Geri Bildirim
Adı:
Mavi Saçlı Kız
Baskı tarihi:
Ekim 2016
Sayfa sayısı:
288
ISBN:
9789753637084
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Yaşam ve ölüm arasındaki çizgi bazen çok incelebilir. Bu çizgide yaşanan hayatlar vardır. Can yakıcı hayatlar. Emek emek büyütülen sevgiler vardır. Cesaret olmadan tek adım atılamayacak tehlikelerin içine sokar insanı. Acıya beklenmedik faturalar çıkarır. En umulmadık anda, renkler değişir. Küçücük bir yaşamın ardında kalan, insanın kendisinden büyütüp sevdiği, korumaya yazgılı olduğu bağlılıklar vardır.
Burçak Çerezcioğlu, 16 yaşında lösemiden öldüğünde, cesareti, sevgiyi ve yaşamı tanıyordu.
Bu kitapta, kısa bir yaşamın kederini, güzelliğini acısını, bir savaşı okuyacaksınız.
Ne yazıktır ki kurmaca olmayan bir hayatın öyküsünü.Bir babaya, bu dizeleri yazdırmış bir hayatın.
Sabahları
Hasta uyanmanı istiyorum.
Hastaysan eğer
Yaşıyorsun demektir.
Lösemili genç bir kızın günlüğünü ve fotoğraflarını barındıran; yaşama sevinci, ölüm ve aşk konularını iç içe işleyen ve kitabın yazarının kitabın kahramanı olduğu eserdir.

Sarsıcıdır. Uzun süre sizi düşünmeye iter. Yaşamı sorgulatır. Etkisinden kurtulmak haftaları; hatta ayları alabilir.

Mavi Saçlı Kız, ablamın ergenlik dönemindeyken eve getirdiği ve aylarca okuyup bitiremediği kitaplardan yalnızca biriydi. Tıpkı Bir Genç Kızın Gizli Defteri gibi. Ben ise kitap okumayı seven, her bulduğunu okuyan, tipik yaramaz erkek kardeşler gibi ergenlik çağındaki ablamın eve getirdiği kitapları gizlice alarak gece yarıları okuyordum. Ablam 19, ben 17 yaşındaydım. Burçak Çerezcioğlu ile tanışmam da bu şekilde gerçekleşmişti...

Mavi Saçlı Kız’ı da diğer kitaplar gibi ablam uyuduktan sonra gizlice alıp okumaya başlamıştım. Şu an kitabın içeriğinde yer alan hiçbir olayı ve hiçbir cümleyi hatırlamıyor olmama rağmen, beni nasıl sarstığını ve yastığımı sırılsıklam bırakacak derecede ağlattığını bugün dahi unutamam. Ağlarken, aynı odada yattığımız ablam uyanmasın diye yorganı üstüme çektiğim anlar ise hala hafızamda capcanlı bir şekilde korunmaktadır.

2-3 gün süren okumam neticesinde, içimi dışıma çıkaran ve hüngür hüngür ağlatan bu kitap aynı zamanda beni büyük bir çelişkide de bırakmıştı. Çelişkim; Burçak'ın ölmemesi için kitabı artık okumak istememem ve Burçak'ın kurtulma mucizesini içimde gizlice sakladığımdan kitabı hızlıca okumak istememdir. Unutamadığım bir zamana ait unutamadığım bir çelişkidir.

Kitabı okuyacak arkadaşlara tavsiyem, psikolojik olarak kendinizi zayıf hissettiğiniz bir dönemde bu kitaba başlamayın. Ama mutlaka bir gün okuyun.
Bu kitabı hiç okumak istemedim, yani aklım da yok idi..
Bir arkadaşım var, Sevda sürekli hastaneye gider, tedavi için. Hafta da iki üç kez konuşuruz, görüntülü olarak.(başka bir şehir de yaşıyor, o sebebten dolayı. ) hastalığının adı ise hemofili (kan hastalığı, kanaması olduğun da durmuyor, İlaçla durduruluyor.)
Yine bir gün konuşuyoruz. : ) benden jest yapmamı istedi (kitap okumamı) nasıl kırabilirim ki. : ) tamam dedim, hangi kitabı okuyacağım? Ona göre yarın alıvereyim. Mavi Saçlı Kız dedi. Düşündüm öylece.. Biliyorum çok duygulu bir kitap, üzmek istemem Sevda 'yı.
Okurum sadece bir şartla : ) ağlamak ya da duygulanmak yok, söz ver okuyacağım dedim.
Kabul etti. : )
Gittim ve aldım o gün içinde. O akşam okumaya başladım. Tabi 1 gün de bitmedi. Günlerce okudum.
Burçak, Sevda ve ben bir olduk bazen güldük, bazen üzüldük : )
Öff! bir anda herşey başladı. Okurken kendimi onların yerine koyup, okuyor, duygulanmamak için kendimi zor tutuyorum. (ara da bir su içmeye, kahve almaya gidiyorum Sevda, odaya geçip salya sümük falan.)


Burçağ'a Geçelim..

Kitap günlük şeklindedir. Burçak' ın hayalleri, umutları küçücük bir kızın günlüğü ile başlıyor.
Düşünün bu küçük kızı.. Hastalığıyla olan savaşını, küçücük yaşamını düşünün.
Okurken bazen üzülecek, bazen gülümseyeceksiniz. Sevda ' ya okurken, yaşadığımız her anın ne kadar kıymetli olduğunun farkına vardık. Ne kadar kıymetli imiş o geçirdiğimiz vakitler, ne kadar güzelmiş..

Ancak her şey güzel giderken, Burçak bir anda hastalanır. Tam en güzel yılların da. Bir baş ağrısı, elinde morluk, Aman Allah 'ım.
Orda koptum zaten. Hastaneye giderler orası da hastalığının en baş haline falan döndüğünü söyleyip, Almanya' ya giderler. Orada da bir çare bulamazlar.
En kötü yanı da,
doğum gününe beş gün kala
Mavi Saçlarıyla beraber gençliğinin baharın da ayrılıp gidiyor.

Kendimi Sevda ve Burçak 'ın yerine koydum. Hani diyor ya kitabın arka kapağında...

Sabahları
Hasta uyanmanı istiyorum
Hastaysan eğer
Yaşıyorsun demektir.

İnsan her defasında örnek almalı. Hayatı yaşıyoruz sağlıklı veya huzurlu işte bu yeterli olacaktır. Kitabı baskıyla okumanızı istiyorum. Burçak, Sevda ile çocuk olmanızı, hasta olmanızı...

Benzer kitaplar

" Sen hey günlüğüm`ü okuyan çok şanslısın. " diyor başlarken Burçak... Sanki yıllar geçecek günlüğü`nü okuyacaklarını biliyormuş gibi.

12 yaşından günlük tutmağa başlar Burçak. İlk başta her şey normaldir. Okurken de görürsünüz. Doğal genç kız düşünceleri. İronik olanı ne biliyor musunuz? Burçak ; günlük tutmağa Anne Frank`a özenerek başlıyor. Sonunun ona benzeyeceğini bilmeye bilmeye...

Kitab`ı eleştirmek gibi bir niyetim yok. Buna hakkım olmadığını da biliyorum. Nasıl eleştire bilirim ki, nasıl niye böyle yazmış diyebilirim ki, yaşadıklarını yazdığını bile bile...

Elimizde olanların, yanıbaşımızda duranların hatta bizden uzak duranların da kıymetini bilelim... Hayat çok kısa... Bugün yanımızda olduğunu bildiğimiz birini yarın göremeye biliriz... Onun için kimsenin kalbini kırmamaya çalışalım. Mavi Saçlı Kız bize bunları anlatmağa çalışıyor...

Keyifli okumalar.
7. Sınıf öğrencisi olduğum dönemde Türkçe ögretmeni bu kitabı tüm sınıfa zorla okutup bide sınav yapmıştı. Tüm sınıf harıl harıl okumuştu. Kitap sınavdan yüksek not alma aracına dönüşmüştü. Sırf baskıyla okutulduğu için o zamanlar okumamıştım kitabı. O zaman okuyanların hangisi, kitap hakkında ne hatırlıyordur; orasi meçhul. İyki bu dönemde anlayarak okudum. İyki o zaman sınavdan yüksek not alma kaygısıyla okumamışım. Okumamın tam yeri ve zamanı içinde bulunduğum zaman dilimi ve mekanmış.
Kitabın eleştirilecek veya bu şöyle oldu-böyle olsaydı diye yorumlanacak bir tarafı yok. İyki yazılmış bu kitap ki ölümünden seneler sonra bile birileri, arkasından onu rahmetle anabiliyor....

Benim ilgimi çeken başka bir hususta var. Evlat sahibi değilim. Lakin benim kızım bu hastalığa yakalansaydı bu kadar serbest bırakmazdım sanırım ya da yaşadıkları, gezdikleri yanına kar kalsın diye ailecek daha da dağıta bilirdik. Bilmiyorum... Allah'ta öğretmesin inşallah.
Mavi saçlı kız.
Yıllar önce okudum. Ve tekrar okumayı düşünüyorum. Lise yıllarım. Kitap okumaya geçmesinin en yoğun olduğu dönemler 100 temel eserin neredeyse hepsini bu dönemde okudum. Bir boşluk hissettiğim bir dönemde matematik hocam bir hediye ile geldi sınıfa. Hediye bana idi. Sebebi neydi hala bilmem. Sözel sınıfı idik sınıfın hepsi düzenli kitap okurdu. Ama hoca beni seçmişti bu özel kitap için. Neyse aldım kitabı biraz evirip çevirdim. İlk başta okusam mi diye tereddüt ettim. Lakin elimde bir kitap vardı o zaman. Neyse elimdeki kitabi yarım bıraktım hocam için. Kitaba başladım. Adım burçak diye başlayan bir günlük bı iki sayfa okuduktan sonra bağlandım kitaba. Kanser tedavisi gören bir çocuğun kendi kaleminden çıkan bir gunluk. Burçak seçtiği her kelimeyi özenle seçmiş. Paldır küldür yazmamış . Her kelime ayrı bir yürek ifadesi taşıyor. Burcagin kansere yenik düşmesi sonrası ailesi tarafından kitaba dönüştürülmüş. İyiki de dönüştürülmüş. Bir çok kanser mücadele hikayesi okudum ve ya dinledim ama asla ve asla direk birinin yaşayan birinin mücadeleyi veren birinin ağzından çıkan sözler kadar etkili olamayacağını fark ettim. Teşekkürler burçak teşekkürler ailesi.
Burcak cerezcioglu mavi saçlı kadin kitabını okudum kısa bir süre de bir çırpıda denilebilecek bir sürede . Sonra sınıfta sürekli el değişti. En son tekrar bana geldi kitap. Tabi beni etkileyen her kitapta olduğu gibi bunda da aynısı yaptım. Kitabı yolculuğa çıkardım. İlk sayfasında su sözleri yazarak tabi. Bu kitabı okuduktan sonra kitabı bir başkasına teslim edeceğim. Bunun için söz veriyorum. Bu imzaya kitap yola çıktı umarım bir gün tekrar bana döner
13 yaşımda okumuştum, ve çocukluk aklı ben de ölürsem arkamdan kitap yaparlar diye günlük tutmaya başlamıştım.
Kanser hastası hayat dolu bir kızın hayallerine ve yaşamına tanıklık ediyorsunuz. Gerçek bir hikaye özellikle babasının hastane odasındaki yazdığı şiirler, bana gerçekten baba sevgisi diye bir şey olduğuna inandırdı.
Herkesin kendinden bir şey bulacağı bir günce,kitap oldu benim için.
Burçak'ın aşkına,hüznüne,sevincine,hastalığına,sıkıntısına şahit olduk..onunla yaşamışçasına..
Başak“Hiçbir zaman hiçbir yerde bulamam mutluluğu, çünkü o içimde.. Boşuna aramamalı onu, boşuna kaçmamalı. Kaçmak sadece kendinden kaçıştır.” derken bile her şeyi özetliyor.
İyi ki basılmış bu günce.
Hayat çok kısa,bu klişe sözü buraya şuan düşünerek yazıyorum.Siz de bir düşünün hatta bu kitabı okuyun.O size çok güzel düşündürüyor..Bu kitabın sonunda ağlamayan yoktur sanırım..Ağlatan,öğreten.'
Yorumumu Babasının Burçak'a yazdığı bir şiirin dizeleriyle sonlandırmak istiyorum;
“Sabahları hasta uyanmanı istiyorum,
Hastaysan eğer, yaşıyorsun demektir. “
..
Nasıl bir günlüktür o öyle gözyaşlarımı bir dakika bile tutamadım. içimi çeke çeke ağladım.
'Yaşam ve ölüm arasındaki çizgi bazen çok incelebilir. Bu çizgide yaşanan hayatlar vardır. Can yakıcı hayatlar. Emek emek büyütülen sevgiler vardır. Cesaret olmadan tek adım atılamayacak tehlikelerin içine sokar insanı. Acıya beklenmedik faturalar çıkarır. En umulmadık anda, renkler değişir. Küçücük bir yaşamın ardında kalan, insanın kendisinden büyütüp sevdiği, korumaya yazgılı olduğu bağlılıklar vardır. Burçak Çerezcioğlu, 16 yaşında lösemiden öldüğünde, cesareti, sevgiyi ve yaşamı tanıyordu.Bu kitapta, kısa bir yaşamın kederini, güzelliğini, acısını, bir savaşı okuyacaksınız. Ne yazık ki kurmaca olmayan bir hayatın öyküsünü. Bir babaya, bu dizeleri yazdırmış bir hayatın. Sabahları hasta uyanmanı istiyorum. Hastaysan eğer yaşıyorsun demektir.' bu sözlerin üsütne daha ne yazılabilri ki :(
11 yaşından itibaren günlük tutan küçük bir kızın hayatına,isteklerine,aşklarına ve en son Lösemi'yle savaşına tanıklık ettim. Evet günce olduğu için çok sıkıcı bir kitaptı. Ama okunmaya değer diye düşünüyorum. Burçak'ın bu lanet hastalık karşısında en büyük şansı guzel bir aileye sahip olması.
Ne güzel hayalleri vardı öyle... Inanıyordu hayallerinin elbet bir gün gerçek olacağına. Benim gibi... Ama çoğunu gerçekleştiremeden gitti.
"Hiçbir zaman, hiçbir yerde bulamam mutluluğu, çünkü o içimde. Boşuna aramamalı onu. Boşuna kaçmamalı. Kaçmak, sadece kendinden kaçıştır. Sadece... "
" İstanbul insanı yiyip bitiren bir şehir. Çok kalabalık, çok pis, çok gürültülü. Bir de sanki İstanbul'un üsütünde kara bir bulut varmış gibi, huzurlu bir şehir değil bence. İnsanları sürekli mutsuz. Sabah sokağa çıktığınız da yüzü gülen kaç kişi görebiliyorsunuz? "
" Bir güç var ve bu güç bizi bir araya getirdi. Ben yaşamdan bıkmış, hiç yaşama isteği olmayan biri, sen ise yaşama gücünle iyileşmiş, yaşam dolu birisin... "
“İster acıklı, ister mutlu; ister uzun,ister kısa..
Film bitiyor bir gün. Olması gereken, olması gerektiği zamanda oluyor..
O an ışıklar yanıyor.. Perdedeki görüntüler sona eriyor.
Seyrettikleriniz hayal oluveriyor..”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mavi Saçlı Kız
Baskı tarihi:
Ekim 2016
Sayfa sayısı:
288
ISBN:
9789753637084
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Yaşam ve ölüm arasındaki çizgi bazen çok incelebilir. Bu çizgide yaşanan hayatlar vardır. Can yakıcı hayatlar. Emek emek büyütülen sevgiler vardır. Cesaret olmadan tek adım atılamayacak tehlikelerin içine sokar insanı. Acıya beklenmedik faturalar çıkarır. En umulmadık anda, renkler değişir. Küçücük bir yaşamın ardında kalan, insanın kendisinden büyütüp sevdiği, korumaya yazgılı olduğu bağlılıklar vardır.
Burçak Çerezcioğlu, 16 yaşında lösemiden öldüğünde, cesareti, sevgiyi ve yaşamı tanıyordu.
Bu kitapta, kısa bir yaşamın kederini, güzelliğini acısını, bir savaşı okuyacaksınız.
Ne yazıktır ki kurmaca olmayan bir hayatın öyküsünü.Bir babaya, bu dizeleri yazdırmış bir hayatın.
Sabahları
Hasta uyanmanı istiyorum.
Hastaysan eğer
Yaşıyorsun demektir.

Kitabı okuyanlar 2.699 okur

  • Mizgin Eminoğlu
  • Kübra Özkök
  • Büşra elkaan
  • Vefadin Yılmaz
  • BÜŞRA ÇİL
  • Ayten Ertaylan
  • Büşra
  • elif
  • _Nid@_
  • Uzayın Kalbi

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.8
14-17 Yaş
%5.2
18-24 Yaş
%18.1
25-34 Yaş
%36.7
35-44 Yaş
%26.4
45-54 Yaş
%6.8
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%94.4
Erkek
%5.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37.7 (193)
9
%18 (92)
8
%16.2 (83)
7
%16.6 (85)
6
%5.1 (26)
5
%2.1 (11)
4
%1.4 (7)
3
%1 (5)
2
%0.4 (2)
1
%1.6 (8)

Kitabın sıralamaları