Mehmed Akif Kalabalıklarda Bir Yalnız Adam

·
Okunma
·
Beğeni
·
162
Gösterim
Adı:
Mehmed Akif Kalabalıklarda Bir Yalnız Adam
Baskı tarihi:
5 Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
226
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759955892
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Pek az şair Mehmed Âkif kadar içinde yaşadığı toplumun parçası haline gelmiş ve onunla haşirneşir olabilmiştir. O, adetâ bir toplum mistiği gibidir. Cami kürsüsünden kahvehane ve meyhane peykelerine kadar toplumun her tabakasına sokulan Âkif bu tarafıyla belki de edebiyatımızın tek şairidir. Mehmed Âkif hakkında yazılmış bütün biyografiler; yakınlarının ve hasımlarının yazıları; ona şâirdir, değildir diyenler; gericidir, değildir hükmünü verenler; değişmeyen, ortak bir noktada birleşirler: Âkif, hayatı boyunca, belli ahlâkî prensiplerin adamı olarak yaşamış bir karakter adamıdır. Dostları arasında her zaman dürüst ve sözüne güvenilir bir insan olarak kalmıştır. Bütün Safahat’ında, nesir yazılarında ve vaazlarında ortaya koyduğu İslâmî prensiplere, hususî hayatında da son derece bağlı kalmıştır.” Orhan Okay’ın kaleminden Mehmed Âkif’in sanatı ve kişiliği hakkında bir temel eser…
226 syf.
·8/10 puan
#73989455 etkinliği kapsamında okuduğum ve "İyi ki" dediğim bir kitaptı; memleketin yetiştirdiği nadide şahsiyetlerden olan Mehmet Akif'i anlatan Kalabalıklarda Bir Yalnız Adam.

"Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem;
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım!"

dizelerinde bize ışık yaktığı bir nokta var Mehmet Akif'in. Kendisi, yaşadığı devirde tüm zekasını, tüm özverisini, tüm hissiyatını milletine adamış fakat bu milletin içinde onun ruh halini anlayacak kişi sayısı hemen hemen bir elin beş parmağını geçmemiştir. Bu, şunu düşündürtüyor; "Nerede olursanız, kiminle olursanız olun; sizi anlamıyorlarsa yalnızsınızdır." İşte Akif'in de yalnızlığı tam olarak buradan geliyor: Anlaşılamamak.

Öyle bir karakter adamı düşünün ki, devlet adamından aydınına, gayrimüsliminden müslümanına her cihetten şahsa aynı mesafeyle yaklaşabilmiş, her kesimi eşit bir şekilde eleştirebilmiş, İslamı tam ve bütün olarak şahsiyetinde yaşatmış, milletine çağlar boyunca ne zaman okunsa ulvi manasından bir şey kaybetmeyecek bir milli marş miras bırakmış, yeri gelmiş ağır bir şekilde eleştirilmiş hatta cenazesine dahi gereken özen neredeyse gösterilememiş...

Mehmet Akif, yaşadığı topluma adeta bir mercek tutarak insanı, insana, insan için anlatmış yüce bir şahsiyettir. Günlük hayatında kültürel faaliyetlere açık, hoşsohbet ve nüktedan bir insan; bir halk adamıdır. Mensup olduğu zümreyi dahi eleştirebilmesi, onun samimiyetinin ve gerçekçiliğinin ispatıdır. Aynı zamanda bu eleştirilerinin yerini bulmadığını görmesi onu müteessir kılmıştır. Dönem dönem topluma olan inancını kaybetse de, umudunu yitirmemiş ve değişim için yüksek bir gayret göstermiştir. Kıymeti buradan gelir.

• Lise yıllarında Safahat'ı okuduğumda, işlenen birçok duygu ve yapılan sanata, sözcüklerin ahenkle dans edişine; yeterli altyapım olmamasına ve yer yer anlamamama rağmen derin bir hayranlık beslediğimi çok net hatırlıyorum. Başarısı tasdiklenmiş böylesine yüce bir şaire hayran olmamak imkansız. Onu daha yakından tanımak içinse geç kaldığımı hissettim. Sizlere de tavsiyem, benim kadar geç kalmamanızdır.
Kalabalıklarda Bir Yalnız Adam ise başlangıç için seçilebilecek, dili akıcı, anlaşılır, önemli detaylar içeren bir kitap.
İstifadeli okumalar dilerim.
Nur
Nur Mehmed Akif Kalabalıklarda Bir Yalnız Adam'ı inceledi.
226 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
"Hayır hayal ile yoktur benim alışverişim
İnan ki her ne demişsem görüp de söylemişim.
...."

Ne görmüştür Âkif? Ya da ne kalmıştır ki geriye görmediği? İşgal görmüştür. Göre göre elden kayıp giden bir vatan görmüştür. Vurdumduymazlığın haf safhaya çıkışını görmüştür. Kan ağlayan memleketi. Âkif önce görmüş, olanı biteni incelemiş, Hasta Adam Osmanlı' nın teşhisini koymuş ve tedavi için reçete sunmuştur. Demiştir ki: " Kendimi milletimin huzurunda gördüğüm günden beri sanattan ziyade cemiyeti düşünmek istedim."

1911 yılında ilk baskısını yapan Safahat'da mevcut olan en eski şiir 1904 tarihlidir. Bu tarih Âkif' in otuz birinci yaşıdır ve şairlerin genel hayat hikayelerinde görünene göre epey geç bir yaştır. Görünen değildir aslolan. Görünenin ötesine bakmak gerektir. Aslında  Akif' Halkalı Baytar Mektebi' ndeki öğrenciliğinden beri şiir yazmış, bu şiirlerle defterler doldurmuş ve sonraki yıllarda bile isteye bu defterleri yakmış, şiirleri de hafızasından silmiştir. Birkaç şiir, şiirlerini paylaştığı dostları tarafından ezbere alınıp, akabinde yazıya geçirilerek saklanmış ve şimdiye ulaşmıştır. Anlaşılan o ki Âkif bir amaç uğruna yazmadığı şiirleri hayatından da Safahat' dan da uzak tutmuştur.
Doğru adamdır Âkif. Eğrisi yoktur. Zulmü alkışlamaz. Hak uğruna haksızlığa tahammülü olmaz. Olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olan bir adamdır.
Safahat' ın yedi bölümünde de hep bir amaç taşır. Süleymaniye Kürsüsüne çıkar vaaz verir memleketin kurtuluşu için ne yapılması gerektiğini anlatır, anlattıkları sayfa sayfa çoğaltılıp memleketin dört bir yanına dağıtılır. Savaş git gide şiddetlenir, " Ne olacak bu Çanakkale' nin hali?" der, gözlerinden yaşlar döker. Çanakkale zaferini haber alır, çölde yazar Çanakkale Şehitlerini.

" Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırtmasın" dır en yüce temennisi. Bu yüzden belki de "Korkma!" diye başlar şiire Seslenişi bayrağa, bayrağın nezdinde millete ve bağımsızlığadır. Gelecek olan Asım' ın nesline öğüdü vardır. Safahat'ı bırakmıştır bir de geride. Okuyalım, tekrar okuyalım, bir kez daha okuyalım diye.
....

Kitabı okurken daha çok cümlenin altını çiznediğime hayıflanıyorum. Buraya almak istediğim çok cümle var. Cümlenin genel hattı aklımda ama kitabın içinden çıkarıp da paylaşamıyorum.  Âkif hakkında elimden geldiği kadar çok kitap okudum. Görünen o ki daha da çok okumam gerekiyor. Âkif aslında bambaşka bir umman. Görünenin ardında görünmeyen bir buzdağı var. Hakikati, sözü tek. Dosdoğru. Bunun için kişiyi kırabilir. Beşerdir. Doğrusu,  yanlışı, tereddütleri, yalnızlıkları belki pişmanlıkları vardır. Safahat' ya epik, lirik, didaktik yazım tarzı ile hepsini dile getirir.  Köse İmam ve Hocazade' yi yazar, kendini de katar hem sorar hem cevaplar. Verem olan öğrencisi alır bir başka şirine. Hastalığı en gerçek haliyle dahil eder kelimelere. Evden çıkar, etrafına şöyle bir bakar ve bir şiire konu eder gördüklerini. Demiştir ya her ne söylediyse görüp de söylemiştir.

"Budur benim cihanda en beğendiğim meslek
Sözüm odun gibi olsun, olsun hakikat tek."

....
226 syf.
·11 günde·9/10 puan
Öncelikle kitap Akif'i anlamak için mükemmel bir kaynak. Dili de bir o kadar güzel. Kitabın girişinde Akifin biyografisini okuyoruz akabinde karakterini izah eden pasajlar geliyor. Burada özellikle Akifin ne kadar dürüst bir insan olduğunun altı çiziliyor.

Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek:
Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek.

İlk bölümlerde Akif'i tanıtan yazar ilerleyen bölümlerde yedi safhadan oluşan safahatı açıklamaya başlıyor. Ben kitapta özellikle bu kısmı çok başarılı buldum. Safahatta her bölümün ayrı bir mesajı olduğunu söyleyen yazar bunları izah ederken Akif'teki bu öncelik değişiminin gerekçelerini de bizlere anlatıyor. Bizler bu bölümlerde kah sosyal ve dini meselelerde halkı eleştiren bir nesir, kah ikinci eş almak isteyen adama kızan bir hoca, hak İslam dünyasını gezen ve gözlemleri neticesinde sorunlara ışık tutan bir imam, kah harap olan devletinin ardından fecaat duyan bir şair görüyoruz.

Balkan savaşları, dünya savaşı, kadim bir devletin yıkılışı gibi zor yıllara tanık olan Akif matemini şiirlerinde tutuyor. Sonu bucağı olmayan mezarların yükselmeye başladığı noktayı tecessüs ederken beraber ağlayacağı bir yoldaş arıyor;

Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım:
Elemim bir yüreğin kârı değil paylaşalım:

Ne yapıp ye'simi kahreyleyeyim bilmem ki?
Öyle dehşetli muhitimde dönen matem ki!

Ah! Karşımda vatan namına bir kabristan
Yatıyor şimdi. Nasıl yerlere geçmez insan?

Şu mezarlar ki, uzanmış gidiyor, ey yolcu,
Nereden başladı yükselmeye, bak, nerede ucu!

Kitabın ilerleyen bölümlerinde Asım'ı ve Safahat 'de yer alan diğer karakterlerin anlatıldığı pasajları okuyoruz. Son bölümde ise Sayın Okay ile Akif hakkında yapılmış mülakatlar ile kitabı bitiriyoruz. Hülasa dediğim gibi güzide bir kitap. Akifin kişiliğini ve sanatını anlamak ayrıca matemin neden Akifin hakkı olduğu kavramak için okunabilir. Tavsiyem olsun.

Dolaşsın, sonra, İslâm’ın harem-gâhında nâmahrem…
Benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil mâtem!

Mehmet Akif Ersoy
Mesut
Mesut Mehmed Akif Kalabalıklarda Bir Yalnız Adam'ı inceledi.
226 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Yazar; Milli şairimiz Mehmet Akif için, "O kalabalıklar içinde yalnız bir insandır. Yalnızlığı bir mizaç özelliğinden gelmiyor, anlatmak istediği şeyleri anlatamadığından, telkin edemediğinden, bir ideali yerine getiremediğinden dolayı muzdariptir." diyor. Toplumun acılarını kendi acısı bilen, bu acıları yüreğinde biriktirip içini kanatan bir dava insanıydı o. Şairliği kimilerince tartışılsa bile bu milletin gözünde büyük bir şairdir o.

M.Orhan Okay hoca, Mehmet Akif'i hayatı ve eserleri üzerinden güzel bir çalışmayla ele almış. Okunmaya değer bir eser...
Müslümanlığı da ferdi bir inancın yaşanmasıyla beraber asıl cemaat hayatında arıyordu. O da şuydu:
İnsan ilişkilerinde İslam’ın emrettiği ahlaki davranış, sonra aileden başlayarak bütün ümmete ve beşeriyete yayılacak merhamet, şefkat, tesanüt ve terakki.
Âkif'e göre insanlık, müslümanlıktan önce kazanılması gereken bir vasıftır. Daha sonraki manzumelerinin birinde de;
"Müslümanlık nerde, bizden geçmiş insanlık bile" diyecektir. Demek, İslam'ın istediği, insanlığın istediğinden daha fazladır. Öyleyse insan olmadan müslüman olmak mümkün değildir.
Mehmed Âkif'in ne Türk edebiyatından ne de Türk düşünce tarihinden silinmesi bahis konusu olabilir. Hatta İstiklâl Marşı şairinin, Çanakkale şehitleri için o harikulâde epik-lirik şiirin şairinin yakın Türk tarihinde de büyük ve önemli yeri vardır. Demek ki Âkif siyasi tarih, edebiyat tarihi ve düşünce tarihi içinde yerini zaten bulmuştur. Onu görmezliğe gelen mi var? Âkif'i, fikirlerini, şiirini beğenip beğenmemek başka, bulunduğu yeri görmezlikten gelmek başka şeydir. Artık kimseye bir şahsı zorla sevdirmek gibi bir derdimiz olmamalıdır. Sevdiğimiz insanları başkalarının sevmesi için gayret göstermek elbette hakkımızdır. Ama başkalarının bizim sevdiklerimizi beğenmemek de onların hakkıdır.
"Hayır! Yakar beni derdimle âşinâ çıkman,
Bırak, ben ağlayayım, sen çekil de karşımdan.
Belâ mı kaldı ki dünya evinde görmediğim?
Bırak şu yaşları, hiç yoksa görmeden gideyim!"
Bütün bu tarz şiirlerinde Âkif hep ezilenin, zayıf ve mazlumun yanında yerini almıştır. Suçlu kimdir? Bâzan bir ferd, bâzan bütün bir cemaat. Şair gerekiyorsa onları da karşısına alır. Daha ilk şiirlerinden olan "Hasta" da, hemen bütün Tanzimat edebiyatında, hatta Servet- i Fünun edebiyatında görülen verem, ilk defa gerçek hüviyetiyle anlatılmıştır. Bu hastalık, Âkif' te aşkın ve romantizmin değil, sefaletin hastalığı olur.
Vefasız yurt! Öz evladın için olsun vefa yok mu?
Neden kalbin kararmış? Bin ocaktan bir ziya yok mu?
İlâhî, kimsesizlikten bunaldım, âşinâ yok mu?
Vatansız, hânümansız bir garîbim...Mültecâ yok mu?
Bütün yokluk mu her yer? Bâri bir "yok!" der sadâ yok mu?
Âkif' e göre insanlık, müslümanlıktan önce kazanılması gereken bir vasıftır. Daha sonraki manzumelerinin birinde de;
"Müslümanlık nerde, bizden geçmiş insanlık bile" diyecektir. Demek, İslam' ın istediği, insanlığın istediğinden daha fazladır. Öyleyse insan olmadan müslüman olmak mümkün değildir.
*Safahat'ın dilini gençlerin anlayamadığından yakınılıyor...

-Eğer Safahat'ı anlama noktasında dili yüzünden sıkıntı çekiliyorsa bunu aşmak zor değil. Bir süre sonra "Biz Peyami Safa'nın dilini de anlamıyoruz. Halide Edip'in de anlamıyoruz, yirmi sene sonra da korkarım biz Orhan Pamuk'u da anlamıyoruz." demeye başlayacaklar. Bir neslin üzerinden yirmi sene geçince onun dili yabancı geliyor. Bu dil fukaralığından gelen bir şeydir, başka bir şey değildir."
"Aldanma ki şair sözü elbette yalandır." mısraını, Protagoras sofizmi ile "Bir şair sözü olduğuna göre bu da yalandır, öyleyse şair sözü doğrudur." diye cerhedersek bunun en güzel örneği herhalde Mehmed Âkif olur. "İnan ki her ne demişsem, görüp de söylemişim." ve "Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek."
mısralarının sahibi, Tanpınar'ın söylediği kadarının çok üzerinde, tamamıyla şiirlerinin içindedir. Yani Safahat'taki "ben'i Âkif'le birleştirmemiz belki her şairden daha fazla haklı görünüyor.

Pek az şair Mehmed Âkif kadar içinde yaşadığı toplumun parçası haline gelmiş ve onunla haşir-neşir olabilmiştir. O, adetâ bir toplum mistiği gibidir. Cami kürsüsünden kahvehane ve meyhane peykelerine kadar toplumun her tabakasına sokulan Âkif bu tarafiyla belki de edebiyatımızın tek şairidir. Necip Fazıl'ın "Haykırsam kollarımı makas gibi açarak / Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak." mısraları Necip Fazıl'dan çok Âkif'e yakışırdı. Bununla beraber satır/mısra aralarına bakan dikkatli bir göz onun iç dünyasında hiç de kalabalıklarla beraber olmadığını fark edecektir.
Safahat'ın yedinci cildi olan ve Mısır'da tamamlanan Gölgeler'de Âkif, önceki devirlerine göre daha bedbindir. O eski mücâdeleciliği kalmamıştır. Görmeyi arzu ettiği iki hedefi vardı. Biri, vatanın düşmandan kurtulmasıydı. Bu uğurda rahatını, maaşını, âilesini, İstanbul'u terk etmiş, fiilen Millî Mücadele hareketine katılmıştı.

İkinci hedefi ise İslâm idealinin gerçekleşmesiydi. İslâmın ayakta
kalan son kalesi olarak Türkiye'yi biliyor, Türkiye'nin kurtulmasıyla da büyük İslâm idealinin gerçekleşeceğine inanıyordu.
Birinci hedefinin gerçekleşmesi onu bahtiyar etmişti. Fakat ikinci hedefi arzu ettiği noktaya erişemeyince bedbaht oldu.

İhtiyârî bir sürgün gibi kendisini vatanından uzak etmişti. Gurbet, âilesinden uzak kalış, hastalık, yaşlılık ve maddî sıkıntılar onu daha mistik ve münzevî yapmıştır. Gölgeler deki şiirler bu sebeple önceki Safahat'lardan farklıdır.
Âkif'in hayat karşısında, birbirine zit iki farklı davranış tarzı var: Biri cemiyet içinde, kalabalıklarla beraber ve onların meselelerini kendi meselesi yapan, gönülleri sarsan, kitleleri arkasından sürükleyen insan. Diğeri, bütün bu sürükleyici şöhretine, kalabalıkların arkasından geldiklerine inanmasına rağmen, birçok şeyi eksik bıraktığının, kendi aczinin farkına varan ve bu yüzden yeis içinde yalnızlığını hisseden adam. Onu bu bakımdan, Abdülhak Hâmid'in, kendi mezar taşı için söylediği iki mısra ile izah etmek, zannederim yalnış olmayacak:

Bu taş cebînime benzer ki aynı makberdir
Dışı sükûn ile zâhir, derûnu mahşerdir.
Sanatkâr, idealize ettiği karakteri, eserinde şahsiyetleştiren adamdır. Mehmed Âkif'in idealize ettiği şahsiyet Âsım'dır. Şahsiyet
olarak sâdece altıncı Safahat'ta bahis konusu olan Âsım, gerçekten onun bütün kitabına hâkim bir karakterdir. Âsım bir idealdir. Âsım, İslâmın ve insanlığın kurtuluşudur, saadetidir. Âsım, Mehmed Âkif'in ümididir. Safahat’ın neresinde bir ümid ışığı görürseniz onun arkasında Âsım'ın nesli vardır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mehmed Akif Kalabalıklarda Bir Yalnız Adam
Baskı tarihi:
5 Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
226
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759955892
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Pek az şair Mehmed Âkif kadar içinde yaşadığı toplumun parçası haline gelmiş ve onunla haşirneşir olabilmiştir. O, adetâ bir toplum mistiği gibidir. Cami kürsüsünden kahvehane ve meyhane peykelerine kadar toplumun her tabakasına sokulan Âkif bu tarafıyla belki de edebiyatımızın tek şairidir. Mehmed Âkif hakkında yazılmış bütün biyografiler; yakınlarının ve hasımlarının yazıları; ona şâirdir, değildir diyenler; gericidir, değildir hükmünü verenler; değişmeyen, ortak bir noktada birleşirler: Âkif, hayatı boyunca, belli ahlâkî prensiplerin adamı olarak yaşamış bir karakter adamıdır. Dostları arasında her zaman dürüst ve sözüne güvenilir bir insan olarak kalmıştır. Bütün Safahat’ında, nesir yazılarında ve vaazlarında ortaya koyduğu İslâmî prensiplere, hususî hayatında da son derece bağlı kalmıştır.” Orhan Okay’ın kaleminden Mehmed Âkif’in sanatı ve kişiliği hakkında bir temel eser…

Kitabı okuyanlar 24 okur

  • Hatice Şeyma ÇELEN
  • Çağlar Sarıtaş
  • Yasemen
  • Behzat Aktura
  • Elif Ceylan Çiftçi
  • Gizem Doruk
  • Kerem Kılınç
  • Münevver Kandemir
  • Abdulkadir Altay
  • Saliha Tunç

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%41.7 (5)
9
%8.3 (1)
8
%25 (3)
7
%16.7 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%8.3 (1)
2
%0
1
%0