Meğer Ne Çok Sevmişim (The Hathaways Serisi 5)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2632
Gösterim
Adı:
Meğer Ne Çok Sevmişim
Alt başlık:
The Hathaways Serisi 5
Baskı tarihi:
Temmuz 2015
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051730271
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Love in the Afternoon
Çeviri:
Yeşim Öksüzoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Epsilon Yayınları
Doğa ve hayvanlara düşkünlüğüyle bilinen Beatrix Hathaway'in kendini rahat hissettiği tek yer açık alandır. Daha önce Londra sezonuna katılmasına rağmen, duru bir güzelliğe sahip bu genç kadının karşısına onu heyecanlandıran veya ciddi anlamda ona kur yapan biri çıkmamıştır. Bu yüzden çaresizce kendini aşkı hiç bulamayacağına inandırmıştır. Ancak Hathaway kardeşlerin en sıra dışı üyesinin sıradan birini hayatına almasının artık zamanı gelmiştir. Kız kurusu sıfatından kurtulmasının tek yolu budur. Çok geçmeden, kader karşısına aradığı kişiyi çıkaracaktır.

Yakışıklı ve cesur Yüzbaşı Christopher Phelan savaştan döner dönmez, Beatrix'in arkadaşı olan, hayat dolu Prudence ile evlenmeyi düşünmektedir. Ancak Pru'ya yazdığı mektuplarında sözünü ettiği gibi savaş meydanında geçen hayat onun ruhunu karartmıştır. Christopher eskisi gibi değildir artık. Pru'nun yaşadığı hayal kırıklığını fark eden Beatrix arkadaşına yardımcı olmaya karar verir. Christopher'a gönderilen mektupları genç kadının adına kendisi yazacaktır. Beatrix ile Christopher arasındaki yakınlaşma kısa bir süre sonra bambaşka bir hal alır; yoğun bir çekim gücü ve tutku baş gösterir… Genç adam eve döner dönmez sevdiği bu kadının karşısına çıkacaktır. Beatrix'in masum oyunu, karşılık bulamayan bir aşk acısıyla ve inkâr edilemez bir tutkuyla sonuçlanacaktır.


"Başarıyla işlenmiş karakterler, muhteşem bir kimya ve akıl oyunları."
-Booklist-
(Tanıtım Bülteninden)
368 syf.
·2 günde·7/10
Kleypas'i keşfetmemin ne denli geçe kaldığını, bu alandaki hit yazarların fanları kadar fanları olduğunu kitaplarına yapılan yorumları görünce daha iyi anladım. Halihazırda iki serisinin tüm kitapları ile üçüncü bir serisinin ise iki kitabı dilimize çevrilmiş durumda (umarım atladığım yoktur). Ama yazarın dilimize hiçbiri çevrilmemiş iki serisi daha var. Yani ülkemizde yakaladığı başarı oldukça iyi anlayacağınız.
Benim yazarı keşfimle serilere ait romanların sıralaması pek paralel olmayınca serilere ortalarından balıklama dalmış oldum. Hathaways serisinde olduğu gibi. Önce serinin 4. kitabı olan "Daha sabaha çok var"ı okudum. Sonra meşhur saksı çiçeklerinden bir roman ve ardından da "Meğer Ne Çok Sevmişim". Serileri böyle delik deşik etmek ne kaybettirdi derseniz; haliyle aile eşrafına aşinalık biraz hasar görüyor:)
Romana ait genel bilgilendirme ve değerlendirmelerdeki açıklamalar fikir oluşturmak adına oldukça yeterliydi bence. Yazarın bu eserdeki başarısına ilişkin şahsi düşüncelerimi paylaşmak isterim. Kleypas'in baş erkek karakterleri ile ilgili genellememe birkaç romanından sonra nihayet ulaşmış bulunuyorum. Bu romanda da istisna olmayacak şekilde çabuk çözülen ve aşklarını çabuk keşfeden türden karakterler bunlar. Eziyet etmeye pek meyilli değiller kısacası:) Christopher'ın tüm o yaralı ruhuna, ülkesine dönüşünün ardından hızla çözdüğü aldatmacaya rağmen Beatrix'i hızla affedip kabullenmesi de bu fikrimi pekiştiren türden bir örnek. Puan kaybı biraz bu süreçten kaynaklıydı açıkçası. Yazar tüm romanlarında bende şöyle bir hissiyat oluşturuyor; kurgu tamam, karakterler sağlam, yan karakterler zaten yazarın serileri yüzünden bir koloni şeklinde yaşayan ve romanlarını okuyanlarca ev ahalilerinden birisi olmuşçasına benimsenmiş oturmuş kişilikler... Düğüm noktası önceden planlanmış... Ama gelişme ve sonuç kısmında bir acele bir acele. Mutlu sonlar bu tarz roman severlerin tabiki de en büyük bağımlılığı. Ama azıcık acı, azıcık kahır olmayınca tuzu az kaçmış yemek misali eksiklik hissi doğuruyor.
Kleypas için sınıf, ırk farkı, fiziksel özellik dengesizliği asla bu durumu değiştirmiyor. Muhtemelen oldukça yumuşak ruhlu bir kadın olduğu kanaatine vardım en sonunda.
Bu yazdıklarım yazarın romanlarını okumayı düşünenlere yanlış bir intiba oluşturmasın. Kalemi oldukça akıcı, tasvirleri yerinde ve kıvamında, döneme tatlı bir ayarda hakim bir yazar. Ama benim gibi pat diye mutlu son ana ışınlanmaktan sarsıntı geçirenlerdenseniz bunun aksini bu yazarın romanlarında bulamayacağınızı bilmenizde fayda var.
368 syf.
·10/10
Lisa Kleypas yine kalemini konuşturkonuşturmuş başka ne diyebilirim ♡♡♡

Bea ve Christopher'in mektupları mükemmeldi. Sonra Beatrix bildiğimiz Beatrix'ti hayvanlarından vazgeçmeyen tatlı en küçük kardeşti.

Leo her zamanki muzipliği ile bizi yine güldürdü.
368 syf.
·Beğendi·8/10
Lisa Lisa Lisaaaa naptın sen bacımm, derdin bizlere eziyet etmek mii:( 250'lere gelene kadar kitap hiç de umduğum gibi dram şekilde gitmedi. Aksine bolca aşk ve bolca komedisi vardı. Mektuplar ise bir içim su idi. Nefes almadan aralıksız okudum mektupları oyy oy, böyle bir mektup arkadaşı istiyorum -_- İkilimizin birlikte olan sahneleri çok güzeldii, devamlı bir sırıtma hali vardı okurken yüzümde, ki otobüste okudum düşünün kıkır kıkır nasıl zorlandım :D Serideki eski karakterleri çoluk çocuk maaile görmek ise keyfime keyif kattı. Cam ve Amelia'nın oğlu Rye'a bayıldımmmm <3 birgün her şeyi öğreneceksin yafrucum merak etme hahaha :D büyümüş de küçülmüş, zıpır velet tam benlikti, araya kaynatayım Allahım bana da böyle bir çocuk nasip ett, dinimiz çok aminnn :P :D Baba olmuş Leo bile vardı yahuu, pabucumun babası hahaha :D İşte ne olduysa 250'lerden sonra oldu, bir kasvet bir buhranlı bulutlar girdi kitaba, ama ortada bence pek bir dram da yoktu, sadece komedisi azaldığı için eksik hissettim kendimi. Yoksa baştan sona heyecanla okudum kitabı. Beatrix'in hayvanlarla olan bağı yine oldukça güzeldi. Köpeğimiz sevgili Albert da ayrı bir güzellik kattı kitaba, Beatrix'in hayvanlarla olan bağı devreye girdi ve büyülü sahnelere yol açtı. Erkek erkeğe sahneler de şahaneydi, özellikle bir kız isteme sahnesi var ki, Cam, Leo ve Christopher'dan oluşan, komedi üçlüsü haha :D "Tüm hayvanlarını da alacağım" böyle bir cümleden sonra kim Bea'yı vermezdi ki zaten :P Merripen bile verdi daha ne olsunn :D Sözde kitap yorumu yapacaktım ama resmen karakterler ve sahnelere olan hayranlığımı yazıp durmuşum. Kitaba bayıldım, Her ne kadar Leo ve Harry'nin kitabı hatta ilk 4 kitap kadar sevmesem de (bu da başrollerin birlikte olduğu sahnelerin azlığındandı bana göre) , Hathaway serisine yakışır bir sondu, bütün kardeşleri gördük ve ben bundan dolayı çok mutluyum. Kesinlikle öneriyorum Lisa okumayı seviyorsanız zaten beğeneceksiniz bu kitabı^^
"Ben kusurlu insanların başka kusurlu insanlarla evlendiği bir aileden geliyorum. Her birimiz aşkta şansımızı denedik."
"Yüzbaşı Phelan," diye sordu Cam, kelimelerini dikkatle seçerek. "Buraya Beatrix'le evlenmek için rızamızı almaya mı geldiniz?"
Christopher başını iki yana salladı. "Eğer Beatrix'le evlenmeye karar verirsem, bunu rızanız olsun ya da olmasın yaparım."
Leo, Cam'e baktı. "Yüce tanrım" dedi bezmiş bir şekilde. "Bu seferki Harry'den de kötü."
"Daha iyisini bilemeyecek kadar genç ve idealist," dedi Christopher. "Kararını yanlış buluyorum."
"Ben de," diyerek karşı atak yaptı Leo. "Ama maalesef, kız kardeşlerimin hiçbiri kocalarını benim bulmama izin vermedi."
Leo, Cam'e beklentiyle baktı. "Pekâlâ? "
"Pekâlâ ne?"
"Şimdi senin Roman sözlerinden birini dile getirme vaktin. Yumurtaların üzerinde kuluçkaya yatan horozlar ya da meyve bahçesinde dans eden domuzlarla alakalı o sözler. Bu her zaman yaptığın şey. Hadi duyalım."
Cam ona alaycı bir bakış attı. "Şu an aklıma gelmiyor."
"Tanrı aşkına, ben yüzlercesini dinlemek zorunda kaldım. Phelan ise bir tanesini bile duymak zorunda değil, öyle mi?"
"Hatırlarsan başta Cam'i de reddetmiştin ama şimdi onu kabul ediyorsun."
"Çünkü ben enişte kazandıkça," dedi Leo, "Cam gözüme daha iyi görünüyor."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Meğer Ne Çok Sevmişim
Alt başlık:
The Hathaways Serisi 5
Baskı tarihi:
Temmuz 2015
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051730271
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Love in the Afternoon
Çeviri:
Yeşim Öksüzoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Epsilon Yayınları
Doğa ve hayvanlara düşkünlüğüyle bilinen Beatrix Hathaway'in kendini rahat hissettiği tek yer açık alandır. Daha önce Londra sezonuna katılmasına rağmen, duru bir güzelliğe sahip bu genç kadının karşısına onu heyecanlandıran veya ciddi anlamda ona kur yapan biri çıkmamıştır. Bu yüzden çaresizce kendini aşkı hiç bulamayacağına inandırmıştır. Ancak Hathaway kardeşlerin en sıra dışı üyesinin sıradan birini hayatına almasının artık zamanı gelmiştir. Kız kurusu sıfatından kurtulmasının tek yolu budur. Çok geçmeden, kader karşısına aradığı kişiyi çıkaracaktır.

Yakışıklı ve cesur Yüzbaşı Christopher Phelan savaştan döner dönmez, Beatrix'in arkadaşı olan, hayat dolu Prudence ile evlenmeyi düşünmektedir. Ancak Pru'ya yazdığı mektuplarında sözünü ettiği gibi savaş meydanında geçen hayat onun ruhunu karartmıştır. Christopher eskisi gibi değildir artık. Pru'nun yaşadığı hayal kırıklığını fark eden Beatrix arkadaşına yardımcı olmaya karar verir. Christopher'a gönderilen mektupları genç kadının adına kendisi yazacaktır. Beatrix ile Christopher arasındaki yakınlaşma kısa bir süre sonra bambaşka bir hal alır; yoğun bir çekim gücü ve tutku baş gösterir… Genç adam eve döner dönmez sevdiği bu kadının karşısına çıkacaktır. Beatrix'in masum oyunu, karşılık bulamayan bir aşk acısıyla ve inkâr edilemez bir tutkuyla sonuçlanacaktır.


"Başarıyla işlenmiş karakterler, muhteşem bir kimya ve akıl oyunları."
-Booklist-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 92 okur

  • GMZ
  • Chaos
  • Bükre Koçer
  • Berna Sevindik
  • Aria
  • Nurinaz
  • sibellla
  • Büşra ölmez
  • Ceren Çetinkaya
  • Seniş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.7
14-17 Yaş
%2.7
18-24 Yaş
%24.3
25-34 Yaş
%37.8
35-44 Yaş
%18.9
45-54 Yaş
%10.8
55-64 Yaş
%2.7
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%97.9
Erkek
%2.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.9 (7)
9
%21.6 (8)
8
%24.3 (9)
7
%18.9 (7)
6
%8.1 (3)
5
%5.4 (2)
4
%2.7 (1)
3
%0
2
%0
1
%0