu kapsamlı ve ders verici nitelikte. Kişisel gelişim kitabının farklı bir versiyonu bence.Herkesten farklı olduğumuz zaman ve onlardan farklı şeyler düşündüğümüz ve sergilediğimiz zaman gözlerine adeta bir iğne gibi batar. Hemen beliriveririz. Herkes aynı düşüncede olsun, her zaman aynı eylemi gerçekleştirsinler. Karınlarını doyursunlar, gezsinler yaşamlarını böyle rutin şeyleri yaparak geçirsinler.Shakespeare'ın bir sözü vardır çok severim. "İnsan insan mıdır, yalnızca yiyip içmek ve uyumakla geçiriyorsa hayatı?". Tabi kitapta Martıların üzerinden aslında insanları eleştiriyor. Hep aynı noktada sayıyoruz, ilerlemek ve gelişmek için hiçbir çaba sarf etmiyoruz.

Aslında hepimizin içinde bir Jonathan var, yeter ki tüm yüreğimizle başarıyı isteyelim.İnsanoğlunun yapamayacağı bir şey yok. Bilmediğimiz, farkında olmadığımız ne kadar çok yeteneğimiz vardır kim bilir. Onu düşüncelerimizle, bizi tutsak eden şeyleri kırarak perdeyi önümüzden kaldırabiliriz.
Kitaba dair yazılacak pek bir şey bulamıyorum.
Okuyun bence kendinizi keşfedin, özgür olun!

Martı Jonathan Livingston: Özgürlük
Keyifli Okumalar dilerim.
96 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Yaratilisiniza aykırı davranın cennete gidin der gibi bir kitap. Elbette başarmak için sınırlar zorlanmali, yılmadan çalışıp cabalamali, dışlanmayı, yargilanmayi hatta hapse girmeyi ve olmeyi de goze almalıyız. Bu akıl çerçevesinden çıkmamalı. Örneğin insan su altında kaç dakika kalabilir ve ne kadar bir basınca dayanabilir? 10, 20 bilemediniz 30 dakika. Ama dalgıç kıyafeti ile bir kaç saat denizaltı ile bir yıldan fazla. O halde biz teknolojimizi mi geliştirmeli, yoksa cigerlerimizi solungac haline mi getirmeliyiz? Kitap iyi niyetle insanlara gayret vermeye çalışıyor ki mesajı çok net. Ama kurgusal bir hata var sanki. Söyleyiş tarzı sorunlu. Abartiya gerek yok. Bu da benim tarzım.
96 syf.
Merhabalar kitap Martı Jonathan Livingston isminde bir martının öyküsü anlatılmaktadır.Jonathan diğer martılar gibi balıkçı teknelerin peşinden gidip ve dolanmak istemiyor Jonathan şahin gibi hızlı uçmak ve denizin en derinlerinde olan en lezzetli balıklarla beslenmek istiyor.Aslında Jonathan uçmak ve beslenmek için değilde Özgürlük istiyor.Yazarın üslubu akıcı ve anlaşılır...
96 syf.
·1 günde·7/10
Bu incelemeyi https://1000kitap.com/sunofhope/Duvar/ istediği için ona özel olarak yapıyorum.

Kitabı günlerdir yanımda taşıyordum elimdeki kitap bitince hemen okuyayım diye. 2 saat içinde de okudum.

Martı Jonathan diğer martıların hiçbirine benzemez. Diğerleri sadece aç kalmamak için, yiyecek bulmak için uçarlar ama Martı Jonathan uçmayı, her şeyi, hız yapmayı öğrenmek için uçar.
Sonra Martı Jonathan'ın bu yaptığını Martılar kurulu duyar ve cezalandırır. Başka bir yere gönderirler. Ama Martı Jonathan yapacaklarından asla vazgeçmez ve kendini geliştirmeye devam eder.
Ve sonraları Martı Jonathan'ın sürüsü ortadan kaybolur ve yeni kuş türleri ortaya çıkar.

Şimdi benim kitap hakkındaki görüşlerime gelecek olursak. Bu kitapta her ne olursa olsun hayallerimizden, yapmak istediklerimizden asla vazgeçmemeliyiz...

Kitaptaki şu söz çok hoşuma gitti ve çok anlamlı özellikle bugünlerde herkes ölmek istiyor nedense.
"Yaşamak için ne çok neden var!"
96 syf.
·2 günde·10/10
Kitap çok güzel, gerçekten çok güzel. Dolu mu dolu bir kitap, her sayfası her cümlesi birbirinden güzel içeriğe ve anlama sahip. Kitap martıları ve yaşamlarını konu alıyor gibi görünse de martıların temsiliyle insanlar anlatılıyor aslında.

Martı bir kişisel gelişim ve felsefe kitabı olarak da kabul edilebilir çünkü içerisinde özgürlük, sürü psikolojisi, hırslar ve özümüzü kaybedişimiz öyle güzel yer alıyor ve anlatılıyor ki roman deyip geçmek kesinlikle haksızlık olur.

Belki de özgürlüğü anlatan en güzel hikayelerden biri bu, özgürlüğün yitirilişi, önemi, kendimizi küçük şeyler uğruna kısıtlayarak asıl önemli olan şeyleri nasıl kaçırdığımız anlatılıyor. Zincirlerin zihnimizde olduğunu, özgürlüğümüzü engelleyen şeyin inançlarımız olduğu anlatılıyor. Kısacası Martı sizi, hayatınıza farklı bir bakış açısıyla bakabileceğiniz mükemmel bir yolculuğa çıkarıyor.
Daha fazlası için; http://yorumatolyesi.blogspot.com/...on-richard-bach.html
152 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
> Evet, geldik gene güzel bir kitabın incelemesine ve incelememe başlamadan önce, beni bu kitap ile beni tanıştıran ve dostluğuna önem verdiğim bir arkadaşıma çok teşekkür etmek istiyorum. Kitabı okuduktan sonra, kendisinin, benim "bu kitabı muhakkak okumam gerektiği" ısrarını çok yerinde bulduğumu da itiraf etmeliyim doğrusu. Neyse, bu kadar yağlama, ballama ve yancılık yeter diye düşünerek, kitaba dair düşünce ve görüş aktarımına geçmek isterim.


Richard Bach’ın Kısa Biyografisi

Richard David Bach, 1936 doğumlu Amerikalı bir yazardır ve 1955'te Long Beach'te öğrenimini tamamlamıştır. Eğitimini tamamladıktan kısa bir süre sonra donanmaya ve Ulusal Muhafız programına katılmıştır. Burada ayrıca, Fighter Squadron USAF'da pilot olmuştur.

Birleşik Devletler ordunun bir parçası olduktan sonra yazma kariyerine başlar ve uçmayla ilgili olmakla birlikte, başka kitaplar da kaleme alır. Aslında, Bach’ın sevgisinin uçaklara yansımasıdır bu kaleme aldıkları. "Martı Jonathan Livingstone 1970, Mavi Tüy - Gönülsüz Bir Mesihin Serüvenleri 1977, Uzak Diye Bir Yer Yoktur 1979, Sonsuza Uzanan Köprü 1984, Pırpır 1991" ve 2014 yılına kadar uzanan toplamda 14 eser.

Kendisinin ilk kitabı olan Martı Jonathan Livingstone 1970 yılında yayınlandıktan sonra ünlü oldu.

Birazdan, aşağıda incelememde de okuyacağınız gibi, kitap, uçan, özgürlükte sınır tanımayan martıları inanılmaz bir dille anlatmaktadır ve bu kitap kendisini yaklaşık olarak 1.000.000 adetten fazla sattırma başarısını da beraberinde getirmiştir.

Çünkü Bach için uçmak, yaşamın içinden geçen bir yoldur! Özgür olmak isteyen bireylerin ve yaşam arayışı içerisinde olanların sürekli öğrenme arzusudur uçmak ve insanların aslında bildiklerini, ama zaman ile unuttuklarını yeniden keşfetmesinin kitaba dökülmüş halidir.


Kitaba Dair İncelemem

> “Martı Jonathan Livingstone”, modern zaman temalarına dayanan çağdaş bir masaldır. Okumuş ya da okumakta olduğumuz bazı efsanevi yaratıkların olduğu geleneksel masalların aksine, burada, bu kitapta kurgusal dünyevi yaratıklara sahipsiniz. Ayrıca, bu sadece modern bir masal değil, aynı zamanda alegorik bir hikâyedir, çünkü bütün kurgu, hikâyenin anlattığı ve bize göstermek istediği bir şeye işaret etmektedir. Bu nedenle, alegorik bir hikâye ve modern bir masal kombinasyonunun olduğunu da kesin bir dille ifade edebilirim.

> Richard Bach tarafından kaleme alınan Martı, biz okurlara, sürüye karşı çıkan ve zamanın sınırlarını zorlayan, sınır ve engellerin olmadığını öğreten bir hikâyedir. Ortalama bir şeyden/hayattan hiç memnun kalmayan, ancak her zaman daha fazlasını yapmak isteyen bir martı hakkında hikâye yazan Bach, aslında insan yaşamını ve tek bir bireyin topluluk içinde nasıl hayat sürdüğünü anlatmaya çalışır. Bu süreçte zaman ve yer belirtilmemiştir, ancak yerin deniz ve kıyı olduğunu gözlemleyecek olursak, Bach’ın bununla birlikte bize, sınırların olmadığını hissettirmeye çalıştığını gayet net anlayacağız. Richard Bach kitabında kısa ve basit cümleleri tercih ettiği için, kitabın bize vermek istediği mesajı almamız çok zor olmasa gerek. Bach burada iç monolog, diyalog, monolog, açıklama ve hikâye anlatımı gibi birçok farklı hikâye anlatım tekniğini bir araya getirilmiştir. Kendisi okur için neyin önemli olduğuna odaklanmıştır ve kurguda öne gelen hiçbir şeyi ayrıntılarla örtbas etmez ve okuru gereksiz bir şekilde sıkmaz.


Kitabın Türü: Modern hikâye

Konunun Geçtiği Yer: Gökyüzü ve Toprak


> Sürünün içince duran Jonathan Livingstone’nun hayata geliş amacı diğer martılarla aynı kaderi paylaşmak değildi. O’ içsel olarak bunun farkındaydı ve kendisinin da adlandıramadığı bir duygu, ona buraya, en azından böylesi bir ortama ait olmadığını hissettirmekteydi. Kendisinin Dünya’ya asıl geliş amacı ve hedefi, her gün uçmak ve balık artıkları aramak değildi. Kendisinin seçim şansı olmadığı kurallara ilgi itibar etmeyen, asi ruhlu bir martıydı. O’ hep mümkün olduğunca kanat çırparak, en yüksek hıza ulaşmak ve çabucak uçmayı arzu ediyordu. Her gün doğanın kendisine koyduğu sınırlarını zorluyordu ve her hangi bir martının bile cesaret edemeyeceği türden karmaşık uçuş denemeleri ve dönüşler yapıyordu. Zaman içerisinde ailesinden ve sürüden görmüş olduğu tepkilere karşı sürüden uzaklaştı ve Jonathan Livingstone yalnızlığı tercih etti.

> Asla tatminkâr olmayan Jonathan Livingstone, her zaman uçuş becerilerini geliştirmekten yanaydı ve bu yüzden her gün yeni yeni denemeler yapma gayreti içerisindeydi. Kısa zaman içerisinde normal bir martının göze alabileceği hızı aşarak, saatte 165 km/s hızla uçmayı öğrendi. Ama hesaba katamadığı deneyimsizliği, o an için kendisine pahalıya mal oldu ve yaşadığı bir kaza sonrasında duyduğu iç sesi ona; “yaşamında sınırları olduğunu ve onları kabul etmesi gerektiğini” söylüyordu. Martı artık sürüye geri dönmeye karar verdi vermesine, ama bu kaza aslında bir geri dönüşten çok, yeni bir başlangıcında öncüsüydü.

> Jonathan Livingstone sürüsünden kovulur ve sürünün ileri gelenleri tarafından, artık uzaktaki kayaların üzerinde yaşaması emredilir. Martı onlara hayatın yeni anlamını, tecrübelerini, sınırları aşabileceklerini açıklamaya çalışsa da, artık kimse onun bildiği doğruları dinlemek istememektedir. Herkesten uzak, yalnız yaşanan bir hayat martıya kendini iyi hissettirmektedir. Artık hayat kendisi için daha anlamlıdır ve kendini kendine yetebilen, kendisine bakabilen martı uzun bir yaşam sürer.

> Bir gece turu esnasında tanışacağı iki martı sayesinde Sullivan ile tanışır ve kendisinin ona kattığı tecrübeler ve düşüncelerin gücü ile Jonathan, Dünya'ya geri döner. Kendisine katılan değerleri önceki hayatında yaşadığı sürüsüne de katmak ister ve onlara tecrübe edindiği her şeyi öğretmek/aşılamak arzusunda olan Jonathan, sürüsünün yaşamakta olduğu kayalıklara geri döndükten sonra, orada Fletcher Lynd ile tanışır. Jonathan ile aynı sebepten dolayı sürüden sürgün edilen, istenmeyen başka bir martıdır. Bu ikilinin azimli duruşuna zamanla daha fazla martı katılır ve hep birlikte, eşzamanlı uçuşlar yaparak tecrübelerini bir diğerlerine aktarırlar ve zaman içerisinde beklentileri meyvelerini vermeye başlar.


Karakter Analizi

> Martı Jonathan Livingstone hikâyemizin ana kahramanıdır. Sürünün geleneklerine aldırış etmeyen, daha çok bilgi ve beceri toplama ve içsel arzusunun peşinde uçan yalnız bir martı olarak tanımlanır. Bütün hayatını düşlediği şeye göre ayarlar ve kendisini sürüsünden ayırır ve kendisini ancak bu şekilde mükemmelleştirmenin yolunu bulur.

> Kitapta, her bir martının güçlü olduğu ve bulunduğu ortamda, içinde yaşadığı bu cehaletin üzerine çıkması ve mükemmel yaratıklar olduklarının farkına varmalarının gerektiğini anlatan bir kısım var. Bu mesaj aracılığı ile onlara da, isterlerse özgür olabileceklerini aktarmaya çalışmaktadır.

> Bilgi ve özgürlüğe ulaşmaya ya da değiştirmeye hazır olmayan bireylerin sınırlarının çarpışmasıdır Martı. Sürünün ileri gelen yaşlıları, martıya toplum şartları gereği sorumsuz davranamayacağı mesajını verdiler ve onu bulundukları sürünün/toplumun dışına itelediler.

> Martı, alınan bu karar doğrultusunda yalnızken daha da cesaret edindi ve ısrarla yaşamını sürdürdü. Her ne kadar yalnız olsa da, her gün özgür bir birey olduğunu fark etti ve bedelini ödemek zorunda olduğu özgürlük için cezalandırıldığına asla üzülmedi.

> Mükemmelliğe giden bu yolda martı, hedeflerine ulaşma konusundaki ısrarını ve bilgiye olan susuzluğunu her daim korudu. Sürüsünden atılma/uzaklaştırılma gerçeğine rağmen, kendisini onlardan daha sorumlu hissetti ve zamanı geldiğinde de onlara ders vermek istedi. Öğrendiği en büyük erdem ise, ona karşı yanlış yapanları affetme yeteneği oldu.

> Birkaç martı toplandılar ve onlara hayatta neyin önemli olduğunu öğretmeye, bildiklerini aktarmaya başladı. Sürü, Jonathan'a katılanların hepsini dışladı ve onun güçlü, özel olduğunu anladıklarında ise, onu bir şeytanmışçasına linçe kalkıştılar. O’ ise onu linç etmek isteyenlere karşı kin gütmeme erdemini gösterdi.

> Martı’yı, her zaman daha iyi bir şey için çabalayan ve kendisine sunulanlar ile asla yetinmeyen olmayan bir karakter olarak tanımlayabiliriz.

Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
Özgürlük, var oluşun bir parçasıdır. Boş inançlar olsun, gelenekler olsun, özgürlüğü kısıtlayan ne varsa, kaldırıp atmak gerek.
Eğer dostluğumuz zaman ve uzaklıkla sınırlıysa, o yok demektir. Zaman ve uzaklıkla sınırlı olmayanı yaşıyoruz biz. Uzaklığı yenince hep aynı yerdeyiz, zamanı yenince hep aynı anın içindeyiz. Böylece her an için birlikte olacağımızı düşünmedin mi?
Yola çıkanlarımızın çoğu çok yavaştı.Nereden geldiğimizi hemen unutup nereye gittiğimizi merak bile etmeden, günübirlik yaşayarak çoğu kez birbirinin aynısı olan şeyi yaptık; bir dünyadan gelip diğerine gittik.
“ Öğrencilerine alabildiğine ciddi görünmeye çalışmasına karşın, Martı Fletcher birdenbire onları gerçek kimlikleriyle görüverdi. O bir an, sevmekten öteydi duyguları, aşık oldu gördüğüne. Sınır yok mu. Jonathan? Şöyle düşündü ve gülümsedi. Öğrenme yarışı başlamıştı. “

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Martı Jonathan Livingston
Alt başlık:
50. Yıla Özel Baskı
Baskı tarihi:
Aralık 2018
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051735054
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Epsilon Yayınevi
“Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz.

En önemlisi, özgür olabiliriz!

Uçmayı öğrenebiliriz!”

Zamansız bir klasik olarak her yıl giderek daha fazla okura ulaşan “Martı”, yazımının üzerinden geçen yarım asra yakın süreyi, onunla büyüyen Türk okurlarla birlikte kutlayacak!

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 21.849 okur

  • Zeynep Kağan
  • Nurseda Yüksel
  • Beyza Atakan
  • Berkan Tonguç
  • Merve Güngör
  • Gökçen Akkuş
  • Kadir BULUT
  • Seda D
  • Mihriban Şavluk
  • aydan atlayan kedi

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%18.6
14-17 Yaş
%14
18-24 Yaş
%16.3
25-34 Yaş
%14
35-44 Yaş
%27.9
45-54 Yaş
%9.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%69
Erkek
%31

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.2 (10)
9
%0.1 (5)
8
%0.1 (8)
7
%0.1 (6)
6
%0
5
%0 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları