Adı:
Melek Sustu
Baskı tarihi:
Nisan 2004
Sayfa sayısı:
202
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750703560
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Der Engel schwieg
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
8 Mayıs 1945 günü, İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda ateşkes ilan edildiği sırada, genç bir asker, elinde sahte belgelerle, doğduğu kente döner. Kent, bombalar altında yıkıntıya dönmüştür. Bir yanda savaşın ezdiği, ölmüş olmayı dileyen, ancak zamanla hayatı yeniden kabullenmeye cesaret edebilmiş insanlar vardır; diğer yanda ise siyasal açıdan kendini sağlama almış, hiçbir şey olmamışçasına hayatını devam ettirenler. "Bu kitapta savaşı anlatmadım," der Heinrich Böll. "Karaborsa ve kokuşmuşluk cenneti olan savaş sonrası dönemi de. Ben yalnızca o günlerin insanlarını, çektikleri açlığı, acıları anlatmak istedim; bir de bir aşk hikâyesini. Savaştan yurduna dönerken bu dünyada 'yurt' diye bir şey olmadığını bilen bir kuşağın suskunluğuna uygun düşen temiz, ama güç bir aşkın hikâyesi bu." Heinrich Böll'ün ölümünden sonra terekesi içinde bulunan ve Almanya'da ilk kez 1992 yılında yayınlanan Melek Sustu, geçerliliğini, savaşı yaşamış her yerde koruyan bir roman.
Bolca betimlemelere yer verilen bu kitapta 2. Dünya Savaşı sonrası yurtsuz kalmış, bir ekmeğe bile muhtaç olan, acılar içinde yaşayan insanların hayatlarına kısa bir süreliğine uğruyorsunuz.Bu kadar acı içinde yine de ufak mutluluklar ve aşk da var tabi..
Mutlaka okumalısınız diyemesem de elinizde varsa okumak birsey kaybettirmez diyebilirim. Her kitap gibi size birseyler katacaktır :)
Böll'nün ölümünden (1985) yedi yıl sonra yayımlanan bir eser, Melek Sustu. Kıyıda köşede kalmış, hak ettiği değeri bulamamış güzel bir eser olması umuduyla okumaya başladığım ancak bitimiyle 'artık başka bir kitaba' deyişiyle arama çalışmalarına devam ettiğim bir eser oldu. Böll için bu sözleri söylemeyi hiç istemezdim ancak söylemek zorundayım. Ancak yine de yazarın yazınsal dilini bildiğim, bunu sevdiğim için -her ne kadar bu kitabı için olmasada- bütün kitaplarını okuyacağım; Gorki, London, Turgenyev, Christie, Steinbeck gibi. Bu yazıyı okuyan okuyuculara, Böll ismini ilk kez duyanlara, 'Palyaço' veya 'Trenin Tam Saatiydi' isimli kitaplarıyla, Böll'le güzel bir tanışma yaşayacaklarını söyleyebilirim.

Ekmek. 1 ekmek. Günümüzde söylemesi kadar ulaşılması da bir o kadar kolay olan yiyecek. Peki savaşın Almanya'sında şu andaki kadar ulaşımın kolay olduğunu düşünür muydunuz? O zamanlarda ekmeğin muadili 2018 Türkiye'sinde dolar dersem belki durumun vahametini biraz da olsa anlatmış olurum. Yarı açlık, açlık, daha çok açlık. Kıyafet, yırtık kıyafet, üşümek, titreme. Esneme, uyku hali, uyku, ölüm... En masum savaş etkileri bu saydıklarım...

Etkileyici, çarpıcı bir roman değildi, Melek Sustu. Düşünsel veya hissel dünyamda pek değişime sebep olmadı. Hoşuma giden, yaşanmışlık hisleriyle savaşlarla dolu olan, savaş kokan, Böll imgelemi bu kitapta yerini sıkıcılığa bıraktı. Kurgunun fazla dağınıklığı, anlaşılmazlığı eseri sevmek istememe rağmen sevmememe sebep oldu. Yani demem o ki, yazarla tanışmak isteyen okuyucular, yazarın yeteneğinin farkına varamayabilir, ilk olarak bu eserini okuduktan sonra diger güzel eserlerinin de bu şekilde olduğunu düşünme yanılgısına kapılabilir. O yüzden yazarla tanıştıktan sonra okunması, okuyucuya önyargılardan uzak bir okuma sağlayabilir...
İkisi de yalan söylediklerini biliyordu, yalan söylüyorlardı ve neden yalan söylediklerini bilmiyorlardı. Nedenini bilemiyorlardı; ama yine de yalan söylüyorlardı ve yalan söylediklerini biliyorlardı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Melek Sustu
Baskı tarihi:
Nisan 2004
Sayfa sayısı:
202
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750703560
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Der Engel schwieg
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
8 Mayıs 1945 günü, İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda ateşkes ilan edildiği sırada, genç bir asker, elinde sahte belgelerle, doğduğu kente döner. Kent, bombalar altında yıkıntıya dönmüştür. Bir yanda savaşın ezdiği, ölmüş olmayı dileyen, ancak zamanla hayatı yeniden kabullenmeye cesaret edebilmiş insanlar vardır; diğer yanda ise siyasal açıdan kendini sağlama almış, hiçbir şey olmamışçasına hayatını devam ettirenler. "Bu kitapta savaşı anlatmadım," der Heinrich Böll. "Karaborsa ve kokuşmuşluk cenneti olan savaş sonrası dönemi de. Ben yalnızca o günlerin insanlarını, çektikleri açlığı, acıları anlatmak istedim; bir de bir aşk hikâyesini. Savaştan yurduna dönerken bu dünyada 'yurt' diye bir şey olmadığını bilen bir kuşağın suskunluğuna uygun düşen temiz, ama güç bir aşkın hikâyesi bu." Heinrich Böll'ün ölümünden sonra terekesi içinde bulunan ve Almanya'da ilk kez 1992 yılında yayınlanan Melek Sustu, geçerliliğini, savaşı yaşamış her yerde koruyan bir roman.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • İvan Fyodoroviç Karamazov
  • Çiğdem Karataş

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%100 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0