Matmazel Noraliya'nın Koltuğu

·
Okunma
·
Beğeni
·
7.091
Gösterim
Adı:
Matmazel Noraliya'nın Koltuğu
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
319
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370560
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Matmazel Noraliya
Matmazel Noraliya
Karşılaştığı bir takım olağanüstü olayları benimsediği materyalist ve pozitivist felsefenin ilkeleriyle açıklayamayan, şüphe, tereddüt ve bunalımlar içinde kıvranan Ferit, tıp fakültesini bırakıp felsefe bölümüne geçen fakat içinde bulunduğu mütereddit ruh hali sebebiyle buraya da düzenli olarak gitmeyen bir üniversite öğrencisidir. Ferit, Yüksekkaldırım’da içinde birbirinden garip insanların yaşadığı bir pansiyonda kalmaktadır. Pansiyonda kaldığı altı gün bo­yunca karşılaştığı olağanüstü olaylar ve kız arkadaşı Selma ile arasında geçen tartışmalar, ciddi bir psikolojik bunalımdan geçen Ferit’in durumunu daha da kötüleştirir. Pansiyonda tanıştığı Aziz, bu sıkıntılı günlerinde Ferit’in en büyük destekçisi olur. Teyzesinin gizemli bir şekilde ölümü ile yüklü bir mirasa kavuşan Ferit, yaşadığı travmayı atlatabilmek için Aziz’in tavsiyesiyle Ada’da bir ev kiralar. Bu ev bir yıl önce ölmüş, gizemli bir kadın olan Matmazel Noraliya'ya aittir. Peyami Safa’nın, kaleme aldığı romanları içinde en fazla beğendiğini ifade ettiği romanı Matmazel Noraliya'nın Koltuğu, anlatım tekniği ve olay örgüsü bakımından bütün eleştirmenlerce Türk edebiyatının en ciddi psikolojik romanı olarak kabul edilmektedir.
Öncelikle bu inceleme diğer incelemelerime nispeten biraz daha uzun olacak, şimdiden okuyacak olanları uyarmakta fayda görüyorum. Zira kitap dolu doluydu ve birçok şey üzerinde düşünmemi sağladı. Bu yüzden biraz edebiyata dair görüşlerimi de içerisine katarak sohbet havasında bir şeyler yazmak istiyorum. Ancak sohbet ederek ve üzerine konuşularak bu eserin değerini anlayabiliriz diye düşünüyorum. Ayrıca kimilerine göre "Spoiler" özelliği olan bir inceleme olacağı için o konuda da önceden uyarıda bulunayım. Bana sorarsanız, bu tür bir kitapla ilgili spoiler olmaz. Zira ben de kitabı okumadan önce bir takım yazılar okudum ve bu yazılar kitabın lezzetini azaltmadı, bilakis artırdı. Neyse, şimdiden sonumuz hayrola.

Matmazel Noraliya'nın Koltuğu, okuduğum en kaliteli edebi romanlardan biri oldu. Buram buram kalite kokuyordu. Peyami Safa ise muhteşem bir yazar... Gerçekten de edebiyat dünyamızda çok değerli yazarlarımız mevcut aslında. Biz bilmiyoruz. Gerekli değeri vermiyoruz onlara. Kendi coğrafyamızda yaşayan veya yaşamış cevherleri göz ardı ederek dünya edebiyatının vasat denebilecek yazarlarına koşarcasına hücum ediyoruz. Oysaki insanın kendi ana dilinde okuduğu bir kitabın verdiği hazzı hiçbir çeviri roman veremeyecektir. Biliyoruz aslında; ama buna rağmen kıymetli yazarlarımıza sırtımızı dönmekten de bir türlü vazgeçmiyoruz.

Peyami Safa'nın üç romanını okudum şimdiye kadar ve belki de şu an piyasada en çok satanlar arasında dolaşan birçok kitabı cebinden çıkaracak kadar üst seviye romanlardı bunlar. Buna karşın ne Matmazel Noraliya'nın Koltuğu'nun ne de Peyami Safa'nın hakkının yeteri kadar kendilerine teslim edildiğini düşünüyorum. Maalesef gereken saygıyı görememiş durumdalar. Aslında bunda ana neden olarak biraz da Peyami Safa'nın siyasal/ideolojik duruşunun etkisi olduğunu göz ardı etmemek gerekir. Fakat ben bu tarz düşüncelere karşıyım. Zira edebiyat bir sağ-sol meselesi değildir. Kaliteli edebiyat, bir sağ görüşlü yazar tarafından yazılsa da bir sol görüşlü yazar tarafından yazılsa da kalitelidir. Bizi bir edebi romanı okumaya iten ana neden, yazarın siyasi/ideolojik görüşü olmamalıdır. Örneğin, Peyami Safa'nın bu eserinde vermek istediği mesajlar ve siyasi/ideolojik görüşü benim görüşlerime ve inancıma terstir; ancak kitap muhteşem bir kitaptır. Bunun aksini iddia edemem. Eleştirme hakkım her zaman vardır. Peyami Safa'yı tabii ki eleştiririm. Düşüncelerine katılmadığımı söylerim. Fakat yazdığı bu edebi eserine dil uzatamam. Çünkü çarpılırım. Gerçekten Peyami Safa çok kaliteli bir yazar. Keşke sağ görüşlü insanlar tarafından daha çok sahiplenilse. Sonuçta edebiyatımızda tek sağ görüşlü yazarımızın Necip Fazıl olmadığı gibi, tek sol görüşlü yazarımız da Nazım Hikmet değildir. Bu yazarların/şairlerin taşıdığı flamaların arkasına geçmek mecburiyetindeymişçesine iki yazarımızdan/şairimizden birisini tercih ediyoruz. Oysaki diğer yazarlarımızı görmezden gelmek ne kadar doğrudur? Siyaseti ve ideolojileri edebiyata yahut şiire alet etmek bize ne kazandırır? Durun ben söyleyeyim, ayrıştırmaktan başka hiçbir şey...

Peyami Safa'nın müthiş bir yazar olduğunu ifade etmiştim. İkinci değinmek istediğim konu ise, yazarın muazzam geniş kelime zenginliği ile lezzetli bir edebi dile sahip oluşudur. Safa'yı okurken yepyeni kelimeler öğrenebildiğimiz gibi, bir cümle içerisinde kullanılabilecek en doğru kelimeyi seçebilme yeteneğini de açıkça görebiliyoruz. Nasıl anlatsam size? Hani bazı cümleler vardır. İçerisinde barındırdığı bir kelime o cümleye o kadar yakışır ki, hayranlıkla birkaç kez o cümlenin içerisindeki o kelimenin duruşunu izlersiniz... İşte Peyami Safa da böyle bir yeteneğe sahip. Açıkçası daha önce yalnızca bir yazarın cümlelerini, adeta bir resim tablosuna bakar gibi, seyretmekten zevk almıştım. O da Sabahattin Ali idi.

Kitaba dönecek olursak, kitap iki ana bölümden oluşuyor. Kahramanımız Ferit isimli, nihilist denilebilecek bir genç. Aslında Ferit, biraz Sigmund Freud biraz da Friedrich Nietzsche özellikleri gösteren bir karakter. Özellikle ilk bölümü okurken bu özelliklerini gayet net bir şekilde görebiliyorsunuz. Hatta Ferit isminin Freud'den alınma bir isim olduğunu bile düşünüyorum. Zira kitabın ilk cümlesi bile "Ferit, Ferid, it, id, t, d, t..." şeklinde. Bu başlangıçta "id" kelimesi de boşuna kullanılmış bir kelime değil...

Ferit 4. senesinde Tıp fakültesinden ayrılıp Felsefe'ye geçen birisi. Peyami Safa'nın Ferit için seçtiği bu bölümler de elbette tesadüfen seçilmiş olamaz. Ferit'in karakterini ve düşünce yapısını önümüze sunabilmek için güzel bir ayrıntıdır okuduğu bölümler... Ferit'in iç dünyası ise oldukça karmaşık. Ruhsal bunalımlar, sinir krizleri ve bir çeşit panik ataklar ile hayatı sarılmış bir durumda. Buna rağmen bütün olaylara materyalist, bilimsel ve pozitivist felsefe çerçevesinden bakmaya çalışan Ferit, mantığını en son zerresine kadar kullanmayı tercih ediyor.

Kitabın yan karakterlerinden biri olan Selma ise Ferit'in sevdiği kadındır. Değişik ve ilginç bir ilişkileri var. Günümüz tabiri ile "kaçan kovalanır" oynuyorlar adeta. Ferit'in yukarıda anlattığım maddeci, bilimsel ve pozitivist bakış açısı ilişkisinde de kendisini gösteriyor. Bu noktada Peyami Safa, materyalist, bilimsel ve pozitivist bakış açısının insanı bencilliğe yönelttiği savını önümüze sunuyor ve Ferit'i tam bir bencil karakter olarak gösteriyor. (İlerleyen bölümlerde neden böyle yaptığını daha iyi anlıyoruz) Yine bu noktada Peyami Safa'nın kitabın sonunda vermek istediği mesaja ulaşabilmek için materyalist, bilimsel ve pozitivist düşünceyi fazla yerdiğini ve bu derece bencilliğe sürüklediği konusundaki görüşlerine katılmadığımı peşinen söylemeliyim. Zira bütün kitap bu düşünce üzerine kurulu.

Neyse, Ferit isimli arkadaş, Selma ile yolda yürüdükleri bir gün onu bir apartmanın karanlık köşesine doğru çekiyor ve zorla öpmeye çalışıyor. Neymiş efendim, Selma kırmızı ruj sürmüş, bacakları açıkmış, neden kendisine bir öpücük vermesinmiş... Selma tarafından pek tabii reddedilen Ferit, bu durumu mantıksız buluyor. Selma'yı akılsızlıkla suçluyor. Hatta günümüz tabiri ile Selma'ya "Kezban" yaftasını vuruyor. Bu noktada Ferit, "İştah niçin aleni de şehvet gizli?" diye soruyor bizlere. Yani hayvani isteklerini dizginleyemeyen Ferit bu isteklerini alenen tatmin etmenin hiç de ayıplanmaması gereken bir şey olduğunu söylüyor.

Kitabın ikinci bölümünde ise, Ferit bir anda adeta 180 derece değişiyor. Değişimin sebebi olarak kitapta, ilahi varlığın tecellisi gösteriliyor. Çünkü yaşadığı ruhsal bunalımlar, sinir krizleri ile bir takım tesadüflere materyalist/bilimsel açıdan cevap arayan Ferit büyük bir değişim geçiriyor ve yaşadıklarını ilahi bakış açısı ile yorumlamaya ve doğru yolu bulmaya başlıyor. Bu şekilde hareket ederek bencillikten de uzaklaşıyor ve bencillikten uzaklaşması onu Allah'a daha çok yakınlaştırıyor.

Peyami Safa, Ferit'in hayata bakış açısının değişmesiyle davranışlarının da değişmesini çok güzel bir şekilde tasvir etmiş, bunu açıkça kabul etmek gerekir. Hatta daha önceden tamamen cinsel bir meta, yatakta kullanılması gereken bir alet olarak gördüğü Selma ile evlenmek aklının ucundan bile geçmezken ona aşık olur ve onsuzluğu hayal dahi edemez. Bu noktada Ferit kendisini Allah'a adamaya başlamışken Selma çıkar gelir ve Ferit ile birlikte olmak istediğini söyler. Hatta Ferit'in yatağına kadar girer. Ancak kendisini Allah'a ve iç huzuruna adama yolunda adımlar atmaya başlayan Ferit ise Selma'yı reddeder ve ironik bir durum ortaya çıkar. Yani Ferit, başta sadece cinsel güdülerle hareket eden bir ''hayvanken'' Selma ruh peşindedir. Daha sonra ise roller değişir, Selma ''et parçası'' olmayı kabul ederken Ferit ''ruh'' istediğini söyler. Roller değişmiş olmasına rağmen sonuç değişmez,ilk seferinde kaçan Selma yine kaçar. Ferit ise daha sonra bu hareketinden pişman olur, kahrolur ve sahile bira içmeye gider. Yine bu noktada kendisini imana yönlendirmiş bir genç olan Ferit'in Selma'yı reddettikten sonra Selma'nın bacaklarını düşünerek bira içmesi eleştiriyi hak eden bir konudur. Sanırım Ferit tam bir ikizler burcu erkeği. Bence bunun başka açıklaması olamaz.

Nihayet gelelim "Matmazel Noraliya'nın Koltuğu"na... Peki ama bu koltuk nedir? Bu koltuk Ferit'in iç huzurunu, dolayısıyla imanlı bir gence dönüşmesinin yolunu açan, bencilliğini terk ederek onu Allah'ı düşünmeye sevk eden koltuk olarak tasvir edilir kitapta. Sembolik bir anlama sahip yani.

Kitabın sonlarına doğru bir diğer yan karakter Aziz ile Ferit arasındaki sohbet ise muazzam lezzetlidir. Sanırım Peyami Safa düşüncelerini ve inancını Aziz karakteri ile okuyucunun önüne sunmuş ve gerçek düşüncelerini tam olarak ifade etmiş. Sadece bu konuşmalar için bile kitabın okunması gerekir diye düşünüyorum.

Kitabın vermek istediği mesaj kaygısı olmasaydı efsane bir esere dönüşebilirdi diye düşünüyorum. Ayrıca Ferit'teki değişimlerin 6 ile 10 gün gibi kısa bir süre aralığında gerçekleşmesi, kitabın inandırıcılıktan uzaklaşmasını ve asıl amacın Peyami Safa'nın mesajlarını vermek olduğunu düşündürtüyor. Yine de bütün eleştirilerime ve karşı çıkışlarıma rağmen eserin çok kaliteli bir edebi eser olduğunu açık yüreklilikle söyleyebilirim. Keşke 700-800 sayfalık bir eser yazarak daha doyurucu bir kitap yazsaydı Peyami Safa diye düşünmeden edemiyorum.
Peyami Safa...
Okudukça eserlerini; iyi ki bizden, iyi ki bizim diyorum. Bilgisine, uslubuna her dem hayran kaldığım bir yazar...
Edebiyat dünyasına psikoloji, sosyoloji, felsefe inceleme, deneme gibi çeşitli alanlarda eserler bırakan değerli bir yazarımız Peyami Safa...
Matmazel Noraliya' nın koltuğu kitabına gelirsek yoğun bir psikolojik roman olmasına rağmen dönemin toplumsal yapısına da değinen bir kitap. Açık söylemek gerekirse kitabın adına yönelik merakım oldukça fazlaydı. Ve hikayesini de öğrenince merakıma değdi doğrusu.
Roman iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde çeşitli sebeplerden ötürü buhranlar yaşayan , ana karakter Ferit'i ve çevresindeki insanları çok az diyaloglar, bol tespit ve psikolojik tahliller eşliğinde tanıyoruz. Materyalist ve hedonist düşünce yapısıyla insanlara yaklaşan Ferit romanın ikinci bölümünde, yaşadığı büyük değişimle insanları önemseyen, değer veren "ruh"çu bir şahsiyete bürünür. Ve bu değişim sürecinde de Matmazel Noraliya'yı tanıyoruz.
Olayların odak noktası Ferit olduğu için Olay örgüsüne bağlandıkça Ferit'in gözlerinden görmeye başlıyorsunuz her şeyi. Bu yüzden romanda geçen o yoğun parapsikolojik olaylar sizi etkisi altına alabilir. Ferit'in kendi karanlık duvarını yıkıp benliğini bulma yolundaki adımları güçlendikçe de hikayedeki o yoğun sisin dağıldığını yani Ferit karakterindeki ruhsal iyileşmeyi hissedebiliyorsunuz.
Psikolojiye hükmeden ayrıca düşündüren eserler okumayı seviyorsanız, listenize ekleyin.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.760 Oy)18.362 beğeni41.585 okunma2.741 alıntı174.984 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.245 Oy)8.559 beğeni27.490 okunma779 alıntı133.926 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.388 Oy)12.983 beğeni33.226 okunma3.153 alıntı139.665 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.586 Oy)8.546 beğeni25.243 okunma2.323 alıntı109.037 gösterim
  • Çalıkuşu
    8.7/10 (4.143 Oy)4.977 beğeni18.232 okunma761 alıntı74.872 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.807 Oy)5.201 beğeni16.612 okunma940 alıntı57.418 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.275 Oy)7.625 beğeni20.644 okunma3.730 alıntı123.524 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.908 Oy)8.852 beğeni24.346 okunma1.648 alıntı112.856 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.294 Oy)8.741 beğeni24.345 okunma1.313 alıntı119.916 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.480 Oy)5.582 beğeni18.969 okunma772 alıntı96.939 gösterim
Küçük yaşlardan beri çalışmaya ,kalemiyle geçinmeye mecbur kalan Safa bu eserde; çağının meselelerine uzak kalmamış hem de romana bir takım yenilikler getirmiştir.Modern roman özelliği taşıyan bu eser ,bütün eserlerinde olduğu gibi Doğu /Batı sentezini savunur. Peki Doğu/Batı sentezi nedir ?Ona göre;Doğu ruh,Batı maddedir.Ve insan tek başına ne ruh ile ne de madde ile var olabilir.O halde ikisinin sentezidir ideal olan.Bu kurguyu eserde Ferit üzerinden kurar,tıp öğrencisi olan Ferit parapsikolojik olaylar yaşar,krizler geçirir.Ve bunları akıl ile çözemez.Aslında roman mistik dünya görüşünün savunulduğu ilk eserdir.Yazarın savunduğu tez ise tek başına madde yetmez ,ruh da gerekli hatta mecburdur.Eser okuyucusu dil yönünden biraz yorabilir çünkü sanatçı edebiyatımızda tahlil yönünden güçlü bir isim .Birkaç Safa kitabı okuyan kişinin mutlak kelime hazinesi genişleyecektir.Son olarak da bu esere gerekli ün verilmeli.
Peyami Safa’nın okuduğum ikinci kitabı fakat sanki diline ve fikir dünyasına evvelden aşina olduğum bir yazar. Çünkü çoğu yazarın her kitabını aynı beğeniyle okumuyorum. Ahmet Hamdi Tanpınar, Samiha Ayverdi, Nazan Bekiroğlu gibi kalemini sevdiğim yazarlardan oldu Peyami Safa.

Bu kitaba gelirsek; ruha dair tahlilleri, betimlemesi, olayların kurgusu, kullandığı kelimelerin kuvveti ve tesiri cihetiyle yine harika yine eşsiz bir yapıttı.
Hem sanat eseri, hem düşünce kitabı olmayı başaran, insanı içine çeken ve düşündüren, kitabın içinde yaşatan nadir eserlerden olduğunu düşünüyorum. Yazarın da en sevdiği kitabı olması haysiyetiyle Peyami Safa’yı tanımak isteyenlere tavsiye edilebilecek harika bir eser. :)

Kitapta kendi ruhi bunalımlarıyla kafası dağınık, bu sebeple tıp fakültesini bırakarak felsefe bölümüne geçen fakat okuluna da düzenli gitmeyen bir gencin hayat hikayesi anlatılıyor. Kaldığı pansiyondan, tanıştığı kişilere, ailedeki yetişme tarzına ve fikirlerine kadar. Tabi bu fikirlere en çok tesir edenlerden biri de pansiyonda tanıştığı Aziz bey ve onun tavsiyesiyle taşındığı adada gelişen olaylar. Bu olaylar, Ferit’in (hikayemizin kahramanı:)
pansiyondan ayrılarak kalmaya başladığı adada kiraladığı ev ile başlar. Bu ev Matmazel Noraliya adındaki Doğu- Batı, Müslümanlık-Hristiyanlık sentezinde garip hayat hikayesi olan bir hanımefendiye aittir. İlginç bir şekilde Ferit’in hayata dair olan inançlarını temelden sarsar ve değişimine sebep olur.

Güzel, etkileyici, okunası bir roman. Bol istifadeli okumalar :)
Peyami Safa'nın anti komünist görüşünün Ferit karekteri üzerinden anlatıldığı bir romandır.Peyami Safa Ferit karakteri ile komünistleri aşalağıyıcı ve Ferit'i en sonunda doğru yola buldurup islami bir karakter yapmıştır.Yazar karakterler ve romanın olaylarında taraflıdır. Kitapta yoğun şekilde mistisizm sezilmektedir. Ferit karakteri pansiyondaki oda komşularının neredeyse hepsinin bir kusuru veya deliliği bulunmaktadır. Ağır psikolojik ve sosyolojik bir incelemenin romana dönüşmüş halidir.
"Koruk yeşili gözlerinden ekşi bir ruh sızıyordu." Eseri okumuş olmasaydım,sırf bu cümleyi duymak bile okumama vesile olurdu.Okumadıysanız en kısa zamanda okumanızı tavsiye ederim.
Peyami Safa'ya dair okuduğum ilk kitap bu değil ama bu kitabı okuyunca ilk defa Peyami Safa okuyormuş gibi hissetmekten kendimi alamadım.

Gerçekten zorlukla bitirdiğim bir kitap oldu. Konuşmaların karışık olması, alelacele kağıda dökülen hisler gibi olmuş. Belki, bu karaktere özgün bir yazım tarzıydı ama okurken kafamın çok karıştığı oldu. Dalda dala atlamak deyimi, bu kitaba uygun sanırım.

Bir de tüm karakterler ya hastalıklı ya da suçluydu. Okurken karakterlerle birlikte hafiften psikolojinizin bozulması, kitabın yan etkileri arasına girebilir.

Kitaba dair sevdiğim tek yan Matmazel Noraliya'ı anlattığı yerdi. Bir de cineyet vakası var. O da benim polisiye sever yanımdan kaynaklanıyor.

Tüm bunların sonunda; kitabı okuyun diye pek tavsiye etmem ama okuyacak olursanız da Peyami Safa'yı sadece bu kitabıyla yargılamayın derim.
Peyami Safa, diğer okuduğum kitaplarına göre daha ciddi bir üslup takınmış kitabında. Diyaloglardan ziyade Ferit'in iç dünyası, halüsinasyonları, pansiyondaki diğer insanlarla ilişkisi ve arkadaşı Selma ile arasında yaşananlar ilk bölümde detaylı anlatılırken ikinci bölümde bir yıl önce ölen Matmazel Noraliya ve Ferit'in sırra ulaşması anlatılır. Akıp giden bir roman olmaması nedeniyle okurken dikkat isteyen de bir kitap. Felsefik ve psikolojik satırların bolca yer alan bu roman kesinlikle okunmaya değer..
Peyami Safa'nın "Yalnızız" romanından sonra bir solukta okuduğum ve kendisinin de kaleme aldığı romanlar arasında en çok beğendiği kitabı. Bilgisinin kalemini Yahya Azizle konuşturmuş yazarımız bu kitapta. Ana karakter Ferid'in ise haliruhiyetini, kelimelere dökmesindeki ustalığı sizi sayfaların arasına hapsediyor adeta.
Matmazel Noraliya ve koltuğu, Ferid'in bunlarla olan bağı ve destekcisi Aziz'in olaylar üstündeki nokta atışı konuşmaları, bir ruhun aydınlanışı şeklinde kaleme alınmış romanda. Bir süre etkisinden çıkamayacağınızı ve kitabın sonunu getirmek isterken bitmesini istemeyeceğiniz sayfalar arasında kendi benliğinizden de bir parça bulacağınızı düşündüğüm okunması gereken bir Türk klasiğidir.
Nasıl başlayayım bilmiyorum. Çok acayip bir kitap. İyi anlamda. Tarif etmesi güç. Herhangi bir kalıba sokamadım. Baştan söyleyeyim çok beğendim. Peyami Safa' dan okuduğum başka kitaplara benzemiyor. Yazar da boşuna dememiş en beğendiğim romanım diye. Ferit tam bir karakter olmuş bence. Meziyetleri ve zaaflarıyla. Edebiyatımız genelde tipler üzerine kuruludur. Karaktere rastlamak zordur. Bu kitapta yazar karakter yaratmak konusunda çok başarılı olmuş ve hikâyeyi ustaca karakterinin üzerine kurmuş. Asıl olarak Ferit' in psikolojisi üzerinde yürüyor olaylar. Zaten roman da psikolojik tahlil romanı olarak tanıtılıyor. Yazıldığı devir de göz önüne alınınca kitap zamanını aşıyor. Bence Safa da kendini aşmış bu kitabında. Romanın kahramanı Ferit, tıp ve felsefe eğitimi almış biri. Bu nedenle rasyonalist bir görüşe sahip. Ancak yaşadığı metafizik olaylar düşüncelerinden ve inançlarından emin olmasına engel oluyor. Yaşadığı ya da yaşadığını sandığı bazı mistik hadiselerden sonra düştüğü buhranlar, yaşadıklarına gelen mantıklı, akılcı açıklamalarla kendi düşüncesinde kalmasını sağlıyor başlarda. Ancak sonra yine tereddüde düşüren başka olaylar iyice kafasını karıştırıyor. Her şey yine tersine dönüyor. Ferit de bu gel gitler içinde kendini sorgulamaya başlıyor. Tüm kargaşa ve etkisinde kaldığı diğer insanların hayâtındaki yeri, çok ustaca ve kurguda kusursuz bir şekilde işlenmiş kitap boyunca. Olayların sırası, oluş şekli ve etkileri tıkır tıkır işliyor. Öykü ilerledikçe kahramanın durumu tam bir psikolojik vaka hâline geliyor. İlerledikçe iyice mistikleşen öykü Ferit üzerinden hakikat, hayat ve insanı sorgulama işine dönüşüyor. Sanırım buralarda kendi görüşlerini vermeye çalışıyor yazar. Önce tasavvufa dalıp iyice felsefileşiyor. Özellikle son bölümlerde Aziz' le sohbetleri bu konular üzerinde bir tartışmaya dönüşüyor. Münazara anlamında, münakaşa değil. Sanırım Safa kendi kendine tartışıyor. Hakikati arıyor Ferit ve hiçbir insanın çözüm bulamadı sorulara yanıt.

Dili olağan üstü. Müthiş bir Türkçe. Dört beş satırı aşan cümlelerde ne anlam kayması var ne bir kurgu hatası. En azından ben göremedim. Üslubu gerçekten bir sanat eseri hâline getirmiş kitabı. Bence bir baş yapıt. Okumak zorunluluk. Ancak zaman geçirmek için okumayı düşünen vazgeçsin. Özellikle zaman ayırmak, sadece kitaba konsantre olmak, sakin kafayla, başka bir şey düşünmeden dikkatle okumak gerek. Kafa vererek okunurken de kesinlikle edebî zevkten mahrum kalmayacaksınız.
Eserde, madde ve mana karşısında, toplumla çatışma içerisinde bulunan aydının bir senteze ulaşarak olgunlaşması konusu ele alınmıştır. Peyami Safa'nın diğer kitaplarında farklı olup; olgunluk eserlerinden olan Matmazel Noraliya’nın Koltuğu, konusu, iletisi, psikolojik ve sosyolojik tahlilleri ile bu alandaki önemli romanlarımızdan sayılır. Konusuna gelecek olursak; Ferit, verem hastası olan bir annenin çocuğudur. Ferit’in iki ablası, annelerinden kaptığı hastalık sonucu, arka arkaya ölünce bu acılara dayanamayan babası Avrupa’ya gider. Verem küçük kardeşi Nilüfer’e de geçtiğinden hastalığın daha da ilerlememesi için Nilüfer’i de teyzesi yanına alıp annesinden ayırır fakat çok geçmeden annesi de ölür. Ferit bu gelişmeler üzerine devam ettiği tıp fakültesinden ayrılır ve bir pansiyona yerleşir. Kardeşi Nilüfer, zaman zaman Ferit’e gelip teyzesinin kendisine yaptığı eziyetlerden bahsedince, buna çok kızan Ferit, teyzesini öldüreceğini ağzından kaçırır. Bu sözleri pansiyonerlerden biri duyar ve Ferit’e acıdığı için bu cinayeti işler. Üst üste gelen olaylar, Nilüfer’in hastalığının artarak hastanelik olması Ferit’i daha çok sarsar ver evhamlı, sinirli, kuşkucu, korkak bir kişiliğe bürünür. Yine pansiyonerlerden biri Ferit’e Ada’da bir ev tutup Nilüferler birlikte bir süre dinlenmesini öğütler. İşte buradan sonra kitabın ikinci kısmı yani anlatılmak istenen başlar...
Degisik bir konu güzel, etkileyici bir anlatım fakat pek bilinmeyen bir eser. Yaşadığı dönemde farklı bakış açısıyla ele aldığı insan psikolojisini ; fantastik , felsefi, dini,mistik , olağanüstü bir biçimde anlatmıştır. Iyi ki okudum dedigim bir eser.
“Ölümün bütün kusurları temizleyen banyosuna teyze şimdi giriyordu.”
Peyami Safa
Sayfa 181 - Ötüken, 34. Basım
"Delilik şüphesiz aptallıktan iyidir. Delilik var olmuş bir zekanın yok oluşudur; aptallık, var olmamış bir zekanın var olmamaya devam edişidir. Deliliğin hiç olmazsa mazisi şanlı. Aptallığın şerefli bir tarihi bile yok."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Matmazel Noraliya'nın Koltuğu
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
319
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370560
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Matmazel Noraliya
Matmazel Noraliya
Karşılaştığı bir takım olağanüstü olayları benimsediği materyalist ve pozitivist felsefenin ilkeleriyle açıklayamayan, şüphe, tereddüt ve bunalımlar içinde kıvranan Ferit, tıp fakültesini bırakıp felsefe bölümüne geçen fakat içinde bulunduğu mütereddit ruh hali sebebiyle buraya da düzenli olarak gitmeyen bir üniversite öğrencisidir. Ferit, Yüksekkaldırım’da içinde birbirinden garip insanların yaşadığı bir pansiyonda kalmaktadır. Pansiyonda kaldığı altı gün bo­yunca karşılaştığı olağanüstü olaylar ve kız arkadaşı Selma ile arasında geçen tartışmalar, ciddi bir psikolojik bunalımdan geçen Ferit’in durumunu daha da kötüleştirir. Pansiyonda tanıştığı Aziz, bu sıkıntılı günlerinde Ferit’in en büyük destekçisi olur. Teyzesinin gizemli bir şekilde ölümü ile yüklü bir mirasa kavuşan Ferit, yaşadığı travmayı atlatabilmek için Aziz’in tavsiyesiyle Ada’da bir ev kiralar. Bu ev bir yıl önce ölmüş, gizemli bir kadın olan Matmazel Noraliya'ya aittir. Peyami Safa’nın, kaleme aldığı romanları içinde en fazla beğendiğini ifade ettiği romanı Matmazel Noraliya'nın Koltuğu, anlatım tekniği ve olay örgüsü bakımından bütün eleştirmenlerce Türk edebiyatının en ciddi psikolojik romanı olarak kabul edilmektedir.

Kitabı okuyanlar 854 okur

  • Zehranur Yavuz
  • Bahar Arslan
  • Buse
  • Meryem
  • Pınar A.
  • Hazal
  • Drkitapsever
  • büyük yolların haydudu
  • Cemile Adar
  • İrem Hatırnaz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.1
14-17 Yaş
%4.1
18-24 Yaş
%23.4
25-34 Yaş
%33.3
35-44 Yaş
%26.1
45-54 Yaş
%6.2
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%66.9
Erkek
%33.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.9 (59)
9
%26.8 (61)
8
%23.7 (54)
7
%8.8 (20)
6
%7.9 (18)
5
%2.6 (6)
4
%0.9 (2)
3
%1.3 (3)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları