Mehmed Akif

8,9/10  (19 Oy) · 
55 okunma  · 
21 beğeni  · 
649 gösterim
Birinci baskısı 1968 yılında Yağmur Yayınları`nca yapılan bu kitap, ikinci baskısından itibaren Diriliş yayını olarak çıkmıştır. 7. ve 8. baskılarında M. Âkif`in seçme şiirleri de yer almıştır. 9. Baskıda şiir bölümü kaldırılmış, yazarın, Âkif`in ölüm yıldönümleri dolayısıyla dergi ve gazetelerde yayınlanan ve Farklar, Sütun ve Edebiyat Yazıları III isimli kitaplarına giren üç yazısı eklenmiştir. Bu baskıdan itibaren, tekrar M. Âkif`in şiirlerinden seçmeler kitapta yer almaktadır. Başlıksız kalmamaları bakımından, bazı şiirlerden alınan parçalar, zaruri olarak parantez içinde ya bilindiği gibi ya da metinden alınan isimlerle adlandırılmışlardır.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2007
  • Sayfa Sayısı:
    96
  • ISBN:
    2880000016984
  • Yayınevi:
    Diriliş Yayınları
  • Kitabın Türü:
özlem 
 20 Şub 13:41 · Beğendi

Altın yaldız çerçeveli, gün ışığını hafif tozlanmış camında biriktirmiş dikdörgen bir pano. Ve bir yazı.. O yaldızlı ve ışıklı kenarlarına rağmen hafif sararmış bir kağıda kopkoyu bir kalemle el yazısıyla yazılmış :

Korkma!

Hemen yanında ise başka bir çerçeve. Aynı boyutlarda ve renklerde, sağ kol ve bir arkadaş gibi duran ve kimbilir sesizlikte, herkes vefasıyla bir köşeye çekildiğinde, o derin uykusuna.. Yoldaşlık eden bir başka yazı, aynı koyu harflerle..

Gençliğe hitabe!!

Ve tüm bu birliğin yaldızlı seması, Güneşi.. Dört köşeli bir çerçeveye sığmayan Hayat..

Al Bayrak

..

Koridorda çocukların şen kahkahası.. Hepsi aynı güneşin eteklerinde büyüyen minik tomurcuklar gibi. Hepsi birer yarın ve ben hiçbir zaman ısıtamadığım parmak uçlarımla, lacivert renkli mürekkepli kalemimi elime alıp hafif sararmış bir kağıda, el yazımla yazıyorum…

Korkma!



Sezai Karakoç'un Mehmet Akif Ersoy'un yaşamını makaleleleriyle konu aldığı bu eserinde sadece bir gazete yazısını ve bir şairin ruhunda birikmiş ızdıraplar bütünü görmeyeceksiniz. Bir kor var bu satırlarda ve belki bu korun aydınlığını görenler Sezai Karakoç'u biraz Mehmet Akif Ersoy 'a benzetmektedirler..

“ … Duygulu, ince, derin mü min ana. Bilgili, yürekli, yaman baba. Yavaş yavaş Devleti derleyip toparlayan bir hükümdar. Savaş, sokak, güvercin,mevlüt, kadir geceleri, ramazan, şiir, mahya.. ve bütün bu fonun üstünde beliren, gittikçe beliren çocuk … “

“ … Yaralı asker, kan, sönen ocak, batan saadet, kaybolan, giden ve geri dönmeyen baba, sabreden anne, boşaltılan şehir, göç göç göç… Böyle böyle Akif büyüyor, yetişiyor, tarihin ve tabiatın güneşinde vücut ve ruh çömleği pişiyor, çelikleşiyor. “


… Büyüyor Mehmet Akif bir ateş gibi.. Devleşmiş bir insan gibi bir çocuğun kalbinde. Gözyaşları kurumuş bir ırmak gibi, ırmak olmaktan vazgeçmemiş sonsuz bir manzara gibi…
Asım Gençliği gibi.. Isınmayan o küçük parmakları tek bir güneşi göstererek ve o güneşe gülümseyerek, gelecek gibi…



Uyanmak istediğiniz bir kabus düşünün ve içinde siz dahil tüm hayatınızın karakterleri… Hepsinin havada paramparça oluşunu… Bir puzzle bile daha insaflıdır bu kareye.
Nefes alacak bir havanın olmayışını.. Hava ki kül ve kan kokularıyla bütünleşmiş.. hava ki simsiyah ve Asım' ın daha dün gösterdiği o güneşin, o yıkımın ardında tüm ışığı ve sancısıyla varolmaya çalıştığı.. Bir başka güneşin doğma telaşını.. Bir güneşin öldüğünü.. Her insan ve onun ışığıyla can bulan…


Tek bir soluk alsa Şair, uyansa en iyisi.. ama ne mümkün!! Tüm toprak parçasının altından kayıp gittiğini bir başka düşte görüyor sanki..
Cehennem, içi kurumuş yağmur taneleri gibi yağıyor insanlığın üstüne. Yaşamın üstüne, Güneşin üstüne..

Ve rengini yaldızlardan, gün ışığından alan hafif sararmış bir kağıt uçuşuyor göklerden göklere…

Işık, alabildiğine belirgin..
Gözleri karartıyor, kötülüğün gözlerini kamaştırıyor, çocukların kaderini topluyor ve toprağın derinlerinde kalan yemişlerini bırakıyor günlerdir aç susuz kalmış yüreklerine.. gülüşler alıyor o minik gözlerden, görüyor çocuklar yarınlarını.. Büyüyorlar bir bir…

Sararmış o tek sayfa daha güçlü olarak ve dünyanın dönüşünün tam tersiyle usulca şairin ellerine düşüyor, beyaz bir tüy gibi…


Kanıyla, canıyla, insanıyla ve insanını her bir harf kılıp yazıyor;
Korkma!

Kelimeler boynu bükük bir el yazısı.. kelimeler kopkoyu, kemiklerin ruhu kül ve kan..
Şair gözlerindeki o maviliği bırakıyor yeniden, bir çocuğun inandığı gelecekle bütünleşiyor kelimeler ve tekrar yazıyor;
Korkma!

Bir rüzgar alıyor cihanı, ışıklı bir toz bulutunda…
Ayaklar altında durmayan yer uyanıyor asırlık uykusundan. Açlığını gideriyor yabancıyla..
Şaire bakıyor, şairin tozlanmış bir aynadaki aksi gibi…

Bir diriliş yazılıyor topraklarımda.
Barbarların ayak izlerinin yerle bir olduğu Anadolu'da…
İnsanlığın Dirilişi.




Kalemimdeki mürekkep, kimbilir kaç sayfayı geçmiş diye bakıyorum.
Bir kelimenin son harfinde birikmiş
Korkma!

Ve birisi sesleniyor adımı.
“ Geç oldu, çıkmayacak mısınız? “ diye..

Onaylayarak, geleceğimi söylüyorum..

Bir şey görüyorum, birini.. hafif kırılmış o tozlu okul camının manzarasından.
Daha önce hiç görmediğimi düşündüğüm bir adam..
Hayır.. gördüğüm! Çok çok iyi tanıdığım..
Ve beni ben gibi iyi tanıyan…

Ellerinde bir şey var..
Ellerim.. sayfam??
Ellerim bomboş.

Ellerinde sayfam, birikmiş mürekkebiyle kelimeler tanıdık..

Anlayamıyorum…

Bakışlarıyla, anlıyorsun diyor.
Bakışlarıma İnsanlığı bırakıp..

Kirpiklerim yorgun, yer sabit değil..

Ve masamda bir kağıt aynı renk ve el yazısıyla....
Tek bir farkla..
Harfler kül ve kan
Harfler İnsanlık…


" https://soundcloud.com/...emal-genclige-hitabe "


Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkür eder,
Vefa dolu, Işık dolu okumalar dilerim..

Saygı ve Sevgiyle...

salih 
 05 Şub 13:06 · Kitabı okudu · 1 günde

Mehmet Akif gibi büyük bir şairi yine Sezai Karakoç gibi büyük bir şair, fikir adamı gözüyle görme, faklı bir pencereden bakma adına güzel bir biyografi ve inceleme kitabı. Karakoç'un Yunus Emre ve Mevlana ile birlikte üç biyografi kitabından biri bu. Diğerleri gibi bu kitapta da, önce hayatını ve düşüncelerinin nasıl geliştiğini anlatıyor, daha sonra da şiirlerini yorumlarıyla beraber açıklayarak bize sunuyor. Çoğu biyografi kitapları birbirinin kopyasıdır normalde fakat Sezai Karakoç sadece hayatı ve eserlerini vermeyip bunlarla ilgili çok güzel ve özgün yorumları da bize sunuyor. O yüzden Karakoç'un biyografi kitapları çok hoş ve öğretici.
Kitaptaki her konuya değinemem tabi ama bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Özellikle Necip Fazıl başta olmak üzere bazı islamcı fikir adamları Akif’in Mısır ekolü (Afgani, Abduh, vb.) düşünürlerinden etkilendiği ve reformist olduğu için eleştirmekte hatta suçlamaktadırlar. Fakat Sezai Karakoç bu olaya farklı bir pencereden bakıyor ve bu konu hakkında mübalağa edildiğini anlatıyor va hatta islami ve felsefi gerekçelerle açıklıyor. Bu konuda bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlara da güzel bir cevap vermiş.
“Boşuna yaşamadın, boşuna savaşmadın ve boşuna ölmedin” diyerek seslendiği Mehmet Akif'in milletin ruhuna kök saldığını anlatıyor üstad.

Muhayyelll 
29 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Çoğumuz Mehmed Akif'in şiirleriyle iç içeyiz. Birçoğumuzun kütüphanesinde Safahat mevcut. Akif evinizde, kalbimizde, edebiyatımızın en güzide köşesinde..

Sezai Karakoç, kendine has anlatımıyla Akif'in hayatını anlatmış. Şu tarihte doğdu. Şu zamanda şuraya gitti gibi bir biyografik anlatım mevcut değil kitapta. Şiirlerine ve hayatına yön veren olaylar, Akif'in büyüdüğü ortam ve  Osmanlı'nın ölümü anlatılmış.
Mehmed Akif'in hayatını bilen biri, Mehmed Akif'i ve onun şiirlerini anlamak için bu eseri kesinlikle okumalı.
Hatta Safahat'ı okumadan önce kesinlikle bu kitabı okumalısınız.
Sonuçta bir şiiri layıkıyla anlamak için, şairi ve yetiştiği ortamı tanımak gerekmez mi?

İncelememe son verirken Ertuğrul Ekşi yorumuyla Akif'ten iki şiir bırakıyorum..
Zulmü Alkışlayamam: http://youtu.be/tX8TpnsceDI
Hüsran: http://youtu.be/njfFBwnuHSs

Keyifli dinlemeler..
Keyifli okumalar...

Kitapları Fazla Seven Kadın 
18 Şub 13:35 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Milli şairimiz olan Mehmed Akif'in hayat, inanç düşüncelerinin anlatıldığı kısa ama bilgi verici bir kitap.
Safahat’ı sosyolojik bir bakışla şöyle vasıflandırabiliriz:

1 — Birinci Safahat (Genel sosyolojik çizgiler - Denemeler).

2 — İkinci Safahat (Süleymaniye kürsüsünde) spekülatif yapı şiirleri.

3 — Üçüncü Safahat, doktrin şiir (Hakkın sesleri). Değer hükümleri.

4 — Dördüncü Safahat (Fatih kürsüsünde) siyasî yapı (Kadro).

5 — Beşinci Safahat (Hatıralar), karşılaştırmalı tarihî - sosyolojik çizgiler.

6 — Altıncı Safahat (Asım), tarihî - destansı yapı, savaş sosyolojisi, potansiyel halinde gelecek zaman.

7 — Yedinci Safahat (Gölgeler), Metafizik.

Mehmed Akif ile Yahya Kemal'i karşılaştırarak olayları iki yazarı da okuyucuya anlatmayı başarmış yazarımız.
Biri geçmiş zamanını, diğeri son zamanını ve geleceğini şiirde yaşatan imparatorluğun bu iki şairini bir arada düşünürsek, aynı dünyanın tamamlanmış iki cephesini birden yakalamış oluruz. İkisi birden, bir imparatorluğu bütün halinde anlatıyorlar ve ifade ediyorlar. Osmanlı Devleti, geçmişiyle ve batış anındaki görünüşüyle şiire giriyor ve sanat içi bir gerçeklik kazanıyor. İki şair böylece birbirini tamamlıyor, biri realizmi ve öbürü yeni divan tarzıyla, eskiyi ve yeniyi, klâsiği ve çağdaşı, antik olanı ve moderni birbirine bağlıyarak, İslâm - Türk medeniyetinin bu büyük vak’ası için, bir bütün halinde sanatın mesajını getirmiş oluyorlar.

Matematikçi 
23 Eki 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Kitabın hiçbir incelemesini okumadan Sezai Karakoç yazımıyla M.Akif Ersoy görünce okumalıyım dedim. Beklentim biyografi idi ama biyografik kısmı belki 2 sayfa sürdü, geri kalan ise M.Akif ve dönemin ideolojileriydi. Kurtuluş dönemindeki birçok yazar ve M.Akif Ersoy'un karşılaştırılması, Safahat'tan bilgiler ve Akif'in şiir anlayışı gibi birçok şeyi kısa ve öz bulabilirsiniz.
Alıntı;
İngiliz gemileri İstanbul önünde demirler. Fransız kumandanı ak bir atın üstünde İstanbul caddelerinden geçer, Türklüğün ve İslâmlığın en kara günleri başlar. Savaş boyunca kalemini bir kılıç gibi kullanan şair de, İstanbul’un bu halini, Müslümanlığın bu halini, Türklüğün bu halini, Anadolu’nun ve Anadolulunun bu halini görür de yas tutmaz, geçici de olsa karamsarlığın en koyusuna yuvarlanmaz mı?


Ağlar Safahatımdaki hüsran bile sessiz.

Ruta/525600 
01 May 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Eserde Osmanlı'nın ölümüne şahit olurken aynı zamanda bir yol göstericinin doğumuna şahit oluyoruz. Okunulması ve üzerine düşünülmesi gereken bir eser...

Kitaptan 71 Alıntı

Muhayyelll 
28 Eyl 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Türk Edebiyatında, Akif kadar, hayatı şiire ve şiiri hayata sokmuş şair yoktur.

Mehmed Akif, Sezai Karakoç (Sayfa 27 - Epub)Mehmed Akif, Sezai Karakoç (Sayfa 27 - Epub)
salih 
31 Oca 21:21 · Kitabı okudu · İnceledi

İslâm ve realite. İşte bu iki kelime, Âkif'in bütün şiirini özetler.

Mehmed Akif, Sezai Karakoç (Sayfa 39 - Diriliş Yayınları 20. Baskı 2017)Mehmed Akif, Sezai Karakoç (Sayfa 39 - Diriliş Yayınları 20. Baskı 2017)
salih 
31 Oca 23:45 · Kitabı okudu · İnceledi

Eşin var aşiyanın var, baharın var ki beklerdin;
Kıyametler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin?
Mehmed Akif

Mehmed Akif, Sezai Karakoç (Sayfa 85 - Diriliş Yayınları 20. Baskı 2017)Mehmed Akif, Sezai Karakoç (Sayfa 85 - Diriliş Yayınları 20. Baskı 2017)
Muhayyelll 
29 Eyl 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Sakin sakin akan bir nehir gibidir şiir.

Mehmed Akif, Sezai Karakoç (Sayfa 30 - Epub)Mehmed Akif, Sezai Karakoç (Sayfa 30 - Epub)
salih 
31 Oca 19:19 · Kitabı okudu · İnceledi

Çağ güç, çetin bir çağ, bir batış çağı.

Mehmed Akif, Sezai Karakoç (Sayfa 10 - Diriliş Yayınları 20. Baskı 2017)Mehmed Akif, Sezai Karakoç (Sayfa 10 - Diriliş Yayınları 20. Baskı 2017)
salih 
 31 Oca 20:12 · Kitabı okudu · İnceledi

Safahat, bir bakıma, Türk tarihinin en acıklı günlerinin yaşanmış bir destanı, yas yapraklarıdır.

Mehmed Akif, Sezai Karakoç (Sayfa 24 - Diriliş Yayınları 20. Baskı 2017)Mehmed Akif, Sezai Karakoç (Sayfa 24 - Diriliş Yayınları 20. Baskı 2017)
Muhayyelll 
28 Eyl 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Safahat, bir bakıma, Türk tarihinin en acıklı günlerinin yaşanmış bir destanı, yas yapraklarıdır.

Mehmed Akif, Sezai Karakoç (Sayfa 17 - Epub)Mehmed Akif, Sezai Karakoç (Sayfa 17 - Epub)
salih 
31 Oca 21:37 · Kitabı okudu · İnceledi

Üstad burda mütevazilik yapıyor :)
Âkif, "şiirle düşünme"yi edebiyatımıza sokan hemen hemen tek şairdir.

Mehmed Akif, Sezai Karakoç (Sayfa 46 - Diriliş Yayınları 20. Baskı 2017)Mehmed Akif, Sezai Karakoç (Sayfa 46 - Diriliş Yayınları 20. Baskı 2017)
salih 
31 Oca 23:07 · Kitabı okudu · İnceledi

İstiklâl Savaşında, adeta aç ve cephanesiz orduya onun şiiri adeta ekmekti ve cephaneydi.

Mehmed Akif, Sezai Karakoç (Sayfa 53 - Diriliş Yayınları 20. Baskı 2017)Mehmed Akif, Sezai Karakoç (Sayfa 53 - Diriliş Yayınları 20. Baskı 2017)
salih 
 31 Oca 19:54 · Kitabı okudu · İnceledi

Şu yok, bu yok, hiç bir şey yoktur. Üstelik yok der bir ses bile yoktur. Ortalığı öylesine bir yokluk kaplamıştır.

Mehmed Akif, Sezai Karakoç (Sayfa 22 - Diriliş Yayınları 20. Baskı 2017)Mehmed Akif, Sezai Karakoç (Sayfa 22 - Diriliş Yayınları 20. Baskı 2017)