Martin Eden

Martin Eden

kamera
Jack London
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
kamera
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
ara-kalin
9.2
10 üzerinden
19,5bin Puan · 3641 İnceleme
520 syf.
·
14 günde
·
9/10 puan
Martin EDEN - Jack LONDON (Okumadan Ölmeyin!)
Tam, "Dur, daha yeni tanıdım seni!" derken kitabın bitmesiyle ellerimden kayıp giden bir arkadaş oldu Martin Eden benim için. İncelememe başlamadan önce bir itirafta bulunmak istiyorum: Bu eseri spoiler vermeden inceleyecek kadar yeterli görmüyorum kendimi. Ona göre okuyun ki incinmesin hayat mücadelesinde yorgun düşmüş yüreklerimiz. Yarı otobiyografik bir roman. Jack London'ı büyük oranda Martin Eden kişiliğine bürünmüş olarak görüyorsunuz. Dönem aynı dönem, mekan aynı mekan, zaman yine aynı zaman ve yine kahramanlar gerçek dünyadan kahramanlar... Yirmili yaşlarda tabiri caizse halk tabakasından bir genç Martin Eden. Denizcilik ile uğraşırken bir olay sonucunda Ruth ve ailesi ile tanışıyor. Onun burjuvazi ile tanışması aynı zamanda... Ona duyduğu ya da duyduğunu sandığı aşk onu yazılar yazmaya itiyor. Başarılı bir yazar olma adına disiplinli bir çalışma başlatıyor. Büyük hayranlık duyuyorsunuz onun azmine. Ruth'un dünyasına ait olma mücadelesi girdiği aslında. Bu mücadelede onunla aşık oluyor, onunla acı çekiyor, onunla aç kalıyor ve onunla amacınıza ulaşmak için çabalıyorsunuz. Bir aşk insana neler yaptırır? Aşk sandığımız şey aslında nedir? Para nelere gölge düşürebilir? Amacımıza ulaştığımız anda daha mı mutlu olacağız sorularının cevabını alıyoruz eseri okurken... Algernon'a Çiçekler isimli bir eser okumuştum. Başkahraman zeka seviyesi arttıkça derin bir yalnızlığa gömülüyor ve aynı zeka seviyesine düşene kadar o yalnızlıktan kurtulamıyordu. Martin Eden ait olduğu sınıftan kopma mücadelesi verirken burjuva sınıfını da tanıyor. Bu tanıma süreci onu eski sınıfına da yabancı kılıyor ve her iki sınıfa da uzaklaşma başlıyor. Bu durum onu hayata daha da yakınlaştıracak dediğimiz yerde tam bir uzaklaşmanın geldiğini görüyoruz. "Yalnızlığını daha güçlü ve kendini daha yorgun hissetti." (s. 198) Zor durumda kaldıkça nelere sığınırsınız hayatta? İstemsizce bu soru karşısında hep kitaplar gelir aklıma. Martin'i bu yönden çok benzettim kendime. Eminim siz de kendinizden birçok parça bulacaksınız onda. Ve bu onunla özdeşim kurmanıza vesile olacak. "Ama ben kitapları hep sevdim ve bulduğum her şeyi okudum." (s. 72) Ama okumak insanı mutlu kılmıyor her zaman. Aksine daha çok düşünmesini, hayata ve insanlara dair daha çok kafa yormasını sağlıyor, bu da beraberinde mutsuzluk ve huzursuzluğu getiriyor. "Bir sürü kitap okudu ama içindeki huzursuzluk azalmak yerine daha da büyüdü." (s. 55) Okurken Ruth'un ailesinin tavırlarına karşı büyük nefret duyduğumu itiraf edebilirim. İnsanların geri kalanını bir proje olarak görmek ne büyük aşağılıklık. Eğer Martin, Ruth'u affetseydi eseri o an yarım bırakabilirdim diye düşünüyorum. Ruth da yine Jack London'ın okul yıllarında tanıdığı bir kızdan yola çıkarak oluşturduğu bir kahraman... Eseri okurken dönem hakkında oldukça bilgi sahibi oluyor, dönemin sanatçılarının mücadelesine daha yakından şahitlik ediyor, burjuva kesiminin insanlara bakış açısını görüyorsunuz. Son notlar önemli yer tutuyor. Eserde geçen kişi ve kavramlar hakkında derinlemesine bilgi ediniyorsunuz. Gönül rahatlığıyla "Bu çalışmada emek var." diyebilirim. Ama okuduktan sonra daha mutlu olacağınızın garantisini veremem. Hatta muhtemelen daha da büyüyecektir içinizdeki huzursuzluk. Ama şunu temin edebilirim ki Martin Eden buna değer. Çalışma hayatımdaki yoğunluk nedeniyle eserin yılın son kitabı olacağını düşünmüş ve sindire sindire okuma kararı almıştım. Ama istemsizce eserin içinde buldum kendimi. Onun dünyası kendi dünyam oldu ve o mücadelede bana da bir yer vardı. O okuyordu, ben de okumalıydım. Şimdi o bitti, ben yarım kaldım.
kamera
Martin Eden
kamera
Jack London
ucnokta_yatay-1
yildiz
9.2/10 · 53,7bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
520 syf.
·
12 günde
·
8/10 puan
Yazarlık Yolu
kamera
Jack London
, ile önce başlamak isterim.#90566644 kitabını kesinlikle daha çok beğendim.Bunu belirtmem lazım.Daha kalıcı olacak Beyaz Diş bende. London, Dünya Ticari dergi romanının öncüsü ve zengin olabilen ilk yazarlardan biridir.Kitaptaki Martin Eden karakterine bu yönden çok benzer.Zaten otobiyografi bir romandır
kamera
Martin Eden
. Birçok kısmı kendi hayatındaki ile aşağı yukarı aynı yada benzerdir.London bir köle tarafından büyütülür.Anne figürü yani bir köle kadındır.Gerçek anne ve babası ile ilgilide yoğun tartışmalar mevcut olup, belli değildir.Martin Eden kitabında geçen tüm muhitler gerçekten de London un yaşadığı ve çok iyi bildiği muhitlerdir.Bir başka ortak noktası ise onunda aynı Eden gibi bir denizci olmasıdır.Kavga, dövüş kültürü ve yakışıklılık da diğer ortak noktalardan.Diplomasının olması yine Martin Eden ile benzer başka bir ortak noktadır.Kitapta 5 dolar alınca yazmaktan vazgeçmeyi düşünen, 40 doları sonrasında aldığında ise paçayı kurtardım diye sevinen bir Eden vardır.Bu kısım da London un gerçek hikayesi ile aşağı yukarı aynıdır.
kamera
George Sterling
ise kitaptaki Brissenden dir.London'un, Çin, Kore gibi ülke vatandaşlarına karşı ırkçı ifadeli mevcuttur.Ölümü ile ilgili de çok fazla efsane vardır.Martin Eden gibi intihar yolunu seçtiğini söyleyenler az değildir.Ama tartışmalı bir konudur.
kamera
Martin Eden
, kitabı ile ilgili olarak şunları söyleyebilirim.Alt sınıftan olduğu net bir biçimde gözümüze sokulan Martin Eden isimli bir gencin kısaca hoşlandığı Ruth isimli üst tabakadan bir kızın gözüne girebilmek için vermiş olduğu mücadele anlatılıyor.Bu mücadeleyi de yazar olmaya çalışarak bizlere gösteriyor London.Kitap 1909 da yazılmış.Bir hayal kırıklığı görmek mümkündür çoğu kısmında kitabı.Özellikle yayınevleri ciddi bir biçimde eleştirilir.Geçmişte yüzüne bakılmayan eserler bir anca özel olur çıkar karşımıza.Eden, sosyalizmi reddeder ve ona köle ahlakı der.Proletarya ve burjuva sınıfı ayrımını yazar bizlere en derinden hissedirir.Ruth un gözüne sokarken aslında tüm üst tabakanın da gözüne sokmak ister.Kendi geçmişini zaman geçtikçe reddeden bir delikanlı oluyor devam eden kısımlarda Eden.Bir yer eminim sizlerinde dikkatini çekmiştir.Parayı bulduktan sonra Eden, artık kendi yazmaz.Yazdırmaya başlar.
kamera
Friedrich Nietzsche
ve
kamera
Herbert Spencer
ı çok sevdiği aşikar olan yazarımız intihar nedeni olarak bireyci yaklaşımın geçerli olduğunu söyler ve Tanrı ya inanmadığı için değil, insanlara inanmadığı için bu yolu seçti demeye getirir.Bu kısmı beğenmediğimi bakış açısı olarak belirtmeden geçemeyeceğim. Martin Eden kitabı yazıldığında London ünlü ve zengindi.Kitaptaki Ruth ise yine gerçek bir kişidir. Mabel Applegarth. Kitap, olağanüstü gibi gösterilse de her zaman bence sadece iyi.Genel anlamda mantığa sığmayan ve yer yer sıkan bölümler var.Hatta bazi bölümler kitapta neden anlatıldı, çünkü ileride bir tamamlayıcı olmadı da dedim.London'un edebi dilini seviyorum.Beyaz Diş daha iyiydi bence. Bu arada filmi de yapılmış Martin Eden in.
kamera
Levent Cinemre
harika ötesi bir çeviri yapmış.Bildiğim kadarı ile ödüllü bir çeviri.Emek vermiş.Arkadaki notlar çok faydalı idi.Eline sağlık demek lazım. Kitaba puanım 8.
kamera
Martin Eden
kamera
Jack London
ucnokta_yatay-1
yildiz
9.2/10 · 53,7bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
520 syf.
·
25 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Martin Eden
25 günde bitirebildiğim okudukça bazı şeylerin farkına vardığım kitabım Martin Eden'ın incelemesiyle karşınızdayım bugün. O kadar yoğun bir zamanıma denk geldi ki Martin, okumaya fırsat bulamadıkça okuma şevkimin kırıldığını hissettim. :( Ama toparlandığımı hissediyorum. Kaldığımız yerden okumaya devam... Neyse incelememize geçelim o halde :) ---------------------- Martin Eden, Jack London'ın yarı otobiyografik romanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani kitabı okurken Jack London'ın hayatından kesitlerin olduğunu göreceksiniz (ya da gördünüz). Martin Eden, sınıf farklılıklarına kafa tutan ve bir insanın azimle, çalışmayla, istekle ve tabi ki kitaplarla karşısında hiçbir imkansızlığın olmadığını ilikilerinize kadar hissettiren, çok sevdiğim bir kitap oldu. Her ne kadar kitap başta mücadele kitabı gibi görünse de aslında bence bir yenilgi kitabı. Mart'ın o hayranlıkla izlediği burjuva sınıfının aslında hiç de hayranlık duyacak bir yanlarının olmadığını anlamasıyla hayata karşı yenilgisidir bence. "Kendim dışında kimse bana inanmıyor Gertrude." (#132353989) diyor Martin Eden. Aslında ona en yakını sayılabilecek ablası bile inanmıyorken o kendine olan inancını boşa çıkarmamakta ısrarcıydı. Ve çıkarmadı da. Bırakın bazı konularda size sizden başkası inanmasın önemi yok. Siz kendinize olan inancınızı boşa çıkarmamaya bakın. Kitap hakkında spoiler vermek istememekle beraber bu kitabı okuyun, okutun derim. En sevdiğiniz veya sizde etki bırakan kitaplar arasında kendine yer bulacağına inanıyorum. Şimdiden keyifli okumalar dilerim... Kitap dolu günleriniz peşinizi bırakmasın:)
kamera
Martin Eden
kamera
Jack London
ucnokta_yatay-1
yildiz
9.2/10 · 53,7bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
520 syf.
·
11 günde
Artık "Mart" diyebilirim.
kamera
Martin Eden
'e "Mart" diyebilecek kadar içli dışlı oldum ve Mart'ın nazarında yeteneğin çok abartıldığı ve kişinin yetisinin yapabileceği birşeye yatkınlığını belirleyici olması dışında başka bir katkısı yoktur insanın hayatına, bireyi asıl geliştiren ve hayatına yön vermesini sağlayan en önemli mefhumun talep etmek, mücadele etmek, çalışmak ve fikirlerini geliştirmek için okumak Martin eden'in de dediği gibi "pusulasız" olmamak, fikirlerle dertlenmek gerek... Denizci olan ve işçi sınıfından
kamera
Martin Eden
'in üst sınıftan olan Ruth'a aşık olmasıyla başlayan Kitap başlarda bir aşk romanı gibi birisini gerçekten sevmenin insana neler yaptırabileceğinin, aşkın gücünü anlatacak derken, denizci deyimiyle öyle bir dümeni çeviriyor ki martin'in mücadelesine ve çalışma azmine hayran olmamak mümkün değil. Okurken
kamera
Jack London
'un yarı otobiyografik romanı olduğu düşüncesi ile yol almak güzeldi Kitabı bitirdiğinizde bu konu da yazarın sürprizini göreceksiniz. İncelemeye başka bir konudan devam istiyorum. Zihnimi kurcalayan
kamera
Jack London
'un da değindiği ve bir Yazar için en önemli gerekliliklerden olan" Üslup" hakkında yazmak istiyorum. "Üslubum bozulur. Üslup sahibi olabilmek için ne kadar çalıştığım hakkında bir fikrin var mı?s306 Üslup sahibi bir yazar olduğu, üstelik bu üslubun da insanların çok hoşuna gittiği anlaşılmıştı.s434" Bir Yazarın kitabını yada bir yazısını okurken üslup en değer verdiğim konuların başında gelir. Yazdıkları kelimelerin manasında ki fikri bize sunuş biçimine ve bu dili kullanırken adeta okuruyla konuşuyormuş edasıyla yapması çok değerli bir meziyet Önemli yazarların hepsinin Üsluplarıyla usturuplu bir biçimde bize yazdıklarını sunduğu farkedeceksinizdir. Hepsine aynı konuyu verilse bile kelimelerin manasındaki nüansı belirleyen üslupları olacaktır, bu çok önemli bir imza, Düşüncelerini birisiyle konuşuyormuş edasıyla kağıda dökebiliyorsan olmuşsundur demektir. Ve iyi bir okurun bu kitabı okuduğunda ilk farkedeceği konulardan birisi
kamera
Jack London
'un bu kitabı kağıda dökmeden önce zihninde yazdığı olacaktır. Bu konuda ve yazarların ilham aldıkları konular hakkında
kamera
Karanlığı Aydınlat
kitabının da çok faydası olacağı kanaatindeyim. Bu arada Levent Cinemre'ye bu kadar güzel bir eseri bizlere çok usturuplu bir şekilde sunduğu için Çok teşekkür ediyorum. Okumayı düşünüyorsanız kesinlikle ertelemeyin. Keyifli okumalar dilerim Herkese...
kamera
Jack London
kamera
Martin Eden
kamera
Jack London
ucnokta_yatay-1
yildiz
9.2/10 · 53,7bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
3.718 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;