Mehmed Âkif Mısır Hayatı ve Kur'ân Meâli

·
Okunma
·
Beğeni
·
503
Gösterim
Adı:
Mehmed Âkif Mısır Hayatı ve Kur'ân Meâli
Baskı tarihi:
18 Aralık 2015
Sayfa sayısı:
351
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756841464
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şule Yayınları
Baskılar:
Mehmed Akif : Mısır Hayatı ve Kur
Mehmed Âkif Mısır Hayatı ve Kur
Mehmed Akif: Mısır Hayatı ve Kuran Meali
* Mehmet Akif Mısır'a neden gitti?
* 1925'te Akif'i polis neden takip ediyordu?
* Mısır'daki gurbet çilesi, yaşayışı ve dostları.
* İsmail Ezherli'nin ve Eşref Edib'in, Akif'in Mısır hayatına ve Meal'ine dair hatıraları.
* Akif'in 1935'teki Antakya seyahati.
* Kur'an Meali meselesinin tam hikayesi.
* Nasıl başladı; nasıl yazıldı; neden, ne zaman ve kim tarafından yakıldı?
Nur
Nur Mehmed Akif : Mısır Hayatı ve Kur'an Meali'yi inceledi.
351 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
"Doğrudan doğruya Kur'an'dan alıp ilhamı
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı"

"Ne güzel bir kitap!" demeyeceğim. Onu güzel yapan Mehmed Akif'tir çünkü, Asım'dır. Bu kitabı okuyup Hak yol davası uğruna geçen kutlu bir hayatın yansımalarında " İstiklal Marşı'nı elbet ondan başkası yazamazdı." diyeceğiz. Paltosu olmadan kışı geçiren, İstiklal Marşı'nı yazdığı için verilen paraya el sürmeden bağışlayan bir şairi yâd edeceğiz.

O şair ki binbir emek, endişe ile Kur'an meali yazıp; dinde Türkçeleştirmeye gidildiği için yazdığı meal bu duruma alet edilir endişesiyle Mısır' da bir dosta emanet bırakan, kendisinin vefatıyla yakılmasını isteyecek kadar da özverili. Marşını armağan ettiği kendi vatanında gizlice takip edildiğinden muzdarip; sessiz sedasız yurdunu terk edip on bir yıl vatana cuda bir şair.
....

Akif' i anlatmaya bu kitap gibi onlarca kitabın sayfaları yetmezken ben burada hangi kelimeleri bir araya getirip de bir şeyler anlatabilirim. Okuyunuz efendim, okuyunuz ki yüreğiniz Akif gibi çarpsın. Hayalleriniz öteleri aşsın. Yeis bataklarından kurtarın kendinizi. Haykırın İslam'ın adını.
Kıymetli şair için..
Ruhuna El- Fatiha...
351 syf.
Fakültede, merhum hocam, Akif’in neden terk-i diyar ettiğini, secde-i sehivsiz namaz kılamaz hale gelişini ve cenazesinin, kimsesizler gibi, birkaç üniversiteli genç tarafından taşınışını gözyaşları içerisinde anlattığında fark etmiştik İstiklal şairi hakkında pek bir şey bilmediğimizi.. sonra Ertuğrul Düzdağ ile M.Cemal Kuntay’ın kitaplarını okumamızı tavsiye etmişti. İkisini de okudum, Düzdağ’ın kitabını daha çok beğendiğimi ifade etmeliyim.

Akif’in, zorluklarla geçen ömrünün bilinmeyen yönlerini, memleketine ihanet etmiş bir adam gibi muamele görmeye tahammül edemediği için gönüllü olarak sürgüne gittiğini, Mısır’da yaşadığı sıkıntıları, ailesinin başına gelenleri ve meal yazıp sonra neden bastırmadığını tarihi gerçeklikler içerisinde okumak isterseniz hiç vakit kaybetmeden kitabı edinin.. bir vefa borcu olarak yapın bunu..

Tarihe tekerrürden ibarettir diyorlar, hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi..
351 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Bu kitabı okuyana kadar akifin kurtuluş zamanında herkesçe sevildiğini sanırdım. Nereden bilebilirdim peşine gizli hafiye takılıp asılacak 150 lik ler listesinde olduğunu, nereden bilebilirdim canından çok sevdiği vatanına hasret mısırda yaşamak zorunda kalacağını, nasıl bilirdim zorla kuran meali yazdırıldığını, nasıl bilirdim o zor yıllarda ne çektğini. Allah Ondan razı olsun. O na çektirenlere de kabrinde çektirsin.
Yeminim olsun ki, mecalim kalmadı; kendimi toparlayamıyorum. Bu yapılanlar, bana çok ağır geldi. Perişanlığımın derecesini size şöyle anlatayım:
Secde-i sehivsiz namaz kılamaz oldum. Yahu namazda dalıp gidiyorum. Zihnim öyle perişan..” :(
Âkif'in,

Doğrudan doğruya Kur'ân'dan alıp ilhâmı,
Asrın, idrâkine söyletmeliyiz İslam'ı.

beytinin, dinde "reform" veya "yenilikler" yapmakla bir ilgisi yoktur.

Âkif, dinin, her zamanın insanı tarafından benimsenip sevilmesi için, günün hayatıyla beraber ve onu içine alarak yaşamasını,
zamanın ihtiyaçlarına çözümler getirmesini istemektedir.

İslâm'ın asrın idrâkine söyletilmesi hususuna fen sahasında küçük bir misal verelim:

Kur 'ân'da "Kıyâmet" sûresinin dördüncü ayetinde: "Biz o insanı tekrar parmak uçlarına varıncaya kadar yeniden diriltmeye
-yaratmaya- kadiriz" buyurulmuştur.

Acaba Cenâb-ı Hak, neden daha çok hayret uyandırıcı başka âzâlarımızı değil de, parmak uçlarını zikretmiştir? Bunun cevabı, parmak izi hakkındaki buluş yapıldıktan sonra anlaşıldı. Hiçbir insanın parmak izi ötekininkine uymuyordu. Bin sene önceki insan, o
zamanın bilgisi ile bu "idrâk"e varabilir miydi?
Hafız Ömer Efendi şunları anlatıyor:

"Kastamonu'da Nasrullah Camii'nde, Sevr Muahedesi aleyhinde meşhur mev'izasını irad ettiği Cuma günü sabahı, merhumun mektep arkadaşı Kastamonu Maden Müdürü Hasan Bey'in evinde sabah kahvaltısına davetli idik. Orada yanında bir kitap gördüm. Ne olduğunu sordum: "Tefsir-i Celaleyn" olduğunu söyledi. Ve ilave etti:

"-Bunu daima yanımda taşır, Kelam-ı Kadim gibi okurum. Şimdiye kadar on sekiz defa hatmettim. Şimdi ondokuzuncu hatme devam etmekteyim."

Işte Mehmed Akif'e, bütün müslümanların inanmasının sebebi buydu!.. Akif söylediğinin gerçekten eri idi... O, inandığını söylüyor ve söylediğini yapıyordu.

On iki yıldır, yayınladığı şiir ve yazıları ile halkın fikrine, imanına ve ızdıraplarına tercüman olmuştu.

Trablusgarp, Balkan, ve Birinci Cihan harplerinin en felaketli günlerinde, müslümanlar, onun, bir ayete verdiği mânâ ile veya bir ayetten aldığı ilhamla yazdığı şiirle teselli bulmuşlardı.
"Bence Akif'in ahlâkî meziyetleri, insani vasıfları, şiirinden de, malûmatından da yüksektir. Âkif'in bir kusuru; bir baş belası vardı ki, o da sırf mefkûresinin (davasının, ülküsünün, idealinin)
adamı olmaktan ibaretti. İşte onun içindir ki hiçbir yerde barınamamıştır. Bunu bir meziyet olarak kabul eden, yâhud bu kusurunu hoş
gören, yâhud fikri fikrine uymak itibarıyle bu kusurunu îtibâre almayan, bu sebeple kendisini himâyede bir beis görmeyen bir zâta tesadüf etmeseydi, akıbeti daha çok hazin olurdu. Çünkü insanlar hiçbir mefkûre sahibini hâl-i hayâtında takdir edememişlerdir. Vefatından sonra yapılan alâyiş ve nümâyişin ise ona ne faydası var?"*
M. Ertuğrul Düzdağ
Sayfa 48 - Şule, * Eşref Edib Fergan, Mehmed Akif, c.1, s. 244, Istanbul 1938.
Mehmet Akif’in vatanını terk ederek bir daha dönmemecesine Mısır’a gidip ihtiyar-ı gurbet etmesinin gerçek sebebi, “rejim düşmanı” sayılarak polis tarafından takip altına alınmış bulunmasıdır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mehmed Âkif Mısır Hayatı ve Kur'ân Meâli
Baskı tarihi:
18 Aralık 2015
Sayfa sayısı:
351
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756841464
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şule Yayınları
Baskılar:
Mehmed Akif : Mısır Hayatı ve Kur
Mehmed Âkif Mısır Hayatı ve Kur
Mehmed Akif: Mısır Hayatı ve Kuran Meali
* Mehmet Akif Mısır'a neden gitti?
* 1925'te Akif'i polis neden takip ediyordu?
* Mısır'daki gurbet çilesi, yaşayışı ve dostları.
* İsmail Ezherli'nin ve Eşref Edib'in, Akif'in Mısır hayatına ve Meal'ine dair hatıraları.
* Akif'in 1935'teki Antakya seyahati.
* Kur'an Meali meselesinin tam hikayesi.
* Nasıl başladı; nasıl yazıldı; neden, ne zaman ve kim tarafından yakıldı?

Kitabı okuyanlar 18 okur

  • Kemal bacak
  • zeyneb
  • bülent akbayır
  • Burak
  • İlhan Aksu
  • P. Yàkùt.Bygl
  • Kitap Sever

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%16.7 (1)
8
%0
7
%16.7 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0