Memurun Ölümü - Bütün Öyküleri 1 (1880-1884)Anton Çehov

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.111
Gösterim
Adı:
Memurun Ölümü - Bütün Öyküleri 1
Alt başlık:
1880-1884
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752897779
Çeviri:
Mehmet Özgül
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Everest Yayınları dünya öykü ve tiyatro edebiyatının tartışmasız en büyük isimlerinden biri olan Anton Çehov'un tüm yapıtlarını yayımlıyor. Mehmet Özgül'ün Rusça asıllarından yaptığı özenli çevirileriyle kronolojik olarak yayımlanacak olan Çehov kitaplığının ilk cildi Memurun Ölümü, 1880-1884 yılları arasında yazılmış 62 öyküyü kapsıyor.

"Acılardan, ezinçten başka bir şey çarpıyor mu gözünüze? Hırsızlık, soygunculuk, yağmacılık, dolandırıcılık, her türlü kötülük sarmış dünyamızı! Herkes umutsuzluktan kendini içkiye vermiş! Zorbalık diz boyu! Gücü gücü yetene!.. Sonuçta bir sürü gözü yaşlı, acı çeken insan! İşte burada bizler onlar için ağlıyor (konuşmacının gözleri yaşarmıştı) ve kadehimizi..."

Tam bu sırada kapı aralandı, biri sessizce içeriye süzüldü. Başımızı döndürüp baktığımızda, tepesinde geniş dazlağı, dudaklarında babacan gülümsemesiyle ufak tefek bir adam gördük. Çok yakından tanıdığımız biriydi bu. Adam durdu, konuşmalara kulak kabarttı…
Çehov mevsimi başladı. 8 ciltlik külliyatını zamana yaya yaya, hele de sonbaharda, yağmurda okumak, büyük keyif olacak. Hiç bir zaman sevmediğim yaza vedam da bu külliyatın ilk cildiyle olsun istedim ve öyle de oldu: Çehov'un 20 ve 24 yaşları arasında öncelikle para kazanmak amacıyla hatta başka isimler kullanarak yazdığı, bol taşlamalı bu ilk öyküleri okurken bol bol gülmek garanti. Çehov, hayatının en pırıltılı, ama aslında yoksulluk ve zorluklarla dolu, buna rağmen, yine de hayatın başlangıcında olmanın verdiği bir neşeyle yazılmış, pırıltılı, kıvrak, etkileyici öykülerle başlamış edebiyat hayatına. Birinci cildi okuyup bitirdiğimizde zihnimize rengârenk bir Rusya ve türlü türlü portreleriyle Ruslar, ve insanlar çıkıyor: İçki şişeleri, sarhoş erkekler, düşkün kadınlar, dalkavuk çalışanlar, aşksız insanlar, yoksul insanlar, kötü kocalar, eşlerini döven kadınlar, ve haksızlık, eşitsizlikle, askerlerin, soylu sınıfının keyfi için ötelenen, aşağılanan halktan insanlar hepsi bir araya gelerek yazarın sert eleştirilerini gülmeceyle kalp sızısı gibi bir araya getiriyor: Genç Çehov, güldürerek eleştirirken ülkesini, bir yandan da insanlarını seven, ülküsünü dert edinmiş bir iyimser olarak yazıyor.

Kitabın birden fazla zirvesi var: 'Yeşil Dil', çok etkileyici, iyimser hikâyesiyle kitabın genel havasının, iyimserliğin, iyiliğin sözcüsü gibi. 'Hırsız', kalbe giren ilk burgu gibi sanki, ardından 'Güz Soğuğu', aynen 'Yeşil Dil' gibi kitabın zirvelerinden biri, ama bu sefer gülümsemiyoruz, kalbimizdeki burgu biraz daha derine iniyor. Farklı senelerde yazmış olduğu bazı hikâyelerini temmuz ayından beri okuduğumdan, nelerle karşılaşabileceğimi iyi biliyorum: Bu neşeli, hafif, sempatik ruh hali ve bu ince, sevecen kalemiyle Çehov, gün gelecek başyapıtlarından biri olan Bozkır'ı yazacak, ama o günler geldiğinde sevgili yazarımız artık veremden muzdarip, acılı, kederli ve yine de tebessüm ettirebilen bir insan olarak yaşıyor olacak.

Demin resimlerine bakarken Çehov'un, bazen hani, yaş ilerlemiş olsa da, hayatımızdaki en önemli insanları geç tanırız ya, geç derken, zamanı anca gelmiştir de biz belki düz baktığımızdan ona geç deriz, işte onun fotoğraflarına bakarken böyle düşündüm, geç tanıdım ama tanıdım dedim. İki gün önce, bana 20 sene önce Çehov kitapları aldıran ve en sevdiği yazar Çehov olan ve bu 8 kitaplık külliyatı 4 kez baştan sona okuyan arkadaşımla telefonda konuşurken, ikimiz de gülerek, birbirimize en sevdiğimiz öykülerini anlattık, neden onu sevdiğimizi konuştuk, ben İona'dan, elbette Gusev'den, kara bahtlı volodya'dan söz ettim, o bana köpekli bir öyküden. Çehov, sanki senelerdir tanıdığımız, nice zaman beraber geçirdiğimiz bir dostumuz, kaybetmekten korktuğumuz bir yakın arkadaşımız gibi... ki öyle aslında, büyük edebiyatçılar, hayatımıza girip, orada kendilerine ayırdığımız o yerlerde, nişlerinde, kendi ışıklı ya da loş odalarında bizimle, ömrümüz tükenene dek yaşayan, can acısında, kederde bizi dinleyen, bize aşina sevgililerimiz yol arkadaşlarımız, sırdaşlarımız onlar. Bu yüzden ben, Cortazar'a, ya da Faruk Duman'a, ya da belki az düşünsem aklıma gelecek nice sevdiğim edebiyat arkadaşıma rağmen, onların yanında, en çok Çehov'a sevgi duyuyorum; Çehov'a.. bozkırı anlatabilen, insanı böyle pürüzsüz, kelime oyunsuz ve edebiyat yapmadan, bu kadar duru anlatabildiği ve her öyküde karakterleri böylesine canlı olabildiği için. Evet, gerçekten Çehov'u seviyorum. Bu yüzden, başlasın Çehov mevsimi diyorum, başlasın ve aylar sürsün. Okumayan okusun, okuyan başa dönsün, bilmeyen bilsin, duymayan duysun. Çehov mevsimi kitaptan kitaba, okurdan okura sürsün, sürsün, sürsün.

Genç Çehov'un bu güzel kitabını herkese öneriyorum.
Aklınıza gelen ilk öykü yazarını söyleyin diye anket yapılsa büyük ihtimalle birinci sırada Anton Çehov çıkacaktır, öyle ki yazarın tarzı literatüre kendi adıyla geçmiş.

8 ciltlik Çehov öykü külliyatının ilk cildi bu kitap, gerçekçi tarzda yazılmış kısa öykülerden oluşuyor. Yazar dönemin Rus toplumuna ışık tutmuş; erkeklerin alkol ve kumara düşkünlüğü, kadınların sadakatsizliği, lükse ve paraya düşkünlükleri, insanların ikiyüzlülüğü, bürokrasideki saçmalıklar, dalkavukluklar vs. hicvedilmiş. Öyküler basit ama eğlenceli. Ama edebiyat biraz da zevk işi. Kitaptan keyif almama rağmen yazarın mesajı doğrudan göze sokan tarzı benim çok da hoşlandığım bir tarz değil. Ben sosyal mesaj kaygısı taşıyan eserlerde bu mesajların daha derinlikli işlenmiş karakterler aracılığıyla, olay örgüsü içine yedirilerek ince ince verilmesinden daha çok keyif alıyorum. Çehov öykülerini bu şekilde okumaktansa tiyatro uyarlamalarını izlemekten çok daha keyif alacağımdan eminim.

Yazar ise öykü anlayışını şu sözlerle dile getirmiş:

"Kaleme alınan konular, "sade" olmalı. Piyer Semenovi, Maira İvanovna ile nasıl evlendi gibi... Hem sonra, yok psikoloji tahlilleri, yok hikâye, yok bilmem ne imiş! Bunlar hep özenti... Hatırınıza ilk gelen başlığı koyun, kılı kırk yarmayın, tırnak, çizgi gibi işaretleri çok az kullanmaya bakın, gösteriştir bu. Benim işim anlatmaktır. Ancak, onu başarabilirim."

Yalnız öykülerin beklentilerimin altında kalmasında çok daha önemli bir etken ise kitabın çevirisi. Kitabı Cem Yayınları'ndan Mehmet Özgül çevirisiyle okudum. Everest Yayınları'ndan çıkan kitaplar da Mehmet Özgül'den. Okurken garip bir hisse kapıldım ama sebebini bir türlü bulamıyorum. Acaba çeviriden olabilir mi diye düşündüm. Daha sonra öykülerden birini baştan sona cümle cümle inceledim ve sebebini buldum. Çevirmen öyküye geniş zaman kipi kullanarak başlıyor, devamında şimdiki zaman, bazı yerlerde di'li geçmiş zaman... Bildiğin çorba. Bunu farkettikten sonra her öyküde benzer hatalar gözüme takılmaya başladı ve hikayelerden yeterince keyif alamadım. Sonra aklıma geldi, yıllar önce Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar'ını da pek beğenmediğimi hatırladım. Çoğu insanın bayılarak okuduğu bir eserdir. İletişim Yayınları'ndan olduğunu hatırlıyorum ama çevirmeni hatırlamıyorum. Kitaplığımda kitabı buldum ki... Mehhmet Özgül.

Çevirinin ne kadar zor bir iş olduğunu biliyorum. 8 ciltlik bir külliyatı Türkçe'ye kazandırmak başlı başına bir olay. O yüzden emeğe saygısızlık etmek hiç istemem ama bundan sonra Rus edebiyatı çevirilerinde Mehmet Özgül'ü tercih etmeyeceğim ve külliyatın geri kalanını okumayı da düşünmüyorum.
Keyifli vakit geçirmek istiyorsanız Anton Çehov'un hikaylerini okuyun derim. Hikayelerinde hem güleceksiniz, hem de üzüleceksiniz. Bir anda üzülmek ve gülmek arasında kalacaksınız. Bunun yanısıra derin mesajlar da veriyor Çehov hikaylerinde. Tavsiye ederim.
Yazar kısa öykülerinde insanları, çevresini, doğayı, mekanları ve yaşadığı dönemin özelliklerini o kadar güzel betimlemiş ki her öyküden sonra bir müddet gözlerinizi kapatarak o öyküden bir piyes çıkarıp kendi kendinize bazen tebessümle bazen hüzünle piyesi oynatıyorsunuz..
Çehov'un hikayeciliğiyle tanışma kitabımdı. Hikayeleri çok başarılı. Durum öykücülüğünün verdiği derinlik herkese hitap etmiyor elbette. Ama bu tip kitapları sevenleri ilk örneklerini okumaya davet ediyorum
Yolunu Şaşıranlar:
Kendi evi yerine kümese girmesi beni güldürmüştü.
“Kümesimi mahvettin” der. Kozyavkin, avukat olduğunu söyler hatta bu mahallede oturuyorum der ama sarhoştur tabi başkabir mahalleden gelmiştir oysa.
Yazar Anton Çehov keskin zekasıyla insanların gülünç yanlarına rus toplumunun kültürel özelliklerini deginiyor özellikle kitabın içinde bulunan kocasını bırakıp gitti öyküsü bu durumu özetler nitelikte
İki adım öteye arabasız gitmeyen, her gün yeni şeyler giyen, adım başı para harcayan, yoksulluk nedir bilmeyen, size alınan çiçek modaya uygun değilse bundan büyük mutsuzluk duyan biri olarak benimle evlenme uğruna yeryüzü nimetlerini tepebilir misiniz?
-Ama benim param var ya? Drahoma getireceğim.
- O pek önemli değil! Getireceğiniz otuz bin ruble bir kaç yılda biter. Sonra? İstekleriniz biter mi peki? Sonuç acı gözyaşları! Deneyimlerime inanın! Hepsini biliyorum. Şimdi ağzımdan çıkan sözlerin anlamını da... İsteklerinizi dizginlemek için güçlü bir irade, insan üstü bir çaba gerekecek.
...İki saat sonra kapıcıyı karakola çağırdılar. Filip oradan dönünce doğruca mutfağa getti. Onun öğütlerinden etkilenen uşaklar masanın çevresine toplanmışlar, heceleye heceleye kitap okuyan Mişka'yı dinliyorlardı.
Suratı bir karış asık, öfkeden kıpkırmızı kapıcı oturanlara yaklaştı; Mişka'nın okuduğu kitaba eldiveniyle vurarak, acı bir sesle;
- Bırak okumayı! dedi.
Dünyada herkes kendi arsasında elinden geleni yapsaydı, ne güzel bir dünya çıkardı ortaya!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Memurun Ölümü - Bütün Öyküleri 1
Alt başlık:
1880-1884
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752897779
Çeviri:
Mehmet Özgül
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Everest Yayınları dünya öykü ve tiyatro edebiyatının tartışmasız en büyük isimlerinden biri olan Anton Çehov'un tüm yapıtlarını yayımlıyor. Mehmet Özgül'ün Rusça asıllarından yaptığı özenli çevirileriyle kronolojik olarak yayımlanacak olan Çehov kitaplığının ilk cildi Memurun Ölümü, 1880-1884 yılları arasında yazılmış 62 öyküyü kapsıyor.

"Acılardan, ezinçten başka bir şey çarpıyor mu gözünüze? Hırsızlık, soygunculuk, yağmacılık, dolandırıcılık, her türlü kötülük sarmış dünyamızı! Herkes umutsuzluktan kendini içkiye vermiş! Zorbalık diz boyu! Gücü gücü yetene!.. Sonuçta bir sürü gözü yaşlı, acı çeken insan! İşte burada bizler onlar için ağlıyor (konuşmacının gözleri yaşarmıştı) ve kadehimizi..."

Tam bu sırada kapı aralandı, biri sessizce içeriye süzüldü. Başımızı döndürüp baktığımızda, tepesinde geniş dazlağı, dudaklarında babacan gülümsemesiyle ufak tefek bir adam gördük. Çok yakından tanıdığımız biriydi bu. Adam durdu, konuşmalara kulak kabarttı…

Kitabı okuyanlar 52 okur

  • Albatros
  • Drama Queen
  • Orxan Mert
  • Omer Chalhan
  • Netay Canan
  • Murat Kılıç
  • Baran Ç.
  • Mehmet Ergün
  • Ezgi
  • Abdussamed KOÇAK

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%12.5
25-34 Yaş
%58.3
35-44 Yaş
%12.5
45-54 Yaş
%12.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%4.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%34.9
Erkek
%65.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.1 (3)
9
%37 (10)
8
%25.9 (7)
7
%11.1 (3)
6
%11.1 (3)
5
%0
4
%3.7 (1)
3
%0
2
%0
1
%0