Medya Ve DemokrasiJohn Keane

·
Okunma
·
Beğeni
·
587
Gösterim
Adı:
Medya Ve Demokrasi
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
182
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755390307
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Medya ve Demokrasi yirmi yılı aşkın bir süredir de baş döndürücü bir hızla gelişen medyanın, toplumların kültürel ve siyasal hayatında yol açtığı değişimler üzerine yayımlanmış en kapsamlı çalışma. Sivil toplum ve devlet ilişkileri alanındaki araştırmalarıyla ün kazanmış bir siyaset kuramcısı olan John Keane, akademik çevrelerin ele almaktan titizlikle kaçındığı medya sorunun siyasal analizin korunusu haline getirerek bir yandan siyaset teorisini "medyatik"leştirirken öte yandan da medyayı "politik"leştiriyor. Bu çalışma, medya vedemokrasinin iç içe tarihsel gelişimini ele alarak günümüzde yakıcı önem kazanmış bir dizi soruya yanıt arıyor: Medya holdinglerinin küresel bir iktidar odağı haline geldiği günümüzde "basın özgürlüğü"nün anlamı ne olmalı? Yeni bir yüzyıla girerekne, yurttaşların özgürce veeşit olarak katılacakları bir iletişim düzeni gerçekleşebilir bir ideal mi? Elektronik medya sistemlerinde ve uydu kanallarında sembolleşen yeni iletişim ve basınyayın teknolojileri bizi böyle bir ideale yaklaştırıyor mu, yoksa uzaklaştırıyor mu?

Bu kitap, bu soruları tarihsel - siyasal bir perspektiften ele alıyor. Düzenlemeci devletin yerini pazarın mutlak egemenliğine bırakması anlamına gelen küresel "deregülasyon" eğiliminin kapsamlı bir eleştirisini ortaya koyuyor. Pazar yanlısı liberal söylemin açmazlarına işaret ederken siyasal erk yanlısı devletçi söyemin tuzaklarından da ustalıkla kaçınıyor. Böylelikle Keane, yuttaş hakları ekseninde imgelediği demokrasi ideali ile hem pazar liberalizmi hem de otoriter devletçilik arasına net bir sınır çiziyor. Medya ve demokrasinin iç içeliğini vurgulayan Keane için, medyasız demokrasi kadar demokratik olmayan medya da mümkün değildir. O halde, günümüzün kültürüne hakim olan iktidar yanlılığı, tek-tipik, bayağılık ve sığlığın kökleri, bu iki kavramın kopuş noktalarında aranmak durumundadır. Bu kitabın başlıca önerisi olan kamu yararı iletişim modeli ise görünmez iktidarı açığa vuran, "farklı yaşam biçimlerini, zevkleri ve görüşleri" çoğullukların içinde kucaklayan yeni bir "toplumsal sözleşme" zemini için bir çağrı niteliği taşıyor.
Tipografik kültürün getirdiği hızlı basım ile ortaya çıkan iletişim araçlarından biri de süreli yayınlar olmuştur. Yani dergiler, gazeteler. Geniş kitlelere ulaşma imkanı olan ve özellikle yöneticileri rahatsız edebilecek görüşleri hızlı ve çok kişiye yayma özelliği bulunan basının ortaya çıkması ile "sansür" konusu da gündeme gelmiştir. Kitap İngiltere'de basına sansür ve basın özgürlüğü tartışmalarının yapıldığı dönemdeki düşünürkerin bu konudaki görüşlerini aktarmaya başlayarak, daha sonra devletin basına ne kadar müdahalaesi, serbest piyasa sisteminde şirketlerin basın alanındaki faaliyeti ve en sonunda da kamu medyası kavramlarını tartışarak devam ediyor.
Haluk Şahin hocanın fevkalâde çevirisiyle kusursuz okunan eser konusu itibariyle ağırdır. Basın Özgürlüğü, sansür, otosansür, piyasaların ve patronların medyayı kullanış amaçları ve tesirleri anlatılmaktadır. Merak uyandırıcı bir özet geçecek olursam; Medya ilk olarak Gutenberg’ten sonra enformasyonun halka arz olmasıyla başlamıştır. Gazete ilk olarak kamuya karşı belirli kesimlerin görüşlerini bildirmek ve muhalif olmak için kullanıldı. Daha sonra buharlı matbaanın gelişmesiyle beraber,“ kapitalist patronlar, makinelerin kullanımı ile medya patronlarına dönüşecek ve büyük bir pazar olduğunu keşfedeceklerdi. Ticari kaygı ve kar güdüsüyle yönetilen gazeteler basın özgürlüğüne gölge düşürdü. Daha sonra liberalizmin gelişmesi ile ve tüm dünyada meydana gelen Gelişmelerle deregasyon Devleti’nin Serbes piyasayasını diyet müdahalesi ile birlikte kitleye iletişim araçları yani gazete radyo televizyon liberal bir pazara dönüşmeye başladı. Yanılmazlığı eline alan iktidar ve pazar patronları Basın Özgürlüğüne olan tesirleri anlatılmaktadır.
Reklamcılık, ürünleri reklam etmekten çok, bir hayat tarzı olarak tüketimin benimsetilmesine yarar.
John Keane
Sayfa 86 - Ayrıntı Yayınları - 1992
Reklamcılığın ana hedefi olan kadınlar alışveriş etmenin kendi işleri ve yaşam tarzları olduğuna inanmaya itilmektedir.
John Keane
Sayfa 86 - Ayrıntı Yayınları - 1992
Türkiye yakın tarihlere kadar iletişimde iki başkenti, farklı tellerden çalabilen iki karar odağı olan bir ülkeydi. Ankara TRT aracılığı ile resmi gündemi oluştururken, İstanbul gazeteler aracılığı ile gayri resmî bir gündem sunmaktaydı.
John Keane
Sayfa 12 - Ayrıntı Yayınları
İnsanların düşüncelerini özgürce başkalarına iletmelerine izin verirseniz, öfkeleri yüzeyi yalayıp geçen bir ateş gibi uçup gider; yayılmış barut gibi tutuşturur, iletişim kurdurur; patlaması ne gürültülü ne de tehlikelidir.
Ama baskı altına alırsanız, için için yanar, ta ki bir gün gözden uzaktaki çalkantısı bir deprem ya da yanardağ gibi patlayıncaya kadar.
John Keane
Sayfa 23 - Ayrıntı Yayınları
Tarih her durumda bir çağın başka bir çağda dikkate değer bulduğu şeylerin kaydıdır.
John Keane
Sayfa 47 - Ayrıntı Yayınları
İnsanın doğası gereği, her kimin eline iktidar geçse, hemen o güne kadar yapmadığı şeytanlıkları aklından geçirmeye başlıyor.
John Keane
Sayfa 32 - Ayrıntı Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Medya Ve Demokrasi
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
182
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755390307
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Medya ve Demokrasi yirmi yılı aşkın bir süredir de baş döndürücü bir hızla gelişen medyanın, toplumların kültürel ve siyasal hayatında yol açtığı değişimler üzerine yayımlanmış en kapsamlı çalışma. Sivil toplum ve devlet ilişkileri alanındaki araştırmalarıyla ün kazanmış bir siyaset kuramcısı olan John Keane, akademik çevrelerin ele almaktan titizlikle kaçındığı medya sorunun siyasal analizin korunusu haline getirerek bir yandan siyaset teorisini "medyatik"leştirirken öte yandan da medyayı "politik"leştiriyor. Bu çalışma, medya vedemokrasinin iç içe tarihsel gelişimini ele alarak günümüzde yakıcı önem kazanmış bir dizi soruya yanıt arıyor: Medya holdinglerinin küresel bir iktidar odağı haline geldiği günümüzde "basın özgürlüğü"nün anlamı ne olmalı? Yeni bir yüzyıla girerekne, yurttaşların özgürce veeşit olarak katılacakları bir iletişim düzeni gerçekleşebilir bir ideal mi? Elektronik medya sistemlerinde ve uydu kanallarında sembolleşen yeni iletişim ve basınyayın teknolojileri bizi böyle bir ideale yaklaştırıyor mu, yoksa uzaklaştırıyor mu?

Bu kitap, bu soruları tarihsel - siyasal bir perspektiften ele alıyor. Düzenlemeci devletin yerini pazarın mutlak egemenliğine bırakması anlamına gelen küresel "deregülasyon" eğiliminin kapsamlı bir eleştirisini ortaya koyuyor. Pazar yanlısı liberal söylemin açmazlarına işaret ederken siyasal erk yanlısı devletçi söyemin tuzaklarından da ustalıkla kaçınıyor. Böylelikle Keane, yuttaş hakları ekseninde imgelediği demokrasi ideali ile hem pazar liberalizmi hem de otoriter devletçilik arasına net bir sınır çiziyor. Medya ve demokrasinin iç içeliğini vurgulayan Keane için, medyasız demokrasi kadar demokratik olmayan medya da mümkün değildir. O halde, günümüzün kültürüne hakim olan iktidar yanlılığı, tek-tipik, bayağılık ve sığlığın kökleri, bu iki kavramın kopuş noktalarında aranmak durumundadır. Bu kitabın başlıca önerisi olan kamu yararı iletişim modeli ise görünmez iktidarı açığa vuran, "farklı yaşam biçimlerini, zevkleri ve görüşleri" çoğullukların içinde kucaklayan yeni bir "toplumsal sözleşme" zemini için bir çağrı niteliği taşıyor.

Kitabı okuyanlar 8 okur

  • Furkan Öztürk
  • Miraç
  • Bazen
  • KitapYanlısı
  • daral_1988
  • Cavanşir Gadimov
  • gamze gül
  • Selim KOÇ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (1)
9
%20 (1)
8
%20 (1)
7
%40 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0