Memleket Hikayeleri

8,3/10  (4 Oy) · 
13 okunma  · 
1 beğeni  · 
549 gösterim
"Bu kadar çirkinleşen ve kimliğini kendi elleriyle tahrip eden
şehirler bende memleket hissi değil, öfke ve öfkeden yorgun
düşünce de acıma ve teessüf hissi uyandırıyor. Memleket hissi
ile köklere bağlılık arasında bir korelasyon olsa gerek. Bir
bütün olarak ülkeme bağlıysam da köklerime bağlı değilim.
Çünkü köklerimin nerelere uzandığından habersizim. Köklerinin
sızladığını duymayan insan nasıl bir memleket arar ki kendine?"

Kendi şehir arşivini açıyor Ayfer Tunç. Biraz, bu memleketin
doğal ve toplumsal coğrafyasını hor kullanışımıza diz döverek...
Biraz Adapazarı, biraz Karasu, biraz İstanbul... "Memleket nere"
sorusunun cevabını veremeden - bütün memlekete merakî...
Memleket duygusunda bir gezinti; "memleket insanıyla"
yarenlik eden hikâyeler... "Çerkez gelinlerinin hürmetkârlığı,
Bulgar muhacirlerin çalışkanlığı, Boşnak kızlarının güzelliği"
Arnavutların inatçılığı, Lazların siniri, Abhaz erkeklerinin
tembelliği, Gürcü kadınlarının huysuzluğu..." Taşra bandosu,
Büyük Çarşı'daki fotoğrafçı, kadınlar hamamı, mesire yeri...
Yengeler, gelinler, refakatçiler... Çitlenen ayçekirdeklerinin
gürültüsüyle yazlıkçılar... "Sakarya Nehri'nin kıvrılarak
genişlediği manzaraya karşı rakı..." Yemekte mutlaka evvela
çorba... Piknik tüp, "iyi" çay, sonsuz sohbet... Dere tepe düz
giden, kapı kapı gezen, halis muhlis hikâyeler...

Refik Halit Karay'ın 1919'da yayımlanmış Memleket Hikâyeleri'ne selamlar.

Ayfer Tunç'un teferruatçı, gören ve dinleyen kaleminden...
(Tanıtım Bülteninden)
elif dinç 
09 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

memleket öykülerini bir de Ayfer Tunçtan dinleyin..sizi alıp başka diyarlara götürüyor herkes kendisinden birşeyler bulacaktır diye düşünmekteyim Ayfer Tunç kalemi çok güçlü bir yazar bence.

Fatih DOĞANCI 
16 Kas 2014 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Türkiye 'nin bir döneminden fotoğraflar, anılar, öyküler anlatmış Ayfer Tunç..ama her öyküde, sanki birdenbire eski bir dostu anımsayıvermenin şaşkınlığı ve mutluluğu yerleşiyor insanın zihnine..Çok keyifli..su gibi bir kitap..

Kitaptan 5 Alıntı

“Geçmiş, her anlattığımızda kılık değiştiren bir uydurmadır. Kulaktan kulağa oyununa benzer. Yaşanmış, geçip gitmiş zaman her aktarmada bir parçasını kaybeder, değişir, sonunda hiç kimsenin aslını tam hatırlayamadığı bir hikâyeye dönüşür.”

Memleket Hikayeleri, Ayfer TunçMemleket Hikayeleri, Ayfer Tunç

sait faik'le aynı memleketten olmakla övünüyorum mesela, bunun külliyen saçmalık olduğunu düşündüğüm halde. aynı şehirde doğmuş olmamız kime ne gibi bir değer kazandırabilir ki? üstelik yazdıklarına bakacak olursak, ailesi doğduğu şehrin tarihinde de, bugününde de yer tuttuğu halde, sait faik kendini hiçbir zaman bir şehre, bir memlekete ait hissetmedi. yaşadığı yerlerin tabelalardaki adlarını umursamadı. onun memleketi sıradan insanların kalbiydi. adapazarı'nın bugün kendini nasıl sahiplendiğini görse muhtemelen çok şaşardı, tıpkı kastamonu'nun oğuz atay'ı sahiplenmesi gibi. ama şehirler, ''memleketler'' bunu yapmalı, değerli evlatlarının anısını bağrına basmalı, geç bile kaldılar.

Memleket Hikayeleri, Ayfer Tunç (Sayfa 22)Memleket Hikayeleri, Ayfer Tunç (Sayfa 22)

yıkımlar bizi heyecanlandırır. şölenlerle kutlarız. ölçüp biçmediğimiz, tasarlamayı düşünmediğimiz bir gelecek için tarihle dolu olanı yok etmekte tereddüt etmeyiz.
geçmişin nesnelerini ve belgelerini yok edince gerçeği de yok ettiğimizi zannederiz.
dünyanın mirasına ve tarihine ortak değilmişiz gibi yaşarız. mesela tarihi camiler depremlerde sarsılınca dökülen sıvaların ardından ortay çıkan, sanat tarihini yeniden yazdıracak kadar değerli ikonaları ucuz harçla sıvamakta bir sakınca görmeyiz.
en başarlı tarafımız dünyada bizden başka bir ülke yokmuş, biz görmedikçe gerçekler var olmamış gibi davranabilmemizdir. kendimizi bu kadar kolayca kandırabiliyor oluşumuz takdire şayandır. devekuşunun resmedildiği bir ulusal simgemiz olmaması yazıktır.

Memleket Hikayeleri, Ayfer Tunç (Sayfa 11)Memleket Hikayeleri, Ayfer Tunç (Sayfa 11)

biz dağların taşların suskun dilini bile susturmak isteriz.
tarihi tahrif edilmiş bir vatanın dağlarına beyaza boyanmış taşlarla ''her şey vatan için'' yazarız.

Memleket Hikayeleri, Ayfer Tunç (Sayfa 12)Memleket Hikayeleri, Ayfer Tunç (Sayfa 12)

1999 depreminden birkaç gün önce adapazarı'na gitmiştim ve doğduğum şehrin çirkinliği ve haşinliği karşısında içimde taşkın bir öfke kabarmıştı. zihnimde bir bir yıkmıştım çocukluğumdaki güzelliğinden en küçük bir iz bile taşımayan bu şehrin yeni yapılarını. ardından deprem oldu, o çirkin yapılar gerçekten yıkıldı. müthiş bir suçluluk duydum, sonra bu hissi unuttum. derken 2009'da van'a gittim. ilk kez gittiğim bu şehrin çirkinliği yine aynı şekilde içimde bir öfke doğurdu. bir an önce bu çirkin şehirden gitmek istedim. van da aynı şekilde yıkıldı, yerle bir oldu. zihnimde yıktığım bu çirkinlikleri yıkan şey benim lanetim değil elbette, kötü yapılaşmanın bedeli. öyle parapsişik güçlerim yok, ama yine de gittiğim şehirlerin çirkinliği karşısında öfkelenmeyeceğime dair kendime söz verdim, sanki tutabilirmişim gibi.

Memleket Hikayeleri, Ayfer Tunç (Sayfa 24)Memleket Hikayeleri, Ayfer Tunç (Sayfa 24)