Adı:
Medya Denetimi
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
70
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752892354
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Media Control
Çeviri:
Elif Baki
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Propaganda, siyasi etkinin sağlanmasında önemli bir faktör oldu her zaman. Özellikle geçen yüzyılda bolca kullanılan bu yöntem, çok geçmeden 'dans edeceği' alanı da buldu: medya! Her türlü basın-yayın organında, üstü kapalı ya da aşikâr bir biçimde yapılan propaganda, toplumun doğru ve yanlış değerlerini etkiledi, demokrasinin nasıl olması gerektiğini biçimlendirdi.

Çağımızın en önemli siyasi aktivistlerinden Noam Chomsky, Medya Denetimi'nde propagandanın gücünü ve etkinlik alanı medyayı bütün detaylarıyla irdeliyor. Kendine özgü bakış açısıyla görünmeyeni görünür kılan yazar, her gün gazete sayfalarından ya da televizyonlardan bize servis edilen haberlerin içyüzünü örneklerle açığa çıkarıyor.

Medya Denetimi, propagandanın gücünü tarihi süreç içinde işleyip günümüze kadar getiriyor. Kitabın son bölümü "Marslı Gazeteci"de Chomsky, bir model oluşturup onu günümüzdeki örneklere uyguluyor. Kitap, okuduğunuz haberlerin, izlediğiniz programların ve siyasi kampanyaların 'satır aralarını' okumak için önemli bir rehber.
Noam Chomsky, 'Medya Denetimi' adlı kitabında, demokrasi, halkla ilişkiler, propaganda ve buna benzer bazı konularda düşüncelerini ifade ediyor. Demokrasi kavramına kısaca değindikten sonra yürürlükte olanla, istenen ve olması gerekenleri ayrıntıya girmeden kısa örneklerle açıklıyor.

Medya Denetimi ya da propaganda ile toplumun nasıl kontrol altına
alınabileceğini ve nasıl istenen tarafa doğru yönlendirebileceğini;
egemen gücün kendilerine karşı çıkmaya hazır ya da potansiyel tehlike
teşkil edecek toplumun çeşitli unsurlarını nasıl da 'şaşkın sürü'ler
haline getirileceğini de açıklayıcı ve aydınlatıcı bilgilerle anlatıyor.

Türkiye'de iyi tanındığını düşündüğüm ve her daim muhalif bir ses olan Noam Chomsky'in bu kitabının sayfa sayısı az olsa da işlenen konu itibarıyla okunmaya, okutulmaya ve anlaşılmaya değer bir çalışmadır.

Alıntılarda ayrıntılı bir şekilde düşünce yapısını vermeye çalıştığım kitaptan örneğin pasif bir toplumun nasıl ateşli bir savaş yanlısı olacağını geçmişten verdiği şu örnekle açıklamaya çalışıyor: "1916 yılında “Peace Without Victory" (Zafersiz Barış) sloganıyla başkan" seçilen Woodrow Wilson'un "o barışçıl halkı, histerik bir savaş çığırtkanı haline dönüştürdü ve Alman olan her şeyi yakıp yıkmak, tüm Almanları lime lime etmek, savaşa gidip dünyayı kurtarmak isteyen insanlar yaratmayı başardı"ğını gördüğümüzde aynı senaryoların şimdi de oynanmadığını söyleyebilir miyiz? Ya da yanı başımızda bitmeyen savaşların müsebbibi kimler ve ne amaçlıyorlar?

Chomsky, Amerikan liberal demokrasi düşünce savunucularından biri olan Walter Lippmann'ın yazılarına göz atıldığında hiç de öyle özgürlükçü, demokratik bir yapının önerilmediğini, bunun yerine 'rıza üretimi' söylemiyle toplumların belli bir yöne ya da düşünceye doğru kaydırılabileceğini ifade ederken, 'seçilmiş sınıf'
kavramıyla da küçük elit bir topluluğun ülkeyi yönetmesi gerektiğini ve bunu yaparken de 'halkı kenara atmasını' hiç de önemli olmadığını belirtiyor. Chomsky burada Lippmann'ın görüşünün tamamen Leninist bir görüş olduğunu söylüyor. ikisi de 'devlet' olgusunu temel alıp ve buna göre de ikisi de 'hegelci' mantıkla hareket ediyor.

'Şaşkın Sürü' kavramını öğrenmek bile kitabın okunması için yeterli. 'Şaşkın Sürü' kimdir? Niçin bu isim kullanılmıştır. Amerikan örneği yerelden genele yani tüm dünyaya uygulandığında 'şaşkın sürü'ler var mı, yoksa bir kuruntu mu? Devletlerin
'şaşkın sürü'lere ihtiyacı var mı? Örneğin, 'şaşkın sürü' evcilleşmesse ne olur? Niçin bu kavram önemli. Şu an da yaşadığımız hayat içinde bunları görebiliyor muyuz?

Chomsky, Amerikan siyasi, sağlık, işçi ve işveren ilişkileri, halkla ilişkiler gibi çeşitli konularda eleştirilerini sunuyor. Toplumun tepkisiz kalarak köleleştirildiğini anlatmaya çalışıyor. Medya ellerinde olduğu sürece istedikleri haberleri istedikleri şekilde vererek toplum mühendisliği sayesinde, esas mevzuların hep gizlenerek arka plana itildiğini belirtiyor. Tekelleşen medyanın halkın derdine çare değil, sorunun ana kaynağı olduğunu belirterek 'şaşkın sürü' kavramıyla toplumun nasıl tepkisiz hale getirildiğini çarpıcı bir şekilde anlatıyor. (Bu konuda alıntılara bakılabilir.)

Noam Chomsky'in bu kitabı az sayfası sayısı, anlaşılır ve kolay diliyle medyayı kimlerin kontrol etmek istediklerini anlatmaya çalışıyor. Bunu yaparken de bir 'sistem'den bahsediyor ve isimlerin ise gelip geçici olduğunu söylüyor.

Muhalif kimliğiyle, muhalif olarak yazmaya devam ediyor. Kısa bölümler içinde seçilen başlıklar altında görüşlerini açıklayıp, toplumu uyarıyor. 'Size sunulan ya da gösterilenler gerçekten öyle mi diye bir düşünün, sorgulayın' diyor.

Propagandanın nasıl evrilleşip 'halkla ilişkiler' adını alıp, daha yumuşak söylemlerle daha hoş ve özlü sözlerle toplumları nasıl uyuttuğunu artık görmenizi istiyor. Bunu içinde yaşadığınız ülkeye bakmanız yeterli.

Ezcümle: Kitap kapağı, anlatım, çeviri, baskı olarak güzel ve okunmaya değer.
+ Bendeki okuduğum kitap Haziran 2005 tarihli ve kitabın yeni baskısı yapılıyor.
+ 19/20 Nisan 2018 tarihinde okunup, notlar çıkarılmıştır.
Propaganda, siyasi etkinin sağlamasında önemli bir faktör oldu her zaman. Medya dans edeceği alanı buldu ve her türlü basın yayın organında, üstü kapalı yada aşikar bir biçimde yapılan propaganda, toplumun doğru ve yanlış değerlerini etkiledi.
Günümüzde medya üzerinde sağlanan kontrolü kitabı okuduktan sonra daha rahat gözlemleyebiliyorsunuz. Günümüze ve yarınımıza ışık tutan ve kuşkusuz okunmaya değer bir kitap.
Amerikanın ikiyüzlülüğünü,terörizmi kendilerine göre keyfi yorumlamalarını ve dahasını ustalıkla kaleme almış noam chomsky.okunması gereken bir kitap..
İstediğiniz konu başlığını seçebilirsiniz: Ortadoğu, uluslararası terör, Orta Amerika; her ne olursa olsun, halka gösterilen dünya tablosunun gerçekle ilgisi yok. Olayın gerçeği, yalanlar üstüne kurulu görkemli binaların altında gömülü.
Demokrasi, seçilmiş sınıfın, toplumun sahibi olan efendilerinin hizmetinde çalışmak üzere eğitildiği bir sistem olmalıdır. Nüfusun geri kalan bölümü, her çeşit örgütlenmeden yoksun bırakılmalıdır, çünkü örgütlenmek sadece başa bela olur. Onlar, yalnız başlarına televizyon karşısında oturarak, hayattaki en önemli şeyin mal mülk edinmek ya da şu izlediğiniz iyi halli, orta sınıf aileler gibi yaşamak ve Amerikancılık, uyum gibi iyi değerleri elde tutmak olduğunu söyleyen mesajı kafalarına kazımalıdır. Hayat bundan ibarettir.
Eğer medya ve eğitim sistemi üstünde tam hâkimiyete sahipseniz, bilim adamları da konformist ise bunu başarabilirsiniz. Massachusetts Üniversitesi'nde son Körfez kriziyle ilgili davranışlar üstüne yapılan -televizyon izlemeyle ilgili düşünce ve davranışları araştıran- bir çalışmayla bu ortaya konuldu. Çalışmada sorulan sorulardan biri şöyleydi: Vietnam Savaşı sırasında sizce tahminen kaç Vietnamlı ölmüştür? Bugün Amerikalılar tarafından verilen ortalama rakam yüz bin. Resmi rakamlar ise iki milyon diyor. Gerçek sayı büyük olasılıkla üç-dört milyon arası.
Eğitim standartları düşüyor, reel ücret nüfusun birçoğu için 1950 sonlarındaki seviyesine geriledi ve kimse bunun için kılını kıpırdatmıyor. Böyle durumlarda, şaşkın sürünün dikkatini başka taraflara çekmeniz gerekir, çünkü eğer olan biteni fark ederlerse, kendileri mağdur oldukları için bu durumdan hoşlanmayabilirler. Yalnızca süper lig maçlarını ve televizyon dizilerini izlemesini sağlamak yeterli olmayabilir. Onları düşman korkusuyla körüklemeniz gerekir. 1930'larda Hitler, Çingene ve Yahudi korkusuyla körüklemişti sürüyü.
Onları başka şeylerle oyalamalıyız. Onlar, süper lig maçlarını, televizyon dizilerini ya da şiddet filmlerini izlemeli. Arada sırada yanlarına uğrayıp, "Birliklerimizi destekleyin" gibi sloganlara eşlik etmelerini istersiniz. Onları sürekli korku halinde tutmalısınız, çünkü içeriden, dışarıdan, her yerden gelip onları mahvedecek şeytanlardan adamakıllı korkmazlar ve dehşete düşmezlerse, düşünmeye başlarlar ki bu, düşünme yetisinden yasal anlamda mahrum oldukları için, çok tehlikeli olabilir. Bu nedenle, dikkatlerini başka yönlere çekmek ve olayların merkezinden uzaklaştırmak önemlidir.
Asıl sorun, özgür bir toplumda mı, yoksa bir çeşit kabullenilmiş totaliterizm altında olayların merkezinden uzaklaştırılmış şaşkın sürü olarak bir yerlere sürülen, dehşete düşürülen, vatansever sloganları bas bas bağıran, hayatları için sürekli korku duyan, huşu ile kendilerini yok olmaktan kurtaran liderlerine hayran olan; eğitimli sınıflarınsa bir emirle uygun adıma geçerek kendilerinden beklenilen sloganları tekrar ettiği ve evinde değerlerini kaybederek gerileyen bir toplumda payımıza düşeni mi yaşamak istediğimiz. Dünyayı mahvetmemiz için ötekilerin bize ödeme yapacağını umarak parayla zoraki itaat sağlayan bir devlet olmaktan vazgeçmeliyiz. Bu bir seçimdir. Yüzleşmek zorunda olduğumuz bir seçim. Böylesi soruların cevabı aslında büyük ölçüde senin benim gibi insanların elinde.
Noam Chomsky
Sayfa 38 - Everest Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Medya Denetimi
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
70
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752892354
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Media Control
Çeviri:
Elif Baki
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Propaganda, siyasi etkinin sağlanmasında önemli bir faktör oldu her zaman. Özellikle geçen yüzyılda bolca kullanılan bu yöntem, çok geçmeden 'dans edeceği' alanı da buldu: medya! Her türlü basın-yayın organında, üstü kapalı ya da aşikâr bir biçimde yapılan propaganda, toplumun doğru ve yanlış değerlerini etkiledi, demokrasinin nasıl olması gerektiğini biçimlendirdi.

Çağımızın en önemli siyasi aktivistlerinden Noam Chomsky, Medya Denetimi'nde propagandanın gücünü ve etkinlik alanı medyayı bütün detaylarıyla irdeliyor. Kendine özgü bakış açısıyla görünmeyeni görünür kılan yazar, her gün gazete sayfalarından ya da televizyonlardan bize servis edilen haberlerin içyüzünü örneklerle açığa çıkarıyor.

Medya Denetimi, propagandanın gücünü tarihi süreç içinde işleyip günümüze kadar getiriyor. Kitabın son bölümü "Marslı Gazeteci"de Chomsky, bir model oluşturup onu günümüzdeki örneklere uyguluyor. Kitap, okuduğunuz haberlerin, izlediğiniz programların ve siyasi kampanyaların 'satır aralarını' okumak için önemli bir rehber.

Kitabı okuyanlar 31 okur

  • EMİNE MUTLU
  • Dogukan
  • Şeyma
  • Mahmut hüngül
  • Cihan Şhn
  • e. kunter
  • S. Ali
  • mazlum sözeri
  • Gönül Yıldız
  • Düşes

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10 (1)
9
%30 (3)
8
%40 (4)
7
%20 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0