Meleğin Mısraları

8,5/10  (2 Oy) · 
6 okunma  · 
5 beğeni  · 
616 gösterim
Dışardaki insanlar kendi öz dinamikleri ile psikolojik ve biyolojik olarak yaşlanırlar. Ama zindanda yaşamak sadece biyolojiktir. Psikolojik olarak cezaevine girdiğin yaşta kalıyorsun. Zindana adım atmanla birlikte psikolojik yapın donuyor. Aradan on yıl, yirmi yıl geçse de psikolojik olarak cezaevine adım attığın yaşta kalıyorsun. Biyolojik olarak büyüyor, olgunlaşıyor ve yaşlanıyor, fiziksel, ruhsal ve duygusal olarak yerinde kalıyorsun. Yani cezaevinde yaşlanmak bile kendi doğal seyri içinde gelişmiyor... Doğadan, toplumdan koparılmışsın. Suni ve sanal bir yaşamın kalıpları içine hapsedilmişsin. Ölmüyorsun, ama yaşamıyorsun da. Yani yaşamadan yaşlanıyorsun.
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2010
  • Sayfa Sayısı:
    354
  • ISBN:
    9789944222594
  • Yayınevi:
    Aram Yayınları
  • Kitabın Türü:
Ebedin Altınkaynak 
15 Tem 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kitabın olay örgüsü örgütün şehir içi yapılanmasıyla başlıyor. Bu faaliyetler kapsamında yapılan bir akşam toplantısında kitabın asıl kahramanları Erdal ve Ruken tanışırlar. Erdal ve Ruken arasında zamanla duygusal bir birliktelik olur. Ancak Erdal uzun süre ''ya aşk ya da devrim'' ikileminde kalmıştır. Erdal ve Ruken bu karşılıklı duygularını zamanla şiirle dile getirmişler.
Erdal, Ruken'in ona yazdığı şiirleri pantolununda yaptığı zulada saklamıştır hep. Ruken'in yazdığı bu şiirleri kutsal bir muska gibi hep yanında taşıyacaktı. Erdal kendisini uğursuzluktan korusun diye adına '' Meleğin Mısraları'' diyecekti.

Daha sonra bir arkadaşının itirafları sonucu Erdal tutuklanıp cezaevine giriyor. İtirafçı olması için cezaevinde işkencelere maruz kalıyor. Bu işkenceler sırasında bile Ruken'in ona yazdığı şiirleri yanında taşımayı başarmıştır.

Kitaptan 7 Alıntı