Memleket Hikayeleri

7,5/10  (72 Oy) · 
390 okunma  · 
47 beğeni  · 
2.140 gösterim
Memleket Hikâyeleri Türk edebiyatında Anadolu'nun en hakiki hikâyeleridir. Anadolu Memleket Hikâyeleri'nde bütün gerçek varlığı ve iç dünyasıyla karşımıza getirilmiştir.
- Nihad Sami Banarlı-

Geniş ününü mizah ve siyasal yergi yazılarıyla sağlayan Refik Halid'in mizah yazıları gibi hikâyeleri de edebiyatımızın bu alanında bir aşama olmuştur. O zamana kadar İstanbul sınırları
dışına çıkamayan Türk hikâyesini Anadolu'ya yöneltmekle hikâyeciliğimize yeni bir ufuk açmış, yeni bir soluk getirmiştir.
- Cevdet Kudret, Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman
Refik Halid'in anlattığı olaylar bütünüyle yaşadığı dönemin olaylarıdır. Memleket Hikâyeleri ile Gurbet Hikâyeleri'nde canlandırılan kişilerin çoğu adeta canlıdır. Bütün bu yönleriyle Halide Edip onun "yalnız Türk edebiyatının değil, Rus ve Amerikan edebiyatlarından sonra, hikâyecilikte cihan ölçüsünde ön planda bir yer işgal edebilecek bir hikâyecimiz" olduğunu belirtir.
- Tanzimat'tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    2011
  • Sayfa Sayısı:
    183
  • ISBN:
    975-10-0106-4
  • Yayınevi:
    İnkılap
  • Kitabın Türü:
Rogojin 
 09 Oca 19:16 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

Memleket Hikâyeleri'ni ilk kez, seneler önce Rize Fındıklı'da, deniz kenarındaki binamızda, küçük dairemizde, sıcak, güneşli, pırıl pırıl bir günde okumuştum. Hemen ardından Gurbet Hikâyeleri'ni okuyarak Refik Halid Karay'ın böylesi güzel üslûbunun raslantı ve tek kitapla sınırlı olmadığını da görme şansım olmuştu.

Memleket Hikâyeleri gerçek, hakiki bir başyapıt kesinlikle. Sadece bu topraklardaki edebiyat için değil, bütün dünya edebiyatı için büyük bir güzellik. Üzerine kara kara bulutların çöktüğü güzel topraklarda yaşayanların yaralanmış, acıtan, çürümüş, kendini zevk ve sefaya kaptırmış ya da mazlumluk ve mahsunlukla paralanmış hayatlarından öyle hikâyeler sunuyor ki bize yazarımız, tek tek her bir hikâyesinde bize anlattığı karakterler gerçekten de sayfalara sığmıyor, yapraklardan taşarak yanıbaşımızda canlanıveriyor sanıyoruz. "Şeftali Bahçeleri" hikâyesindeki rengârenk bahçelerin verdiği huzur ve rahatın tamamının yanıltıcı olduğunu okumaya devam ettikçe anlıyoruz. Anadolu'nun her yerinden bize anlatılan insanların her biri bir sonu haber verir gibi; bu bulutlar boşuna değil, bu karanlık boşuna değil, her yere uzanan bu kötü karanlık fırtına çok yakında herşey tepe taklak olacak diye sesleniyor sanki, bir uğursuz seslenişle, sanki gemileri okyanuslarda kayalıklara çağıran, batsınlar diye hülyalı bir sesle onlara seslenen sireneler gibiler, ama herşey daha kötü olacak, daha kötüye gidecek diyor yine de her hikâyede okuduklarımız: istismar ve sömürünün farklı çeşitleri, insana yapılan manevi veya maddi zulümler ya da rehavetin içine kendini bırakmış akarken hayat, birden ölümün kapıyı çalması gibi, ya da senelerce insanlara hizmet etmiş ve artık sadece boynuna bıçağı uzatacak olan kasabın peşinden giden o koca öküz gibi, herşey ve herkes bu yıkılıştan nasibini almayı bekliyor . Ancak Refik Halid Karay gerçekten bir kitabının arkasında ona ithafen yazıldığı gibi bir ressam yazar, bu insan tasvirlerindeki sadeliği ve bu kıvrak, cümbüşlü ve ağıtlı dili ancak ressam olmasıyla açıklayabiliriz zira. Cer Mollası hikâyesinde, ya da Yatık Emine'de, ve diğer bir çok bir hikâyede bize hikâye ettiği bu insanlar, yani toprağımız değil sadece, insanlar da olan memleketimiz, kendi ahlâki çıkmazları ve istismarlarıyla yıpranmış, bir büyük felaketin yanı başında ya da dibinde acıyla kıvranan, kıvranacak olan, bir asır öncesinin mazlum, masum ya da hain, hin insanları büyük bir hayat keşmekeşinin içerisinde yuvarlanarak, yazarın inanılmaz güzellikteki üslûbuyla bir daha ölmemecesine kağıtlara düşüyor ve bir daha kaybolmamak üzere zihinlerimize nakşolunuyorlar. Ve onlara bakarken, bütün bu karanlığın, bir hain sisin, her yanı, her bir mekânı, toprağı ve aklımızı, ruhumuzu lekeleyen bu korkutucu siyahlığın, bu devasa büyüklükteki fırtınanın yeniden yanı başımızda olduğunu bütün bu sarsıntılardan anlamıyor muyuz sanki? Refik Halid Karay bir asır öncesinin hikâyelerinde bize bugünden insanlar da anlatmıyor mu? Eserin böylesine başarılı olmasının sebebi bu mu yoksa? Eserin yüz sene öncesinde, hatta daha fazla zaman önce yazılıp şu an hâlâ etkisini sürdürmesinin sebebi, iyi edebiyat işte; edebiyat, yani has edebiyat, yani okurken izini, etkisini hissetmiyorsak bile, bizimle kalan; kitabın kapağını kapadığımızda üzerimizde, dilimizde, gözümüzde, zihnimizde rengi kalan, tadı kalan ve bir daha bizden gitmeyen, bize katılan ve bizi biz olduran şeylerin arasına katılarak şu dünyadan göçene dek bizimle yaşamaya devam eden o güzel söz, o güzel resim, yüz sene öncesinden dahi uzanıp bize verilen bir sır, güzel anlatılmış bir hikâye. O yüzden, hazır her yeri kar kaplamışken, hazır bembeyaza kesmişken her yer, elimizden geleni de yapabildiysek muhtaca, o zaman okumaya başlayabiliriz Memleket Hikâyeleri'ni; hiç birimiz geç kalmamalıyız bu cümbüşe, hiç birimiz bu edebiyat şaheserinden mahrum kalmamalıyız.

İyi okumalar...

Muhammed Y. Altun 
 16 Haz 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · 8/10 puan

Kitapta on sekiz tane hikaye var ve bir tanesi hariç hepsi Cumhuriyet öncesine ait. Genel olarak, çökmek üzere olan devletin yoksul insanlarının hayatına yer verilmiş. Bazen Anadolu'nun küçük bir beldesinde bazen de İstanbul, Bursa gibi şehirlerde geçiyor hikayeler. Bu nedenle de farklı değerler üzerine kurulmuş farklı sosyal yapılar ve yerli tipler görüyoruz. Kitaptaki doğal üsluptan, gerçekçi ve akıcı dilden olsa gerek kendimi her hikayenin sonunda hikayenin yaşandığı yerin toplumsal değerleriyle bugün arasında bağlantı kurmaya çalışırken buluyordum. Yani ki hem Anadolu'nun yaklaşık yüz yıl önceki halini gösteren hem de bugünü düşünme isteği uyandıran güzel bir eser.

Birsen Erol 
02 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Refik Halid, muhalif bir yazar. Asıl kendini ifade ettiği alan gazetecilik. Kirpi takma adıyla Ittihad ve Terakki döneminde yazdığı sivri dilli, ağır eleştirileri sebebiyle iki yıl Anadolu'ya sürgüne gönderilir. Sinop, Ankara gibi farklı şehirlerde kalır. İşte bu sürgündeki sürecinde kaleme aldığı hikâyeler Memleket Hikâyeleri adıyla kitap haline getirilmiştir. Refik Halid, sade bir Türkçe ile yazar eserlerini elbette dönemini göz önünde bulundurmak lazım. Inceden inceye kirpiliğini yapmıştır yine de.

Öznur 
15 May 2015 · Kitabı okudu · 5/10 puan

Bitmesi ve yarım kalmaması için hızlı bir şekilde okuduğum kitaplardandı.Olaylar gerçek yaşanmış.Ama gerçekten çok sıkılarak okudum.Yazarın diğer kitaplarını da okumayı düşünüyordum bu kitabı okuduktan sonra vazgeçtim.Ben şahsen tavsiye etmiyorum bu kitabı.

Tuğba Karadağ 
30 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 20 günde · Beğendi · Puan vermedi

1919 yolları civarlarında meydana gelmiş türkiye'nin savaş zamanlarında ücra köylerinde yaşayan insanların hayatlarını anlatan 20 ye yakın hikâyeden oluşan bir kitap. Güzel bi kitap aslında ama sonlarına doğru sıkılmaya başladım. Hemen bitsin diye okudum sonlarını ama onun dışında güzeldi. Okumak isteyenlere tavsiye ederim.

Serhat Erdoğan 
27 Mar 01:05 · Kitabı okudu · 7 günde · Puan vermedi

Lise yıllarında okuduğum en çok beğendiğim kitaplardan biri olmuştu. Tekrar okuyacağım kitaplar arasında yer alıyor, anı seven kişiler için mutlaka öneririm

Sidar Sadık 
26 Şub 13:00 · Kitabı okudu · 6 günde · 7/10 puan

Milli Edebiyat Dönemi vesilesiyle öğrencilere okutacağım bir "dönem" eseri olduğu için ikinci kez okudum. İlkinde çok beğenmiştim. İkincisinde de aynı hisleri yaşadım.

Ben Refik Halit'i Anadolu insanını kiriyle pasıyla anlattığı için, o muhafazakâr görüntünün ardında nasıl hastalıklı düşüncelerin, arzuların yattığını tüm çıplaklığıyla gösterebildiği için severim. İnsan doğasını sağlam gözlem ve tespitleriyle, kısacık öykülerde başarılı bir şekilde aktarabildiği için onun büyük yazar olduğunu düşünürüm.

Herkese tavsiye ettiğim, kendi insanımızı tanımak için okunabilecek en güzel kitaplardan biri. Zaman ayırın ve okuyun efendim.

Şule Yıldırım 
27 Şub 2016 · Kitabı okudu · 24 günde · 5/10 puan

Kitabın ilk kısımları çok dikkat çekici ve güzel olsa da son kısımları insanı sıkmaya başlıyor son kısımları okurken çok sıkıldım bir türlü bitmedi ama okumanızı kesinlikle isterim belki son kısımları sizleri benim kadar sıkmaz

vurkan i 
29 Kas 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yazarın buram buram memleket kokan hikayeleri.İnsanların birbirlerine zulümleri, acımasızlıkları.Yönetimdeki kişilerin acizlikleri vb vb

rukiye suak 
08 May 20:11 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Beğendiğim bir kitap. Ama memleketim insanının olumsuz özelliklerinin ön plana çıkartılması dikkatimi çekmedi değil. Hemen her öyküde halk eğlenceye düşkün bir model olarak verilmiş.

2 /

Kitaptan 8 Alıntı

Pınar özyılmaz 
22 Mar 20:11 · Kitabı okudu · Puan vermedi

O zaman düşündü ki insanlar yalnız kendi saadetlerini iyice duymak için yalnız başkalarının felaketlerini arar

Memleket Hikayeleri, Refik Halid Karay (Sayfa 126)Memleket Hikayeleri, Refik Halid Karay (Sayfa 126)
Oktay Şen 
10 Mar 13:56 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kuvvete Karşı
Biz, diyordu, şimdi burada ağıla çekilmiş bir koyun sürüsü gibiyiz; bu gemiciler köyün meyhanesinde şişeleri doldurup ahırımızda eğlentiye hazırlanan eşkiya çetesine benziyor; bağıracaklar, gülecekler, biz zavallı gözlerimizi sahneye dikerek, kulaklarımızı dolduran gürültülerden baygınlaşarak, o koyunlar gibi esir, zoraki uyuklayacağız.

Memleket Hikayeleri, Refik Halid Karay (Sayfa 143)Memleket Hikayeleri, Refik Halid Karay (Sayfa 143)
Cihan Hınık 
30 Mar 00:36 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ayşe'nin talihi
Bundan kırk sene evvel, kim bilir nasıl bir eğlence fikrine hizmet için yapılmış, fakat o zamandan beri metruk kalmış bu ev yıkık duvarları, çökmüş çatısı, dökülmüş kafesleri, her taraftan ayrılmış sıvalarıyla eski bir mezar gibi ölümü düşündüren bir hal almıştı.

Memleket Hikayeleri, Refik Halid Karay (Sayfa 185)Memleket Hikayeleri, Refik Halid Karay (Sayfa 185)
Metin Özdemir 
26 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Bütün ömürlerini netice vermiyen davalar arkasında büyük ümitlerle koşa didişe geçirip nihayet umduklarını bulamadan meyus yıkılıp ölen adamlar gibi buraya nihayet tırmananlar da hiç şüphesiz arayıp beklediklerini bulamamaktan ileri gelme bir kederle düşüp kalmışlardı.

Memleket Hikayeleri, Refik Halid Karay (Sayfa 8)Memleket Hikayeleri, Refik Halid Karay (Sayfa 8)
Metin Özdemir 
26 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

İlle Çiçek Emine eve geleli Mustafa büsbütün çökmüştü; arasırâ sol dizine bir ağrı
giriyor, ayağının parmaği filizlenmeye başlamış, yamrı yumru bir patates gibi şişiyordu. Haftalarca yattığı, inlediği oluyordu.
Hediye götürdüğü memurların zoruyla kendisini muayene eden doktor :
-Biraz nefsini yen be adam, gürleyip gideceksin ! .. Diyordu. Lâkin Hacı Mustafa «Atın ölümü arpadan olsun beyim, öyle de
gözümüzü yumacağız, böyle de. Aldırma sen!» Cevabıyle reçeteleri sarığının arasına sıkıştırıyor, eczahaneye adımını atmıyordu.

Memleket Hikayeleri, Refik Halid Karay (Sayfa 55)Memleket Hikayeleri, Refik Halid Karay (Sayfa 55)
Metin Özdemir 
 26 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Zevk, safa bu adamları bir deniz gibi, gırtlaklarına kadar sarmıştı, içinde rahat, sakin bir balık hayatı geçiriyorlar, dünya ile meşgul olmuyorlardı. Ertesi günden itibaren daha ciddi daha azimli görünme, bu bayağı duygulu, âdi ömürlü adamlara daha sert daha kaba muamele etmek karariyle yumrukları kısılı, yüreği kinli, tekrar uyudu...

Memleket Hikayeleri, Refik Halid Karay (Sayfa 42)Memleket Hikayeleri, Refik Halid Karay (Sayfa 42)
Metin Özdemir 
26 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Belki «Şehriban» kadar «Fadik »kadar oyunda hünerli değildi. Fakat sesi kulaklara değil, doğru yüreğe çarpar; yüreğe işlerdi. Saz ve oyun başladı. Ağır, uyutucu bir havaya uydurulmuş yayık şiveli bir mânasız türkü, kasabanın en seçme türküsü, şimdi bu ahırın, tozlu bir eşya gibi oynatıldıkça insanın nefesini tıkayan kirli havasını sarıyordusarıyordu.

Gezi bağlarında bir top gülüm var
Hey Allah'tan korkmaz sana bana ölüm var...

Bu memlekette de öyle pek oynak, pek değişik fıkır fıkır oyun makbul değildi. Temkinli, ağır hareketler hoş görülüyor, daha tesiryapıyordu. Yalnız boğuk, kaba sesli ziller bu tembel saz ve tembel oyun içinde bir elektrik cereyanına tutulmuş gibi mütemadiyen
çırpınır, çınlardı. Sari Bal'ın zilleri, her çingeneninkinden daha kıvrak, daha kahkahalı aksediyordu; zira altındandı. Tahmisoğlu Feyzi ona sade altın zil değil, inci işlemeli, sim telli ne de fistanlar yaptırmıştı... Zavallı delikanlı parayı yeyip bitirince Reji kolcusu (tütün tekeli bekçisi) yazılmış ve Çerkezlerle olan bir kavgada belkemiğinden vurularak tam yedi sene kötürüm yaşamış, sonra verem imdadına yetişip kurtulmuştu.

Memleket Hikayeleri, Refik Halid Karay (Sayfa 74)Memleket Hikayeleri, Refik Halid Karay (Sayfa 74)