Meşakk-ı Hayat

·
Okunma
·
Beğeni
·
508
Gösterim
Adı:
Meşakk-ı Hayat
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
50
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051003283
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Anonim Yayınları
Baskılar:
Meşakk-ı Hayat
Meşakk-ı Hayat
Bazı zaman ayaklar bir çimene gömülür, bazı zaman da kum yığınına batar. Uzakta birer hayal gibi görünen ağaçlar, kırsalın değişmez bekçileri gibi görünürler. Gecikmiş bir yolcunun yorgunluğunu gidermek için attığı coşkun çığlık, garip ama hüzünlü ezgilerle birleşerek çevreye yayılır. Ara sıra duyulan çan sesleri, kulaklarda korkunç çınlamalar yaratır. Ta denizin ortalarında, hemen sönecek gibi gelen bir ışık, yaşam mücadelesinin acılarını anlatır. Bunların hepsi, ruhta duygulanım, düşüncede hızlı bir akış yaratarak gece hayatının ıssızlığını, ürkünçlüğünü doğal bir biçimde göz önünde canlandırır.
50 syf.
·1 günde·6/10
Neresinden tutsanız ders veren bir kitap.Her okuyucu farklı bakış açısından okuyabilir hikayeyi.50 sayfada çok ders çıkarılabileceği gibi çok eleştiri de alabilir.Bakış açısı değiştikçe eleştiri artabilir hele de günümüz düşünce yapısı ile yorumlamaya kalkılırsa.Tabiki bunun tarihsel empati açısından yanlış olduğu bilinse de bazı okuyucular zaman zaman bu gaflete düşüyor.

Konusundan ipucu vermeden bahsetmek gerekirse kişileri sadece dış görünüşüyle tanımlayan bir kadın ve onu her şeyi ile tutkuyla seven,kendini ona taparcasına adayan ama hastalık dolayısıyla çirkin bir yüzü olan adamın mutsuz evliliklerini anlatıyor.

Ana fikir olarak insanları sadece dış görünüşleriyle etiketlemenin yanlış olduğu karakterin daha önemli olduğunu söylenebilir.
50 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Eserde, İstanbul'a yakın kırsal bir bölgede geçen, ayrılıkla sonuçlanan bir akraba evliliği hikayesi anlatılıyor. Yazar eserin neredeyse yarısından fazlasını karakterlere isim vermeden 'Adam, Kadın, Yaşlı Kadın' gibi isimlendirmelerle anlatıyor.

Yüzünde çocukken geçirdiği çiçek hastalığının kalıcı izlerini taşıyan, bu sebeple evliliği boyunca sürekli bir üzüntü ve iç hesaplaşma yaşayan 'Adam'ın ruh hali, düşünceleri etkileyici bir şekilde anlatılıyor. 'Kadın'ın yani Firdevs'in ise ayrılık sürecindeki çaresizliği, her gittiği yerde kendini sığıntı hissetmesi gibi zor durumlarına dikkat çekiliyor. Yazar, 'Adam'ın çirkinliğine, sevgi dolu yüreğine karşın, Firdevs'i çok güzel ve kendini beğenmiş bir karakter olarak anlatıyor. Ahmet Rasim esasen, anlattığı bu kısa hikayenin özünde evliliğin, sevginin önemine dikkat çekiyor.

'Adam'ın sevgisini, yüreğinin güzelliğini anlamayan ve onun çirkinliğini bahane ederek terkeden, kendini beğenmiş Firdevs'e ise en güzel cevabı; yine çocukken geçirdiği çiçek hastalığı sebebiyle gözlerini kaybetmiş ve karısı tarafından terkedilmiş 'Aşık Veysel Baba' veriyor:

Güzelliğin on par'etmez
Bu bendeki aşk olmasa
Eğlenecek yer bulaman
Gönlümdeki köşk olmasa...

İyi okumalar...
50 syf.
·Beğendi·6/10
Kısa, sıkmayan, güzel ve trajik bir öykü.
İnsan okurken aslında çok önceden beri güzelliğin iç-dış çatışmasını ve bunun kaynak geçmişini de fark ediyor.
Okurken insanı sıkmayacak ve iddaa ediyorum fikirlerinizi de değiştirecek bir eserdi. Çok kısa olmasına rağmen beni çok etkileyen bir eser oldu ..
50 syf.
·1 günde·Beğendi·4/10
Kısa bir kitap, uzun bir öykü... Hep söylerim: kızlar, ekonomik özgürlüğünü elde etmeden evlenmemeli... Yoksa bu öyküdeki (yazar, roman diyor) kız gibi perişan olurlar... Kitabın sonuna (yazarın en meşhur eserinden) Şehir Mektupları'ndan birkaç yazı eklenmiş... Yazılar güzeldi ama bu tür eklentileri yersiz bulurum ben. Kitap, kısaysa bırakın kısa kalsın. Alâkasız yazıları alâkasız kitaplara koyarak, sayfa sayısını artırmaya çalışmak eskimiş bir yayıncı marifetidir sanırım.
50 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Önemli olan yüz güzelliği midir yoksa ruh güzelliğimi ?
Her gün eve sarhoş gelip eziyet eden bir koca mı iyidir yoksa sen onun yüzünü çirkin buluyorsun diye aşkını kalbine gömüp seni özgür bırakan bir koca mı.
Terk edilişin ardından gittiği hiç bir yerde sığınamayan hamile bir kadın
Onu hayatı boyunca sevip ,öldüğünde mağdur olmasın diye evsiz bırakmayan bir koca
Kısa ama güzel bir kitaptı
Hayat bir nevi insanın kendi kendisiyle yaşadığı bir mücadeleden başka bir şey değildir.
Ahmet Rasim
Sayfa 34 - Kent Yayıncılık
İnsan yaşam mücadelesinin ne derece zorlu olduğunu idrak ettiği anda, hislerini etkileyen olayları tekrar düşünmeli, muhasebe etmeli, yoksa hatalardan ders çıkarmayan her zaman yanılır. Gerçek anlamda yaşamak bedensel ve ruhsal olarak bir şeyler yaşamaktır. Hayatı orada keşfetmek gerek.
Ahmet Rasim
Sayfa 28 - Kent Yayıncılık
Her nefesin kaçınılmaz bir gereksinim olduğu bilindiğine göre, düşünme gücüne gelen her fikrin de ondan daha şiddetli bir gereksinime dayandığına inanılmalıdır. İşte insanın manevi yapısı bu temel üzerinde kurulur.
Ahmet Rasim
Sayfa 28 - Kent Yayıncılık
Ancak, insan benlikle ilgili mücadelede üstün gelebilir mi ? Hayat düzgün bir çizgide ilerlemiyor ki gelecekte olacakları kestirmek kolay olsun.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Meşakk-ı Hayat
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
50
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051003283
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Anonim Yayınları
Baskılar:
Meşakk-ı Hayat
Meşakk-ı Hayat
Bazı zaman ayaklar bir çimene gömülür, bazı zaman da kum yığınına batar. Uzakta birer hayal gibi görünen ağaçlar, kırsalın değişmez bekçileri gibi görünürler. Gecikmiş bir yolcunun yorgunluğunu gidermek için attığı coşkun çığlık, garip ama hüzünlü ezgilerle birleşerek çevreye yayılır. Ara sıra duyulan çan sesleri, kulaklarda korkunç çınlamalar yaratır. Ta denizin ortalarında, hemen sönecek gibi gelen bir ışık, yaşam mücadelesinin acılarını anlatır. Bunların hepsi, ruhta duygulanım, düşüncede hızlı bir akış yaratarak gece hayatının ıssızlığını, ürkünçlüğünü doğal bir biçimde göz önünde canlandırır.

Kitabı okuyanlar 34 okur

  • Fizikçinin Biri

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0