Merhaba Akdeniz Bütün Eserleri 23

9,7/10  (3 Oy) · 
13 okunma  · 
3 beğeni  · 
804 gösterim
Merhaba Akdeniz'i, 1962 yılında yapılan ilk baskısına sadık kalarak Balıkçı'nın okurlarına sunuyoruz. mHer yazardan yalnız bir kere hikâye yayımlama prensibimizi Halikarnas Balıkçısı için bozuyor ve bundan gurur duyuyoruz.
-Short Story International-

Halikarnas Balıkçısı bana ne zaman rehberlik yapacak ise, Türkiye'ye o zaman gelmek isterim.
-Georges Pompidou, Fransa'nın Eski Devlet Başkanı-

Halikarnas Balıkçısı, çağdaş Homeros'tur.
-Ullo, Belçika'nın Eski Turizm Bakanı-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2014
  • Sayfa Sayısı:
    208
  • ISBN:
    9789752205277
  • Yayınevi:
    Bilgi Yayınevi
  • Kitabın Türü:

Anahtar Kelimeler: Halikarnas Balıkçısı, Merhaba Akdeniz, Mavi Anadolu, Antik Yunan, Antik Roma, Azra Erhat, Sabahattin Eyüboğlu, Bedri Rahmi, Öykü, Deniz, Mitoloji, Uygarlık.

Merhaba Akdeniz, Halikarnas Balıkçısı’nın 1962 yılında ilk defa Yeditepe Yayınları tarafından basılan, günümüzdeki telif hakları 2014 yılından itibaren Bilgi Yayınevi’nde olan öykü kitabıdır. Asıl adı Musa Cevat Şakir Kabaağaçlı olan yazar, Bodrum şehrinin antik çağlardaki ismini müstear olarak kullanıp eserlerini Halikarnas Balıkçısı adıyla yayınlar. “Modern çağın Homeros’u” olarak anılan ve daha çok Aganta Burina Burinata romanı ve Mavi Sürgün isimli otobiyografik anısı ile tanınan Balıkçı, eserlerinde özellikle Ege’yi, Akdeniz’i, balıkçıları işler. Aynı zamanda eserlerinde Anadolu efsanelerinden de yararlanır. Yaşadığı dönemde edebiyatın moda konusu olan güçsüzlerin zalimlerin zulmü altında ezilişini anlatmaz, güçsüz insanları güç yaşam şartları içinde anlatarak sosyal tenkitten uzaklaşır.

Asker kaçakları ile ilgili yazdığı bir öyküsü nedeniyle Bodrum’a, sürgüne gönderilen Balıkçı, Oxford’da aldığı Eski Çağ Tarihi eğitimi ve deniz tutkusunun da etkisiyle Akdeniz ve Ege medeniyetlerini benimseyerek Mavi Anadolu akımını ortaya atar. Bu akıma göre Akdeniz medeniyeti, Antik çağlardan beri süregelen bir Anadolu medeniyetidir ve bu medeniyetin varisi geçmişte Anadolu’da yaşamış ve bugün Anadolu’da yaşayan insanlardır. Ona göre, Yunan ve Roma medeniyeti olarak görülen kültürün temeli Anadolu’dur ve o, bu kültürün yalnızca Yunanlara ve Romalılara mal edilmesini karşı durur. Balıkçı’nın fikir sahibi olduğu bu düşünceye göre Anadolu, kültürlerin çekirdeğidir ve Antik Yunan ile Roma medeniyeti, Anadolu uygarlığının öncüsü değil, onlarca Anadolu uygarlığından biridir. Göçlerin tarih içinde daima doğudan batıya olduğunu söyleyen Balıkçı, Yunan ve Roma mitolojisinin doğudaki Anadolu’dan Batı’daki Yunanistan ve Roma’ya insanların hafızalarında taşındığını söyler. Yani Zeus yalnızca Yunan mitolojisinin değil tüm Anadolu halklarının ortak tanrısıdır. Balıkçı bu fikirlerine denemelerinde bol bol yer verir ve bu fikirlerini açımlar. Halikarnas Balıkçısı’nın yanında Azra Erhat, Sabahattin Eyüboğlu ve Bedri Rahmi gibi isimler de Mavi Anadoluculuk akımını benimser.

Öykü incelemek de şiir incelemek gibi zaman, emek, uzun ve detaylı bir çalışma ister. Çünkü öyküler de az, öz ve derinliği olan metinlerdir. Her öykü ve her şiir başlı başına bir inceleme konusudur. Dolayısıyla 32 öykü içeren bir kitabı incelemek de kitap hakkında genel ve kapsayıcı bilgiler vermek mahiyetinde olur.

Akdeniz medeniyetini bağrında taşıyan Balıkçı, Merhaba Akdeniz’de “Mavi Sürgün” olarak andığı denizin ve deniz insanlarının çevresinde gelişen öykülerine yer verir. Olaydan ve kişilerden çok denizin öne çıktığı öykülerde Balıkçı, deniz tutkusundan gelen derin betimlemelere engel olamaz, coştukça coşar. Balıkçı’nın okuyucunun gözünde olanca mavisi ve yeşiliyle pastoral bir tablo çizen yapmacıktan uzak güçlü ve sıra dışı tasvirleri, balıkçı ve gemici terimleriyle zenginleştirdiği şiirsel bir dili, engin bir tarih ve mitoloji bilgisi vardır. Öyle ki, bazı öykülerinde mitolojik hikâyeleri de kurguya katmış, bu hikâyeleri yeniden yazmıştır. Onun karakterleri denizde Afrodit’i, deniz kızlarını gören, onlara âşık olan karakterlerdir. Öykü karakterlerine adım adım gezdirdiği Antik kalıntılarda Antik dönemin olaylarını yeniden sahneler.

Merhaba Akdeniz’de yer alan öyküler, umudunu denizden çıkardıkları yosun kokulu ağlarda arayan sıradan, denizin şefkatine muhtaç, denize rağmen var olmaya çalışan yoksul ve deniz tutkunu küçük insanları ve onların öykülerini anlatır. Bu öykülerin mekânları asla bir şehir değildir, bütün öyküler denizde, deniz kıyısında, balıkçı kahvelerinde, kayıkta, flokada, gemide, vapurda… geçer.

Bu kadar deniz tutkunu başka kim vardır ki diye düşünenin aklına hemen Sait Faik gelir. Son Kuşlar ve Merhaba Akdeniz, kola kola girmiş, kafa kafaya vermiş ne naif, ne içten ve ne tutkulu anlatır denizi ve deniz insanlarını.

Aganta Burina Burinata!

Gün olur, alır başımı giderim,
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda.
Şu ada senin, bu ada benim,
Yelkovan kuşlarının peşi sıra. [Orhan Veli]

https://youtu.be/HMMhJq3tteo