1000Kitap Logosu
Masa Dergisi - Sayı 47
Masa Dergisi - Sayı 47
Masa Dergisi - Sayı 47

Masa Dergisi - Sayı 47

Sabahattin Ali

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.6
74 Kişi
332
Okunma
74
Beğeni
722
Gösterim
48 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 1 sa. 22 dk.
Adı
Masa Dergisi - Sayı 47 (Sabahattin Ali)
Basım
Türkçe · Türkiye · Masa Dergisi Yayınları · Ocak 2021 · 3990000147112
2 mağazanın 2 ürününün ortalama fiyatı: ₺12,29
8.6
10 üzerinden
74 Puan · 12 İnceleme
Furkan Güreci
Masa Dergisi - Sayı 47'ı inceledi.
48 syf.
·
2 günde
·
8/10 puan
GÖKLERDE KARTAL GİBİYKEN KANATLARINDAN VURULAN GÜZEL İNSANA SELAM OLSUN!
Filiz Ali(Sabahattin Ali'nin kızı),Hıfzı Topuz,Buket Uzuner,Gonca Vuslateri,Gürgen Öz,Kalben,Kemal Hamamcıoğlu,Hülya Nutku(Özdemir Nutku'nun eşi),Hayati Asılyazıcı,Gamze İyem,Arda Erel,Yiğit Güralp,Zeynep Kaçar,Derya Özel,Celine Symbiosis,Hakan Akdoğan,Sena Nur Işık,Şenay Tanrıvermiş,Con Sınov,Alican Bayar,Nur Neşe Şahin,Betül Şükür,Güney Birtek,Damla Karakuş,Firkan Gülaydın,Cüneyt Candaş ve dergide emeği olan bütün kültür emekçilerinin kalemine,hislerine ve emeğine sağlık diyerek incelemeye başlıyorum. Dergiyi açtığımızda karşımızda kim olsa beğenirsiniz? Türkiye solunun yüz akı,hak ve özgürlük mücadelesinin onurlu sesi,nahif ve kalender bir gönül adamı Sabahattin Ali... Ve biz okuyucularına ''GÖKLERDE KARTAL GİBİYDİM,KANATLARIMDAN VURULDUM''diyor, o böylesine üzgünken bizim hissemize de yalnızca elem ve gönül yorgunluğu düşer,ne diyelim,Bizde kısık sesimizle o zeytin gözlerinin içine akıp yalnızca şunları dile getirebiliriz güzel insan: Artık hepimiz kanatlarımızdan vuruluyoruz,hem de yaralı kanatlarımızdan. Ama böyledir büyük insan,Türkiye'de yaşıyorsan ya sana yaptıkları gibi taşla başını ezerler,ya da yaralı kanatlarından vururlar,bilirsin; bu ülkede ölmek ve öldürmek,nefes almak kadar doğaldır... Sabahattin Ali'nin yanından tekrar dönmek için ayrıldığımızda bizleri Gamze İyem karşılıyor ''Ve inanın,bir gün baharın saçlarınıza takacağı papatyadan taçlar hala gerçek. O yüzden bu yeni yılla birlikte,artık biraz olsun umuda yelken açmanın zamanı şimdi.Deniz hala orada,rüzgar hala yelkenimize dolmak için sabırsız,ne zaman bilmiyorum ama inanın bir gün o gemilere binilecek'' diyerek umuda çok ihtiyacımız olan şu günlerde hepimize nefes oluyor! Betül Şükür, büyük yazarın hayatını anlatırken hepimizi yasa boğuyor çünkü küçük Sabahattin'in ve son nefesini veren saygıdeğer Sabahattin'in arasında yalnızca yıllar var,acılar ortak,çekilen çile aynı,yıllar geçmiyor ki sıkıntı ve üzüntü eksik olsun.Betül Şükür Ali'nin öz yaşam öyküsünü bizlere sunarken hiç bilmediğimiz birtakım gerçeklere de değinmeyi ihmal etmiyor,çok fazla bilgi vermek istemem,dergiyi okumanızı istiyorum. Damla Karakuş köşesinde ''Ruhu Filiz'in Gözünden Anılarla Sabahattin Ali'' başlığıyla,Sabahattin Ali'nin ruhu,küçücük yaşta babasız kalmış kızı Filiz Ali ile röportaj yapıyor ve Sabahattin Ali'nin belkide bu zamana kadarki en keyifli dedikodusu yapılıyor.Röportaj hakkında çok fazla bilgi vermek istemem ama şunu bilhassa ifade etmek isterim ki;bir kız çocuğu,babası komünist diye dışlanmamalı,el üstünde tutulmalıydı,onurlu babasının paylaştığı onurlu fikirlerini saklamamalı,onurla bağırabilmeliydi ama Filiz Ali'yi de anlıyorum,Türkiye'de sağ fraksiyonların en güçlü ve etkili olduğu dönemde söylediklerimi pratiğe dökebilmek epey güçtü! Buket Uzuner köşesinde ''Taciz'' konusuna değinmiş ki, bence hemcinslerinin yaşadığı cinsel,psikolojik ve fiziksel istismara karşı gösterdiği hasssasiyet ve duyarlılık son derece kayda değer. Muhtemelen,geçtiğimiz günlerde üzücü biçimde haberini aldığımız fevkalade tatsız vakalardan biri olan Hasan Ali Toptaş'ın meselesine temas etmek istemiş ve temas ettiği mesele üzerinden de kadın dayanışması için önemli bir adım atmış.Okurken keyif almadım çünkü konu rahatsız edici.Ama Buket Uzuner'in üslubu ve dili,her zamanki gibi lezzetli. Ve yazısında da ifade ettiği üzere, ''TACİZCİNİN ÜNLÜSÜ ÜNSÜZÜ,OKUMUŞU CAHİLİ,SOLCUSU SAĞCISI OLMAZ.TACİZ YA VARDIR,YA YOKTUR!'' Gonca Vuslateri'nin ''Kafesteki Çilemiz'' başlıklı yazısını çok beğendiğim söylenemez ama okunur. Gürgen Öz,'' 20-21'' başlıklı yazısında,2020 yılına dair duygu ve düşüncelerini derin katmanlı ifade etmiş ve uğursuz yıla dair can alıcı tespitlerde bulunmuş diyebilirim,2021 için dilekleri de o denli sade fakat samimi ve üzerine konuşulmaya değerdi. Yazısından beğendiğim ve desteklediğim cümlelerden ikisini paylaşmam gerekirse, ''Küçük şeylerin değerini de,onların en büyük zenginlik olduğunu da bilmek,gün geliyor zor zamanlarda sizin en büyük kurtarıcınız oluyor.'' ''Para,pul,şan,şöhret,markalar,hırslar,kandırmacalar... Hepsi anlamsızlaştı.Ne için yaşıyorduk,nasıl yaşıyorduk? Biz kimdik,hayattaki amacımız neydi? Ne istiyorduk bu hayatta,ne yapıyorduk? Ne olmak istiyorduk aslında ama gerçekte ne olmuştuk? Gerçekten o kadar önemli miydi tüm o sahtelikler,hırslar,kavgalar?'' Hepimizin üstüne düşünmesi gereken sorular ve yaklaşımlar değil mi? Kalben'in(müziğini de çok severim) ''Umutlar'' başlığındaki yazısı fazlasıyla hüzün yüklü ve çokça ruha dokunan yazılardan biriydi diyebilirim.Umut'un mektubunu ve Kalben'in mektuba yönelik ifade ettiği hislerini okumak için dahi dergi alınır diyebilirim. ''ÇİZGİLERLE UMUT'' köşesinde umuda dair Ümit Yaşar Oğuzcan ve Ahmet Arif'in şiirine,Veganınsa şarkı sözlerine yer verilmiş. Şenay Tanrıvermiş'in köşe yazısı,kültürel açıdan fazlasıyla doyurucu ve besleyiciydi diyebilirim. Muhakkak izlenmesi gerektiğini düşündüğü on tane dizi önermiş.Paylaşmam gerekirse; ''I KNOW THİS MUCH IS TRUE NORMAL PEOPLE THE UNDOING THE QUEENS GAMBİT I MAY DESTROY YOU BETTER CALL SAUL LİTTLE FİRES EVERYWHERE THE CROWN MRS.AMERİCA THE LAST DANCE'' Meraklılarına duyurulur.Belki izlemek istersiniz diye belirttim! Kemal Hamamcıoğlu'nun,anılarla dolu yük vagonunun içinden çıkacaklarla tanışılır. Cüneyt Candaş ve Senanur Işık'ın ikişer kitap önerileri var. Kitapları edinirseniz pişman olmazsınız düşüncesindeler. Cüneyt Candaş: ''MALORIE,KİTAPLARI KURTARAN KEDİ'' Senanur Işık: ''MALAMANDER,SALGIN'' Arda Erel,''Mutluluk Paketleri'' başlığıyla; ısmarlama mutluluğu ve mutsuzluğu, mutluluk ve mutsuzluk tanımlarını ve toplumun bize biçtiği duygu durumlarını tekrar gözden geçirmemiz gerektiğine dair,iyi sayılabilecek bir yazı kaleme almış.Okunabilir. Yiğit Güralp,dergi boyunca beni belkide en çok duygulandıran yazıyı kaleme almış. Candan,içten,güçlü,neşeli ve iyimser yüreği kendine dost edinmiş,şu an hayatta olmayan kıymetli bir dostuna dair duygularını ifade ederken,hayatta olmayan dostunun da mektubuna yer vermiş ki duygulanmamak pek mümkün değil. Bir kez kanseri yenmiş,ikinci kez yendiği kanserle mücadele etmek zorunda kaldığındaysa neşesinden,gülüşünden hiçbir şey kaybetmemiş güçlü bir kadını,Serpil Aytek'in hikayesini okurken duygulanacaksınız... Derya Özel'in ''Kitapçının Hayaletleri'', Firkan Gülaydın'ın ''Bana İyi Gelen Şehirlere Gidiyorum'' öyküleri gayet hoş ve keyifliydi. Güney Birtek, ''Fransız Yeni Dalga'' sinemasına dair kıymetli ve kısmen geniş çaplı bilgiler vermiş,az çok sinemayla haşir neşir olan biri olarak şunu belirtmeliyim,konu eksik ama öğretici yapıda ele alınmış. Celine Symbiosis, Dali'nin ünlü ''Belleğin Azmi'' ya da diğer adıyla ''Eriyen Saatler'' resmine dair çok yönlü bir yazı kaleme almış ve gerçeküstücüler hakkında da bol miktarda bilgi sahibi olabileceğimiz nitelikli yazılardan birini üretmiş. Sanatseverler keyifle okuyabilir. Hakan Akdoğan'ın ''Bellek Bir Usturadır Bahattin'' öyküsünü çok beğendim ve sahiden ''bellek bir işkencedir Kamil '' desek boş konuşmuş olmayız! Zeynep Kaçar'ın ''Filiz'' öyküsü, sade fakat çok katmanlı,geniş muhtevaya sahip kıymetli bir öyküydü. Con Sınov'un Atatürk'ün 27 Ocak 1923 yılında çekilen fotoğrafına dair paylaştığı hikaye çok dokunaklıydı.Yüreğime misillemeyle alev topu gönderdi desem yeridir. Meğer Atam,bizim bilmediğimiz daha ne acılar çekip aziz ülkemiz için fedakarlıklar yapmış! ÇOK BÜYÜKSÜN ATATÜRK,ÇOK! Değerli akademisyen,çevirmen ve yazar Özdemir Nutku'ya dair,eşi Hülya Nutku'yla yapılan röportaj,hocayı tanımamız ve sanata dair ender rastlanan tarzda verdiği hizmeti bilmemiz açısından önemliydi! Nur Neşe Şahin'in ''Duman ve Aynalar'' öyküsünü çok beğendim! Umarım yazmayı hep sürdürür! Alican Bayar'ın ''Gayrinizami Aşk'' şiiri de okunabilir tarzda,estetik değeri olan üretimlerden biri olmuş. ''beni sol kaburgamdan vurdular Gülbahar,ölmedim! yirmi birinci yüzyılda umut kabından ölüyor insan, üstelik bunu da bilmiyorlar!'' Dergiye son noktayı koyarken; ''Replik Masası''nda değerli bir dizi ve değerli bir filmden değerli replikler koyuluyor önümüze. ''Gelecek,cesur kimselere aittir. Mazide takılıp kalmış şüphecilere değil!'' -Dark dizisi ''Yalanlarımız ortaya çıkmadıkça,hepimiz dürüstüz!'' -Schindler'in Listesi İncelemeye yavaş yavaş son verirken, dergiyi keyifle okuduğumu ve nice kıymetli bilgiler edindiğimi belirtir,hepinizin de ay sona ermeden bir an evvel tedarik etmesini şiddetle öneririm! Şimdiden keyifli okumalar...
Masa Dergisi - Sayı 47
OKUYACAKLARIMA EKLE
23
MAVİ
Masa Dergisi - Sayı 47'ı inceledi.
48 syf.
·
5 günde
·
Puan vermedi
Sabahattin Ali'yi kızından dinledim.Satırları okurken onu anlamaya çalıştım..Her geçen gün hakkında yeni bir bilgi öğrendiğim Sevgili yazarcığımı bu kez de masa dergisinden okudum.Harika bir sayı..
Masa Dergisi - Sayı 47
OKUYACAKLARIMA EKLE
13
hâle
Masa Dergisi - Sayı 47'ı inceledi.
48 syf.
·
7 günde
Sabahattin Ali, okuma serüvenime adım atmamı sağladığından ötürü benim için fazlaca kıymetli biridir, ince düşüncesinden ötürü bu dergiyi bana hediye eden karmabeyin e teşekkür ediyorum başlamadan… Aksiliklerin yılı 2020 diyerek güzel bir girişle karşıladı beni Gamze İyem. Yeni bir yıla Merhaba! demenin sevinciyle bitirdim yazısını. Sabahattin Ali hakkında bildiklerimle beraber, bilmediklerimi öğrenmek için çevirdim sayfaları. Durup yazdığı şiirleri seslendirenleri, besteleyip söyleyenleri dinlemeden geçemedim diğer sayfalara. Faili meçhul ölümü, bizi yaratacağı eserlerinden mahrum bırakması en çok üzüldüğüm noktalardan biri. Talihsiz bir yaşama ne kadar çok şey sığdırabildiyse sığdırdı o. Kaçımız talihsizliklerden güzellikler çıkarmayı bilir ki? Ruhu Filiz ile olan anıları bir miktar duygulanmama sebebiyet verdi. Ona ve canı Aliye’sine yazdığı mektupları okuduğum için Filiz Ali ile yapılan röportaj daha anlamlı oldu benim için. Buket Uzuner’in Hasan Ali Toptaş nezdinde tacizin ünlüsü ve ünsüzü olmayacağı, tacizin meşrulaştırılmaması gerekir alt mesajlı yazısı az ama öz bir yazı olmuş kanaatimce. Birileri bu konuların üstünü örtmeye çalışmasın artık, haykırsın ki belki utanır en utanması gerekenler. Gonca Vuslateri’nin yazısı, kuşunu ve köpeğini kaybeden biri olarak beni ziyadesiyle duygulandırdı, kayıplarımın çoğunu gördüm yazısında, alışılmış yaşamımda onlara dair hatırıma gelen birçok anı canlandı gözümde… Sabahattin Ali masasında çokça kitap, bir daktilo, gözlük ve kanlı bir gömlek var… daha nasıl anlatılabilirdi ki bir resimle bir hayat… Arda Erel’in mutluluk paketleri başlıklı yazısı çokça şey anlatıyor, hayatın akışında fark edilmeyen birçok şey hatta... Çağın ve toplumun dayattığı mutluluk paketleri için binlerce insan kuyrukta, çoğu kimse kendi mutluluğunu elde edebilecek gücü kendinde görmüyor olsa gerek ki bu paketlerden medet umuluyor. Yiğit Güralp’ın yazısı beni derin bir hüzne boğdu ama bir yandan da ölüme rağmen yaşamanın zevkini yaşamam konusunda daha çok bilinçlendiğim için sevinir buldum kendimi. Serpil’in hastalığı onu yaşamdan koparmamış, hayata tutunmasını sağlamış, güler yüzü hiç eksik etmemiş yaşamından, öğrenecek çok şey var bu yaşamın geride bıraktıklarından. Hoşça kalalım, hoşça kal Serpil. “yok yok yalan deme” şarkısını dinlemeye davet ediyorum sizleri, iyi dinlemeler. Hakan Akdoğan’ın Bahattin’i konu aldığı tüm yazılarını beğeneceğim sanırım. - “Dünya neden böyle?” sorusu anlamsız Bahattin. “Sen neden böyle görüyorsun dünyayı?” Bir Fotoğrafın Hikayesi… Bu sayıda da Özdemir Nutku aydınlanması yaşadım, çevirilerini hiç okumamış olmanın üzüntüsü kapladı içimi, acele etmeliyim. Kendisi bunca çabalamış, ben ne diye duruyorum değil mi? Bir önceki sayıya nazaran çok daha nitelikli yazılar olduğunu söylemeliyim. İyi okumalar. 30 Ocak 2021.
Masa Dergisi - Sayı 47
OKUYACAKLARIMA EKLE
7
Seda
Masa Dergisi - Sayı 47'ı inceledi.
250 syf.
·
Beğendi
·
5/10 puan
Kısacık ömründe sadece “ anlaşılmak “ isteyen Sabahattin Ali’ nin hayatını özenle anlatan, kızı Filiz Ali’nin anılarıyla anlatan Eşi Aliye hanım için “ ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim . Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz “ diyen Sabahattin Ali’yi her yönüyle konu edinen özel bir sayı . İçinde Gürgen Öz, Kalben, Buket Uzuner gibi sanatçı, yazar, şarkıcı kişilerin yaZıları olan, özenle hazırlanmış bir sayı . Tavsiye edilir.
Masa Dergisi - Sayı 47
OKUYACAKLARIMA EKLE
18