Memleket Hikayeleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
828
Gösterim
Adı:
Memleket Hikayeleri
Baskı tarihi:
Haziran 2012
Sayfa sayısı:
278
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750510526
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
"Bu kadar çirkinleşen ve kimliğini kendi elleriyle tahrip eden
şehirler bende memleket hissi değil, öfke ve öfkeden yorgun
düşünce de acıma ve teessüf hissi uyandırıyor. Memleket hissi
ile köklere bağlılık arasında bir korelasyon olsa gerek. Bir
bütün olarak ülkeme bağlıysam da köklerime bağlı değilim.
Çünkü köklerimin nerelere uzandığından habersizim. Köklerinin
sızladığını duymayan insan nasıl bir memleket arar ki kendine?"

Kendi şehir arşivini açıyor Ayfer Tunç. Biraz, bu memleketin
doğal ve toplumsal coğrafyasını hor kullanışımıza diz döverek...
Biraz Adapazarı, biraz Karasu, biraz İstanbul... "Memleket nere"
sorusunun cevabını veremeden - bütün memlekete merakî...
Memleket duygusunda bir gezinti; "memleket insanıyla"
yarenlik eden hikâyeler... "Çerkez gelinlerinin hürmetkârlığı,
Bulgar muhacirlerin çalışkanlığı, Boşnak kızlarının güzelliği"
Arnavutların inatçılığı, Lazların siniri, Abhaz erkeklerinin
tembelliği, Gürcü kadınlarının huysuzluğu..." Taşra bandosu,
Büyük Çarşı'daki fotoğrafçı, kadınlar hamamı, mesire yeri...
Yengeler, gelinler, refakatçiler... Çitlenen ayçekirdeklerinin
gürültüsüyle yazlıkçılar... "Sakarya Nehri'nin kıvrılarak
genişlediği manzaraya karşı rakı..." Yemekte mutlaka evvela
çorba... Piknik tüp, "iyi" çay, sonsuz sohbet... Dere tepe düz
giden, kapı kapı gezen, halis muhlis hikâyeler...

Refik Halit Karay'ın 1919'da yayımlanmış Memleket Hikâyeleri'ne selamlar.

Ayfer Tunç'un teferruatçı, gören ve dinleyen kaleminden...
(Tanıtım Bülteninden)
278 syf.
Bu 11. Ayfer Tunç kitabı olmuş. Geriye birkaç tane kaldı. Daha önce okuduğum kısa öykülerine pek ısınamamış ki, bunda benim kısa öyküleri pek sevmeyen bir okur olmam etkiliydi, ancak romanlarına tek kelime ile hayran kalmıştım.

Memleket Hikayeleri, benim adıma riskli bir kitaptı. Çünkü vaat ettiği şey yine kısa öykülerdi. Ancak hiç olumsuz olmadı. Bilakis çok beğendim kitabı, çok benimsedim.

Memleket Hikayeleri, klasik bir öykü kitabı değil zaten. İlk başlarda Ayfer Tunç’un memleket, taşra, gurbet, millet kavramları üzerine denemelerini okuyorsunuz. Gayet başarılı yazılardı bunlar. Sonra birkaç fotoğraf üzerinden şahane bir taşra hikayesi var. Ardından ise çoğu yaşanmışlık hissi veren ve yine çoğu Adapazarı merkezli memleket hikayeleri…

Tunç’un kalemi çok kuvvetli, oldukça yetenekli bir anlatıcı. İki gün içerisinde, büyük bir beğeni ile tamamladım bu kitabını. Elbette tavsiye ederim…
278 syf.
·16 günde·Puan vermedi
O günlerde nereden gelmişse sehre bir siyah gelmis içlerinden biri bu “gündüz feneri”ne çarsida rastlamıs, sözde ödü kopmus . Hayatında ilk defa kömür gibi kara bir “zenci” gören kadın, Arap diye tanımladıgı siyahiyi korku süsü verdigi bir alay ve küçümsemeyle anlatıyor. Biri radyoda dinledikleri Bacı Kalfa’nin taklidini yapıyor. Ölüyorlar gülmekten. Zencile rin ugursuz olduklarına dair hurafeler, söylentiler gırla gidiyor. Genç kadınlardan biri, bir insan evladının aklına gelebilecek en korkunç soruyu soruyor: “Zenciler insan sayılır mı, sayılmaz mı?” Tuhaf olan, hiçbirinin bu soruyu korkunç bulmadan, “Tabii kı insan, Allah onları da öyle yaratmıs,” diye cevaplamaları. Alevi oldukları ortaya çıkan bir aileye dünyayı nasıl dar ettiklerini hatırlıyorlar sonra. Övünerek anlatıyorlar. Çocuklarına camlarını taşlatmışlar; yollarını kesmişler; kapılarına tavuk kanı sürmü ler; bakkal, kasap -elbette kahraman, Türk ve Sünni Müslüman- onlara satıs yapmayı reddetmis. Alevilerden e
şeytani tariflerle bahsediyorlar. Bu “dini ve milli” sohbetlere Kürtleri nadiren konu ediyor
lar çünkü sehirlerinde Kürt olduklarını tahmin ettikleri insanlar varsa da, açıkça söyleyen, “Ben Kürt’üm,” diyen yok.
278 syf.
·Puan vermedi
memleket öykülerini bir de Ayfer Tunçtan dinleyin..sizi alıp başka diyarlara götürüyor herkes kendisinden birşeyler bulacaktır diye düşünmekteyim Ayfer Tunç kalemi çok güçlü bir yazar bence.
278 syf.
·8/10
Türkiye 'nin bir döneminden fotoğraflar, anılar, öyküler anlatmış Ayfer Tunç..ama her öyküde, sanki birdenbire eski bir dostu anımsayıvermenin şaşkınlığı ve mutluluğu yerleşiyor insanın zihnine..Çok keyifli..su gibi bir kitap..
Bağlılığın güven duygusuyla ilgisi var, bağlanmak biraz da güvenmek demek. Güven insana iyi gelen bir his. Öte yandan bağlılık özgürlüğün de ayaklarını bağlayan bir his.
Sosyetesinin de, eli yüzü düzgününün de, tüm meyhanelerde fasıldan bugüne kalan artık ele geçirilemeyecek bir geçmiş zaman arzusu. Fasıllar bir tür zaman makinesi, müzik niteliğini kaybetmiş seslerden oluşan bir dalgaya kendini bırakıyorsun, musikide estetik yaratmış bir zamana anlık bir yolculuk yapıp süfli zamanına geri dönüyorsun.
“Geçmiş, her anlattığımızda kılık değiştiren bir uydurmadır. Kulaktan kulağa oyununa benzer. Yaşanmış, geçip gitmiş zaman her aktarmada bir parçasını kaybeder, değişir, sonunda hiç kimsenin aslını tam hatırlayamadığı bir hikâyeye dönüşür.”
Türkiye akreptir, İstanbul yelkovan. İstanbul'da hayat altmış kat hızlı yaşanır. Hemen herkes 7/24 çalışıyormuş gibi koşturur. Ama aynı zamanda hemen herkes sanki işsiz ve aylaktır, öylesine doludur, parklar ve caddeler.
Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının Reşat Nuri, Refik Halit, Yakup Kadri gibi şehirli yazarlarında taşra bir saadet ülkesi değildi. Ama aşağılanmayı, hor görülmeyi hak eden bir yer asla değildi. Bu şehirli yazarların romanlarında taşranın sevilesi özelliklerine romantik bir vurgu yapılıyor, taşralı-şehirli ikileminde öykü finalleri genellikle taşralının lehine geliştiriliyor, sonuç olarak taşralı şehirle, şehirliyle barıştırılıyordu.
Şehirler eskir, eskidikçe de değerlenir. Ama bu eskiyişle zamana bilgece bir meydan okuma, gururunu ve gücünü tarihinden, kendi değerlerinden alma yeteneği bulunmalıdır. Ancak, bu yeteneğe sahip şehirler dünyanın geri kalanına tepeden bakabilir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Memleket Hikayeleri
Baskı tarihi:
Haziran 2012
Sayfa sayısı:
278
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750510526
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
"Bu kadar çirkinleşen ve kimliğini kendi elleriyle tahrip eden
şehirler bende memleket hissi değil, öfke ve öfkeden yorgun
düşünce de acıma ve teessüf hissi uyandırıyor. Memleket hissi
ile köklere bağlılık arasında bir korelasyon olsa gerek. Bir
bütün olarak ülkeme bağlıysam da köklerime bağlı değilim.
Çünkü köklerimin nerelere uzandığından habersizim. Köklerinin
sızladığını duymayan insan nasıl bir memleket arar ki kendine?"

Kendi şehir arşivini açıyor Ayfer Tunç. Biraz, bu memleketin
doğal ve toplumsal coğrafyasını hor kullanışımıza diz döverek...
Biraz Adapazarı, biraz Karasu, biraz İstanbul... "Memleket nere"
sorusunun cevabını veremeden - bütün memlekete merakî...
Memleket duygusunda bir gezinti; "memleket insanıyla"
yarenlik eden hikâyeler... "Çerkez gelinlerinin hürmetkârlığı,
Bulgar muhacirlerin çalışkanlığı, Boşnak kızlarının güzelliği"
Arnavutların inatçılığı, Lazların siniri, Abhaz erkeklerinin
tembelliği, Gürcü kadınlarının huysuzluğu..." Taşra bandosu,
Büyük Çarşı'daki fotoğrafçı, kadınlar hamamı, mesire yeri...
Yengeler, gelinler, refakatçiler... Çitlenen ayçekirdeklerinin
gürültüsüyle yazlıkçılar... "Sakarya Nehri'nin kıvrılarak
genişlediği manzaraya karşı rakı..." Yemekte mutlaka evvela
çorba... Piknik tüp, "iyi" çay, sonsuz sohbet... Dere tepe düz
giden, kapı kapı gezen, halis muhlis hikâyeler...

Refik Halit Karay'ın 1919'da yayımlanmış Memleket Hikâyeleri'ne selamlar.

Ayfer Tunç'un teferruatçı, gören ve dinleyen kaleminden...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 33 okur

  • Ayşegül Aydoğan
  • Nilüfer
  • Mehmet Y.
  • Esas Adam
  • ruşyena
  • Cansu Altıntaş
  • Nesibe Ata
  • Ezgi Arslan
  • Saturnine
  • Fhrttnkyn

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (4)
9
%8.3 (1)
8
%50 (6)
7
%0
6
%0
5
%8.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0