Geri Bildirim

Meraklısı için Entrikalar KitabıMurat Yetkin

·
Okunma
·
Beğeni
·
296
Gösterim
Adı:
Meraklısı için Entrikalar Kitabı
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
304
ISBN:
9786050946468
Yayınevi:
Doğan Kitap
“Sır tek kişiliktir. Mahrem iki kişi arasındadır. Üç kişi kalabalıktır. Kural budur.”

Karanlıklar Prensi, Çöl Kraliçesi, Çiçero... Bu isimler roman kahramanları değil... Casusluk romanlarına taş çıkartacak entrikaların ve maceraların gerçek kişileri. Türkiye’yi mesken tutan gizli servislerin kanlı hesaplaşmalarından KGB’nin atom bombası sırlarının çalınmasına, Kıbrıs’ta Türk ve Yunan derin devletlerinin çatışmasından 6-7 Eylül olaylarına, ASALA’dan 12 Eylül darbesinde ABD’nin rolüne ve günümüzde ülkeleri çöküşe götüren ekonomi operasyonlarına dek binbir suratlı casusların dünyanın kaderiyle oynadığı, hayret verici, nefes kesici ama hepsi rahatsız edecek denli gerçek öyküler.

Usta gazeteci Murat Yetkin, Meraklısı İçin Entrikalar Kitabı’nda uluslararası entrikaların ya hedefi ya sahnesi ya da aktörü olan Türkiye’den bakıp 10 olayın perde arkasını Ankara’nın siyaset ve diplomasi koridorlarında biriktirilen notlar ve belgelerle, şimdiye dek bir arada okumadığınız ayrıntılarla anlatıyor. Dünya siyasetini bu kez “Katil kim?” sorusunun cevaplanamadığı, okurun sonsuz bir merak duygusu ve bitmek bilmez zihin oyunlarıyla baş başa kaldığı bir casusluk romanı tadında okuyacaksınız.

“Sabah saat 10 sıralarıydı. Etrafta pek kimse yoktu.O sırada İtalyan Büyükelçiliği giriş kapısından 100 metre kadar aşağıda, Atatürk Bulvarı 114 numaradaki Alman Büyükelçiliği’nin kapısından çıkan iyi giyimli bir çift de bulvardan yukarı doğru yürümeye başlamış, karşıya geçmeye hazırlanıyordu. Taksi şoförünü savan paketli adam da büyükelçilik tarafına doğru karşıya geçmeye başlamıştı.Paketli adam çifte doğru yaklaşırken ortalık büyük bir patlamayla sarsıldı. Patlayan, adamın elindeki paketti; kendisi de paketle birlikte paramparça olmuştu. Kaldırımın karşısındaki çift, patlamanın şiddetiyle yere savruldu. Liberali yardımlarına koştu. Adamın kulağından kan sızıyordu. Yanındaki kadın, eşi olduğu sonradan anlaşılacaktı, sarsılmıştı ama yaralı değldi.”



(Tanıtım Bülteninden)
Bu kadar kısa sürede 19 baskı yapması şaşılacak birşey değil. Kitap son derece ilgi çekici devletlerarası casusluk hadiselerinden ve yakın zamanda gerçekleşmiş olayların arka planında dönenlerden oluşuyor. Tamamı da gerçeklerden oluştuğundan daha da ilgi çekici hale geliyor. Yetkin'in dediği gibi sadece 'meraklısı' için değil,gerçekleri okumayı seven her kitap okuru bu kitabı sever.
“Filler tepişir, çimenler ezilir” deyiminin özetlediği bir dünyada yaşıyoruz. Dünyamızın filleri devletler, çimenler ise insanlar. Tarih boyunca devlet ilk oluştuğu süreçten itibaren insanın faydası dışında kendine farklı hedefler belirledi ve o hedefler insanlara hep acı verdi. Devlet kendi başına bir organizma gibi, insanların içinden temsilcileri bünyesine aldı. Sanki, sahip olduğu organizasyon insanların faydasına işliyor görüntüsü oluşturdu. Ama devleti idare ettiğini zannedenler bile onun basit bir kuklasından öteye geçemediler.

Murat Yetkin’in son kitabı “Meraklısı İçin Entrikalar Kitabı”nı okurken, her bir satırında bu fikirler uçuştu zihnimde. Murat Yetkin kitabında işlediği 10 farklı komplo ile dünyanın gerçeklerini özetler halde gözümüzün önüne sermiş. Kitaba daha derin girmeden önce komplo kelimesi üzerinde biraz durmak gerekiyor. Son 20-25 yılda Türkçe’de en fazla kirlenen ve yıpranan kelimelerden birisi “komplo” kelimesi oldu. Zannedersem bunda esas etkili olan, bu kelimenin kendinden çok, kullanıldığı isim tamlaması oldu; “komplo teorisi”. Siyasi gündemin de etkisi ile, “Komplo teorisi” o kadar yaygın bir kullanıma sahip oldu ki, bir süre sonra “komplo” kelimesi sanki “komplo teorisi”nin kısaltmasına dönüştü. Oysa “komplo” ve “komplo teorisi” bambaşka anlamlara ait iki ifadeydi. Hatta birbirinin panzehiri olduğunu söylemek bile mümkün.

“Komplo” kelimesi, basit anlamı ile “birine ya da bir kuruluşa karşı topluca alınan, o kimseyi ya da kuruluşu güç duruma sokacak gizli karar”. “Komplo teorisi” ise “Bir kimse, kuruluş veya ülkeye karşı gizlice, zarar verici tuzak kurulduğu varsayımına dayanan düşüncelerin tümü”. Yani “komplo” işin kendisi iken, “komplo teorisi” öyle bir işin olma olasılığını dile getiren söylem oluyor. Ama gariptir artık dünyamızda komplodan, çok komplo teorisi var. Ve “komplo teorisi” terimi o kadar yaygınlaştı ve yıprandı ki, bu yıpranmadan “komplo” kelimesi de payını aldı. Belki de bu yüzden Murat Yetkin kitabının ismini “Komplolar Kitabı” olarak, değil, “Entrikalar Kitabı” olarak belirledi. Her ne kadar kitabın içinde “komplo” kelimesi daha yaygın olarak kullanılsa da, “entrikalar” kelimesinin kitabın ismine daha çok yakıştığını ve kitabı daha doğru ifade ettiğini söyleyebilirim.

Murat Yetkin, “Meraklısı İçin Entrikalar Kitabı”nda çok temiz çalışmış, komplo teorisinin son yıllarda kirlenen sularına girmemiş. Her şeye şüphe ile bakan ama olasılıkları mantık sırası içinde değerlendiren, kesin kanıtları da köşe başına koyan bir çalışma sergilemiş. Merkezinde Türkiye ve yakın çevresini ele alan uluslararası belli başlı entrikaları oldukça detaylı işlemiş. Nazi ve CIA ajanı Türk kökenli Ruzi Nazar’ın hikâyesi ile başlayan kitap, Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’na girmesi için Ankara’da yaşanan casus savaşları, Kıbrıs’taki gizli örgüt savaşları, Ermeni meselesinde ilk günden günümüze yaşanan derin ilişkiler, Azerbaycan’da yaşanan komplolar, 12 Eylül süreci, IŞİD’in ortaya çıkışı ve son olarak dünya politikasını belirleyen ekonomik komplolar ve Türkiye örnekleri ile tamamlanıyor.

Kitabı özellikli kılan, anlatılan tüm entrikaların, genel ve yaygın kanaatler, duyumlar, söylentiler ve tahminlerden oluşmaması. Murat Yetkin, her bir konuyu özellikle ana aktörlerin ya da yakın tanıkların anı kitaplarından, devlet belgelerinden inceleyerek ilerliyor. Kitapta beni en çok etkileyen komplolardan birisi CIA’nin, dünya üzerinde gelişen sosyalist akımı bölmek üzere Rusya-Çin kutuplaşmasını körüklemiş olması. Bunun en iyi örneği olarak, Hindistan’da, CIA Ajanları tarafından, 1960’ların başında, seçimleri kazanma olasılığı yüksek olan Hindistan Komünist Partisinin bazı teşkilatlarına Çin Komünist Partisinden yazılmış gibi gözüken mektuplar göndererek partinin Moskova ve Pekinciler olarak ikiye bölünmesine yol açması. Bu işi yapan CIA ajanının 1970’lerde yolunun Türkiye’ye düşmesi ise oldukça ilginç.

Kitabın sonunda Murat Yetkin ilginç bir itirafta bulunuyor. Son bölümünü oluşturan “Ekonomik Tetikçiler” kısmında Murat Yetkin şunu söylüyor; “Yani bu mudur, böyle midir gerçekten? diye sordum. Anlatılanlar, gençlik yıllarımda, başımızda devrim rüzgârları eserken ODTÜ kantinlerinde, yurtlarında yaptığımız tartışmalardaki basmakalıp ‘İşte emperyalizm budur’ tezlerini, daha net ve sistematik ifadelerle doğruluyordu.”

Her konunun bir özeti vardır ve entrikalar, özellikle ekonomik meselelere geldiğimizde işin özeti Murat Yetki’nin özetlediği ifadeye kadar daralabilir. Ama Murat Yetkin’in kitabının kalan geri kalan bölümünün de ispatladığı gibi hiçbir konu bu kadar dar kalıplarla ele alınamaz. Dünya çok karmaşık ve bu karmaşıklığın özetleyecek basit bir formül yok. Dünyayı, gelişmeleri, karanlık ilişkileri çözmenin yolu, Murat Yetkin’in kitabında sergilediği duru bir zihne sahip olmak. Komplo teorilerini üretenler zihinler değil, zihnin teslim olduğu ideolojiler ve sabit bir fikirler. Murat Yetkin’in yazdıklarının komplo teorisi olmamasının sebepleri de bunlar.

Türkiye’nin kutuplaşmış dünyasında Murat Yetkin’in bağımsız duruşuna tepki duyan, en azından ona sempati duymayan çok fazla insan olduğunu biliyorum. Ama Türkiye’de toplumsal bir uzlaşıya giden yolun, Murat Yetkin’de örneğini gördüğümüz analitik düşünce, bağımsız bir zihinle - komplo teorilerinin ardındaki komploları görebilen zihinle- çizilebileceğini düşünüyorum. Bu nedenle kitabı, komplo teorilerine karşı, gerçek komploları açığa çıkaran bir filtre olarak görüyorum. Türkiye’de bu kitabın sunduğu filtreye işlevine ihtiyaç duyan çok fazla zihin var.
Kitabın tanıtım bülteni ve arka kapağı "şimdiye dek bir arada okumadığımız ayrıntılarla" olayların perde arkasını okuyacağımızı vadediyor ve "sonsuz bir merak ve bitmek bilmez zihin oyunlarıyla baş başa kalacağımız bir casusluk romanı tadında" okuyacağımızı iddia ediyor. Kitabın belirli kısımlarında bu beklentimin karşılandığı ama bazı kısımlarında da konunun dağıtıldığını hissettim. Örneğin Sovyet istihbaratı KGB'ye çalışan İngiliz istihbaratının kilit isimleri ya da Kıbrıs görüşmeleri esnasında Glafkos Klerides'in dinlenen telefonları hikayelerinin hakikaten ilgi çekici ve sürekleyici olduğunu teslim etmek lazım. Ancak Ermeni katlinde Cemal Paşa'nın Talat ve Enver'e göre daha az sorumlu olduğu ya da Bush - Blair ikilisinin Saddam Hüseyin'in kitlesel imha silahları olduğu yalanı ile ilgili kısımlar konuya asgari düzeyde ilgi duyan okur için yeni değil, casusluk romanı tadında ise hiç değil. Benim için Murat Yetkin'in kitabı iyi düşünülmüş ancak kullanılan malzeme azlığı yüzünden altı tam olarak doldurulamamış bu nedenle ana konudan uzaklaşılmış, vaadini kısmen gerçekleştiren bir kitap olmuş.

Kitabın en sevdiğim kısmı ise tuhaf gelecek belki ama Önsöz'ü. Kendisi de polisiye roman hastası olduğu anlaşılan Yetkin, kitabın önsözünü polisiye (özellikle de casusluk) romanlarına ayırmış. Önsözde türün kültleri arasına girmiş hemen hemen bütün kitaplar sıralanmış, adeta küçük bir antoloji sunulmuş okura. Rahatlıkla diyebilirim kl; casusluk romanlarıyla ilgiliyseniz ama nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız alın bu kitabın önsözündeki kitapları sırayla yazın, mevzuyu halledersiniz.
Murat YETKiN' in kaleminden çikan ve yakın tarihimizdeki bazı olaylara ışık tutan bir kitap. Ülkemizde meydana gelen bir takim olaylara iliskin verdigi satir arasi bilgilerle aslinda bizi dış mihraklarin degil icimizdeki hainlerin yerle bir ettigi izlenimine kapildigim kitap.
İstihbarat konusunda yaşanılan komedi desem yeridir . Türklerin yabancı ülkeler için nasıl topluma hitabet ettiği, bu ülkenin insanlarının gerçeklerin dışında olan ne varsa bildikleri ama gerçekleri bilmedikleri zamanları anlatan bir kitap ! Bu arada okurken Murat Yetkin'in üslubu kitaba çok güzel yansımış.
Radikal ve Hürriyet Gazetelerindeki yazılarından takip ettiğim ve başarılı bulduğum bir yazardı Murat Yetkin, kitabıyla da şans eseri kitapçıda karşılaşınca okumak istedim. "İyi ki okumuşum" dediğim mükemmel bir araştırma/inceleme "Meraklısı İçin Entrikalar Kitabı". Bakmayın adında entrika geçtiğine, içindeki bilgilerin büyük çoğunluğu somut donelere dayandırılmış, yazar sadece ufak eklemelerde bulunmuş.

Kitabımız on bölümden oluşuyor ve hepsi farklı birer konu başlığını ele alıyor. Soğuk Savaş döneminde MI6 adına çalışır görünen efsanevi Sovyet Ajanı Kim Phillby'yi de anlatıyor, "Karanlıklar Prensi" adıyla bilinen, tarihe mal olmuş bir çok karanlık olayın arkasındaki beyin olarak gösterilen,Hindistan'da Sovyet Komünizmine karşı Çin Komünizmini destekleyerek Mao yanlısı bir Komünist Parti kurdurabilecek kadar etki alanı büyük olan Cia Ajanı Duane Clarridge'i'de. Abd'nin "Yeşil Kuşak" projesinin çıkış kaynağını, 1978 Afgan-Rus Savaşı sonrası Taliban'ın, 2003 Körfez Savaşı sonrası İşid gibi örgütlerin nasıl kurulup güçlendiğini maddeler halinde anlatmış yazar.

Ezcümle; Yazarımız ünlü casusları ve casusluk tarihini, Soğuk Savaş ve Dünya Savaşları zamanında devletlerin ikili ilişkilerini çok güzel ve akıcı bir dille anlatmış. Bu tarz olaylara ilgisi olanların okumasını tavsiye ederim.
Artık taraflar sahadaydı.
Türk Dışişleri Bakanı Fatih Rüştü Zorlu, görevi Stefanopulos’tan devralan Yunanlı mevkidaşı Evangelos Averoff’un karşısına çıkmıştı. Grivas’ın EOKA’sının karşısına Vuruşkan’ın TMT’si dikilmişti.
Denktaş ve Klerides, gündüzleri sırtlarında cüppeyle hukuk adamı, geceleri ise bellerinde silahla dava adamı rolündeydiler.
İşte bu karmaşık tablo içinde, Türk toplumu lideri Fazıl Küçük karşısındaysa Başpiskopos Makarios bulunuyordu
Sır, tek kişiliktir.
Mahrem en fazla iki kişi arasındadır.
Üç kişi kalabalıktır. Kural budur.
ABD bir yandan uzay çalışmalarını hızlandırmak, diğer yandan Sovyetler'in tehdidi altındaki ABD saflarındaki yönetimlere cesaret vermek zorundaydı. ABD Başkanı Dwight Eisenhower aynı yıl kendi adıyla anılan Eisenhower Doktrini'ni ilan ederek SSCB'ye karşı destek isteyen herkese askeri yardım vaat etti. Türkiye'nin elinde doğru dürüst silah kalmamıştı. 1958 yılında ABD'nin Kore Savaşı'ndan kalma ilk F-100 jet filosu Türkiye'ye gönderildi, bir de denizaltı.
Moskova'da Josef Stalin, elindeki en iyi casuslardan ikisinin, Brüksel'den Leopold Trepper'in, Tokyo'dan Richard Sorge'nin canlarını tehlikeye atarak gönderdikleri, Adolf Hitler'in 1939 Saldırmazlık Paktı'nı bozacağı istihbaratına aldırmıyordu bile. Tarihin en büyük askeri harekâtı'nın 4.5 milyon asker ile başlamasına daha bir ay vardı.
İstihbarat subayı Reinhard Gehlen Nazi iktidarı adına Doğu Avrupa, Orta Asya, Kafkaslar ve Ortadoğu bölgesinde müthiş bir casusluk ağı kurmuştu. İkinci Dünya Savaşı'nın son günlerinde komünizme karşı mücadeleye devam etmek adına ABD ordusuna teslim olup 4 bin civarında ajan, muhbir bağlantısı ve Sovyetler üzerine eşsiz istihbarat arşiviyle saf değiştirdi. CIA'in 1947'deki kuruluşun ardından bu bölgelerdeki ağı Gehlen örgütüne dayanıyordu.
Kim Philby 1947 Şubatı'nda İngiliz dış istihbaratı MI6 istasyon şefi olarak İstanbul'a geldi ve Boğaz'daki Münevver Ayaşlı yalısını kiraladı. Görevi MİT ile işbirliği içinde Gürcistan ve Ermenistan üzerinden Sovyetlere gizlice ajan sızdırmaktı. Ancak Philby aslında Sovyet istihbaratı KGB'nin casusuydu; gönderdiği ajanlar sınırı geçer geçmez öldürülüyordu.
Irak Kürtleri İran safında savaşa taraf olmuşlardı. Mesud Barzani'nin Kürdistan Demokratik Partisi (KTP) ve Celal Talabani'nin Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) peşmergeleri İran'ın "Zafer-7" harekâtına destek veriyorlardı. Bağdat bunun üzerine Türkiye ve İran sınırındaki Kürt bölgesine karşın Enfal Harekâtı'nı başlatmıştı. (Enfal, Kuran'daki 8. surenin adıdır. Bedir Savaşı'na atfen "savaş ganimeti" olarak tercüme edilebilir.) Kimyasal silah işte bu Enfal Harekâtı'nda yaygın olarak kullanılmıştı. En korkunç örneği ise Halepçe kasabasında sivil halka karşı zehirli gaz saldırısında görülmüştü. 16 Mart 1988'deki saldırıda, büyük kısmı Singapur, Hollanda, Almanya ve Hindistan'dan temin edilen hardal gazı, sarin, tabun gibi gazlar uçaklarla halkın üzerine atılmıştı. Bu saldırıda (BM rakamlarına göre) 3200 ila 5000 kişi öldürülmüş, 7000 ila 10000 kişi yaralanmıştı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Meraklısı için Entrikalar Kitabı
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
304
ISBN:
9786050946468
Yayınevi:
Doğan Kitap
“Sır tek kişiliktir. Mahrem iki kişi arasındadır. Üç kişi kalabalıktır. Kural budur.”

Karanlıklar Prensi, Çöl Kraliçesi, Çiçero... Bu isimler roman kahramanları değil... Casusluk romanlarına taş çıkartacak entrikaların ve maceraların gerçek kişileri. Türkiye’yi mesken tutan gizli servislerin kanlı hesaplaşmalarından KGB’nin atom bombası sırlarının çalınmasına, Kıbrıs’ta Türk ve Yunan derin devletlerinin çatışmasından 6-7 Eylül olaylarına, ASALA’dan 12 Eylül darbesinde ABD’nin rolüne ve günümüzde ülkeleri çöküşe götüren ekonomi operasyonlarına dek binbir suratlı casusların dünyanın kaderiyle oynadığı, hayret verici, nefes kesici ama hepsi rahatsız edecek denli gerçek öyküler.

Usta gazeteci Murat Yetkin, Meraklısı İçin Entrikalar Kitabı’nda uluslararası entrikaların ya hedefi ya sahnesi ya da aktörü olan Türkiye’den bakıp 10 olayın perde arkasını Ankara’nın siyaset ve diplomasi koridorlarında biriktirilen notlar ve belgelerle, şimdiye dek bir arada okumadığınız ayrıntılarla anlatıyor. Dünya siyasetini bu kez “Katil kim?” sorusunun cevaplanamadığı, okurun sonsuz bir merak duygusu ve bitmek bilmez zihin oyunlarıyla baş başa kaldığı bir casusluk romanı tadında okuyacaksınız.

“Sabah saat 10 sıralarıydı. Etrafta pek kimse yoktu.O sırada İtalyan Büyükelçiliği giriş kapısından 100 metre kadar aşağıda, Atatürk Bulvarı 114 numaradaki Alman Büyükelçiliği’nin kapısından çıkan iyi giyimli bir çift de bulvardan yukarı doğru yürümeye başlamış, karşıya geçmeye hazırlanıyordu. Taksi şoförünü savan paketli adam da büyükelçilik tarafına doğru karşıya geçmeye başlamıştı.Paketli adam çifte doğru yaklaşırken ortalık büyük bir patlamayla sarsıldı. Patlayan, adamın elindeki paketti; kendisi de paketle birlikte paramparça olmuştu. Kaldırımın karşısındaki çift, patlamanın şiddetiyle yere savruldu. Liberali yardımlarına koştu. Adamın kulağından kan sızıyordu. Yanındaki kadın, eşi olduğu sonradan anlaşılacaktı, sarsılmıştı ama yaralı değldi.”



(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 11 okur

  • Gülçin
  • Moiz Efendi
  • Arda Üstüner
  • Serkan Öztürk
  • mrtdgdvrn
  • Umutcan Dinç
  • Ceyhan
  • Sinan Tütüncüler
  • Berk Tunç
  • Ramazan Ö.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.3 (1)
9
%28.6 (2)
8
%57.1 (4)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0